Osmanlı’da Görgü ve Hoşgörü

Osmanlı Devleti yaklaşık 600 yıllık bir dönemde bünyesinde farklı din, millet, mezhep ve kültüre sahip bir insan topluluğunu adil bir yönetim anlayışıyla barış içinde yönetme kabiliyetini gösterdi. Osmanlı devletinin bu adil yönetimi sayesinde birbirinden çok farklı özelliklere sahip insanların, kendi dil, din ve kültürlerini serbestçe yaşayabildi: ”Bunun adı günümüz diliyle ‘birlikte yaşamaktır. Birlikte yaşamak demek, çok kültürlülük içinde birbirlerine hoşgörü gösterebilmesidir. Bugünün dünyasının temel sorunu olan bu konuda Osmanlı Devleti zengin bir tecrübeye sahiptir.
Bunun yanı sıra Osmanlı da herkesin bildiği, gizli mesajlar gibi ince, hoşgörü kuralları vardır.
Bazıları şunlardır;
1) Zimem Defteri ;
Ramazan günlerinde zenginler bakkal, manav gibi dükkânlara giderdi ve zimem defterini çıkarmalarını isterdi. Zimem defteri, bugünün veresiye defteridir. Defterin başından, sonundan ve ortasından rastgele sayfalar koparır ve “Silin borçlarını, Allah kabul etsin” derlerdi. Böylelikle borcu olan, borcunu kimin ödediğini; borcu ödeyen de kimin borcunu ödediğini bilmezdi.

2) Kahve;
Belki de günümüzde en bilindik Osmanlı âdeti kahve âdetidir. Kahvenin yanında su getirilirdi. Misafir, toksa önce kahveyi alır; aç ise suyu alırdı. Ona göre de ya yemek sofrası kurulur ya da meyve ikram edilirdi.

3) Kapı Tokmağı;
Osmanlı’da kapılarda iki adet tokmak vardı. Bu tokmaklardan biri kalın biri inceydi. Erkek misafirler kalın ses çıkaran tokmağı, kadın misafirler ise ince ses çıkaran tokmağı kullanırlardı. Böylelikle ev halkı da kapıdaki misafir hakkında bilgi sahibi olur, ona göre karşılarlardı. Eğer kapıyı çalan kadın ise ev hanımı kapıyı ev haliyle açardı. Gelen misafir erkek ise ev hanımı örtünüp kapıyı açar ya da mahremi (kocası, oğlu vs.) açardı.

4) Yaş Sorulması;
63 yaşını geçmiş büyüklere yaşları sorulduğunda “Haddi aştık” cevabını verirlerdi. Bunun sebebi ise Peygamber Efendimiz’in 63 yaşında vefat etmesidir.

5) Kız İsteme;
Kız istemeye gelen damadın namaz kılıp kılmadığını anlamak için pantolonunun diz izine bakılırdı.

6) Penceredeki Çiçekler;
Pencerede sarı çiçek varsa bunun anlamı “Bu evde hasta var, kapının önünde ya da sokakta gürültü yapma” demekti. Kırmızı çiçeğin anlamı da “Bu evde gelinlik çağına gelmiş, bekâr kız var. Evin önünden geçerken küfür etme ve konuşmalarına dikkat et” demektir.

7) Ramazan Ayı;
Ramazan ayı, Osmanlı’da büyük önem taşırdı. Halk da eşine dostuna iftar vermeyi büyük ibadet kabul eder, misafir ağırlamak için çırpınırlardı. Bu nedenle iftar saatlerinde evlerinin kapısı açık olurdu. Böylelikle yolda kalan ya da ihtiyacı olan herkes istediği eve girer, iftarını yapardı. Ev halkı tarafından da misafirin kim olduğu asla sorulmazdı.

8) Hanımlara Hediye;
Erkekler, hanımlara hediye olarak ayna alırdı ki, bunun anlamı “Sana senden daha güzel verilebilecek bir hediye yok” demekti.

9) Bayramlar;
Osmanlı’da bayram, sultanın bayram namazı için camiye gelişi ile başlardı. Namaz bitiminde saraya dönen padişah, önce annesinin elini öper, sonra diğer aile üyeleriyle bayramlaşırdı. Bayram merasimi bittikten sonra da güzel işlemeli keselerle çocuklara para saçardı.

10) Kavuklar;
Osmanlı’da giyilen kavukların farklı anlamı vardı. Giyilen kavukların şekli ve cinsi, herkesin sınıf ve mezhebine göre değişirdi. Kavuğun şekline bakılıp herkesin mensup olduğu sınıf anlaşılırdı. Böylece hangi kavuğu kimin giydiği öğrenilirdi ve hiç kimse bir başkasının giydiği kavuğu giymezdi.


11) Sadaka Taşları;

Sadaka taşları, taş bloklardan oluşan, genelde cami ve türbelerin köşelerinde bulunan taşlardı. Ortası çukur, 1.5-2 metre yüksekliğe sahiplerdi. Bu taşlar sayesinde fakirler dilenmekten kurtulurdu. Zenginler de riya ve gösterişten çekindiği için sadakaları bu taşlara koyar, fakir de gece gelip ihtiyacı kadar olanını alırdı. Geriye kalan paralar da bir başka ihtiyacı olanın gereksinimini karşılardı.

12) Mahalle Kahveleri;
Dersaadet’in her mahallesinde o mahalle halkına özel kahveler bulunurdu. Bunun yanı sıra her mahallede gençlere özel kahveler de bulunurdu. Hamallar, seyisler, uşaklar kahvesi, arabacılar, ahçılar kahvesi gibi her sınıf ve meslek grubuna mahsus bu kahveler, işsiz olanların iş bulmak için bekledikleri kahveler idi. Kahvenin sorumlusu, bir meslek erbabı geldiğinde bu gençleri seçer ve onlara kefil olurdu.

13) Mahyalar;
Günümüzde de kullanılan bir Osmanlı geleneğidir. Tabi şimdilerde elektrik sayesinde yazılan mahyalar, o dönemde daha zor şartlar altında yazılıyordu. Bu nedenle de bu eyleme Osmanlı Sanatı diyebiliriz. Mahyacılar, ramazan ayının her akşamına ayrı ayrı yazılar yazmak için gün boyu çalışır, iftardan sonra yüzlerce kandillerden oluşan mahyalar iki saat yanardı.

14) Merdiven;
Merdivenden çıkarken erkek, hanımının arkasından yürürdü. Bunun nedeni hem hanımının vücudunun ifşa olmasını engellemek hem de düşerse tutabilsin diyedir. Aynı sebepten dolayı merdivenden inerken yine erkek önden inerdi.

15) Cuma Namazı;
Cuma namazına giderken hiçbir esnaf kapısına kilit vurmazdı. Buna kuyumcular da dahildi.

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Osmanlı’da Görgü ve Hoşgörü” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up