Masal

0
9

Kalemimden Değerliye Dökülenler;  

 

    Bir hissizlik fırtınası sarmıştı etrafımı sabahın o mahmur saatlerinde. Güneş bir kaçak gibi sızarken koyu siyah perdelerin ardından, ne ayaklarımı sarkıtıp kalkmaya mecalim vardı ne de bir kabus daha kaldırabilecek bir uykuya. Lanetliydi o gün, o gün; senin benden gidişine tanıklık yaptığım gündü. Hoş benim için takvimde bir yeri yoktu o günün. Tüm hislerimi kefenleyip gökyüzüne gömdüğüm gündü o gün. Dedim ya işte; lanetliydi o gün. Çocuklara anlatılan masallardaki terk edilen prensesler gibiydim o gün. Ayrılıksa aşkı lanetleyen kötü cadı. Prensse, cadıya kanan saf aşık. Cadı bana bir elma vermedi ya da iki kötü kız kardeş. Cadı bana verebileceği en büyük acıyı verdi.

     Aşk.

     Bir yetim çocuktum ben. Eskiciden alınan yırtık pırtık kıyafetleri kirli bedenine geçiren. İnsanların uzattığı ekmeği titreyen elleriyle alan. Boy boy vitrin mankenlerine değil de sobanın önünde annesinin dizinde yatan o çocuğa özenen. Göz pınarları geceleri sulayan, ne kadar sulasa da kurumayan bir yetim çocuktum ben. Sokakları evi bellemiş, soğuk kaldırım taşlarında şafağın sökmesine dakikaları sayandım ben. Uyursam ölür müyüm diye düşünen o saf çocuktum ben. Tanrı’nın bana verdiği hayata bir yıldırım gibi düştün sen. Akşamdan sonra, şafaktan önce aydınlattın bir anda gözlerimi. Ne yetimliğim kaldı ne öksüzlüğüm. Herkes oldun kimi zaman, hiç kimse olmayı göze alıp gelen sen; ben oldun kimi zaman. Ben olmak sana neler hissettirdi demeyeceğim. Çünkü biliyorum ben üşüdükçe dondun sen. Kibritçi kız masalından çekip beni Alis’in yanına bıraktın sen. Kıyafetlerim eski değildi artık. Karnımda seslenmiyordu bana açlıktan. Sanki gelip gözlerimde ki çeşmeyi kapatmıştın sen. Belki beyaz bir atın yoktu ama yine de prenstin sen. Ait olmayı öğrendim seninle ben. Duygularımı anlatmayı öğrendim kalbimden. Yaşlı dilencinin kehaneti gibiydin sen; “Üç harfin içine bir ömür sığdıracaksın sen”  demişti bana. Yoksa o üç harf sen miydin sevgili? Evet, artık eminim “Aşk”tın sen. Kehanet son bulunca cadı aldı seni benden. Ne prensesliğim kaldı ne de masal. Çünkü artık gidiyordun sen. 

 

    Bir masaldı belki ama, yüreğimin derinlerinde büyük bir tahtı vardı.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here