Martin Luther King Jr. Aslında Kimdir?

0

Amerikan toprakları pek çok ırkçılığın zulmüne tanık oldu. Kızılderili soykırımından sonra en ağır işkenceyi Afrika’dan köle diye getirdikleri siyahi insanlar çekti. Nedeni belliydi. Onlar siyah tenliydi ve beyaz tenliler üstün ırktı.

Hiçbir konuda hakları yoktu. Attıkları adım bile takip ediliyor, girdikleri yol beyazlarla bir olmuyordu. Hatta öyleki Jim Crow Yasaları adında demiryolları ve tramvaylarda ırk ayrımını benimseyen bir yasa çıkarıldı. Bu yasaya göre siyahlar toplu taşımalarda beyazlara yer vermek zorundaydılar. Bu sebeple suyu bile ayrı çeşmeden içmek zorunda kalıyorlardı.

Bir gün bu yasaya bir kadın karşı çıktı. Rosa Parks adındaki bu kadın kendisinden yer isteyen beyaza, yorgunum dediği için tutuklanacaktı. Bu ayrımcılığa son verilmesi gerekiyordu. Bu yüzden bir ayaklanma çıkardı. Ayaklanma bir yılı aşkın sürmüştü. Montogomery Otobüs Boykotu, ulaşım araçlarındaki bu ayrımcılık bitene kadar sürdü. tutuklandı ve dikkatler onun üzerine çekildi. Artık ölene kadar meydanlarda siyahi hakları için çalışacaktı.

Martin Luther 15 Ocak 1929’da ’da dünyaya gelmişti. Asıl adı Michael olmasına rağmen, sonradan Martin olarak değiştirmişti.

15 yaşında liseyi bitirdiğine göre Martin Luther için süper zekalı bir çocukmuş diyebiliriz bence. Üniversiteyi İlahiyat üzerinden okumuş ve yine yüksek bir dereceyle mezun olmuştu.

Martin, tabiki üniversite yıllarında boş durmamış, siyahiler için yapılan her boykotta boy göstermişti. Burada yurttaş Benjamin Mays ile tanıştı ve onun fikirlerinden çok etkilendi.

Boston’da lisans yaparken eşi Coretta Scott ile tanıştı ve ikisi erkek, ikisi kız olmak üzere dört çocukları oldu.

En başta anlattığım büyük boykotun başlayacağı yıldan bir yıl önce Montogomery’deki bir kiliseye rahip olarak çağırıldı. 1 Aralık 1955 Rosa Parks’ın haksız ve utanç verici tutuklanması ile artık bir yeter demeli dedi ve her ne kadar bir yıl gibi gözükse de yankıları uzun yıllar devam edecek Montogomery Boykotunu başlattı. Bu sebeple de tutuklandı. Ama fitil bir kere ateşlenmişti. Toplu taşımalardaki ayrımcılık son bulana kadar boykot devam etti.

Bu olaydan sonra siyahiler birleşince neleri başarabileceklerini ve artık seslerinin çıkmaları gerektiğini keşfetmişlerdi. Siyahi kiliseler birleşti. Martin, Yurttaş Hakları Reformu için çalışmaların başlatılmasına ve 1957 yılında Güney Hıristiyan Liderlik Konferansı’nın kurulmasına ön ayak oldu. Kendisine Gandhi’yi örnek alıyor, siyahlar ve beyazların eşitliği savunucularının en büyüklerinden biri oluyordu.

FBI, iyice güçlenen Martin’i dinlemeye ve takip etmeye başladı. Başlattığı propagandaları bitirmesi için baskılar yapmaya başladılar.

1963 yılında “İş ve Özgürlük İçin Washington’a Yürüyüş” adında bir etkilinlik düzenledi. Bu yürüyüşe Amerika’nın güneyinden başlanacak, siyahi vatandaşların istek ve şikayetleri dinlenecek adından da başkent Washington’da düzenlenen bir bildirimde bu istek ve şikayetler dile getirilecekti.

Dönemin başkanı John Kennedy bu etkinliğe hemen karşı çıktı. Daha sonraları yürüyüşün amacından sapacağından korkan Martin, etkinliği iptal etmek istese de, diğer üyeler buna izin vermedi.

Yürüyüş, başkanın tepkisinden çekinildiği için şiddet içermeyen, sakin ve pasif bir tutum içinde gerçekleşti. Siyahi savunucularından Malcolm X, istenilen tüm hakların dile getirilmemesinden dolayı, yürüyüş için “Washington’da Saçmalık” diyecekti.

Yine de Washington tarihindeki en büyük yürüyüş oldu. Martin Luther King, Lincoln Anıtı önünde tarihe geçecek “I have a dream” (Bir Hayalim Var) adlı konuşmasını yaptı. Bu konuşma Amerikan tarihinin en iyi ve en önemli konuşmalarından biri olarak kabul edildi. Şöyle diyordu Martin Luther King:

“İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar; birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar. Birbirlerini tanımazlar çünkü iletişim kurmazlar; iletişim kurmazlar çünkü sınıflara ayrılmışlardır.”

“Bir hayalim var: Gün gelecek dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar.”

Bu eylemler ve çalışmalar sonucu siyahiler sonunda Yurttaş Hakları Kanunu ve Oy Hakkı Kanunu’nu Amerikan yasalarına sokmayı başardılar.

Martin ise sürdürdüğü barışçıl çalışmalardan dolayı 1964’de Nobel Barış Ödülü sahip olarak, en genç yaşta bu ödülü almış kişi olarak kayıtlara geçti.

Martin Luther’ın savunduğu konulardan biri de Amerikan hükümetinin siyahi halkına tazminat ödemesiydi. Siyahi işçiler, beyaz işçilere göre çok az maaş alıyor, kimisi ise onu bile bulamıyordu. Gelir dağıtımında renk ayrımı yapıldığı biliniyordu. Martin, onlardan çalınan her şeyin hakkını birbir soruyor, haklarının ödenmesini istiyordu. Çok da haklıydı. Kimse yaradılışından dolayı kusurlu bulunmamalıydı.

25 Mart 1965’de Selma şehrinden eyalet başkenti Montogomery’e yürüyüş düzenlemek istedi ama yürüyüş karşıt görüşlü insanların ve polislerin şiddetinden dolayı iptal edilmek zorunda kaldı. Kanlı Pazar adını verdikleri olayda pek çok katılımcı ya öldü ya da yaralandı. Martin ve siyahi halkın sesi ne kadar yükseliyorsa, karşıt görüşlerin tavırları da o kadar sertleşiyordu.

1966 yılında bu sefer Kuzey’de yeni bir yürüyüş düzenlemek istediler ama yine şiddetle karşılaştılar. Olayların daha da büyümemesi için yürüyüş iptal edildi.

Bu sırada Amerikan Hükümeti, Vietnam ile savaşa girmişti. Martin bu savaşa da tepki gösterdi. 4 Nisan 1967’de Vietnam’ın Sessizliği adlı konuşmasını yaptı. Martin, konuşmasında hükümeti, Vietnam’ı sömürge haline getirmek için savaşa girmekle suçladı. Ayrıca Amerikan askerlerinin, pek çok masum Vietnamlı çocuğu katlettiğini ifade etti. Bu durum tabiki Amerikan halkının hoşuna gitmedi ve medyada kötülenmeye başladı. Geleneksel Kapitalizme olan tepkisi yüzünden iyice yalnız bırakıldı.

Oysaki yıllar sonra aynı medya ve halk Amerika’nın gerçekten de Vietnam’da ne işi olduğunu sorgulayacak ve bu savaşın koca bir hata olduğunu kabul edeceklerdi. Ama ne demişler? Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

Öyle de oldu. Martin Luther King, 4 Nisan 1968 günü Memphis’te kaldığı otelin balkonunda uğradığı silahlı saldırıda, boğazından vurularak öldürüldü.

Suikastıyla birlikte 60dan fazla şehirde ayaklanmalar başladı. Amerikan başkanı Lyndon B. Johnson üç gün ulusal yas ilan etti. Cenazesine 300.000 kişi katıldı.

Suikastçısı James Earl Ray, İngiltere’de havaalanından çıkış yaparken yakalandı ve Amerika’ya teslim edildi. Ray tam 99 yıl ağır hapis cezasına mahkum oldu.

Bir kere daha barıştan, sevgiden bahseden biri vahşice katledildi. Bir kez daha kötüler, iyilerin dünyamızı güzelleştirmesine izin vermedi.

Günümüzde ırkçılık eskisine nazaran azaldı. Ama hala çağ dışı bu tarz insanlarla karşılaşıyoruz. Yine de siyahilerin bugünkü haklarını kazanmasında Martin Luther King ve onun gibi bu davaya ömür vermiş pek çok kişinin büyük faydası var.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here