Matrix ve Felsefe

0

Matrix Nedir?

Morpheus: Sanırım kendini biraz Alice gibi hissediyorsun. Tavşan deliğinden aşağı yuvarlandın. Hımmmm.

Neo: Öyle denilebilir.

Morpheus: Bunu gözlerinden görebiliyorum. Uyanmayı bekleyen ve gördüğü şeyleri kabul eden birinin bakışlarına sahipsin. Gerçekte bundan pek farklı değil. Kadere inanır mısın Neo?

Neo: Hayır.

Morpheus: Neden?

Neo: Hayatımı yönlendiremediğimi düşünmeyi sevmiyorum.

Morpheus: Ne demek istediğini çok iyi biliyorum. Sana burada olma sebebini açıklayayım. Buradasın, çünkü bir şey biliyorsun. Bildiğin şeyi de açıklayamıyorsun ama hissediyorsun. Hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada yanlış olan bir şeyler var. Ne olduğunu bilmiyordun ama hissediyordun, beyninin içinde dolaşıp seni deli ediyordu. Seni bana getirende işte bu his. Neden söz ettiğimi biliyor musun?

Neo: Matrix ?

Morpheus: Peki ne olduğunu öğrenmek istiyor musun? Matrix her yerdir, etrafımızı çevreler,şu anda pencereden baktığında onu görebilirsin ya da televizyonu açtığında, işe gittiğinde hissedersin ya da kiliseye. Gerçekleri görmeni engellemek için, gözlerinin önüne çekilen bir dünya bu.

Neo: Ne gerçeği?

Morpheus: Bir köle olduğun gerçeği Neo.
Sende herkes gibi bir köle doğdun.
Dokunamadığın koklayamadığın ya da tadamadığın bir hapishanedesin.
beyninin içi bir hapishane. Ne yazık ki, Matrix’in ne olduğu kimse söyleyemez.
Bunu kendin görmek zorundasın.
Bu senin son şansın.Bundan sonra artık bir geri dönüş olmayacak.
Mavi hapı alırsan,hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın.
Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın.
Ben de sana tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm.
unutma..
sana vadettiğim tek şey gerçek. fazlası değil…

Bir yaşanan gerçek vardır, bir de yaşananın ötesinde olan gerçeklik… Biri rüya, diğeri ise Matrix!

Neo, kırmızı hapı alır ve efsane başlar. 1999 yılında gösterime giren ve gişeleri alt-üst eden bir film Matrix. Ve daha sonrasında Matrix Reloaded ve Matrix Revolutions ile gelen serinin devamı. Yapımı, konusu, kurgusu, oyuncuları ve de görsel efektleri ile çığır açan 3 bölümlük bir film serisi.


Matrix

Hayatını tamamen bilgisayarlar üzerine kurmuş olan Tomas Anderson,normal hayatında mesaili çalışan biri olarak gözükmekte ama Neo ismi ile hackerlıkta yapmaktadır. Neo, hiç kimsenin bu durumun farkında olmaığını düşünse de aslından alanlar tarafından sıkı bir takiptedir. Takip edilmesinin sebebini öğreneceği kişi de Morpheus’tur. Neo, Morpheus ile tanışınca bambaşka bir hayata adım atar. Aslında yaşadığı dünyanın tamamen yalan olduğunu ve gerçeklerin çok ama çok başka olduğunu Morpheus ve ekibi ile çalışmaya başlayınca görecektir. Neo, yeni hayatını keşfederken Trinity’de de aşkı bulacaktır.

Vizyon Tarihi 3 Eylül 1999
Yönetmen Wachowski Kardeşler
Oyuncular Keanu Reeves(Neo), Laurence Fishburne(Morpheus), Carrie-Anne Moss(Trinity), Hugo Weaving(Ajan Smith),Gloria Foster (Oracle)
Maliyet 63.000.000 Dolar
Hasılat 465.000.000 Dolar
Tür- Süre Aksiyon-Bilim kurgu, 2 s 15 dk

Matrix Reloaded

Makinelerin hedefi belirlenmiştir; Zion’u bulmak ve gerçek insanların yaşadığı yeraltı şehrini tamamen yok etmek. Şehri yok etmek içinde olağandışı makinaları Zion’a göndermeye karar verirler. Neo ve ekibi bunun önüne geçmenin tek çözümü olan ”Anahtarcı” isimli ‘hacker’ın peşine düşerler. Bu göründüğü kadar basit değildir, çünkü herkes anahtarcının peşindedir. Ajan Smith’de kendini klonlamaya başlamış ve hızla Matrix’i ele geçirmeye başlamıştır…

Vizyon Tarihi 16 Mayıs 2003
Yönetmen Wachowski Kardeşler
Oyuncular Keanu Reeves(Neo), Laurence Fishburne(Morpheus), Carrie-Anne Moss(Trinity), Hugo Weaving(Ajan Smith)
Maliyet 150.000.000 Dolar
Hasılat 743.000.000 Dolar
Tür- Süre Aksiyon-Bilim kurgu, 2 s 18 dk

Matrix Revolutions

Bambaşka biri olan Neo, üstün yeteneklerini tamamen ortaya çıkarmış ve Matrix sisteminde istediği her şeyi yapabilmektedir. Neo’nun yükselişinin önüne geçemeyen makineler, tek çözümün Zion’u tamamen yok etmek olduğunun farkına varıp ağır bir saldırıya başlarlar. Neo’da bu saldırıyı önlemek için sonunda ne ile karşılacağını bilmediği bir yolculuğa başlar.

Vizyon Tarihi 5 Kasım 2003
Yönetmen Wachowski Kardeşler
Oyuncular Keanu Reeves(Neo), Laurence Fishburne(Morpheus), Carrie-Anne Moss(Trinity), Hugo Weaving(Ajan Smith)
Maliyet 150.000.000 Dolar
Hasılat 473.000.000 Dolar
Tür- Süre Aksiyon-Bilim kurgu, 2 s 9 dk

Matrix ve Felsefe

Ama film serisi sonunda öteye geçen ve ”Acaba gerçek nedir?” diye insanları, felsefi ve psikolojik düşüncelere iten bir kült eser haline gelmiştir.

Gerçek dünyanın bir yanılsama olduğu fikrinin pek çok örneği vardır ve Matrix üçlemesi bu düşünceyi dillendiren filozoflara özel referanslarla doldurulmuştur. Matrix, kendi çizgisini yaratmak ve kendi felsefi sorularını oluşturmak için tasarlanmış olsa da, Wachowski kardeşler, bazı filozofların düşüncelerine hem açık hem de ince referanslar vererek saygısını gösterir. Matrix üçlemesinin en çarpıcı felsefi örneklerinden dördü Jean Baudrillard’ın Simulacra ve Simülasyonu, Platon’un mağaradaki alegorisi, Socrates’in Delphi’ye yaptığı ziyaret ve Descartes’ın eseridir. Filmler bunlardan dördüne çeşitli noktalarda atıfta bulunur.

Jean Baudrillard’ın Simulacra ve Simülasyonu

Bu felsefi düşünce, Matrix’in başlangıcına yakın bir zamanda ortaya çıkmıştır. Neo, filmin başında kendisinden korsan yazılım almaya geldiklerinde, yazılımın olduğu CD’yi, Fransız postmodern filozof Jean Baudrillard’ın Simulacra ve Simulation adlı kitabının içinden aldığını sanırım farketmişsinizdir. 1981’de orijinal olarak yayınlanan Baudrillard’ın kitabı, yirminci yüzyılın sonlarında tüketim kültürünün, gerçekliğin simulasyonlarının veya taklitlerinin, gerçekliğin kendisinden daha gerçek hale geldiği, “hiper-gerçek” olarak tanımladığı bir koşullu dünyayı anlattığı eseridir. 

Baudrillard, tüketici kültürünün, gerçekte var olan şeylerin temsilleri veya taklitleriyle çevrilmiş olduğumuz bir devletten, hayatımızın simülasyonlarla doldurulduğu bir duruma doğru , başka bir şeyi temsil ediyormuş gibi görünen ama gerçekten yaratılmış gibi görünen nesnelerden evrimleştiğini iddia eder. Böyle bir durumda, simülasyonlar dünyası giderek kendi başına bir yaşam yaratır ve gerçekliğin kendisi de bir çöl haline dönüşür. Hap sahnesinde Morpheus, gerçek dünyayı Neo’ya, şu anda yaşadığı dünyanın bir çöl olduğu tezine dayanarak anlatmıştır. Bu sahnedeki bazı replikler Simulacra ve Simulation kitabının ilk sayfasındaki  cümlelerden esinlenilerek yaratılmıştır. Bu nedenle, Matrix serisinin ana felsefesi, içinde yaşadığımız gerçek olmayan tüketici kültürünün eleştirisi olarak yorumlanabilir, bu da bizi bir şey ya da bir şeyler tarafından sömürüldüğümüz gerçeğini anlatmaya çalışır. Matrix’te makinelerin biyoelektrik için  insanları havuz benzeri yerde hapsetmesi buna en iyi örnektir.

Baudrillard’ın en büyük felsefi etkisi Karl Marx’tır ve Matrix filmleri açıkça Marx’a atıfta bulunmazken, Matrix sakinlerinin hepsinin yaşadığı bir yanılsama yoluyla sömürüldüğü gerçeği, filozof Marx’ın düşüncelerine bizleri daha çok yakınlaştırır. Marx, işçi sınıfının egemen sınıflar tarafından sömürüldüğünü, ancak işçi sınıfının sömürüldüğünü  kendisini sömüreni algılamaması nedeniyle fark edemediği fikrini savunmuştur. İşçi sınıfı, kendi konumlarını yanlış anladığından işçilere -milliyetçilik,vatanseverlik, din, okul ve diğer ideolojiler-ile sosyal mesajlar verilerek akılları karıştırılmakta ve dikkatleri dağıtılmaktadır. (Baudrillard’a göre, tüketici kültürü bizi yanlış yönlendiren şeydir.) Tabii ki, ortalama insanların kendi çıkarları konusunda cahil oldukları ve bu cehaleti yaratan ve sermayeleştiren yöneticiler tarafından sömürüldüğü argümanı bugün hala yaygındır. Örneğin Michael Moore’un belgesel filmleri, politikacıların ve haber medyasının, Amerikalıların şiddet ve terörizm korkularını, bizi gerçek ekonomik ve politik çıkarlarımızdan uzaklaştırmaya teşvik ettiğini göstermeye çalışmıştır. Matrix’te ağırlıklı olarak insanların hiçbir şeyin farkında olmadan sanal bir dünyada yaşadığı ama sadece bir enerji kaynağı olduğu, Marx’ın düşüncelerine atıfta bulunur.

Mağara’nın Plato Alegorisi

Platon, insanların doğumdan beri esir tutulduğu bir mağarayı hayal eder. Bu insanların önlerinde bir duvar bulunur ve sadece bu duvara bakabilirler, arkalarına ya da yan taraflarına bakamayacak şekilde bağlıdırlar. Önlerindeki duran duvarda insanlar, ağaçlar ve hayvanlar şeklinde titrek gölgeler görmektedirler. Bu görüntüler, gördükleri tek şey olduklarından, bu görüntülerin gerçek dünyayı oluşturduğuna inanırlar. Bir gün, bir tutsak bağlarından kurtulur. Arkasına bakar ve gerçek dünya olduğunu düşündüğü şeyin, aslında özgür insanlarla ve güneşten ışıklarının yarattığı ayrıntılı bir gölgeler kümesi olduğunu görür. O,aslında gerçek dünyadır, gölgeler değildir. Daha sonra mağaradan tamamen kurtulur ve gerçek dünyayı ilk kez görür. Gözlerini güneşin parlak ışığına ayarlayarak zor bir zamanlar geçirir ama zamanla buna alışır. Gerçekliğin tamamen farkına varınca, mağaraya geri dönmeli ve başkalarına neler gördüğünü ve neler bildiğini öğretmeye çalışmalıdır. Bu tutsak tecrübesi, nadir bulunan insanların görünüş dünyasından kendilerini kurtarması ve felsefenin yardımı ile dünyayı gerçekten algıladıkları süreçte kullanılan bir metafordur.

Neo, ilk Matrix filminde ilk kez gerçek dünyaya bir tür mağarada uyanır. Düşündüğü her şey sadece bir yanılsamadır ( mağara duvarlarındaki gölgelerin gerçek dünyadaki şeylerin sadece yansımaları olduğu gibi). Platon, kendilerini özgürleştiren ve gerçekleri algılamaya çalışanların başkalarına geri dönme ve öğretme görevlerine sahip olduklarında ısrar eder ve bu Matrix filmlerinde de geçerlidir; çünkü Neo, insanlığı yaygın cehaletten ve sahte bir gerçekliğin kabulünden kurtarır.

René Descartes’ın Çalışması

Matrix filmleri için bir başka felsefi örnek ise Kartezyen koordinatlardan sorumlu kişi olan René Descartes’ın ve “Ben düşünüyorum, bu yüzden öyleyim” ifadesinin çalışmasıdır. 1641 tarihli İlk Felsefe Meditasyonu kitabında Descartes, yaşadığı dünyanın, kötü bir varlık tarafından kendisine zorlanan bir yanılsama olduğunu savunur. Hayallerine ve hissettiği şeye inanmasından ötürü, ona hala rüya görmediğini söylemek için duyularına güvenemez. Duyguları ona dünyanın var olduğunu bile kanıtlayamaz. O duyularına güvenemeyeceği sonucuna varır ve dünyanın geri kalanının kötü bir varlık tarafından kontrol altında tutulduğuna inanmaya devam eder.

Descartes’ın kötü varlığı, Matrix filmlerinde, insanlara sanal bir gerçekliği zorlayan yapay zeka olarak gözler önüne serilir. Tıpkı Descartes hayalindeki sansasyonların onu hayal etmeye yetecek kadar canlı olduğunu fark ettiğinde, Matrix’e takılan insanlar gerçek deneyimlerden ziyade yapay olarak yaratılmış olan duyularının sahte olduğunu bilmiyorlardı. Neo, Matrix’ten uyanana kadar, onun da, hayatının bir sanal gerçeklik olduğu konusunda hiçbir fikri yoktur. Descartes gibi, Neo da ne olduğunu asla bilemez ama sürekli hayatı sorgulamaya devam eder.

Socrates’in Delphi’de Oracle Ziyareti

Eski Yunanlılar, Delphi’yi dünyanın merkezi haline getirdi ve orada yaşayan Oracle’ın, Apollon Tapınağı’ndaki bilgeliğine saygı duydu. Oracle’ın kehanetleri her zaman şifreli idi. Sokrates, Oracle’ı ziyaret ettiğinde, hiçbir şey bilmediğini iddia etti ve Oracle ise dünyadaki en bilgili kişi olduğunu söyledi. Sokrates buna katılmadı, ama sonunda ironik anlamını keşfetti. Çünkü orada yaşayan insanlar hiçbir şey bilmediği için Oracle az bir bilgi ile oranın en bilge insanı olmuştu. “Kendini Bil” ifadesi, bilgeliğin insanın kendi cehaletini tanımakta yattığını öne sürerek, Oracle’ın tapınağının duvarlarına yazılmıştır. Neo, Sokrates gibi, kendi cehaletini  günden güne yenerek yeteneklerini keşfetmiş ve bilgeliğe ulaşmıştırFilmde sık sık göründüğü gibi kafa karışıklığına ve şüphe duymasına rağmen kendisine ve yeteneklerine olan güvenini korur.

Matrix serisini izlediğinizde Neo’nun Mesih olarakta yansıtıldığını açıkça görürüz. Deccal olan yapay zeka tüm dünyayı esir almış fakat İsa Mesih olan Neo kurtarıcı olarak gelmiş ve olağanüstü yetenekleri ile dünyayı kurtarmıştır.

Birkaç felsefi örnekte gördüğümüz gibi Matrix tesadüfen yazılmış bir senaryoya dayanmaz. Her sahnesinde bir felsefi düşünce vardır. Film tamamen felsefi düşüncelerden esinlenerek yaratılmış bir senaryoya dayanır.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here