Milli Sınırlar: Misak-ı Milli

0

Arapça bir sözcük olan ‘misak’ kelimesinin Türkçe karşılığı ‘antlaşma’ dır. Misak-ı Milli ise Osmanlı Mebusan Meclisinin, ülkesine ve milletine bağlı vekilleri tarafından alınmış bir karardır. Çıkarılan bu yasadan sonra Osmanlı Mebusan Meclisi ingilizlerin baskısıyla kapatılmıştır.  Bu karar Kurtuluş Savaşı’ndan kısa bir süre önce alınmış ve olası bir savaş çıkması durumunda savunulması gereken vatan toprağının sınırları belirlenmiştir.

Bir süre gizli tutulan bu metin, 17 Şubat 1920’de Edirne Milletvekili Şeref Bey’in, “bütün basına ve uygar devletlere duyurulması” istemiyle Meclise verdiği önergenin benimsenmesi sonucu resmen ilan edilmiştir.

Misak-ı Milli’nin İçeriği

Kendi ülkesinde kendilerinin ve gelecek kuşakların bağımsız bir şekilde yaşayabilmesi için alınan bu karar içeriği bakımından oldukça önemlidir. Kararda;

Mondros Ateşkes Antlaşması imza edildiği sırada yabancı işgaline giren bölgelerin geleceğinin o bölge halklarının özgür oyu ile belirlenmesi; Mondros Ateşkes sınırlarının içinde ve dışında din, ırk ve amaç yönünden Osmanlı-İslam çoğunluğunu oluşturanların yaşadığı yerlerin birbirinden ayrılık kabul etmez bir bütün olduğu açıklanmıştır. Yapılan özgür halk oylaması sonucunda ana vatana katılmış olan Elviye-i Selase’de (Batum, Kars ve Ardahan livalarının (sancak ortak adı) istendiği taktirde yeniden halk oylaması yapılabileceği belirtilmiştir. Batı Trakya’nın geleceğinin de özgürce yapılacak bir halk oylamasıyla belirlenmesi öngörülmüştür. Osmanlı Sultanlığının ve İslam Halifeliğinin Başkenti olan İstanbul’un çevresiyle birlikte güvenliğinin korunması koşuluyla, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının uluslar arası ticarete açılması konusundaki kararın, ilgili devletlerce ortak alınması gerektiği belirtilmiştir. Bütün devletlerin kendi içlerindeki azınlıklara uygulayacağı ortak azınlık hukukuna uyulacağı kabul edilmiştir. Siyasi, ekonomik, adli ve mali gelişime engel olacak bağımsızlıkla bağdaşmayan hiçbir yaptırımın kabul edilemeyeceği, ancak vesayet altına sokmayacak biçimde borçların ödeneceği kabul edilmiştir.

Misak-ı Milli Genelgeler İçin Yapılan Görüşmeler

Misak-ı Milli’nin ana hatları Erzurum ve Sivas Kongrelerinde belirlenmiştir. Sivas Kongresi’nin talepleri doğrultusunda Osmanlı Hükümeti 11 Eylül’de genel seçim kararı aldı. Kasım ayında yapılan seçimlerde, Anadolu’nun her ilinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin gösterdiği adaylar kazandı. Seçilen adaylar 1920 Ocak ayının ilk günleri boyunca ikişer üçer kişilik gruplar halinde Ankara’ya gelerek Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleriyle görüştüler. Bildiri metni bu görüşmelerde son halini aldı. Heyet-i Temsiliye üyelerince imzalanan metin, Trabzon mebusu Hüsrev Sami Bey (Gerede) aracılığıyla İstanbul’a gönderildi. 12 Ocak 1920’de çalışmalara başlayan Meclis yönetim organlarını seçtikten sonra ilk iş olarak kapalı bir oturumla Misak-ı Milli’yi kabul etti.

Mısak-ı Milli’de Sınırlar

Mondros Mütarekesi’yle belirlenen sınırlar içinde yaşayan Osmanlı İslam çoğunluğu olan bölgeler sınırlarımızdır. Bunlar;

1. Batı Trakya
2. On İki Ada
3. Kars, Ardahan ve Batum
4. Halep Vilayeti
5. Musul Vilayeti
6. Deyr-i Zor Sancağı (Suriye’nin doğusu)
7. Kıbrıs

Osmanlı Mebuslar Meclisi Nedir?

Meclis-i Mebusan, seçimle kurulan ilk Osmanlı meclisidir. 1876 Anayasası’na göre Osmanlı meclisi, biri Meclis-i Mebusan, ötekisi de Ayan Meclisi olmak üzere iki meclisten oluşmaktaydı. Bu iki meclis, Meclis-i Umumi adı verilen Osmanlı Meclisini oluşturdu. Meclis-i Mebusan anayasa gereğince görüşmelerini açık yapar, üyelerinin istemine göre bazen kapalı oturumlar da gerçekleştirirdi. Üyeler yasa önermekte serbesttiler. Ancak bu önerilerin mecliste görüşülmesi için sadrazamlıkla padişahın iznini alınması gerekirdi. Padişah istediği zaman meclisi toplantıya çağırır, istediği zaman da çalışmalarına son verirdi. Anayasaya göre Osmanlı Meclisi kasım ayı başında çalışmalarına başlar, mart ayında tatile girerdi. Mebuslar 50 bin vatandaşa bir mebus olarak seçilirler, seçimler dört yılda bir yapılır, seçimlerde gizli oy esası uygulanırdı.

Mebuslar Meclisi’nin Tarihi

Meclis-i Mebusan, Mebuslar Meclisi olarak da adlandırılır. İlk Türk Parlamentosu, “Meclis-i Umumi” (Genel Meclis) adı altında ve iki meclisli olarak, 20 Mart 1977’de çalışmalarına başladı. İki dereceli seçimler sonucu oluşan “Heyet-i Mebusan” veya bazen ifade edildiği gibi “Meclis-i Mebusan” (Milletvekilleri Heyeti), 69’u Müslüman ve 46’sı Müslüman olmayan 115 üyeden oluşuyordu. Doğrudan doğruya padişahça atanan “Heyet-i Ayan” veya diğer adıyla “Meclis-i Ayan” (Seçkinler Heyeti) ise, 26 üyeden kurulmuştu. Zamanın padişahı II. Abdülhamid 1878’den 1908 yılına kadar Meclis’i toplamadan ülkeyi idare etti. 1908 yılı başlarında giderek artan dış gelişmeler ve son derece şiddetlenen aydınlar muhalefeti nedeniyle, Meclis’i Umumi yi 23 Temmuz 1908’de toplantıya çağırmak zorunda kaldı.

Eski meclisin etkisi yok denecek kadar az iken yeni mecliste yapılan değişiklikler sonucunda, padişahın zararlı faaliyetleri iddiasıyla vatandaşları yurt dışına sürgün etme hakkı kaldırıldı. Basın özgürlüğü genişletildi ve sansür yasağı konuldu. Padişahın dilediği zaman Meclis’i dağıtması hükmü sıkı kayıtlar altına alındı. Gensoru kurumu yerleşti. Padişahın yasama yetkisine belli sınırlar getirildi. Siyasi parti kurma serbestisi getirildi. Millet vekillerine kanun teklifi verme hakkı verildi. Balkan Savaşlarının 1913’te sona ermesinden bir yıl sonra Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşına katılmak durumunda kaldı. Savaşın bitim yılında, 3 Temmuz 1918’de VI. Mehmet (Vahdettin) Osmanlı Devleti’nin son padişahı olarak tahta çıkmıştı. Birinci Dünya Savaşı yenilgiyle sonuçlandı: 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondoros Antlaşması’ndan sonra da, padişah VI. Mehmet, 21 Aralık 1918’de Meclis-i Mebusan’ı dağıttı. Kamuoyunun bütün tepkisine daha fazla dayanamayıp 12 Ocak 1920’de yeniden toplattı. Meclis-i  Mebusan son olarak Misak-ı Milli’yi kabul etti.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here