Ozan Davut Sulari Aslında Kim?

1
Ozan Davut Sulari Aslında Kim?

 

Davut Sulari; Türk Halk Edebiyatında önemli bir yere sahip Aşık Ozanlarımızdandır.Gerçek ismi Davut Ağababadır.
En değerli eserlerini, bir kaç kere yaşadığı aşk duygusunun tesiriyle yazmış, bir aşığın halini anlatan en güzel türkülere imza atmıştır. 

Yar senin derdinden derbeder oldum
Derd-i derûnumu sor da sonra git
Hasretinden mecnun misali oldum
Ne hale düşmüşüm, gör de sonra git

Aşık olan maşuğunu atar mı
Gül yerinden kara çalı biter mi
Aslan yatağında tilki yatar mı
Gözde on ikiden vur da sonra git

Ağırgöl dağı’ndan gahmut yaylası
Hangi gün inersin, hoştur havası
Gel ey düzgünüm gel, çektirme yası
Sulari kuluna er de sonra git

1925 yılında Erzincan’a bağlı Çayırlı da dünyaya gelmiş.
Henüz ilkokulu bitirmeden bırakmış, bağlamaya gönül verip, dedesinden bağlama dersleri almaya başlamıştır. 3 günde öğrendiği bağlamanın ustalığını 17 yaşlarında, artık Badeli Aşık olarak taçlandırmıştır.

Halk Edebiyatında Aşıklar; Badeli ve Badesiz olarak isimlendirilirken; aralarındaki üstünlüğe de
söylenmiş bir isimdir.

Bade; Pir elinden içilen içecektir. Badeli Aşık ise; Hâl üzere iken Pir elinden içecek içip, pirler tarafından bilgilere erişme şerefidir. Hatta İleride seveceği kişinin bile ona gösterilip, badenin de etkisiyle, içinin yanık yanık dizelerle dışa vurmasıdır.

İşte uyku ve uyanıklık arası yaşanan bu durumla Badeli Aşık ünvanını alan Aşıklarımızdan Sulari, aynı zamanda gezgin bir Aşıktı.

Adına Leyla dediği atıyla Anadolu karış karış gezmiştir. Asla yöresel olmamıştır. 1979 en son İstanbul -Erzincan yolculuğu 378 gün sürmüş, memlekette haber olmuştur.

Henüz çocuk çağlarında çalıp söylerken Zara’lı Halil in arkasında bir şeyler yazdığını fark eden Davut, “Ne yazıyorsun ? “ diye sorar.
“Ne var bunda ? Sen benim eserlerimi oku ben senin eserlerini okuyayım, biz arkadaşız” diye cevap alınca “ Peki” der ve unutur gider.

Bir zaman sonra dillerden düşmeyen “Dağlar Seni Delik Delik Delerim” türküsünü işitince bunda benim kokum var diye düşünür.

Aslı kendisine ait olan bu türkü, farklı olarak karşısına çıkınca, okuyan herkesi uyarmış, hatta bütün edebiyatçılara seslenip, bu saçma dizeleri düzeltmelerini istemiştir.

Dağlar seni delik delik delerim,
Kalbur alıp toprağını elerim,
Sen bir kara koyun ben de bir kuzu,
Sen döndükçe ardın sıra melerim.

“He ! Dağ döner mi ki ben ardında kuzu olup döneceğim, yav bu dağın hiç mi taşı yoktur ki toprağı elekten elensin “ gibi cümlelerle kızgınlığını ifade etmiştir.

Kendi eseri değiştirilip onu kızdırmış belki ama; 1994 yılında bir gece, telsizle bağlanıp “ Dağlara Gel Dağlara” şarkısını radyodan istek yapan Pkk yandaşlarına ,
askerimizin “dağlar seni delik delik delerim” türküsüyle cevap vermesini duysaydı bütün kızgınlığı geçerdi.
Kendisi Alevi Kürtlerden olmasına rağmen he deyişinde, her atışmasında üstüne basa basa Türk olduğunu vurgulamış bir Ozandır.

Onun yaşadığı dönemler Aleviler için karışık dönemlerdİ. Haliyle o da bunlardan etkileniyordu. Aleviliğin felsefesindeki insan sevgisini anlatan şiirleri, deyişleri ile Dersimli Evliyaların gözdesi olmuştu.

O Türkülerinde, ezgilerinde, deyişlerinde hep sevgi, aşk, sevda temalarına yer vermiştir.

Bir söz vardır: Nerede bir türkü söyleyen görürsen git yanına otur, kötü insanların türküsü yoktur !

O bir atışma ustasıdır. Atışma; ozanların birbirini iğneleyerek, eğlenceli bir şekilde alay ederek bazen soru – cevap tarzında, en yeterli cevabı veren tarafın kazanmasıdır
Konya Aşıklar Bayramının gelenek haline getirilmesinde katkıları olmuştur.
Davut Sulari, Hak aşığı bir Aşıktı, Kuran-Kerim ‘i hıfzetmiştir. Arapça ve Farsça tamlamaları kullandığı şiirlerini hep aruz vezniyle yazmıştır.
Dost meclislerinde hep öğretici söyleşiler yapmıştır,

Dost bağından bir gonca gül
Alamazsın geri çekil
Aşkın meydanında ödül
Bulamazsın geri çekil

Oldun mu bu yolda sail
Taktirde rızaya kail
İlmi amil zat-ı kamil
Olamazsın geri çekil

Davut Sulari der baya
Allah emek vermez zaya
Kaptansız gemi deryaya
Salamazsın geri çekil

Anadolu’un bağrında yetişmiş ve bizim öz kültürümüzün bir parçası olan bu aşıklar, aşkın lezzetini almış, beşeri aşklarla ilahi aşkı bulmuş gönül dostlarıdır.
Ayrılıkları, hasretleri, sevdaları hep doruklarda yaşamışlardır.

Nerdesin Ey Ciğerparem

Hangi rüzgar esti taş yürekli yar
Bir kasırga gibi tufan nerdesin
Senin ne Allah’tan kuldan korkun var
Gönül köşküm oldu viran nerdesin
Nerdesin ey ciğerparem nerdesin
Hangi diyardasın hangi eldesin
Aşk ne demek sorun alın cevabı
Zulümden hezaran sevgi sevabı
Zehirden acı ayrılık şarabı
Artık dünyalarım zindan nerdesin
Nerdesin ey ciğerparem nerdesin
Hangi diyardasın hangi eldesin
Davut Sulari’nin kalbi kanıyor
İsmini andıkça içim yanıyor
Eller tatlı uykudan uyanıyor
Ben hep ağlıyorum inan nerdesin
Nerdesin ey ciğerparem nerdesin
Hangi diyardasın hangi eldesin

Davut Sulari; Türk Halk Edebiyatında önemli bir yere sahip Aşık ozanlarımızdandır.
En değerli eserlerini , bir kaç kere yaşadığı aşk duygusunun tesiriyle yazmış, bir aşığın halini anlatan en güzel türkülere imza atmıştır.

Yar senin derdinden derbeder oldum
Derd-i derûnumu sor da sonra git
Hasretinden mecnun misali oldum
Ne hale düşmüşüm, gör de sonra git

Aşık olan maşuğunu atar mı
Gül yerinden kara çalı biter mi
Aslan yatağında tilki yatar mı
Gözde on ikiden vur da sonra git

Ağırgöl dağı’ndan gahmut yaylası
Hangi gün inersin, hoştur havası
Gel ey düzgünüm gel, çektirme yası
Sulari kuluna er de sonra git

1925 yılında Erzincan’a bağlı Çayırlı da dünyaya gelmiş.
Henüz ilkokulu bitirmeden bırakmış, bağlamaya gönül verip , dedesinden bağlama dersleri almaya başlamıştır.
3 günde öğrendiği bağlamanın ustalığını 17 yaşlarında, artık Badeli Aşık olarak taçlandırmıştır.

Halk Edebiyatında Aşıklar; Badeli ve Badesiz olarak isimlendirilirken; aralarındaki üstünlüğe de
söylenmiş bir isimdir.

Bade; Pir elinden içilen içecektir. Badeli Aşık ise; Hâl üzere iken Pir elinden içecek içip, pirler tarafından bilgilere erişme şerefidir. Hatta İleride seveceği kişinin bile ona gösterilip, badenin de etkisiyle, içinin yanık yanık dizelerle dışa vurmasıdır.

İşte uyku ve uyanıklık arası yaşanan bu durumla Badeli Aşık ünvanını alan Aşıklarımızdan Sulari, aynı zamanda gezgin bir Aşıktı.

Madem Davut Sulari dedik ben de küçük bir anımı sizlerle paylaşmak isterim.
Sazı sözü, dostlarla muhabbeti olan bir evde büyüdüm. Rahmetli babam Musa Küçükakça; türkülerimize ve folklörümüze ilişkin araştırmaları olan bir yazardı. Saz üstadlarından dostlarını evimizde misafir edip, muhabbetin bağına ererlerdi. Yine böyle bir gecenin sabahında, rahmetli Feyzullah Çınar’la kahvaltı masasındayız. Elinde bağlaması, tezenesi daha çayından bir yudum almadan vurmaya başladı tellere.

Ben 7, 8 yaşlarında masadaki en küçük kişiyim. “Söyle bakalım Özge, sen istersen onu söyleyeceğim “ dedi.  O yaşlarda bana ne ifade ederdi bilmem ama çok sevdiğim bir türkü vardi. Siyah perçemleri yar yar, düşmüş yüzüne.

Davut Sulari ye ait olduğunu bilmeyerek onu istedim, hatta o zamanlar her türkü, söyleyene ait sanırdım. Keyifle dinledik, sonraları büyüdükçe dinlediğim türkülerin asıl sahiplerini merak etmeye başladım tabii.

Davut Sulari yaşamı boyunca, türkülerin söylerken değişikliğe uğramaması konusunda ısrarla durmuştur.
Türkülerimiz bizim zengin kültürümüze ait şeylerdir, korumalı, yaşatmalı ve yeni nesillere muhafaza ederek aktarmalıyız.

1949 yılında İstanbul Radyosunda söylemeye başlayan Sulari, ilk plağı “ Kız Senin Derdinden Derbeder Oldum” ile satış rekorları kırmıştır.

18 Ocak 1985 de ise aşığı olduğu Hakka kavuşmuş, hayata gözlerini yummuştur.

Bence mal hırsızın, dünya arsızın olsun ama aşk Yar’sızın olmasın … Türkülerimiz , Ozanlarımız yar olsun gönlünüze efendim …

Özge Güneş

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here