Normaller Ve Diğerleri: Huzur Dolu Bir Dünya İçin El Ele

0

Yazıya başlamadan önce burada yazılan her şeyin tamamen benim kişisel görüşüm olduğumu ve benimle aynı fikirde olmak zorunda olmadığınızı belirtmek istiyorum ve bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. 

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce okuyucularıma iki soru sormak istiyorum. 

Akıl hastanesi, hapishane veya amatem gibi herhangi bir yerde gerçekten uzun süre geçirmiş olan birisi için en büyük korku nedir?

Seni anlamayanlar ve senin arandaki en büyük fark nedir? 

Bir gün bir psikiyatri görüşmesinde doktorumdan insanların varoluştaki kişisel özelliklerinin ne kadar önemli olduğunu öğrenmiştim. Bunun üzerine kişilik özelliklerinin ne olduğuna dair bir araştırma yapıp bulduğum sonuçların bilimsel doğruluğunu doktorum ile tartışmıştım. Bilimsel olarak kişilik özellikleri demek bir insanın kesintisiz bir şekilde sergilediği davranışların tümü demektir. Bu davranışlar nereden geliyor, neden oluşuyor ve neden sürüyor henüz bilim bunların cevabını verebilecek kadar ilerlemedi. Kişilik özelliklerinin oluşumunun bir kısmının genetik ve diğer bir kısmının yaşananlar olduğu tahmin ediliyor ancak esas ortaya çıktığı nokta henüz bilinemiyor. Bir gün bilimin bu kadar ilerleyebileceğine inanıyorum ancak henüz bunların cevabını bilmiyoruz. En basit örnek olarak birisi hastalık derecesinde sinir değilse bu onun sinirli bir yapıya sahip olduğunu gösterir. Sinirli bir yapıya sahip olması ise onun kişisel özelliğidir. Ancak bu durumda boyut gerçekten çok önemlidir ve özellik ile hastalığın birbirine karıştırılmaması gerekir. 

Dünyada iki tür insanın yaşadığına inanıyorum. Normaller ve diğerleri. Ben diğerleri kısmını arızalar takımı olarak isimlendiyorum. Arızalar takımı diyor olmamın sebebi onların gerçekten kötü olması değil. Ben böyle isimlendiriyorum çünkü bu takım normal hayata adapte olmakta çok ciddi zorluklar çekiyor ve yaşarken bir takım arızalarla baş etmek zorunda kalıyor. Şuan, arızası olmayan insan mı olur dediğinizi duyar gibiyim. Tabiki olmaz. Ancak şunu belirtmek isterim ki arıza takımının sorunları normal bir insanın günlük sorunlarından çok daha farklıdır. Arıza takımı tanımının onları kötüler bir nitelikte anlaşılmasını asla istemiyorum. Çünkü ben öyle bir şey söylemedim. Buradaki arıza kelimesi hayatın içindeki arızalıkları temsil ediyor. 

Öyleyse gelelim normaller ve arıza takımına. Normal insan, zaten var olan bir hayatı devam ettirebilmek ve geliştirebilmek için çabalayan insandır. Belirli bir düzeni ve devam etmesi gereken eylemler mevcuttur. Bunları gerçekleştirirken çeşitli sorunlarla karşılaşabilir ancak bu sorunlar her insanın başına gelebilecek sorunlardır. Normal insanlar, zaten var olan hayatlarını devam ettirebilmek için bazen suça ortak olabilirler. Bu suça ortak olmak ya da suçu işlemek tamamen kendi seçimleridir. Duygu ve düşünceleri gri bir şekilde ilerler. Yaptıkları her eylem kendi seçimleridir. Yaptıkları her seçimin bedeli de tamamen onlara aittir. 

Arızalar takımı kendi içlerinde iki gruba ayrılırlar. Kötü durumda olanlar ve daha az kötü durumda olanlar. Bu iki grubunda hisleri, düşünceleri, davranışları ve buna benzer özellikleri hemen hemen aynıdır ancak dereceleri değişmektedir. Fakat her durumda da iki grubun griyi yaşaması neredeyse yok denecek kadar az görülen bir eylemdir. 

Arıza takımının daha az kötü olan kısmı hiçbir şekilde normal insanların arasına karışabilme zorunluluğuna sahip değildir. Normal insanlarda onların kendileri ile yaşayamayacağını bilirler. Daha az kötü olan kesimin bir kısmı intiharlar sonucunda hayatını kaybetmiştir. Diğer bir kısmı cinayete kurban gitmiştir. Bir diğer kısmı ağır akılsal hastalıklara sahiptir ve muhtemelen bilinci kendinde değildir. Bir diğer kısmı hayatı düşünemeyecek kadar fiziksel hastalıklara sahiptir ve bununla başa çıkmaya çalışıyordur. Bir diğer kısmı idama mahkum edilmiştir. Bir diğer kısmı ömür boyu müebbet yemiştir. Bu saydıklarımdan hangisi olursa olsun ortak noktalarından birisi de bir hayatları olmamasıdır. Normal insanlar gibi düzenli ve devam ettirmeleri gereken bir hayatı yoktur. Her şeyi paramparça olmuştur ya da yok olmuştur. Sahip oldukları tek dünya kafalarının içindeki dünyadır ve bu dünya normal insanların dünyasından oldukça farklıdır. Fiziksel olarak normal insanlar ile aynı yaratılmışlardır ancak normal insanlarla tek benzerlikleri budur. Bunun dışında her şeyi farklıdır. Bu kesim bütün çabalara rağmen doğal hayata döndürülmesi mümkün olmayan kesimdir ve normal insanlar tarafından buna göre önlemler alınır. Ancak normal insanlar bu tür insanların gerçekte olduğu durumu hiçbir şekilde algılayamazlar. Önlemleri sadece tahmini bir görüşe göre olabilecek felaketleri önlemekten ibarettir. 

Arıza takımının bir de kötü olanlar kesimi vardır. Bu insanların çok ciddi fiziksel bir engeli yoktur. Akıl hastası değillerdir. İdamına karar verilmez. İntiharda ölmeyi başaramazlar. Kimi zaman hapishaneye girerler ancak ömür boyu müebbet yemezler. Cinayet kurbanı değillerdir ve muhtemelen cinayeti işleyen kişilerdir. Duyguları daima siyah ya da beyaz olur. Düşünceleri normal bir insanın anlayamayacağı bir biçimdedir ve bu düşünceleri karşısındakinin anlayamayacağını fark edip kendilerine saklarlar. Aynı zamanda çok yoğun bir takıntıları mevcuttur. Kafalarına koydukları herhangi bir şeyi önemli olsun ya da olmasın gerçekleştirebilmek için yapamayacakları şey yoktur. Bu insanlar için sınır denilen insani bir kavram kesinlikle söz konusu değildir. Sınıra hiçbir şekilde inanmazlar. İstedikleri şey için tüm gücüyle ona kavuşana kadar savaşırlar. Her zaman elinden gelenin en iyisi için savaşırlar. Ancak bu kesimin herhangi bir hayatı yoktur. içinde bulundukları herhangi bir sebepten dolayı her şeyleri paramparça olmuş ve yok olmuştur. Ancak ölümüne de izin verilmez ve her denemelerinde müdahale edilerek kurtulur. Ölüm gününe dek normal insanların arasında yaşamak zorundadırlar ve bu sebepten olmayan bir hayatı var etmeleri gerekir. Bir hayat inşa etmek zorunda kalırlar. Bunu yaparken her bir saniyesini tırnaklarıyla kazıyarak yapmaları gerekir. Bu kesim normal insanlardan daha zeki kişilerden oluşur. Zaten dünyayı gerçekten değiştirebilen kesimde genelde bu takımdan çıkar. Ancak bu kesimin durumunu daha az kötülerden ayıran şey insanlar arasında yaşamak zorunda olmaları değildir. Bu kesim daima depresyona, suça, kötü alışkanlıklara ve ölüme meyillidirler. Bu kesimdeki kişilerin hayatı boyunca asla kurtulamadığı bir psikolojik bağımlılığı vardır.

 Bu durumu şöyle özetleyebiliriz;

Madde bağımlısı birisi bunun için tedavi gördükten sonra bundan tamamen kurtulabilir mi? Madde bağımlılığını oluşturan iki tür bağımlılık çeşidi vardır. Birisi kullanılan madde yüzünden oluşan fiziksel bağımlılıktır. Diğeri ise her zaman meyilli kalacağı ruhsal bağımlılıktır. Ömrünün sonuna kadar bir daha madde kullanmaması için savaşması gerekecektir çünkü başına gelen kötü olayların çoğunda yeniden madde kullanmak isteyecektir. 

Arıza takımının kötü olanlar kısmındaki bağımlılıkta bunun gibidir. Bu kesimdeki insanlar normal insanlardan daha çok düşünür ve daha fazla hisseder. Normal insanlar ise bu kadar çok düşünmezler ve hislerini çoğu zaman kontrol edebilirler. Normal insanların hastalık derecesinde takıntı ya da hassaslığı yoktur ancak diğer kesimin çok ciddi takıntıları ve çok ciddi bir hassaslığı vardır. Tabiki bu kesimdeki kişinin durumuna göre de değişir. Hapishanedeki bir kişinin hassaslık ve takıntı derecesi ile ölmeye çalışan birisinin takıntı derecesi aynı değildir. Ancak ikisi de normal insanlardan daha yoğundur. Takıntı dendiğinde kulağa korkunç geliyor değil mi? Aslında değil. Takıntının korkunçluğu neye takıntı yapıldığına göre değişmez mi sizce de ? Bir insan suç işlemeyi takıntı haline getirirse bu kötüdür, ancak kanserin tedavisini bulmayı kafaya koyup bunun için çabalarsa bu iyidir. Hemde insanlık soyunun tamamı için. 

Bu zamana kadar bulunan her buluş, düşünülen her felsefi düşünce, yazılan her edebi eser bu kesim tarafından yazılmıştır. Bu insanlar geçmişinde daima normal insanlar tarafından dışlanmış, sorunlu görülmüş, sevilmemiş ve yaralanıp eziyet görmüş kimselerdir. 

Bu yazıyı okuduğunuzda neden bunun hakkında bu kadar detaylı yazdığımı düşündüğünüzü biliyorum. Bu sebeple cevap veriyorum. insanlık soyunun geleceği tamamen bu insanların elinde. Ve siz normal insanlar, bu tür insanları kurtarmazsanız bir gelecek söz konusu olamaz. Onlara yardım etmelisiniz. iş birliği yapmalıyız. Gelecek hepimizin geleceği ve birbirimizi tamamlıyoruz. Birimiz olmadan diğerimiz bir şey başaramaz. 

Bu tür insanlar her ne kadar gri duygulara sahip olmasa bile zekilerdir. Hem de çok zekilerdir. Normal insanların ise belirli bir zeka düzeyi ve gri duyguları vardır. Gri duygular ve zeka birleşirse ortaya harika işler çıkabilirler. Ayrıca bu zeki olan kısmın kurtarılmaya ihtiyacı vardır yoksa kendi içinde boğulurlar. Onların zeki olduğunu fark edip neler başarabileceklerini görmeye ihtiyaçları vardır. Birilerinin onlara şans vermesi gerekir. Kendilerine inanması gerektiğini hatırlatması gerekir. 

Bu arada bir soru sormuştum ya hapishane vb. yerlerde uzun süre kalan kişilerin en büyük korkusu nedir diye. Bu soruyu cevaplamak istiyorum arkadaşlar. Hapishane vb. yerlerde uzun yıllar geçirmiş kişilerin en büyük korkusu oradan çıkmaktır. 

Bu yüzden bu tür insanları topluma kazandırmak için acele etmeliyiz. Bizden büyük ya da küçük hiç fark etmez hayal ettiği şeyi yapabilmesi onlara şans vermeliyiz. Ben bir konuda hevesli olan birisini gördüğümde eğer yaptığı işte yetenekliyse ona ne kadar yetenekli olduğunu ve görüşlerimi bildirmeyi seçerim. Eğer yaptığı işte yetenekli değilse ise susmayı seçerim. Çünkü kimsenin hevesinin kırılmaması gerektiğine inanıyorum. O kişi şuan o şeyi bir çok sebepten ötürü başaramamış olabilir ve bir kaç yıl sonra bu konuda oldukça yetenekli birisi haline gelebilir. Ancak ona yetenekli olmadığını söylersek bunu beynine kazıyacaktır ve ne kadar çalışırsa çalışsın yeteneksiz olduğuna inanıp bunun psikolojisi altında yaşayacaktır. inanın bana, bu dünyada kelimeler kadar zarar veren hiçbir şey yoktur. Ve emin olun kelimeler kadar yararlı olan bir şeyde yoktur. 

Tüm insanların kurtulması için hep beraber el ele bir dünya diliyorum. Normaller ve diğerlerinin kardeşliğine kalpten inanıp birbirimizi tamamladığımızı söyleyerek yazıyı sonlandırıyorum. Bir elmanın yarısı gibiyiz. Bir taraf olmazsa diğer taraf hiçbir şey yapamaz. Bu dünya kabus gibi bir yer olacaksa da beraber yapacağız, barış dolu  huzurlu bir yer olacaksa da beraber başaracağız. Ve başarılan şeyin sürdürülmesi  yine bizim başarımız olacaktır. iyi ya da kötünün daima olduğunu hepimiz biliyoruz. insan söz konusu olduğunda ikisi de mevcuttur ancak seçim yapabilme şansımız var birleşerek. Öyleyse neden birleşip iyiliği seçmiyoruz?

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here