Mübarek Geceler ve İslam Kaynaklarındaki Yerleri

0
21

Kandiller diye bilinen geceler kimi çevrelerce bid’at kabul edilmektedir. Bu zümrelerin ileri sürdüğü iki delil var bunlardan biri “İslam Kaynaklarında (Kur’an’da) yoktur” diğeri ise “Kandil” isminin sonradan, Osmanlı döneminden kaldığı ve Selefi Salihin’in böyle bir adeti olmadığıdır. Bu iddaların ne kadar doğru olduğunu araştıralım acaba gerçekten bid’at midir? bir göz atalım.

İslam Kaynaklarında Olmadığı İddiası:

Bu iddia doğru değildir. İlk hadislere muarız zümrelerin ortaya attığı sonradan konuda bilgisi olmayan bazı kimselerin de katılmasıyla hızla yayılan zararlı bir söylemdir. Bu fikri savunanların gerekçelerinden biri ve tatlı gelen bir söylemleri vardır. Derler ki; İbadetin özel bir günü yoktur. Bu düşünce görünüşte mantıklı gelse bile yanlıştır zira Cuma günün üstün olması Ramazan Ayı’nın ve Kadir Gecesi’nin fazileti hakkında kaynak yok denilemeyecek kadar büyük bir topluluk tarafından kabul edilmektedir, hakkında sayısız hadis bulunmaktadır. Bunlar bir yana Kur’an’ın bu günden, geceden ve aydan bahsetmesi bile üstün olduklarını söylemek için yeterlidir, bunlarla ilgili tüm hadisleri ve senetlerini burda aktarsam okumaya güç yetirecek çok az insan olacağından sadece birkaç sahih hadisi nakletmekle yetineceğim Kur’an’da zikredildiklerini aktarmaya ise lüzum görmüyorum zira her müslüman mutlaka Kur’an’da geçtiğini biliyordur.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (ﷺ )buyurmuştur ki:

“Üzerine güneş doğan en hayırlı gün cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı. ”(Müslim, Cum`a 17, 18)

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resulullah Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki:

“Cuma gününde bir zaman vardır ki, şayet bir müslüman namaz kılarken o vakte rastlar da Allah’tan bir şey isterse, Allah ona dileğini mutlaka verir. ”

Resûl–i Ekrem o zamanın pek kısa olduğunu eliyle gösterdi.

(Buhârî, Cum`a 37, Talâk 24, Daavât 61; Müslim, Müsâfirîn 166, 167, Cum`a 13–15)

 

Rasulullah (ﷺ ) buyurmuştur ki:

“Eğer kullar ramazan ayındaki üstünlükleri bilselerdi, bütün senenin ramazan olmasını isterlerdi.  (Taberânî,el-Kebîr,22/389;Ebû Ya‘lâ,Müsned,nr.5273;İbn Huzeyme,Sahîh,3/190;Heysemî,ez-Zevâid, 3/141.)

 

Rasulullah (ﷺ ) buyurmuştur ki:

“Kadir gecesini, fazilet ve kudsiyetine inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek ibâdet ve tâatle geçiren kimsenin -kul hakkı hâriç- geçmiş günâhları bağışlanır.” (Müslim, Müsâfirîn, 175)

Kur’anı Kerim’de olma olmama mevzusuna gelince;

“… Kuran-ı Kerim tabii ki Türkçe’de kullandığımız kandil ifadesini kullanmaz. Bunun Arapça karşılığı olan “mübarek gece” (Duhan 44/3; Kadir 97/1-2-3) ifadesini kullanır. Kuran-ı Kerim’in indirildiği geceye işaret edilirken şöyle buyurulur: “Apaçık olan kitaba andolsun ki, biz O’nu (Kuran-ı Kerim’i) mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. (…) Her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. (Duhan 2-7).” Yine Kadir Gecesi’nin, bin geceden hayırlı olduğu Kuran’da ifade edilir (Kadr 97/1-5).

Mübarek mekán (özel, kutsanmış mekán, bereketli yer) kavramı da Kurani bir kavramdır (İsra 17/1; Enbiya 21/71, 78). Kutsal gece ve kutsal mekán kavramı İslami anlayışa ters değildir. Halkımız arasında da kutlanan “Berat ve Regaip”kandillerine de hadislerde işaret vardır. Mevlit kandili kutlamaları ise 10. yüzyılda ilk kez Mısır’da (Fatımiler devrinde) başladı. Bugünkü anlamda kutlama ise 1207’de Erbil ve çevresinde Selçuklu Atabeyi Muzafferüddin Gökböri (1233) zamanında başladı ve devam etti. Mevlit Kandili’nde Peygamberimize salat ve selam getirilir, Peygamberimizin dünyaya gelmesiyle oluşan rahmet ve merhamete vurgu yapılır ve bizim peygamberimizin ahlakına göre kendimizi gözden geçirmemiz istenir. Bunlar zararlı ve kötü şeyle mi?

Miraç Kandili, Hz. Peygamber’in (SAV) yüce makama çıkışının yıldönümü. Bu muhteşem hadiseyi müminler her yıl hatırlayıp ondan pratik dersler çıkarırlar. Miraçta Peygamberimiz diğer peygamberlerle görüşmüş, yüce Rabbimizin birçok nimetine muhatap olmuş ve dönüşünde Mekke’yi sarsacak bu muhteşem olayı insanlara taşımıştır. Miraç ruh ve beden bütünlüğüyle meydana gelmiştir. Yoksa rüya áleminde olsaydı bunun kayda değer bir tarafı olmazdı ki! Öyle ya herhangi birimiz de rüyamızda miraca çıkar, farklı álemler görebiliriz. Eğer olay böyle basit olsaydı Mekkeliler Hz. Peygamber’le tartışırlar mıydı? Hayır, senin bu dediğin olamaz derler miydi? Bu hadisenin mucizelik tarafı kalır mıydı? Tabii ki hayır. İşin tarihi ve dini boyutu kısaca böyle.. ” (Kandiller ve şefaat meselesi/ Hatipoğlu,, Nihat)

 

Mübarek Geceler Hakkındaki Bazı Hadisler:

 

Rasulullah (ﷺ ) buyurmuştur ki:

‘Ey Allah’ım! Bize Recep ve Şaban’ı bereketli kıl, bizi Ramazan’a ulaştır’ buyurdu.”( Ahmed bin Hanbel Müsned 1/259, Beyhaki, Keşfu’l Hafa 1/554)

 

Rasulullah (ﷺ ) buyurmuştur ki:

“Allah Tealâ, Şaban ayının on beşinci (Berâat) gecesinde –rahmetiyle– dünya semasına iner, orada tecelli eder ve Kelb Kabîlesi’nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok sayıda günahkârı affeder.” (Tirmizi, Savm, 39; İbn Mace, İkame, 191.)

 

Rasulullah (ﷺ ) buyurmuştur ki:

“Allah, Kadir gecesini ümmetime hediye etmiş, ondan önce hiçbir ümmete vermemiştir.” (Suyûtî, Câmiu’s–Sagîr, 2/269.)

 

Rasulullah (ﷺ ) buyurmuştur ki:

“Şaban’ın ortasındaki (Berâat kandili) geceyi ibadetle ihya ediniz, gündüzünde de oruç tutunuz. Allah Tealâ o akşam güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen, onu affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle!..’ der.” (İbn Mace, İkame, 191.)

 

Rasulullah (ﷺ ) buyurmuştur ki:

“Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin, çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.” (Deylemi)

 

Kandillerin Osmanlıdan kalma adet olduğunu söyleyenlerin iddialarına cevap verelim:

Evet doğrudur Türkiye’de bu gecelere kandil denilmesinin sebebi Osmanlılar döneminde, II. Selim (1566-1574) zamanından başlayarak minarelerde kandiller yakılarak duyurulması ve kutlanmasıdır fakat bu kandillerin Osmanlıdan kalma olduğu manasına gelmez halk arasında öyle anılmasının Osmanlıdan kaldığı manasına gelir.

Yani bu geceler sonradan çıkarılmış, sonradan icad edilmiş olmayıp “kandil” ismi ile anılması Osmanlı’dan kalmıştır.

Mübarek gecelerin kutlanması sahabe ve tabiin döneminde bulunmaması iddası ise ispata muhtaçtır zira sahabe Rasulullah (ﷺ ) den ders aldığı için ibadetleri başkasından öğrenmez her biri bir yıldız olduğundan kendi ibadetlerini köşesine çekilerek yapardı ve ayrıca 4 Halife döneminin ilk ikisinde yoğun fetih, son ikisinde de iç karışıklıklardan dolayı tam anlamıyla bir devlet yapılanması dini müessese oluşturulmuş değildi nasıl ki Rasulullah (ﷺ ) hem devlet başkanı hem dini mercii olarak son söz sahibiyken O’ndan sonra bunlar iki ayrı müesseseye ve daha sonraları dahada fazla müsseseye dönüştürülmüşse aynen öylede ibdetlerde özü itibariyle değilde tatbik edilme şekli itibariyle değişimlere uğramıştır. Fakat bilinmesi gereken önemli bir husus vardır ki bu gelenek Osmanlı’da başlamamış çok öncesinde bir görüşe göre Fatımiler’de İmam Suyuti’nin yaptığı araştırmalara göre dahada esi dönemlerden gelmektedir.

Bu gecelerin inkar edilmesinin bir başka sebebi ise insanların sanki İslam sadece bu gecelerde yaşanmak için indirilmiş bir din gibi yaşamalarıdır. Bilinmelidir ki İslam hayatın her anına tüm yönüne hitap eden bir dindir, sadece özel zamanlara sıkıştırılamaz böylesine ibadet etmek ancak kendini kandırmaktır..

 

Not: Kandiller hakkında daha fazla bilgi edinmek için; Prof. Dr. Ahmet Özel’in Mevlid, DİA eserine ve Prof. Dr. İsmail L. Çakan, Altınoluk Dergisi, 373. Sayı’daki yazısına göz atın.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here