Pi Günü (Pi In The Life)

0

Pi In The Life /3.14

Pi sayısı, yani bir dairenin çevresinin çapına olan oranı, bir diğer deyişle 3,14 olarak bildiğimiz çoğu zaman ”3 alsak olur mu hocam? ” dediğimiz aslında peşinde sonsuz basamak dizisi bulunan eşsiz sayı. Aynı zamanda Yunan alfabesinin 16. harfi, aslında Yunanca çevre anlamına gelen περίμετρον (perimetier) kelimesinin ilk harfidir. Bu sayıyla ilgili bilinen ilk araştırmalar Arşimet tarafından yapılmıştır. Aynı zamanda Leonard Euler yayınladığı bir eserinde, dairenin çevresinin çapına oranı söz konusu olduğuna bu sembolü kullanmıştır. Peki ne işe yarıyor bu pi!

Astrofizikçi Umut Yıldız’ın da açıkladığı gibi, daha önceden yüzlerce ötegezegen keşfeden Kepler teleskobunun keşfettiği bu gezegenlerin büyüklüğünü hesaplayabileceğiz yahut bu Mayıs ayının 5. gününde Mars’a fırlatılacak olan In Sight Lander adlı uzay aracı Kasım ayında Mars’a iniş yaptığında biz pi sayısını kullanarak Mars’taki depremlerin konumunu hesaplayabileceğiz.  Sevgili NASA’da pi sayısını öğrencilerin daha çok kullanabilmesi onunla sorular çözebilmesi için beş yıldır, her 14 Martta “Pi In The Sky” etkinliği çerçevesinde sorular soruyor. Bu yılki beş soruyu görmek için tıklayın.

Gel gelelim tarihteki pinin izlerine. Venn şemasıyla tanıdığımız, Jonh Venn ise pi saysının rakamlarını pusula olarak görmüş, her bir sayıyla rota çıkarmış ve haritasını çizmiş ancak tekrar eden yahut belli bir düzlemde ilerleyen bir sonuca ulaşamamıştır. Öyle eşsiz ve bir o kadar da şaşırtıcı bir say olması insanların etkisini üzerinden hiç eksiltmemiş, öyle ki onun gibi devam eden “fi” ve “e” sayısını bile geride bırakmış dikkatleri hep üzerinde toplamıştır.

 

 


Örneğin Martin Krzywinski bu sayıyı renklerle eşleştirip ortaya böyle bir sanat eseri  çıkarmış.

Burada her renk bir sayıya denk geliyor mesela  sarı 4, kırmızı 1 gibi.


Yine renkleri kullanarak yaptığı bir başka çalışmasında ise merkezden dışa doğru dizdiği renklerle tam bir daireyi oluşturmuş.


CristianVasile ise 0 ile 10 arasındaki rakamları bir dairenin etrafına dizmiş ve devam eden sayılara göre birer çizgi çekmiş. Örneği 3’den 1’e daha sonra 4’e gibi ve bu görüntüyü ortaya koymuş.


Müzisyenlerde bunu enstrümanlara uyarlayarak böyle bir çalışmaya imza atmışlar.


Fark edildiği üzere pi sayısında kendini tekrar eden hiçbir nokta yok. Sürekli ve değişen formu onu aslında daha da gizemli kılmış diyebiliriz. Belki de sonlu hayatlarımızda sonsuz bir varlığı nereye koyacağımızı, onunla nasıl baş edeceğimizi bilememiş de olabiliriz. İllaki sonunu bulmak, onu sıradanlaştıracak bir nokta bulabilmek için yıllarca çalışmışız. Öyle ki bilim insanları pi sayısının ilk bin basamağını bulmak için yaklaşık 10 yıl kadar çalışmışlar. Pes dedirten bu çabayı anlamlandırmak çokta zor değil doğrusu. Böylece sonsuza bilinmeze devam eden bu şifreyi çözebilme tutkusu…

İlk elektrikli bilgisayar olarak kabul edilen ENIAC 1949 yılında yüreklere bir su serperek tam 70 saatte pi sayısının 2037 basamağını hesaplamış. Şimdi ise, 2016 yılında 13,3 trilyon basamağı hesaplanmış durumda.

Zaman geçtikçe insanlar bu sayıyı ezberlemeye hatta ve hatta pi sayısının ilk bin, yüz bin rakamını ezberleyenler kulübü gibi kurumlar dahi kurmaya başlamışlar. Pi sayısını ezberleyenler sıralaması bile var. Bunlardan en bilineni Akira Haraguchi. Bay Haraguchi pi sayısının 100 bin rakamını 16,5 saatte ezbere söylemiş ancak kayda alan birisi olmadığı için geçerli sayılmamış. Bu konudaki kayıtlara geçen rekor 70030 basamağı ezberlemeye ait. Ülkemizden de Lamia Sarıpınarlı 1050 basamakla pi sayısını ezberleyenler listesinin 107. sırasında.

Nasıl ezberlenir bunca sayı diye düşünüyorsunuz şimdi. Elbette bununda bir yöntemi var hatta adı da Piphilology. Üzerine kitaplar dahi yazılan pi sayısını ezberleme yöntemlerinden biri de kelimelerdeki harf sayısını pi sayısındaki rakamlara göre ayarlayıp ezberlemek. Örneğin bu konu hakkında yazılan kitabın başlığı “NOT A WAKE” 3, 1, 4. Bu işle ilgilenenler olayı bambaşka bir boyuta sürükleyip şiirlere şifrelemişler bunu da yaparken İngilizce şiir anlamındaki “poem” sözcüğünü pi ile birleştirip “piem” bile demişler.

İnsanlar böylesine delice sırrını öğrenip, ezberlemeye çalıştığı sayıya daha yakından bakalım. 3,14159265358973238462643383279502884197169… diye devam eden bu sayıda benim yazdığım sadece başlangıç, öyle ki bunu bir alıntıyla size açıklama istiyorum. Pi sayısı Person Of Interst filminde şöyle tanımlanmaktadır.

İşte pi sayısı ve işte içinde kâinattaki bilinmezlik dolu şifre. Hayatlarımızı tesadüften ibaretmişçesine dizilen sayıların içinden tutup çıkarmak; onda, evrendeki yıldızlar nasıl bizden bir parçaysa öyle bir parça, bizden bir şeyler bulmak hem delice hem de düzen dolu. Bilmediğimiz ve bizden habersiz öylece sıralanan sayılar, içlerinde ilklerimizi ve sonlarımızı hatta yinelerimizi bulduğumuz birtakım tarihler, saatler, şifreler, çözümler dolu. Baktıkça içine çeken bazılarının deyimiyle ezberledikçe rahatlatan “karmaşık” anlam dizisi bir nevi. İsterseniz pi sayısındaki sizin için önemli tarihleri, saatleri yahut telefon numaranızı dahi bulan bir site kurulmuş. Bu linke tıklayarak  bu sonsuz havuzdaki anılarınızı tutup çıkarmanız mümkün.

Bu konuyla ilgili en güzel çalışmaları Barış Özcan’ın youtube kanalında bulabilirsiniz. Ben de onun alıntısıyla bitiriyorum pinin hikayesini.

Carl Sagan’ın Mesaj romanı şu ifadelerle biter “Daire evrenin bir amaçla yapıldığını söylüyordu. Hangi galakside olursan ol, bir dairenin çevresini çapıyla böler de yeteri kadar hassasiyetle ölçersen bir mucizeyle karşılaşırsın — desimal noktanın kilometrelerce ötesine çizilmiş yeni bir daire. Daha ilerde daha dolu mesajlar olacaktı. Neye benzediğin, neden yapıldığın ya da nereden geldiğin önemli değildi. Bu evrende yaşıyorsan ve matematik için az bir yeteneğin varsa er geç bulacaktın bunu. O buradaydı şimdiden. Her şeyin içindeydi. Onu bulmak için gezegeninden uzaklaşmana gerek yoktu. Uzayın dokusunda ve maddenin içinde, büyük bir sanat eserinde olduğu gibi, küçük harflerle ressamın imzası vardır. İnsanların, tanrıların ve şeytanların üzerinde, Bekçileri ve Tünel yapımcılarını da içine alan ve evrenden çok önce var olan bir zekâ vardır.”

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here