Ölüm Yaşama Anlam Veren Şey midir ?

2
38

Ölüm,kelime olarak hayatta bize ayrılan sürenin sonuna gelinmesi.Fakat aslında bundan çok daha fazlası.Ölüm,bilinenden ayrılış,bilinmeyene yolculuktur.Kimine göre eve dönüş,kimine göre hiçliğe dönüş.Kimine göre yaşama anlam veren şey kimine göre yaşamın anlamını silen şeydir.

Tüm bunların ötesinde ölüm bir türlü kabullenilemeyen, yokmuş gibi davranılan bir kavramdır.İnsanlar ölümü unutmaya çalışır.Osho’ya göre ölüm gelecekte değildir, her an yaşanmaktadır;gelecekte olduğunu söylemek şu anı görmemezlikten gelip,yanılsama içinde yaşamayı sürdürmek demektir.Onu geleceğe erteleme nedenimiz,egomuzun, ‘Ben’ olma duygumuzun öleceğini asla kabul edememesidir.Bilinmezliklerle dolu bu hayatta kesin olan tek şey ölümdür.Çok sevdiğiniz biri ölene dek ölümle tam olarak karşılaşmazsınız veya ölümü bilmezlikten gelip yokmuş gibi davranmaya devam edersiniz.Kirletilmemiş,el değmemiş,bakir kalan tek şeydir ölüm.İnsanlar onu da bozmak ister ama onu ellerinde tutmaları,sahip olmaları mümkün değildir.Ele geçirilemez oldğu için hala bilinmezliğini korur.İnsanoğlu ölüm karşısında ne yapacağını bilmediği için onun karşısında kaybetmiştir.Onu kavrayamaz,bir bilim dalı haline getiremez,bu yüzdende ölüm hala bozulmamıştır.Dünyada bozulmadan kalabilmiş tek şeydir ölüm.Ölüm aniden bilincinize girdiğinde,tüm yaşamınız anlamsız gelmeye başlar.Ölüm karşısında kendinizi salamadığınız taktirde,yaşamınız boyunca da gergin olmanız kaçınılmaz olur.Ölüm kaçınılmazdır.İnsan ölümü kabullenebilmeli,hayatta her daim doyumsuz olduğunun farkına varmalıdır.İnsan aceleciliği sona erdirip, yaşam ona gençliği sunduğunda geçliğin keyfini çıkarmalı, yaşlılığı sunduğunda yaşlılığın keyfini çıkarmalı, yaşam ölümü getirdiğindeyse ölümün keyfine varmalı onu kabullenmelidir.Ölüm konusunda okuyacağınız bu hikaye ölümü daha iyi kavramamıza ve kabullenmemize yardımcı olacaktır.

Yayati adında büyük bir kral tam yüz yaşına kadar dopdolu yaşamış ve yaşamın sunabileceği her türlü keyfi tatmıştı.Ölüm bir gün Yayati’nin kapısını çalıp, “Hazırlan,” dedi. “Vaktin geldi ve seni almaya geldim. Yayati ölümü görünce, birçok savaşta bulunmuş kahraman bir savaşçı olmasına karşın titremeye başlayıp şöyle dedi, “Ama henüz çok erken. Ölüm, “Çok mu erken?” diye yanıt verdi. “Yüz senedir hayattasın. Çocukların bile yaşlandı. En büyük oğlun seksen yaşında. Daha ne istiyorsun? Yayati’nin yüz tane karısı olduğu için yüz tane de oğlu vardı. Ölüme sordu, “Bana bir iyilik yapabilir misin? Birini almak için geldiğinin farkındayım. Oğullarımdan birini ikna edebilrsem, onun canını alıp beni yüz yıl daha rahat bırakır mısın?” Ölüm bu teklifi kabul etti. Yayati yüz oğlunu çağırdı.Daha yaşlı olanları sessiz kaldılar. Ortada büyük bir sessizlik vardı, kimse bir şey söylemiyordu.Yalnızca henüz on altı yaşında olan en genç oğlu ayağa kalkıp şöyle dedi, “Ben hazırım.” Ölüm bile bu genç çocuk için üzülüp, “Belki de sen fazla safsın. Baksana, diğer 99 kardeşin tamamen sessiz kalıyor. Bazısı seksen, bazısı yetmiş beş, bazısı altmış yaşına kadar yaşamış ve daha da yaşamak istiyorlar. Sen henüz hiçbir şey yaşamadın.Ben bile senin için üzülüyorum. Tekrar düşünmelisin” diye uyarıda bulundu. Oğlan,”Hayır!” dedi. “Onların bu halini görünce kararımdan iyice emin oldum. Babam bile yüz yaşında hala tatmin olamamışsa, burada olmanın ne anlamı var? Ben nasıl tatmin olabilirim? Doksan dokuz ağabeyimin de tatmin olamadıklarını görüyorum. O zaman neden vakit harcayayım? En azından babama bu iyiliği yapabilirim. Kimsenin tatmin olamayacağını görünce, yüz yıl bile yaşasam yine de doyamayacağımı kesinlikle anladım. Bu yüzden bugün gitmemle doksan dokuz sene sonra gitmem arasında hiçbir fark yok. Lütfen beni al.”

Cihan Akhan
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here