Millet Kavramı Üzerine Deneme

0
43
Ortak bir geçmişe sahip ve birlikte yaşama arzusu olan insan topluluğuna millet denir. Biz millet  kavramını Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan Türkler bazında değil, Orta Asya dan  beri sürüp gelen kandaş ve büyük çoğunluğu ile de dindaş diğer Türk halkları bağlamında ele almayı düşünüyoruz.  Türkler'in eski tarihinin birçoğunu Çin kaynaklarından elde ediyoruz ve bu kaynaklar M.Ö. 2000-1000 arası Türk hükümdarlardan bahsediyorlar. Yani Türkler'in bilinen tarihi 4000 yıl öncesine dayanıyor.

Ortak bir geçmişe sahip ve birlikte yaşama arzusu olan insan topluluğuna millet denir. Biz millet  kavramını Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan Türkler bazında değil, Orta Asya dan  beri sürüp gelen kandaş ve büyük çoğunluğu ile de dindaş diğer Türk halkları bağlamında ele almayı düşünüyoruz.  Türkler’in eski tarihinin birçoğunu Çin kaynaklarından elde ediyoruz ve bu kaynaklar M.Ö. 2000-1000 arası Türk hükümdarlardan bahsediyorlar. Yani Türkler’in bilinen tarihi 4000 yıl öncesine dayanıyor. Bununla birlikte bilinen en eski Türk Devleti İskitler’dir fakat yaptığımız araştırmada haklarında yeterli bilgiye sahip olamadığımız için İskitler’i değil Büyük Hun Devleti ve diğer Türk devletlerini baz alarak konuyu açıklamaya gayret göstereceğiz. Asya bozkırlarında yaşamını sürdüren atalarımız kimi zaman savaşmış, kimi zaman ise ittifak kurarak devlet kurup, devlet yıkmışlardır. Ama ne olursa olsun devletsiz yaşamamışlardır. Hatta şu meşhur söz Türkler için devletin ne kadar önemli olduğunu anlatır niteliktedir, “İki Türk birleşirse devlet, iki Yahudi birleşirse şirket kurar”.  Bu bağlamda gerek kurulan devletlerin teşkilat yapılarında ki benzerlikler gerek halklar arasındaki lisani ve örfi benzerlikler yukarıda bahsedilen millet kavramına uygunluk göstermektedir. Mesela Orta Asya’da kurulan devletlere baktığınızda Gök Tanrı ve kut inancı, halkın Türk töresine göre yönetilmesi ve kurultayın gerçekleşmesi, geniş coğrafyaya yayılan devletlerde (Hunlar ve Göktürkler gibi) hakanlığın Doğu ve Batı Hakanlığı olarak ikiye ayrılması esas gücün Doğu Hakanlığın da olması, Türk Cihan Mefkuresi yani Türklerin bütün cihana hakim olma ülküsü belli başlı özelliklerden sadece birkaçıdır. Ayrıca Türk İslam Devletlerinde ise Gök Tanrı ve kut inancı yerine Zillullah yani Allah’ın yeryüzündeki gölgesi anlayışına döndüğü, Türk Cihan Mefkuresinin ise Nizam-ı Alem İlay-ı Kelimetullah yani aleme nizam vermek (adaleti sağlamak) ve Allah’ın adının duyurulması davasına evrildiğini görmekteyiz.  Diğer Türk halkları ile dil bakımından olan benzerliklere de baktığımızda ise   Türk Milletinin tarihini 1071’e  dayandıranların bu millete yapabileceği en büyük kötülüğü yaptığını anlamaktayız. Aşağıda verilen tabloda Türk dilleri arasındaki benzerlik açıkça görülmektedir.

Ortak bir geçmişe sahip ve birlikte yaşama arzusu olan insan topluluğuna millet denir. Biz millet  kavramını Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan Türkler bazında değil, Orta Asya dan  beri sürüp gelen kandaş ve büyük çoğunluğu ile de dindaş diğer Türk halkları bağlamında ele almayı düşünüyoruz.  Türkler'in eski tarihinin birçoğunu Çin kaynaklarından elde ediyoruz ve bu kaynaklar M.Ö. 2000-1000 arası Türk hükümdarlardan bahsediyorlar. Yani Türkler'in bilinen tarihi 4000 yıl öncesine dayanıyor.

Sonuç olarak bu yazıyı kaleme almakta ki maksadımız, Semerkand’dan Kosova’ya, Buhara’dan Bosna’ya, Altaylardan Toroslara, Balkanlardan Kafkaslara kadar bir millet olduğumuzu anlatmak,Türk  evladının bunun bilince olarak hayatına yön vermesi ve ataları gibi gözünü ufuktan ayırmayarak, aleme nizam sağlamak için bu milletin ve insanlığın yararına aslında hayat gayesi olarak Rıza-i Teala peşinde koşmasıdır. Türk evladının bir an bile  umutsuzluğa düşmesini engellemek ve ihtiyacı olan kuvvetin damarlarında olduğunu hatırlatmaktır. Son olarak sosyal medyada dolaşan hedef neresi sorusuna askerimizin Kızılelma’ya diye cevap vermesi bana Kanuni’nin askerlerine Kızılelma’da buluşuruz, Askerlerin ise Kızılelma’ya dek varırız cevabını hatırlattı. Namık Kemal’e ait olan vatan şarkısı şiirinde geçen “fıtrat değişir sanma bu kan gene o kandır” dizesinin ne kadar doğru bir tespit olduğunu görmüş olduk.
Bu konuda Atatürk’ün “Türk evladı, ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” sözü de konuya yeterince açıklık getirmektedir. Selam ve dua ile.

 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here