Mavi Sevda

0

MAVİ SEVDA

 

Denize gitmek ne kadar içini sevinçle dolduruyorsa, gelmek bir o kadar hüzünlendiriyordu. Annesi her seferinde,

“Eğer boğulup gelirsen, seni öldürürüm!” diyordu ama Ömer’in korkusu başkaydı. O denize açılamamaktan, motoru ufka sürememekten, dibe dalıp gözlerini açamamaktan korkuyordu.

Bu sabah erkenden kalkmış limana gitmiş ama yine Musa Reis’ten erken gelememişti. Musa Reis her seferinde bozuntuya vermez, ona takılır,

“Ne o, Ömer! Erkencisin bugün!” derdi. Ömer’in gözleri düşer, içi burkulurdu ama ne zamanki Musa Reis,

“Hadi bakalım, Ömer Kaptan, vira!” dediğinde de yüzü güler,

“Viraaaaa!” diye bağırır, koşarak motorluya atlardı.

Bugün yine açılmışlar, ağı yavaş yavaş suya bırakmışlar ve beklemeye başlamışlardı. Ömer’in en sevdiği anlar bu anlardı; çünkü sessiz olursa ve şansı yaver giderse bir denizci hikâyesi daha dinleyebilirdi. Bunun için oldukça sessizdi. Motorun sesi de kesilmişti. Sadece hafiften rüzgârın sesi ve kayığa vuran dalgalarının yumuşak sesi vardı.

Musa Reis derin mavi gözleriyle uzaklara bakıyordu ve o tok sesiyle anlatmaya başladı:

“Bir keresinde yine tek başıma açılmıştım. O zaman böyle motorlu nerdee!.. Bir kayığım var, babadan yadigar ama su alıyor. Çok uzun süre kalırsam batar ve benim de yüzerek gelmem gerekir. Yüzmek mesele değil. Ama kayığı ardımda bırakmak ve hele ki Mavi’yi bir daha görememek…” dedi ve sustu. Gözleri daha da uzaklara baktı ve gözlerindeki mavi iyice koyulaştı. Ömer şaşkın şaşkın,

“Mavi mi!?” dedi. Musa Reis döndü ufuktan yavaş yavaş ve denizin derinliklerine baktı. Derine indikçe ışığın azalması, basıncın artması gerekirdi ama Musa Reis için öyle olmuyordu. Onun için peş peşe kapalı kapılar açılıyor, sırlar aralanıyordu.

Gözleri ne zamanki Mavi’yi tekrar gördü o an tekrar aşık oldu. Gömleğini çıkarıp suya atlamasıyla kaybolması bir oldu.

Mavi kaçıyor o kovalıyordu. Bir türlü yakalayamıyor, parmaklarının arasından kayıp kurtuluveriyordu. Sonra bir an için zaman durdu ve Mavi’yi yakaladı. Avucunun içerisine aldı, hayran hayran seyretmeye başladı. Mavi’nin gözlerinde hayallere daldı çıktı. Yüreği kıpır kıpırdı. Sonra aniden bir akıntı geldi ve savruldu. Güç bela yukarı attı kendini. İster istemez çıktı sudan sırılsıklam. Kayığa bindi ve gömleğini giydi tekrardan üzerine. Sonra avucuna baktı ve ne gördüğünü anımsamaya çalıştı.

Belki işaret parmağı kadar masmavi bir balıktı gördüğü, belki de mavi elbise giymiş bir kadındı. Belki de sadece derin mavi gözleriydi suya yansıyan ya da sadece bir özlemdi; kavuşmak istediği ama hep hasret kaldığı…

Gözleri ufka baktı tekrar ve o tok sesiyle,

“Hadi bakalım, Ömer Kaptan, vira!” dedi. Ömer şaşkındı:

“İyi de, hiçbir şey anlatmadın ki reis! Geldiğimizden beri öylece durup denize baktın.” Musa Reis ufuktan gözlerini alıp doğruca Ömer’in gözlerine dikti ve elini omzuna koyarken,

“Anlattım, evlat, anlattım ama sen daha âşık olmadığın için duymadın!” dedi.

Ayvaz Altun

Kâh okur Kâh yazar...

www.instagram/ayvazaltun
www.wattpad.com/ayvazaltun
Ayvaz Altun

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here