Peyami Safa Hayatı ve Eserleri

0

BİR PEYAMİ SAFA GEÇTİ BU DÜNYADAN


2 Nisan 1889 doğumlu Server Bedi lakaplı; Türk yazar ve gazeteci olan Peyami Safa Türk Edebiyatı ve yazın dünyasına çok önemli eserler kazandırmıştır. Üstelik bazı eserleri sadece yazı da kalmayıp; TV ve sinema dünyasına uyarlanmıştır.

A) HAYATI

Peyami SAFA, 2 Nisan 1899’da, İstanbul Gedikpaşa’da Şair İsmail Safa ve Server Bedia Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi. Ona bu ismi Tevfik FİKRET verdi. Babası İsmail Bey; II. Abdülmamid’e muhalif olan isimler arasındaydı ve Peyami Safa henüz daha 2 yaşındayken Sivas’a sürgüne yollandı ve İsmail Bey Sivas’ta sürgünde iken öldü. Bu ani ve erken ölüm küçük Peyami ve ailesini zorlayacaktı.

– EĞİTİM HAYATI
Peyami Safa okula başladı ancak 8-9 yaşlarında iken amansız bir hastalığa tutuldu: Doktorlar sağ kolunda kemik veremi teşhisi koydu. Hastalığı okul hayatını da etkilemişti. Bu durumda artık okula gidemezdi. Küçücük yaşta hastane koridorları, ilaçlar ve doktorlara esir olmuştu Peyami. Oysaki o hiçbir acıyı yadsımadı. Vakti geldiğinde yaşadıklarını “ Hariciye Koğuşu” adlı kitabında kaleme dökecekti.
Aradan vakitler geçti ve Peyami Safa artık hastalığın pençesinden sıyrılmaya başlamıştı ve liseye başlayarak eğitimine devam etmeye çalıştı. 1910’da Fatih’teki Vefa İdadisi’ nde lise eğitimi gördü. Burada pek çok şair ve yazar arkadaşı da eğitim görüyordu. Babasından kalan bir miras misali artık edebiyat onun da kanında dolaşmaya başladı. Ancak nükseden hastalığı ve geçim sıkıntıları sebebiyle eğitimine devam edemedi. Lise eğitimini yarıda kesse de içindeki edebiyat ilgisi kurumadı. Lise yıllarına döndüğümüzde; ilk eserlerini vermeye başlamıştı. İlk hikaye denemesine de “Piyano Muallimesi” adını vermişti. İlk roman denemesi de “Eski Dost” oldu.
Zor şartları ve geçim sıkıntısını kabullenmişti; bir yandan Edebiyatla uğraşıp bir yandan ev geçindirmeye çalışan Peyami Safa; sadece Edebiyata değil bir çok alana ilgi duyuyordu; psikoloji, tıp, tiyatro… hatta Darülbedayi sınavlarına dahi girdi. Ancak zor geçim şartları sebebiyle eğitimini yine yarıda bırakmak zorunda kalmıştı.

-EDEBİYAT DÜNYASINDA BİR SERVER BEDİ ve İŞ HAYATI
Annesine yardımcı olabilmek adına I. Dünya Savaşı zamanlarında Posta ve Telgraf Nezareti’nde çalışmaya başladı. 1917’de Boğaziçi’ndeki Rehber-i İttihad Mektebi’ne öğretmen olarak görevlendirildi. 1918’de de bir süre için Duyun-u Umumiye İdaresi’nde çalıştı. Kısa bir süre sonra öğretmenlik görevinden ayrıldı ve abisi ile birlikte “Yirminci Asır” gazetesini çıkardılar. Peyami gazeteye ‘’Asrın Hikayeleri’’ başlığını verip yazdığı hikayelerle tüm dikkatleri üzerinde toplamaya başlamıştı. 1919 da ilk kalem kavgasını Cenap Şahabettin’le yaptı; ardından Ahmet Haşim’le de bunun benzeri bir tartışma yaşadı. Alemdar gazetesinin düzenlediği bir hikaye yarışmasında derece kazandı ve artık alanında ünlenmiş bir çok yazar tarafından destekleniyordu. Hem yazmaya hem de gazeteciliğe devam eden Peyami Safa; Yirminci Asır gazetesi kapandıktan sonra Tercüman-ı Hakikat, Tasvir-i Efkar, Cumhuriyetin ilanından sonra da Son Telgraf, Son Saat ve Son Pasta gibi yerlerde gazeteciliğe devam etti.

Hayatın ona getirdiği zor şartlar sebebiyle hem ruhunu hem bedenini büyüttü. İlk romanı olan ı okuyucusunun beğenisine sundu. 1924’e gelindiğinde “Mahşer, Bir Akşamdı, Sürgünlerin Gölgesinde ve İstanbul Hikâyeleri” adlarını verdiği eserlerini de yayımladı.
Birçok gazete ve dergide yer aldıktan sonra zor şartlar altında da olsa geçimini devam ettiren Peyami Safa nın hayatında sürekli bir değişiklik oluyordu ancak artık en büyük değişiklik için vakit gelmişti artık bir yuva kurma vaktiydi. 1938’de hayatına bir yenilik getirdi ve Nebahat Erinç ile evlendi.

-ÖMRÜNÜN SON DEMLERİ
27 Mayıs ta yaşanan Darbe dönemi Peyami Safa nın da hayatını derinden etkiledi. Adnan Menderes ile yakın bir dostluk ilişkisi olan Peyami Safa’nın, ilk önce Türk Dil Kurumu ve Türk Edebiyatçılar Birliği’nden adı silindi. Bundan sonra Peyami Safa da kendi çıkardığı ‘’Türk Düşüncesi’’ dergisine ara verdi ve ‘’Havadis’’ gazetesinin kadrosuna katıldı. Ancak yine de içindeki Edebiyat tutkusuna yenik düştü ve yazmaya devam etti. Lakin son yaşanan olaylar karalama kampanyaları onu günden güne yormaya başlamıştı. Ve en son olarak Erzincan’da yedek subay öğretmen olarak görev yapan oğlu İsmail Merve’nin ölüm acısı eklendi. İşte bu acıya daha fazla dayanamadı Peyami Safa nın yüreği. Oğlunun vefatından 4 ay sonra beyin kanaması geçirerek hayata gözlerini yumdu. 17 Haziran 1961’de Şişli Camii’nde cenaze namazı kılındıktan sonra Edirnekapı Şehitliği’nde karısı ve oğlunun yanına toprağa verildi. Yani çok uzun sürmedi….

B) ESERLERİ NELERDİR?
Ders Kitapları
Büyük Mektup Numuneleri – Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe – Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat – Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi – Dil Bilgisi – Fransız Grameri
Türk Grameri – Türkçe İzahlı Fransız Grameri – Yeni Talebe Mektupları

Roman

• Atilla
• Bir Akşamdı
• Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü
• Bir Tereddüdün Romanı
• Biz İnsanlar
• Canan
• Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
• Fatih-Harbiye
• Gençliğimiz
• Mahşer
• Matmazel Noralya’nın Koltuğu
• Sözde Kızlar
• Süngülerin Gölgesinde
• Şimşek
• Yalnızız

Oyun
• Gün Doğuyor

Öykü
• Hikayeler (Halil Açıkgöz derlemesi)

İnceleme-Deneme
• 20. Asır – Avrupa ve Biz
• Büyük Avrupa Anketi
• Din-İnkılâp-İrtica
• Doğu-Batı Sentezi
• Eğitim-Gençlik-Üniversite
• Felsefî Buhran
• Kadın--Aile
• Mahutlar
• Millet ve İnsan
• Mistisizm
• Nasyonalizm
• Osmanlıca-Türkçe-Uydurmaca
• Sanat-Edebiyat-Tenkid
• Sosyalizm
• Sosyalizm-Marksizim-Komünizm
• Türk İnkılâbına Bakışlar
• Yazarlar-Sanatçılar-Meşhurlar

C) Nazım Hikmet – Peyami Safa ve RESİMLİ AY
Cumhuriyet gazetesinde yazdığı sıralarda af kanunu çıktı Nazım Hikmet bu olaylar yaşanırken yurt dışındaydı ve bu kanundan yararlanmak adına Türkiye’ ye döndü. Ardından da tutuklandı. Nazım’ın tutuksuz yargılanabilmesi için bir şiir yazan Peyami Safa; şiirin altına attığı imzanın gazetenin görüşlerini yansıtmadığı için gazete tarafından verilmiş bir kararla görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Peyami Safa; Cumhuriyet gazetesinden ayrıldıktan sonra Sabiha Sertel ve Zekeriya Sertel tarafından çıkarılan Resimli Ay dergisi dönemine geçti. Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Cevat Şakir Kabaağaçlı ve Vala Nureddin gibi yazarlar da Resimli Ay’ ın önde gelen yazarlarıydı. Ancak içlerinden biri var ki… yolları ileride tekrar kesişecek. Kim mi? Nazım… Aralarında tam anlamıyla bir dostluk kuran bu ikili Hareket’’ dergisinde birlikte görev aldı. Aralarında ki ilişki öyle kuvvetli bir hal aldı ki; Dokuzuncu hariciye Koğuşu adlı eserini Peyami Safa, Nazım’a ithaf etti ancak aralarındaki bu güzel dostluk bir süre sonra siyasi ideolojilere kurban gitti. İkili arasında adeta bir soğuk savaş başladı. Bu soğukluk ikilinin yazılarına da etki etti. Bir süre sonra ise Resimli Ay dergisi kapatıldı.

D) EN ÇOK BİLİNEN ESERLERİ

• DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU

Roman kahramanı 15 yaşına yeni girmiş bir çocuktur. Yedi yaşından beri bacağında kemik hastalığı vardır, iyileşmek için gitmediği , hastane kalmaz. En sonunda 9. Hariciye Koğuşu‘nda kemik veremi teşhisi konur. Kendine iyi bakarsa zamanla iyileşebileceği, aksi takdirde bacağının ameliyat edileceği hatta kesileceği söylenir. Anasından başka kimsesi olmayan çocuğa Paşa acır ve onu Erenköy’deki köşküne alır. Hasta çocuk, burada akrabası olan Paşa’nın kızı Nüzhet’e aşık olur ve bu sevgisi karşılıksız kalmaz. Ancak Nüzhet’in bir doktorla evlendirileceğini öğrenince bunalıma girer. Düzelmeye başlayan ayağı kötüleşince ameliyat edilir ve kesilmeden iyileştirilir.

• FATİH – HARBİYE
İstanbul’da konservatuar öğrencisi olan Neriman ve Şinasi, birbirlerini senelerdir seven 2 gençtir. Neriman’ın babası Faiz Bey, Osmanlı geleneklerine saygılı ve ud çalmayı iyi bilen Şinasi’nin, kızıyla evlenmesine izin verse de Neriman kendisini Batı hayranlığına kaptırmış ve evlerinin bulunduğu Fatih semtini ve orada sessiz, Müslüman hayatını beğenmemeye; Fatih-Harbiye tramvayına binerek gidip geldiği Beyoğlu’ndaki aldatıcı hayata imrenmeye başlamıştır. Konservatuara bir süre devam edip ayrılan Neriman, Macit adında züppe bir gençle buluşmaya başlamıştır. Şinasi ve Faiz Bey Neriman’daki değişimin farkındadırlar ve buna çok üzülürler. Roman, bir süre bocalamadan sonra Neriman’ın Şinasi’ye dönmesi ve onunla evlenmesiyle sona erer.

• SÖZDE KIZLAR

Mütareke döneminin bunalımlı günlerinde, babasını aramak amacıyla İstanbul’a gelen bir genç kızın İstanbul sosyetesinin savaştan bile yıkıcı, tefessüh etmiş hayatlarına şahadeti… Bir yanda yalnızlığın çaresizliği, diğer yanda içerisinde kalınan muhitin kendisine tesir etmeye çalışan ahlakî çöküntüsüyle verilen mücadele. Sözde Kızlar, bir uçurumdan diğerine yuvarlanan sözde kızların olduğu kadar tahakküm ve hilelerin yok edemediği cevherin romanıdır.

Havva Nur Akı

Havva Nur Akı

☺ Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve kaktüsleri çok seven Makine Mühendisi Adayı🌵🌵🌵
Havva Nur Akı

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here