Pakistanlı Düşünür ve Şair ”Muhammed İkbal”

0

Muhammed İkbal Kimdir?

Muhammed İkbal Pakistan’ın Pencar eyaletine bağlı Siyalkut kentinde, İslam’ın 17 yüzyılda kabul etmiş bir soydan gelen Keşmir asıllı ve orta halli bir Brehmen ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Nur Muhammed, küçük çapta ticaretle uğraşan bir esnaf olmasına rağmen etrafına topladığı aydın kişilerle ilmi ve felsefi meseleler üzerinde konuşup tartışmayı sevdiği için çevrede “Okumamış ” diye tanınan zeki ve dindar bir insandır. Babasını en büyük isteği oğlunun Kuran-ı Kerim’i en güzel şekilde öğrenmesiydi.

Muhammed İkbal’in Eğitim hayatı

İkbal daha çocuk yaşta iken Kuran aşkı ile tutuşmuş ve babasının isteğiyle önce Kur’an kursuna daha sonra da ilk okulu bitirmiştir. Daha sonra İngilizce öğretim veren Scoth Mission School (İskoçya Misyon Lisesi)’dan mezun oldu. Aynı lisenin devamı niteliğinde olan İskoçya Misyon Yüksekokulu’nda yükseköğretime başladı. Klasik eğitimi de terk etmeyen İkbal Mevlana Mir Hasan’dan Arapça ve Farsça dersleri aldı. İkbal yükseköğrenimini sürdürmek üzere Gaznelilerden beri kültür merkezlerinden biri olan tarihi Lahor’a gider. Burada Devlet Yüksekokulu’na girer ve iki yıl sonra büyük bir başarıyla lisans öğrenimini de tamamlayarak önemli bir burs kazanır. Arapça ve İngilizceyi birincilikle bitirdiği için de madalyalarla ödüllendirildi.

Şiir Tutkunu İkbal

Şiire olan tutkusu nedeniyle Lahora’da şair olarak şöhreti yayılmaya başlar İkbalin. Ancak ona asıl şöhretin kapısını açan İslam’ı Koruma derneği ve Keşmirli Müslümanlar Derneği’nin yıllık toplantılarından birinde okuduğu ve bütün dinleyicileri ağlatmış olduğu Nale-i Yetim adlı şiiri olmuştur.

Batıya yolculuk

İkbal, 1905 yılında batı ilimlerinden de faydalanmak üzere Londra’ya gider ve Üniversitesi’ne kaydolur. Şiirlerine burada da devam ederken, aynı zamanda batının ilmiyle farklı bakış açıları kazanmaya başlar. Ancak rahatsız olduğu bir durum vardır, o da batı medeniyetinin Şark toplumlarından çok farklı olması ve Allah’ın muhabbeti ve sevgisinden çok uzakta olmasıdır. Batı ile Doğu arasındaki kapatılması neredeyse imkansız olan uçurumu gören İkbal, batının rahatlık ve kolaylık içinde yaşarken günden güne bu hallerin onları çöküntüye sürüklediğini gördükten sonra, Doğu’nun içinde yaşadığı zorluklara rağmen hala sahip oldukları iman ve aşktan her daim umutludur. İslam’ın buyruklarından ayrılmadan gönüllere ulaşan edebi kişiliğini bu yönde sergilemiş ve böylece Doğu toplumu üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Cambridge Üniversitesi’nde üç sene buyunca ilim görüp İktisat ve Felsefe bölümünden yüksek lisansını da tamamladıktan sonra doktora diplomasını alır.

Bu müddet zarfında sürekli olarak İslami mevzularda konferanslar verir ve bu konferanslar İngiliz toplantılarında İkbal’e parlak bir ün kazandırır. Kısa bir süre için Londra Üniversitesi’nde Arap Edebiyatı hocalığı yaptıktan sonra 1907 yılı sonlarına doğru Almanya’ya Münih Üniversitesi’ne felsefe doktorası için gider 1908 yılında doktorasını tamamlayan İkbal, bu üniversitedeki hocası Fridrich Hommel’in rehberliğinde yazdığı “İran’da metafiziğin gelişimi” adlı doktora tezini İngilizce olarak yayınlar. Tekrar Londra’ya giden İlkbal hukuk ilminin en son sınavını kazanarak Londra’daki Siyaset ve İktisat bölümüne girer. Bu iki ilimden de yüksek lisans yaparak Pakistan’a döner. Pakistan’a dönerken bir an önce çalışmaya başlamak ister. İlk önce avukatlık yapar ancak bu onu tatmin etmez, onun derdi İslam ümmeti ve Hazreti Muhammed’in davasına sahip çıkmaktır. 1911-12’li yıllarda Lahora’da yapılan açık hava toplantılarına katılır, ülkenin bağımsızlığı ve İslam’ın hak davası için Müslümanlara çağrıda bulunur ve konferanslar verir.

Muhammed İkbal’in Siyaset Hayatı

Başlarda politikadan uzak duran İkbal arkadaşlarının ısrarı üzerine Pencar Meclis üyeliğine seçilip halka siyasal alanda hizmet etmeye arazi olur. 23 Kasım 1926’da ki seçim kampanyası sonucunda kuvvetli rakibini oy çokluğu ile eleyerek eyalet meclisine üye olur. Müslümanların temsilcisi olma şuuru ile meclise hep bu yönden yasa ve karar tasarılarını sunar. Hindistan’ın İngiliz sömürgesinden kurtulması için çaba gösteren İkbal, Pakistan’ın bağımsızlığını kazanmasında da büyük rol oynamıştır.

Muhammed İkbal’İn Vefatı
1934 yılında yakalandı gırtlak kanseri nedeniyle sesi çok zayıf çıkar. Daha sonra gözleri de iyice göremez hale gelen İkbal, maddi problemler yaşamaya başlar. Bu süre içerisinde iyice çöker. Ancak dili şiir söylemeye devam eder. Son günlerinde bile kitaplar ve makaleler yazmayı sürdürür. Dostları, ziyaretçileri ve hastalığından ötürü bakmaya gelenlerle görüşür, onlarla İslami hususlarda sohbetlerine devam eder. 21 Nisan 1938 sabahı güneş daha şafakta belirmeden evvel dünyaya gözlerini yumar. Emektar hizmetçisinin kucağında son nefesini vermeden önce, “Mümin kişinin en büyük özelliğini sana söyleyeyim mi? Ölüm anı gelince dudağında tatlı bir tebessüm olur” son sözleri olacaktır.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here