Milli Selamet Partisi ; Genel Başkanını Seçti

0

21 ekim 1973-Necmettin Erbakan Millî Selamet Partisi Genel Başkanı seçildi…

Milli Nizam Partisinin Anayasa Mahkemesi Kararıyla kapatılmasının ardından 10 ekim 1972 yılında aynı siyasi kadro tarafından Millî Selamet Partisi kurulmuş ve ilk genel başkanı Süleyman Arif Emre beydi yeni kurulan partinin kuruluş çalışmalarında varolan Necmettin Erbakan Hoca 1973 mayısında fiilen partiye katılmış ve 21 Ekim 1973 tarihinde genel başkan seçilmiştir…

Tamamen millî fikirlerle halkın içinden gelen ve halkla aynı dili konuşan Necmettin Erbakan  1980 darbesine kadar koalisyon hükümetlerinde bakanlık başbakan yardımcılığı gibi görevlerde bulunmuş devlete birçok hizmeti dokunmuştur. Erbakan Hoca şunu yaptı bunu yaptı demek yerine biraz kişiliğinden karakterinden zekasından ve herşeyden önemlisi vizyonundan misyonundan bahsedelim isterseniz.

 

Necmettin Erbakan Hoca ülkemizin tipik siyasetçilerinden farklı bir üslupla çıkar önce halkın karşısına ve farklı söylemleriyle adeta ben benden öncekilere benzemem diyerek  zihinlerdeki karamsar tabuları milletin ruhunda açılmış yaraları yok etmek için ortaya çıkmış bir fikir adamıdır. 1. Cihan harbinden sonra istila edilmiş fakirleştirilmiş fikirsizleştirilmiş ve herşeyden önemlisi ümit kelimesinin anlamını unutmuş olan devletin milletine bir doktor edasıyla reçeteler yazar elinden geldiğince tedaviler uygular vatan aşığı millet aşığı bu şahıs o güne kadar pek duyulmamış projelerden bahseder üretim ticaret refah denk bütçe gibi milletin o güne kadar yabancı olduğu ümit var cümlelerle konuşur. Milli Görüş sloganıyla adeta ithal ve içi boş ideolojilerden halkı kurtarmak ve birbirleriyle çatışma halinde olan zıt fikirdeki insan topluluklarını birbiriyle barıştırma ortak paydada buluşturmak için memleketi karış karış gezer tabi bu işleri yaparken yine etrafında Necip Fazıl Kısakürek gibi fikir adamlarından da nasihatler dinler istişarelerde bulunurdu. Erbakan Hoca Milli Görüş derken halkın içinden çıkan Anadolu’nun bağrında pişmiş maneviyat ahlak saygı sevgi hoşgörü gibi kavramların pasının silinmesine yeniden insanımızı kendine gelmesini dünyaya yeniden hükmetmesini kastetmektedir.

 

Yoksulluktan önünü göremeyen halka Yeni Dünya Düzeni’i kurmaktan bahseder ancak kimse anlamaz o yıllarda çünkü millet sefaletle terbiye edilen bir figürandır o yıllarda her seçim öncesi yalan vaatlerle kandırılan dış dünyayla alakası kesilmiş tarihinden koparılmış bir halk kitlesi oluşmuştur artık bunu iyi gören bunun bilincinde olan bir fikir adamı belki insanlar için hayalden ibaret birşey gibi gelen bu söylemleri ciddiye alanların sayısı da pek azdır. Dışarda neler dönüyor kimse bilmez yurdun insanı ekmek derdindeyken sefaletle boğuşurken düşman hala doymamış hala Türk milleti ve Müslüman Ümmetine el altından zarar verme peşindedir haliyle %11 oyu olan bir parti lideri 20. Yüzyılılın haçlı ittifakının hedefine çoktan yerleşmiştir çünkü Milli Görüş ve Yeni Dünya Düzeni ve yine milli hedefler milli planlar eninde sonunda yüzünü içimizde gizleyen haçlı ittifakının elemanlarının güvenliğini tehdit edecektir zaten memleketi milliyetçilikle komünizmle uyuturlarken birinin çıkıp Milli Görüş beyanında bulunması doğrudan tehdit değilmidir. Emperyalist batının uşaklarına. Ne yazıkki düşman bizden daha iyi tanıyordu bu dava adamını biz daha sahip çıkamazken büsbütün onlar planlarını onun susması susturulması üzerine kuruyordu. Yarın için bir politikası olamayan bir devlette birisi çıkmış 50 yıllık 100 yıllık stratejiler oluşturuyordu bizlere oynanan oyunu iyi biliyor ve ülkemize vatanımıza kasteden karanlık ittifaklara aynı mantıkla cevap veriyordu.

 

1974 Kıbrıs Barış Harekatındaki rolü;

Harekatın olduğu dönemde Chp-Msp koalisyonu vardı ülkenin başında ve başbakan yardımcılığı görevini yürütüyordu Necmettin Erbakan Hoca. Kıbrısta katliamlar çoğalıyor rumlar asimetrik katliamlarla adada Türkleri yoketmeyi planlıyorlardı ancak o dönemki Türkiye’nin uluslararası platforma etkisi yok ve ne zaman başını kaldırsa bir darbe alıp etkisi kırılıyordu ancak adada katliamlarda sürüyordu ne yapabiliriz sorusuna karşılık bulabilmek adına istişareler yürütülüyor ancak eyleme dönüşmüyordu bizzat Başbakan Ecevit harekata karşı çıkıyordu bu harekat yapılırsa batıdan gelecek ambargolar yaptırımlar endişe yaratıyordu ancak Erbakan Hoca’nın düşüncesi böyle değildi Kagliamı durdurabilecek güçte olduğuna inanıyordu.

Ecevit Londra gezisine çıkıyor ve ardından başbakan yardımcısı olarak Erbakan Kuvvet Komutanlarıyla durumu istişare ediyordu bişeyler yapılması lazımdı ve komutanlar Erbakan Hoca’ya yetki sahibi olarak emir verirseniz uygularız Kıbrısa çıkarma yaparız diye garanti vermişlerdi zaten ve Eceviti’in Londra dönüşünü beklemeden planları yapmaya başladılar harekat yapılacaktı ancak Amerika’nın tehdidi bütün gerçekliğiyle önlerinde duruyordu Amerika eğer Türkiye Kıbrıs’a çıkarma yaparsa 60. Filoyu üzerimize göndereceğini beyan etmişti karşı koyacak teknolojide yok güçte yok ama burada bir plan vardır ki koca Amerika’nın elini kolunu bağlamış ve harekatta hiçbir tehdidi olamamıştır. Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan harekata katılacak pilotları toplar ve Amerikanın 60. Filosunun harekat durumunda bize saldırısı olma ihtimalinden bahseder ve bu olasılık için 8 tane gönüllü pilot belirler eğer Amerika 60. Filosuyla saldıracak olursa bu 8 pilot şehadet dalışı yapacak amerikan uçaklarına çarparak bir nevi intihar eylemi gerçekleştirecektir. Erbakan bu konuşmayı Amerikan Savunma Bakanlığına iltecek ordu içinde satılmış elemanlar olduğunu bilir ve adeta 2. Abdülhamit döneminin meşhur karşı istihbarat yöntemiyle düşmanın yanlış bilgilenmesini sağlar ki bu toplantı sonunda filo komutanı bizzat sormuştur amerikan hava filosu gerçekten saldırırmı diye cevaben Erbakan bu olaya ihtiyaç duyulmayacağını bu konuşmadan onların anında haberdar olup bize harekat yapmaya cesaret edemeyeceğini söyler ve öylede olmuştur.

Sonuç olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleşir ancak plan adanın tamamen alınması üzerine yapılmıştır Başbakan Ecevit’in dış baskılara dayanamayıp harekatı yarım bıraktığıda önemli bir stratejik hatadır.

 

Yani sonuç olarak bu ülke Erbakan Hoca’yı düşmandan evvel tanısaydı ve anlasaydı . Belki şuan ki gücümüze 20 yıl evvel ulaşmıştık. Önce ilk partisini kapattılar ( Milli Nizam Partisi) sonra 80 ihtilalinde Milli Selamet Partisini ve nihayet son olarak seçim kazanmış Refah Partisine yani Erbakan’a 3. Darbeyi yaptılar. Kurduğu ve sloganı olan Milli Görüş bir vizyondur Erbakan’ı anlamak bu ülke insanına vizyon kazandıracaktır. Yeni Dünya Düzeni dediğinde buna ütopya diyenler tarihe bakmalıdır göçebe bir obadan koca imparatorluğa dönüşen Osmanlıya bakın mesela bizim insanımızın her daim bir hedefi olmuş ona göre hareket etmişlerdir. Bugün ortadoğuyu bataklığa çeviren İsrail devletinin kuruluşuna bakın Abdülhamit’in indirilmesiyle başlar asırlık stratejilerle dünyada güç olunur ve yine İsrail devletini kuran siyonistin daha okul yıllarında defterlerinin heryerine bugünkü israil topraklarının haritasını çizmesini basit görebiliriz belki ama herşey hayalle başlamazmı zaten.

Bir başka deyişle Erbakan Hoca’yı anlamak için daha doğrusu yanlış anlamamak için onun kurduğu fabrikadan veya yaptığı maaş iyileştirmelerin den Kıbrıs harekatından ziyade bizlere bıraktığı veya kazandırdığı vizyona bakmalıyız yoksa onun bıraktığı gözle görülür hizmetlerle övünerek vakit kaybederiz ancak. Erbakan Hoca’nın bu memlekete miras bıraktığı yalnızca fikirleridir , vizyonudur , misyonudur ve düşünün ki Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin dahi dikkatini çekmiş ve sonuç olarak medya algılarıyla ve post modern bir askerî darbeyle etkisinin kırılması hedeflenmiştir. Erbakan’ı anlamak düşmanı tanımaktır düşmanı tanımak bir adım önde olmak demektir. Eğer ülkemize faydalı olmak gibi bir hayalimiz düşüncemiz olacaksa 3. Dünya ülkelerinin devrim liderlerini kahramanlaştırmak yerine Erbakan Hoca’nın bize miras bıraktığı vizyonu anlamaya çalışalım.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here