Ölüm Anı Aklımıza Geldiğinde Bizi Düşündüren 10 Madde

0

 

 

ÖLÜM ANIMIZI HAYAL EDERKEN BİZLERİ DÜŞÜNDÜREN MADDELER

Değerli Okurlarımız, 

Bugün sizlere ölüm anımızı hayal ederken bizlere bu konu hakkında düşündüren bazı konulardan bahsedeceğiz. Faydalı olabilmek dileğiyle.

 

Öncelikle ölümden ziyade sizlere sormak istediğim evrenin nasıl varolduğu ?

İnsanoğlu genel olarak ne ölümü düşünür ne de evrenin varoluşunu düşünür. Bizler genelde konuya daha sığ bakıyoruz. Sadece şu andaki yaşayış hayatımızı düşünmekteyiz. 

İnsanoğlunun varoluşu hakkında bir çok teori sunulmaktadır. Evrim Teorisine göre; tüm canlıların suda oluşan bir bakteri hücresinden, insanlığın da bu hücrenin evrim süreci içerisindeki gelişiminden türediğini sunmaktadır. İslam Dini ise; insanlığın Adem ve Havva’nın yaradılışıyla türediğini bizlere tebliğ etmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Mümin Suresi, 12-14 Ayeti’nde: “Andolsun biz insanı çamurdan, hülasadan yarattık.” ifadesi kullanılmaktadır.

 

 

İnsanoğlu öleceğini bilir ve bunu sıklıkla unutur. Ölüm konusu genelde yakınımızdan biri vefat ettiğinde akla gelmektedir. Ama fazla bir zaman geçmeden ölen de unutulur, ölüm de unutulur. 

Peki; hiç öleceğiniz anı gözünüzde canlandırdığınız, hayal ettiğiniz oldu mu?

Ölüm anı aklınıza nasıl geliyor bilmiyorum ama, mesela: Bir trafik kazası sonucu, yangında, deniz de boğularak, kalp krizi sonucu, intiharı bir seçim gibi görüp intihar edip, kanserden veyahut alelade bir hastalıktan ötürü ölebiliriz. Ama sonuç olarak her hâlükârda öleceğiz. Hiç birimiz bu dünyaya kazık çakmaya gelmedik. Bugün var isek yarın yokuz bu fani dünyada.

Öyle ki, insanoğlu hayatını yaşamak adına tüketmiş, hatta ve hatta bu uğurda bazı zamanlar bencil, liyakat olmama durumun da kendinden bile vazgeçmiştir. 

 

 

Ölüm Anı Aklımıza Geldiğinde Bizi Düşündüren 10 Madde;

 ➡ Tanıdığımız ya da tanımadığımız birisi ölünce veya ölüm sözcüğü telaffuz edilince akla gelendir ölüm.

 ➡ İnsanoğlu ölümünü düşünürken dünyada ki yerini, dünyadan göçüp gittiğin de oluşacak boşluğu, sevdiklerini ve bizleri sevenlerin önemini düşünür ilk.

 ➡ Bir daha doyasıya sevdiklerine sarılma, öpmeme ihtimalinin olamayacağını düşünür.

 ➡ Geri de bıraktığımız izleri, anıları, yaşananları, yaşanamayanları hayal eder.

 ➡ Ölümden sonra dünyaya dönüşü olmadığını, hayattaki tek kredilerinin de bittiğini onları bir daha görememe kaygısı yaşar.

 ➡ Musalla taşın da düşünün kendinizi. Sizler için ağlayan, el açıp dua eden insanları. düşünün. “İyi insandı yaşayacak çok zamanı vardı” dediklerini hayal edin.

 ➡ Akıllarından, yüreklerinden geçen cümleleri düşünün. 

 ➡ Annenizin, babanızın, ablanızın, abinizin, kardeşinizin, evliyseniz eşinizin, çocuğunuzun yakınlarınızın cenaze törenine katıldığını, tabuta sarılıp ağladıklarını duyduğunuzu hayal edin. Ne çok acı verici değil mi. 

 ➡ Dünyada ki hayatın gerçek olmadığını asıl gerçekliğin ölümden sonra başladığını, her canlının mutlaka ölümü tadacağını düşünün.

 

Aman Yâ Rabbi, insan bir ölümü nasıl ifade edebilir, nasıl açıklayabilir ki. 

Ölüm nasıl gerçek ve sosyal ise bizler ona o kadar uzak ve asosyaliz. Aslın da ölüm ne bizim hayal ettiğimiz ne de düşündüğümüz gibi. Ölüm o kadar çok farklı bir boyut ki, kimine göre sonsuzluğu kimine göre hayatın bitişini ifade etmektedir. Şu an sorsam hepimiz ölüm hakkında bir şeyler söylersiniz. Aslın da ölüm hakkın da hiçbir şey bildiğimiz yok. Sadece ölümü anlamış gibi yapıyoruz. 

Ölümle hiç karşı karşıya geldiniz mi? Peki onu gördüğünüz de hissettiğiniz de tanıyabildiniz mi? Ölüm aslında hepimizin yanın da yöresinde. Sadece bizlere gerçek yüzünü göstermektense kılıktan kılığa giriyor. 

Elbette ki ölüm büyük. Hem de bildiğimiz her şeyden kat be kat büyük. Ama insanoğlu ölümü, ölümün büyüklüğünü, yüceliğini düşünmek yerine hayattan aldığı zevk ve sefaya bakıyor. Ne de olsa tüm evren hizmetimiz de değil mi? Güneş bizim için doğuyor, zaman bizim için akıyor, gönlümüzce yaşamak, hayatımızı sürdürmek bizim hakkımız öyle değil mi? Ama yanılıyoruz. Azrail her an her zaman bizim yanımızda. Her köşe başında bizi avlamayı bekliyor. Sadece alnımıza yazılan günü beklemekte. Kur’an-ı Kerim’de Ankebut Suresi, 57. Ayeti’nde de bahsedildiği gibi: “Her nefis ölümü tadıcıdır.” denilmektedir. 

Hayatımızı bir üniversite sınavı gibi düşenelim. Size sorulansa, tek soru: “Kulluk makalenizi nasıl doldurdunuz?” Ama tek fark, bu defa kağıdı sen doldurup vermek yerine onlar sana doldurup verecekler. Dua et ki solunda verilmesin. O zaman vay halimize. Ve Rabbimiz’in bize: “Ey filan kulum! Senden de beklediğim buydu. Gir haydi sonsuz cennetime.” diyen kullarından müyesser eylesin. 

Sizlerden tek istediğim; “Arada bir bunaldığınızda, hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırıp cenaze töreninizi defnedildiğinizi düşünmeniz, hayal etmeniz.”

Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah’tan başka bilen yok. İşte bu sebepten ötürü yaşıyorken, nefes alabiliyorken yapabildiğinizin en iyisini yapın. Her gün yatmadan öce “Allah için ben bugün ne yaptım” diye düşünün. Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın. Bilerek veyahut bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin. Ne diyor Allahü Teala. “Gelme diyor Rabbim, gelme bana. Ne ile gelirsen gel ama kul hakkı ile, masumun ahı ile gelme diyor. Tövben karşılığın da her günahını affederim ama insanların haklarını yeme, ah’larını alma . Çünkü onların affını mazlumların kendilerine bıraktım diyor. Yani ya emrolunduğu gibi dosdoğru yaşa, ya da hakkına girdiklerinden helallik almadan öleme diyor.”

Almadığı her şey için, tekrar tekrar şükredin, hamd edin yüceler yücesi Yaradan’a.

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here