Özay Gönlüm Kimdir ?

0

Özay Gönlüm

Elinde sazı, kolunda tesbihi, daima şık takım elbisesi yeleği ve çizmesi, ona ayrıcalık katan peruğu, eşsiz şiveli türküleri ile Özay Gönlüm…

Özay Gönlüm, 5 Şubat 1940 tarihinde dünyaya gelmiş ses sanatçımız olup Türk halk müziğinin bir ekolüdür. Aslen Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Kızılcabölük Beldesi’ndendir.
Ama Özay Gönlüm babasının askerlik yaptığı Erzincan ilimizde doğmuştur.
Hayatını birleştirdiği eşi Ayten Hanım’dan iki kızı vardır.
Müzik ile tanışması ağız amonikası ile olmuştur. Daha sonra kemana ilgi duymuştur.
Bağlama öğrenip çalmasıyla birlikte köy köy dolaşıp derlemeler yapmaya başlamıştır.
Ege yöresine ayrı bir ilgisi vardı çoğunlukla türkülerini bu yöreden derlerdi.

1953 yılında Denizli Erkek Sanat Enstitüsü’nde eğitim görmeye başlamıştır.
Genelde misafir sanatçı olarak katıldığı Yurttan Sesler’de 1966 yılında “yetişmiş saz sanatçısı” olarak çalışmaya başladı.
Memleketi olan Denizli yöresinin derlemelerini sahnelere taşıdı.
Yıldızı ise İzmir Fuarı’nda sahne almaya başladıktan sonra parlamıştır.
Sayısız 45’lik çıkarmıştır. Yine kendi özgünlüğünü ile
TRT repertuarına bir çok derlemeyi “Çöz de al Mustafa Ali”, “Sobalarında kuru meşe”, “Denizli’nin horozları”, “Evlerinin önü bulgur kazanı”, “Avşar Beyleri”, “Cemilemin gezdiği dağlar meşeli”, “Tepsi tepsi fındıklar”, “Şu dağlar tepe tepe”yi okumuştur.

Satış rekorlarını ise “Ninenin Mektubu” plaklarıyla kırdı. Birsürü mektubu plaklara okudu.
Memleketi olan Denizli’nin şivesi ile anlattığı bu fıkralar büyük ilgi görmüştür.
Taklit yeteneği ise takdirliktir.

Birçok ülkede sayısız konser vermiştir Avrupa, ABD, Avustralya, Çin ve Hindistan gibi kendisinin bulunduğu ve yakınındaki yörelerden 3400’den fazla türkü derledi.
‘Denizli’nin Horozları’ (Çil Horoz), ‘Çöz de Al Mustafa Ali’, ‘Asmam Çardaktan’, ‘Cemile’min Gezdiği Dağlar Meşeli’, ‘Osmanım’ın Mendili’, ‘Evlerinin Önü Bulgur Kazanı’, ‘Şu Dağlar Tepe Tepe’ türküleriyle tanınıyordu.
Ayrıca bir Yeşilçam filminde ve reklamlarda rol almıştır.
‘Fişini de Al Mustafa Ali’ diye seslendirerek halkı fiş toplamaya davet etti. Bununla kalmamış bazı radyo tiyatrolarında, tarıma ve çocuklara yönelik televizyon programlarında yer almıştır.

“Yâren”ini yanına alıp tam 42 ülkede konser vermiştir.

Özay Gönlüm, 1 Mart 2000 tarihinde 60 yaşında solunum yetmezliğinden hayatımızdan ayrılmıştır.

 

 

Şöhreti bulduğu eseri;

NİNENİN MEKTUBU
Amanın yavrım,
Ben öyle duyuyom, o gocuman memleketlerde cicili bicili, boyalı moyalı,
şıngırdak fıngırdak, kirpikleri takma, saçları sokma, onlan bunlan düşüp
kalkma, gözleri elde, etekleri belde, artanı da yerde, sıska mıska, şıbıldak
gibi bazı, çirkin mirkin hanımlar, gızlar oluveriyormuş. Amanın onlara
tutuluveren de, yanıveren de deme yavrım. Alceen gızın soyu sopu belli, saçı
sırma telli, eline el değmemiş, kötü süt emmemiş, sevisi derinde, eti butu
yerinde olmalı. Dizine otutturuverdin mi kucağın dolmalı, domuz hem evlenince
pazara kadar değil, mezara kadar varmalı. Ee hanım dediğini de alaya kattın
mı, koluna taktın mı yakışmalı, duvara attın mı yapışmalı. Bu sözlerimi eyi
dinle bakem, bi kulağından sok da öte kulağını tıka, çıkıvermesin len. Senin
nazlı Eminen ne güne duruyo?

Geçenlerde ekmek ediyodum. Açcık hamurum kaldıydı. Emine gelivedi.
“Koley gelsin ninem” deye artanını da o edivedi sağolsun. Maşallah bi olmuş
hopur hopur. Dilim dağı taşı gırkbin kere maşallah. Amanın, artanını da o
ediverdikten sonra iki süpürgü çalıvedi avluya, malların altlarını kürüyüvedi.
Ben de ah benim ak topanım, gövercinim, kalem kaşlım, nazlı gülüm, mor
zümbülüm, al bürgülüm, bol görgülüm, naha Alah seni allı başlı gelinler
edivesin, muradına er, gonca güller der, naha evlerine sarı sarı buğdeyler
yağıvesin deye dualar edivedim. Giderken de senin hesabiyetine şööle “e
gelinim olmecen mi len?”. Sarmeştim de iki yaneceğinden şappudu şuppudu
öpüvediydim. Amanin misler gibi kokuyo len. Ee öpmek filan deyince o gül yüzün
gülüyo de mi? Seni gavurun piçi seni! Emi güzel yavrım, yokluğun köz oluyo
yüreğimde.

Dün akşamüstü kırmızı fistanımı geydim de şööle cami duvarına doğru
yukarı çıkıyodum. Elimi ardıma kodum. Bizim Zartlak Osman pencereyi açmış,
bende şööle oturdum. Bi de iradyoyu sonuna kadar açtıttırmış da havaları
dinliyon deyyodum. Beni görüvedi, “ninee!” dedi. “Eeey!” dedim. “Gel de bi
açcık oynayıvee” dedi. “Beni mi deyyon ay oğlum” dedim. “Heee” dedi. “Uleen”
dedim, “benden geçti gari a yavrim. Sen o karını, Gıygıdı İbram’ın gızını bi
cıscıbıldak soy, köyün delikanlılarını ünle, onların garşısında böyle şakkıdı
şukkudu bi oynatıve!”. İyi dememiş miyim len? Sen olmayınca yokluğun köz oluyo
yüreciğimde. Gel gari yavrım. Yollara bakıttırma, gözümüzden yaş akıttırma.
Gel gari yavrım, gel gari! He hey.
Yazan: Özay Gönlüm

Filmleri :
1986 – Düğüm

En beğenilen türküleri ;

Elif dedim be dedim
Evlerinin önü bulgur kazanı
Arabaya taş koydum
Asmam çardaktan
Denizli’nin horozları
Ninenin mektubu
Çil Horoz
Çöz de al Mıstıvali
Cemilemin gezdiği dağlar meşeli
Tepsi tepsi fındıklar
Sobalarında kuru da meşe yanıyor
Karahisar kalesi
Hatçam çıkmış gül dalına
Dağların başındayım
Elindedir bağlama
Gıcır gıcır gelir yarın kağnısı
Manisayla Bergamanın arası
Onikidir şu Burdur’un dermeni
Hıkkıdık duttu beni
Evren köy
İki keklik
Gımıldanıver
Bağlamamın Dügümü

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here