Ödipus Kompleksi ve Kral Oidipus

0

Ödipus Kompleksi – Karmaşası

Ödipus Kompleksi Nedir ?

 Ödipus kompleksi terimi, psikanalitiğin babası Sigmund Freud tarafından ortaya atılmış bir bilinçaltı piskolojik dönem teorisidir.

➺ Freud’a göre her çocuğun ilk aşkı karşı cins olan bireydir.

Yani , kız çocuğu babaya hayranlık ve aşk hissi duyar ve annesini kendisine rakip görüp nefret eder; erkek çocuğu da annesine hayranlık duyar ve babasını kendisine rakip görür.

Ödipal kompleks çocuklardaki psikoseksüel gelişimin 3-6 yaş aralığındaki fallik
dönemde oluşur. Fallik dönemin çocuğun gelecekteki seksüel kimliğini belirlemesinde büyük önemi vardır.

Ödipus Kompleksi, Freud’un en dikkat çeken bilinçaltı kuramlarından biridir. Freud, erkeklerin içgüdülerine göre davrandıklarını ve bunlardan birinin de “baba katili” olmak olduğunu dile getirir. Anne karakteri, sırları açığa çıkarandır ve özdür; kişinin arzularından biri de babasının yerini almaktır.

➺ Tolumdaki kültür anlayışı, “ego”nun gerçekleştirilmesinde etkinlik gösterir. Çoğu toplum bu durumun gerçekleştirilmesini engelleyerek ahlaki ve dini özellikleri ön plana çıkarır. Bu yüzden bilinçaltına atma ve Ödipus kompleksi, hastalık olarak görülebilir.

Ego(Benlik), İd(Alt benlik) ve Süperego(Üst benlik)

Freud zihnin üç kısımdan oluştuğunu söylemiştir.
Ego zihnin bilinç bölümü olup kontrol ettiğimiz özelliklerimiz, ayrıca Id ve süperego arasındaki aracıdır.
İd, cinsellik açlık gibi durumların bencil bir hareketle giderilmesidir.
Süperego, suç – ahlak anlayışının ve Ödipus kompleksinin sonuçlandırılması için baba figürünün içselleştirilmesidir.

Psikanaliz Nedir ?

Psikanaliz, Sigmund Freud’un çalışmalarından oluşan psikolojik kuramlar ve yöntemler topluluğudur.
Psikanalizin amacı hastaların zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurları arasındaki etkileşimlerin neler olduğunu anlamaya çalışıp, sinirsel bozuklukların belirlenmesi ve ortadan kaldırılmasıdır.

 

ÖDİPAL KOMPLEKSE KARŞI NELER YAPILMALI ?

➮  Çocuklara aile içindeki her bireyin ayrı bir şekilde sevilip sayılacağını herkesin farklı yeri olduğunun öğretilmesi gerekir.
Bu dönem her çocukta farklı şekilde görülür ve geçici bir durumdur.
Bu dönemde sabırlı davranmalı, çocuğa hoşgörü ve sevgi gösterilmeye devam edilmelidir.
Çocuğun bu kıskançlığı normalmiş gibi kabul edilip;
➻  Çocuğun yanında el ele tutuşmama,
Çocuğun yanında ebeveynlerin birbirini öpmeme ve sevgi sözcükleri kullanmama gibi hareketlerden kaçınılmalı;  tam tersi
➻  birbirlerine olan sevgilerini uygun bir çerçeve içinde göstermelilerdir.

 

ÖDİPUS KOMPLEKSİ İSMİ NEREDEN GELİYOR ?

Freud, bu kuramını Yunan mitolojisindeki Sophokles’e ait bilmeden annesiyle evlenen ve babasını öldüren Kral Oidipus hikâyesinden yola çıkarak oluşturmuştur.

 

YUNAN MİTOLOJİSİNDE KRAL OİDİPUS HİKAYESİ

Kral Oedipus , Sofokles tarafından yazılan bir Yunan tragedyasıdır. İlk defa MÖ 428 yılında sahnede oynanmıştır.

Laius, Ares ile Afrodit’in en sevdiği kızı olan Harmonie’nin torunudur.
Büyük torun olma özelliği ona tahtın bir sonraki varisi olma hakkı tanıyordu.
Tahtı hile yoluyla Laius’tan almak isteyenler, bulunduğu yer olan Thebes’den gidip Olympos’ta yaşamaya zorlamışlardır. Laius o dönemde Pelops Kralı’nın yanında ikamet ediyordu.
Laius, Kralın gayr-ı meşru oğlu olan Chrysippus’u kaçırır ve onu cinsel arzularını gidermek için kullanır.
Genç Chrysippus bu durumun Kral Pelops’un kulağına gideceğinden korkar ve intihar eder.
Laius’un yaptığı bu kötülük, elbette yanına kalmayaktır, tüm kötülüklerin bir bedeli olduğu gibi…
Pelops bu durum yüzünden Laius’a ” Çocuk sahibi olmamasını ya da olursa kendisinin çocuğunun elleriyle öldürülmesi” üzerine beddua eder.
Zaman geçer ve Laius, Jocasta isimli bir kadınla evlenir, aynen düşündüğünüz gibi çocuk sahibi olmakta zorlanırlar, bu sırada Laius Theben’in Kral’ı olmuştur.
Bu sebeple Laius meşhur bir kahine gidip danışır ve kahin de aynı şekilde çocuk sahibi olmaması gerektiği eğer olursa kendi çocuğunun onu öldüreceğini ve onlara uğursuzluk getireceğini söylemiştir.
Laius kahinin sözlerini dikkate almaz ve bir gün sarhoş olduğu sırada karısıyla beraber olur, bir oğulları dünyaya gelir. Bunun üzerine Laius karısına “kahin”in söylediklerini anlatır.
Çok korkan karı koca yeni doğmuş olan bebeklerini bir çobana verir ve bebeği Cathaeron dağında ölüme terk ederler. Bebeği kimse kurtarmak istemesin diye ayakları iki topuğundan bağlanır.
Çocuk hayatta kalır ve bir Korinthos Kralı Polübos ile Kraliçe Merope ona sahip çıkar, ismini ise Ödipus koyarlar. Birinci Kehanet: Pelops’un kehaneti gerçekleşmiştir.
Ödipus ayaklarının bağlanmış olmasından dolayı ” şiş ayak” anlamına gelmektedir.
Bu çift de evlat sahibi olamamaktadır, bu yüzden Ödipus’a tıpkı kendi çocukları gibi bakıp büyütürler, etrafa belli etmeden. Ödipus büyür ve bu durumu öğrenir, gerçek ailesini bulmak için yollara koyulur.
Thebes yakınlarındaki bir kavşakta bulur kendini.
Karşıdan bir arabayla yaşlı bir adam ve onun görevlileri geliyordur, yoldan geçiş hakkı nedeniyle bir kavga patlak verir. Ödipus yaşlı adamı ve 3 görevlisini öldürür, aralarından bir kişi kurtalmayı başarır ve Thebe’ye dönüp olayları Kraliçeye anlatır.
Ölen yaşlı adam Theben’in Kral’ı Jocaste’nin kocası yani Oidipus’un babasıdır. Oidipus bilmeden babasını öldürmüş ve böylelikle Kahin’in kehaneti de gerçekleşmiştir.
Chrysippos’ın istismarı cezasız kalmasın diye, bir gün Hera Theben şehrine büyük bir felaket yollar: Sphinx (Sphinx ölüm meleği olarak bilinmekte ve sorduğu bulmacaları bilemeyenleri acımasızca öldüren bir canavardır. Kafası insan biçiminde, fakat vücudu aslan şeklindedir.)
Oidipus, Sphinx ile karşılaşır ve böylece ona da hiç kimsenin bilemediği bilmecesini sorar:
‘Önce 4 ayaklı, sonra 2 sonra da 3 ayaklı olabilen nedir?’
Ödipus, ”İnsan” diye yanıtlar.
“İnsan bebekken emekler, büyüdüğünde dik yürür ve yaşlılığında bastonla yürürdü…”
Doğru cevabın üzerine Sphinx uçurumdan aşağı atar kendini ve Theben şehri bir canavardan kurtulmuş olur. Jocaste’nin kardeşi şehrin kurtarısından ablasına bahseder.
Oidipus, Laios öldüğü için dul kalan kraliçeyle evlenir. İkisi de gerçeği bilmeden Oidipus annesiyle evlenmiş olur ve 4 çocukları olur.
Zaman geçer ve ülkede veba salgını görülüp ahlaksız bir olayın düzeltilmesi gerektiği söylenir, eğer Laius’un katili bulunup öldürülürse kehanet son bulacaktır.
Kral Oidipus ne olduğunu araştırmaya koyulur ve tüm detayları öğrenir ‘Oidipus gerçek ebeveynlerinin kimliklerini bilmeden öz babasını öldürmüş, öz annesiyle evlenmiştir’, bunun üzerine kahrolur.
Annesi bu durumu kabullenemez ve kendisini asar. Tüm bu olayların üzerine ise Oidipus bir iğneyle gözlerini kör eder.
Dilenci olarak hayatına devam eder ve yanında sadece kızı Antigone kalır.
Gözlerini kör etmesi olayı ”Gerçeği göremediğinden gözlerine ihtiyacı olmadığını’‘ simgelemektedir.

HİKAYENİN VERMEK İSTEDİĞİ MESAJ

Ebeveynlerin günahlarını çocuklarının çektiği belirtilmektedir.
Aslında herşey öldürülen baba Kral Laius’un; zamanında işlediği günahıyla başlamıştır.
Günahların ve her kötülüğün bir bedelinin olduğu ve babaların günahlarını çocukların ödediğini görmekteyiz.

SOFOKLES KİMDİR?

 Kral Oidipus’un yazarı olan Sofokles, MÖ. 497 yılında Yunanistan’da dünyaya gelmiştir.

Sofokles, tiyatro tekniğini mükemmelleştirmiş, koroda bulunan kişi sayısını on ikiden
on beşe çıkarmış, dekor – kostüme büyük özen göstermiştir.

♦ Yaptığı en önemli hareket ise; Yunan tiyatrosuna üçüncü oyuncuyu ilk Sofokles’in getirmiş olmasıdır.
Lirizmi azaltarak diyaloğu geliştirmiştir.

 Sofokles insanlık durumunun şairidir; mutluluğun her an elden gidebileceği düşüncesi, acının ve mutsuzluğun yüceliği, haksızlığa karşı çıkan ve ona boyun eğmeyi reddeden iradenin büyüklüğü onun düşüncesinin başlıca konuları olmuştur.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here