Mir Sultan Galiyev Ve Türkçülük ?

0
20

Mir Sultan Galiyev Ve Türkçülük;

Dünya devrimine giden yol Türkçülükten geçmeliydi. Türk halkı olmadan dünya devrimini gerçekleştirmek mümkün olmayacaktı. Çünkü Türk halkı gerek coğrafi açıdan gerekse batı ile temasta cephe konumunda bulunmaları bakımından hatta sahip oldukları doğal miraslar nedeniyle batı kapitalizminin beslenme yolları üzerinde bulunuyordu.

Peki bir Marksist neden Turan Devleti kurmak istemişti ?

Bolşevik devriminin dört büyüklerinden biri Müslüman kökenli Tatar Türklerinden olan Marksist Sultan Galiyev, Marksist materyalizme alternatif olarak kendisinin ”Enerjik Materyalizm” adını verdiği Türkçü Turancı bir ideoloji ortaya koymuştur. Bu ideoloji Materyalist Diyalektik(“evrende maddeden başka bir şey yoktur,madde karşıtlıklar içinde gelişir” görüşü) tez hususundaki Avrupa egemenliğini yok etmeyi amaçlamaktadır. Batıdaki diyalektik anlayış henüz bir kavram olarak ortaya konulmadan çok daha evvel doğu halklarında mevcut idi. Bundan dolayıdır ki materyalist düşünce Avrupa bilimine özgü bir unsur değildir. Şüphesiz sosyalist dünya devrimi için ilk adım sosyolojik ve historik tecrübeyle yanlışlığı kanıtlanmış fikirlerin def edilmesidir. Sultan Galiyev ve Sultan Galiyevci düşünce bunu başarmıştır. Avrupa merkezci sosyalist hareketlerin yenilgisi aslında gerçek sosyalist mücadelenin zaferi olmuştur. ”Çağdaş insanlığı oluşturan halklar, sayı, toplumsal ve hukuksal açılardan eşit olmayan iki kampa bölünmüş durumdadır. Bu kamplardan birinde insanlığın yalnızca yüzde 20 ile yüzde 30 ünü oluşturan ve tüm yerküreyi, altında ve üstündeki var olan her türlü ölü ve canlı zenginlikleri ile birlikte ele geçirmiş olan halklar bulunmaktadır. Diğerinde ise, insanlığın beste dördünü oluşturan ve birinci kampa mensup bulunan halkların, diğer bir değişle efendi halkların ekonomik, siyasal ve kültürel tahakkümü ve köleliği altında inleyen halklar yer almaktadır…” diyen Sultan Galiyev gerçek çelişkinin fotoğrafını çekerken aynı zamanda gerçek sosyalizmin yükselmesi gereken sosyal zemini de keşfetmiş olmaktadır. Bu sosyal zeminin mazlum ve mağdur tarafını oluşturan ulusların arasında Türk halklarının konumunun gerçek sosyalist mücadelenin en yaşamsal noktasını oluşturması dünya devrimine giden yolun Türkçü savaşından geçtiğini nesnel bir gerçeklik olarak gözler önüne sermektedir.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here