Mucize Görevi: ACRIMSAT

0

Yakın sistemimizde henüz uzay mekikleri ile bir kaç senede gidebileceğimiz, oksijen maskeleri veya dondurulmuş gıdalar olmadan yaşayabileceğimiz, dünya dışında pek gezegen yok. 4,54 milyar yaşında olan ihtiyar gezegenimizi, daha doğrusu üzerindeki yaşamı etkileyen pek çok unsur var. Bunlardan başı çekebilecek olan bir tanesi de iklim değişikliği. İklim değişikliğinin de pek çok sebebi var aslında. Günümüzde belkide en çok duyulanlar; fosil yakıt kullanımı, ormanların tahribatı, ozonun delinmesi ile dünyamızın biraz daha kaynamaya başlaması olabilir. Evet, bunların iklim değişikliğini etkilemediği söylenemez. Fakat aslında iklim değişikliği dünyamızın gençliğinden beri geçirdiği bir çeşit nöbet. Ve bu nöbette insanlar ve insanların yaptıklarından daha fazla etkili olan unsurlar var. Bunlardan en ciddi olanı ise, güneşimiz.

 

Güneş bizim en büyük yaşam ve enerji kaynağımız. Belkide en büyük faydası olarak dünyayı buzdağına dönmekten koruyor olması dışında, bugün pek çok enerji sisteminin başlıca kaynağı ve elbette ekosistemimizin işleyişinde başrol. Total solar irradiance (TSI), yani güneşin toplam ışınım şiddeti, dünyanın ilk buzul çağından günümüze kadar süren iklim değişikliğinin en büyük etkeni olmuştur. NASA’nın 20 Ocak 1999’da, Vandenberg Air Force Base’den, Taurus taşıt aracı  üzerinde ikincil bir yük olarak, EOS (Earth Observing System[Dünya gözetleme sistemi]) çerçevesinde, Güneş’in toplam ışınım şiddetini araştırmak için fırlattığı ACRIMSAT’ın hikayesi burada başlamıştır (fırlatılan birincil yük, Kore’nin KOMPSAT-1’idir).

 

Güneş ışınları rüzgarları oluşturur, toprağı ısıtır ve okyanus akımlarını yönlendirir. Kıymetli yıldızımız tam da bu nedenle, iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın tahminlerini iyileştirmek için iklim bilimcilerin kullanabileceği önemli verilere sahip. Güneşin ışımalarını ve dünyamız üzerindeki etkilerini gözlemlemek amacıyla fırlatılan ACRIMSAT’ın (The Active Cavity Radiometer Irradiance Monitor Satellite[Aktif Boşluklu Radyometre Işınım Monitörü Uydusu]), kurucusu ve yapımcısı OSC (Orbital Sciences Corporation [Yörünge Bilimleri Kurumu])’dır. İçerisinde bulunan ACRIM modellerinin üçüncüsü olan ACRIM3(Active Cavity Radiometer Irradiance Monitor[Aktif Boşluklu Radyometre Işınım Monitörü]) kamerası ise Jet Propulsion Laboratory (JPL[Jet Sürüş Laboratuvarları]) tarafından NASA için geliştirilmiştir. ACRIM3, 1980 yılında SMM(Solar Maximum Mission[Büyük Güneş Görevi]) görevi için fırlatılan ACRIM1’in elde ettiği veri tabanını genişletmiş, 1991 yılında UARS’ta görev yapan (Upper Atmosphere Research Satellite[Üst Atmosfer Araştırma Uydusu])  ACRIM2 ile devam etmiş ve 5 Nisan 2000 yılında, en az beş sene olarak öngörülen görevine başlamıştır. Görev, JPL’in Table Mountain Tesisi’ndeki ACRIMSAT yer istasyonu vasıtasıyla JPL-ACRIM ekibi tarafından yönetilmiştir. Görevin proje bilimcisi Columbia Üniversitesi’nden Richard C. Willson’dur.

 

Tasarım olarak ise oldukça mütevazı bir yapıya sahip olan ACRIMSAT’ın standart boyutları 79 cm çapında ve 69 cm yüksekliğindedir. Yerleştirilen küçültülmüş boyutlardaki güneş panelleri ile toplam genişliği 1,78 metreye ulaşmaktadır. Ağırlık olarak 115 kg, kullandığı ortalama güç ise 49 W’tır.

 

Görev süresi 5 yıl olarak planlanan ACRIMSAT, Dünya yüzeyinden 713 kilometre yükseklikte 14 sene boyunca görevine devam etmiştir. Uydu da bulunan ACRIM 3 cihazı, Dünya’nın iklimi üzerinde yapılan gözlemler için kritik bir veri setine katkıda bulunan bir dizi uydu deneyinde üçüncü olmuştur: Dünya’ya ulaşan toplam güneş radyasyonundaki varyasyonların 36 yıllık sürekli bir uydu kaydı ve toplam güneş ışınımı. Üzücü haberin tarihi ise 14 Aralık 2013. ACRIMSAT ile kurulmaya çalışılan bir dizi iletişim çalışmaları başarısız olmuştur. ACRIMSAT sessizdir. Sorunun ACRIMSAT’a yerleştirilmiş olan pillerinin ömrünün tükenmiş olduğu düşünülüyor. Başarısız kurtarma girişimleri ve yapılan kapsamlı bir arıza analizi sonrası, görevin artık kurtarılamaz olduğu kararlaştırılmış ve resmi olarak 30 Temmuz 2014’te sonlandırılmıştır.

 

ACRIMSAT, ACRIM’ler ve Güneş’i izlemek için görevlendirilen başka uyduların görevleri süresince aktarmayı başardıkları Güneş ışımalarındaki değişimlerin analizlerine ulaşmak mümkün.

 

 

 

İklim değişikliği, hatta Dünya da gerçekleşen pek çok doğa olayının en büyük etkeni, aslında Dünya’da değil. Bu kesinlikle yerde aradığımızı gökte bulmak. Gökyüzü şüphesiz bir mucize kaynağı ve anlaşıldığı üzere Güneş bizim için sandığımızdan çok daha kıymetli bir mucize.

 

 

 

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here