Osmanlı Toplum Yapısı

0

Osmanlı Toplum Yapısı

Osmanlı Toplumunun Yapısal Unsurları;

1. Nüfus: Osmanlı imparatorluğunun kuruluşundan 16. yüzyıla kadar nüfus itibariyle durağandır. Anadolu nüfusunun 7-8 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Nüfus sayı ve kalitesi tapular, avarız ve temel not defterleri kayıtlarıyla tespit edilmektedir.
a) Tapular: Şahsi mülk kayıtlarıdır.
b) Avarız: 17. yy’da Osmanlı’da halka yüklenen maddi, ayni ve bedevi vergilerdir.
c) Temel Not Defterleri: 19. yy’da kişilerin iktisadi imkanlarını tespit etmek için tutulan istatistik defterleridir. 16. yy rakamlarına göre toplam nüfusun %60’ı müslüman, %40’ı gayrimüslimdir. 19. yy’da Osmanlı İmparatorluğu’nun %20’si şehirlerde, %80’i köylerde yaşamaktadır. Avrupa nüfusuyla karşılaştırıldığında Osmanlı imparatorluğunun nüfusu 19. yy’a kadar durağandır.

2.Sosyal Tabakalaşma
Osmanlı imparatorluğu tabakalaşma sistemi, yöneten ve yönetilen(teba) şeklindedir. Yönetenler padişah ve askerlerden oluşur. Daha sonra bu sınıfa kalemiyle sınıfı da katılmıştır. Reayaya düşen vergi vermektir. Saray’da padişahlar, ağalar, hocalar, hekimler ve eminler bulunur. İlmiye sınıfı da müderris, müftü ve kadılardan oluşur. En üst makamı şeyhülislamdır. Bu makama “Mesihaz” makamı denir. Şeyhülislam protokolde sadrazamla eş durumdadır. Seyfiye sınıfı kapıkulları ve tımarlı sipahilerden oluşur. Kapıkulları devlet hizmetini görürler. Devşirme usulü ile seçilirler ve enderunda eğitilirler. Devletin bürokrat ihtiyaçlarını giderirler ve sadrazamlığa kadar yükselirler. Tımarlı Sipahiler ise zirai toprakları eker ve diker. Savaş zamanında askere giderler. Maaşlarını dirlikten gelen tahsislerle elde ederler.

3. Osmanlı’da Toplumsal Zümreler
Ahiler, Alperen ve gaziler, bacılar ahiliği, abdallar, abiler… Anadolu’da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmesini sağlayan onları hem ekonomi hem de ahlaki yönden yetiştiren çalışma yaşamının iyi insan meziyetlerini esas olarak düzenleyen bir örgütlenmedir.

4. Osmanlı’da Sosyal Hareketlilik
Osmanlı’da toplumsal hareketlilik söz konusudur. Soy aristokrasisi engellenmiştir. Genellikle meslekler babadan oğula geçmekteydi. Sosyal hareketlilikte 17. yy’dan itibaren ayan denilen tabaka ortaya çıkmıştır. Ayan 17. yy’dan itibaren tımar sisteminin bozulup kaldırılmasından sonra Sipahiler’e ve büyük arazi sahiplerine verilen isimdir, ünvandır. Ayanlar belgenin vergisini devlete peşin verip halktan zamanı gelince topladılar. Devletin nakit para ihtiyacını karşılayıp tımar sisteminin bozulmasına sebep oldular.

5. Osmanlı İmparatorluğunda Aile
Osmanlı imparatorluğu kendisini büyük bir aile olarak kabul eder. (Avrupalılara göre patrimonyalizmdir.) Osmanlı ailesinin ortalama çocuk sayısı ikidir. Fazla çok sahiplerinin olduğu yerler yarım bölgeleridir. Çok eşlilik serbest olmasına rağmen toplumda tek eşlilik hakimdir. Osmanlı klasik döneminde çok eşililiğin oranı %15-17 arasındadır. Erken evlilik esastır. Amaç nüfusu gençleştirmek ve çoğaltmaktır. Fakat toplumda erken evlilik büyük tepki görür.
Osmanlı Aile Yapısını Araştırabileceğimiz Kaynaklar;
– Tapu Sayım Defterleri
– Avarız Defterleri
– Miras Tereke Defterleri
– Şeriye
Osmanlı Aile Sistemlerini Araştırmak İçin Şu Kaynaklara Bakılabilir;
– Temerruat Defterleri
– Şahnameler
– Nüfus Kayıtları
– Miras
– Tereke Defterleri

6. İskan ve Yerleşim
Selçuklular gibi Osmanlılar’da hakimiyet ve egemenliklerini pekiştirmek için iskan politikasını izlemişlerdir. Anadolu’nun kritik bölgelerine zaviyeler kurulmuştur. Özellikle Balkanlar’ın Türkleşmesi ve İslamlaşmasında bu zaviyeler önemli rol oynamıştır. Osmanlılar fethettiklere yerlere Asya’dan gelen Türkleri yerleştirerek buraları şenlendirmişlerdir. Bu bir yerleştirme politikasıdır. Bir de sürgün usulü vardır. Bu amaçla Osmanlılar yönetmelikler çıkarmışlardır. Bu yönetmelikteki hükümleri kadılar uygulatmışlardır. İskan politikasının son aşaması yerleştirdiği köylünün toprağı terk etmesine izin vermezdi. Bununla ilgili vergiler çıkarmışlardır. Bu vergilere çiftbozan, resmî ya da Leventlik akçesi demişlerdir.

7. Şehir Hayatı
Şehir yönetimi ahiler tarafından sağlanırdı. Selçuklular Dönemi büyük şehirler Konya, Kayseri ve Sivas’tır. Osmanlı Batı’ya doğru yerleştikçe bu şehirler; Bursa, Edirne ve İstanbul olmuştur. Şehirlerde kadı ve rahipler bir şekilde valinin gördüğü görevi yerine getirirdi. En küçük idari birim olan mahallelerin başında imam vardı. Mahallenin evlenme, ölüm ve eğitim gibi konularda kendine yeten bir birimdir. Şehrin güvenliği Beylerbeyi ve sancak beyi tarafından sağlanırdı. Osmanlı da şehirde ayan ve eşraf olarak bilinen zümreler vardı. Eşrafı memur esnaf ve tüccarlardan oluşmaktaydı. Osmanlı şehrinin oluşum ve gelişmesinde imaretlerin önemi büyüktür. İmaretler genellikle bir cami etrafında tefekkür eder. Medrese, kütüphane, hastane ve aşevinden oluşurdu. Kasaba nüfusları da 700 – 1600 arasında kişiden oluşan iskan birimleriydi.

8. Köy Hayatı
Tıpkı şehir etrafında olduğu gibi cami etrafında tefekkür etmiştir. Bazı köylerde tekke ve zaviye bulunmaktadır. Osmanlı klasik düzeninde köylünün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köylünün idaresi ilgili sancağın kadısına bağlı olarak teşkilatlanmıştır. Burada imamlar etkin konumdadırlar. Osmanlı köyü piyasaya açık olmasına rağmen kendi kendine yeterli biçimdedir. Osmanlı kırsal kesimde yaşayanların oranı %80 civarındadır. Köyün bu yapısı 17. yy’dan sonra değişmeye başlamıştır. Devletin askere duyduğu ihtiyaç tımar sisteminin bozulması, Celali isyanları gibi sebeplerle Osmanlı’da köyden kente göç duygusunu yaşatmıştır.

9. Konargöçerler
Osmanlı’da Selçuklu’da olduğu gibi konargöçerlerden oluşan yarı yerleşik gruplar bulunmaktaydı. Gerek Selçuklular gerekse Osmanlılar konargöçerlere karşı oldukça dikkatliydi. Osmanlı toplum düzeninin bozulması endişesiyle bu yarı yerleşik grupları iskan politikaları ile yerleşik hale getirmeye çalışmıştır. Bu iskan politikalarına karşı da ilk tepki 1240 yılında Bab-ı Ali isyanını ortaya çıkarmıştır.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here