Mahya Nedir ?

0

Mahya kelime anlamıyla, hayat canlılık manasındadır. Arapça kökenli bu kelime, camilerimizin boyunlarındaki inci kolyelerdir.
Bizim kültürümüzde önemli bir yeri olan mahyalar, camilerin hayat veren, canlılık veren mekanlar olduğunu vurgulamak için asılır.

Ramazan ayında, kandillerde, dini bayramlarda iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandiller ya da ampullerle oluşturulan ve geceleri ışık verilen yazıya bir de inşaat yerimi olarak kullanılır. Çatıda iki eğik yüzeyin, dışta 180 dereceden büyük bir açı yaparak birleştiği çizgi.
Ancak mahya deyince bizim aklımıza gelen tek şey camilerin süsüdür.

 

 

MAHYA’NIN TARİHÇESİ

Dünyanın en gözde şehirlerinden biri İstanbul, tarih boyunca pek çok kültürün doğuşuna sahne olmuştur. Mahyacılık sanatı da İstanbul’da ortaya çıkmıştır ve ilk mahyalar minareler arasına gerilen iplere kandillerin dizilmesiyle kurulmuştur. İslam dünyasının genelinde mübarek kabul edilen gecelerde kandil yakma geleneği yaygınlaşmıştır. Mahyacılık sanatının İstanbul’da ortaya çıkmış olmasının sebebi ise padişahların yaptırdığı 2, 4, ve 6 minareli selâtin camilerin bu şehirde bulunuyor olmasıydı.

 

 

İlk mahyanın kuruluşuna dair bir kaç rivayet vardır.Bunlardan birisi de devrin padişahı 3.Ahmed’in sadrazamı Damat İbrahim Paşa’nın yayınladığı bir emirnameye dayanır. Lale devrine ait olan bu emirname mahyalarla ilgili en eski belge niteliği taşır ancak onun bizi ilk mahyanın kuruluşuna götürdüğü söylenemez. Çünkü belgede aynı anda bütün selâtin camilere mahya kurulması emredilmektedir.
İstanbul’da sayıları artık çoğalan selâtin camilerin her birine aynı anda mahya kurulması için de elbette bu sanatın artık olgun bir hale gelmiş olması ve ustalarının da yetişmiş halde olması gerekmektedir. Bir anda mahyaların icat edilip, tüm selâtin camilere aynı anda kurulacak donanım ve birikimin oluşamayacağı da açıktır. Zira devrin teknik şartları göz önünde bulundurulduğunda mahya kurma işinin ne denli zor olduğu ve beceri gerektirdiği aşikârdır. Bu sanatın bir olgunlaşma, sürecinin olması gerektiği göz önünde bulundurulduğu zaman mahyaların tarihinin daha eskilere dayandığı sonucuna varılır.

 

Mahyacılık sanatı günümüzde teknikleri ve uygulamaları farklılaşsa da devam etmektedir.
Teknikleri farklılaşmıştır çünkü artık yağlarla yakılan kandiller yerine elektrik lambaları kullanılmaktadır Dijital sistemler bu sanatı daha kolay hale getirmiştir .Eskiden mahyalarda sadece sözlü ibareler yazıya dökülmez aynı zamanda hünkar kayığı, savaş topu, kız kulesi ve köprü gibi şekiller de ipler arasında yakılan kandillerle resmedilirdi. O dönemlerde halkın sabırsızlıkla beklediği bir mahya şöleni de minarelere kaftan giydirilmesiydi. Minarelere kaftan giydirme uygulamasında ise ipler arasına gerilen kandiller iki minare arasına asılmaz, minarelerin alemlerinden aşağıya dikey olarak sarkıtılırdı. Şerefelerden yanlara doğru açılan iplerdeki kandillerden minarelerin renkli kaftanları gökyüzünü ve şehri aydınlatır; büyük küçük herkesi başka âlemlere taşıyan mahya seyirleri saatler sürerdi.

Dünden bugüne mahyacılık sanatında bir estetik aşınmanın olduğu söylenebilir belki. Bunlar apayrı tartışma konularıdır. Ancak görülen o ki mahyalar selâtin camilerin kalem misali minareleri arasına dizilen inciler olarak daha uzun zaman şehirlerimizi aydınlatacaktır.

Bir başka rivayete göre de, ilk mahyayı Fatih Camii müezzinlerinden Hattat Hafız Ahmet Kefevi isminde bir Türk hattatı icat etmiş. Ahmet Kefevi ortası yazılı bu sanat resmini, devrin padişahı Sultan I. Ahmed’e hediye etmiş. Padişah, çok hoşuna giden bu uygulamadan ilham alarak dini hükümlere uygun olması şartıyla ramazan gecelerinde minareler arasına mahyalar kurulmasını istemiş. İlk kez 1617 yılının Ramazan ayında Sultanahmet Camii’nde uygulanan bu yenilik 1719 yılında Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın başlattığı bir uygulama ile geleneksel bir hal alır.

Mahyalar Ramazan gecelerine has bir gelenek olarak bilinse de kandil geceleri başta olmak üzere, padişahın doğum günlerinde, özel gün ve haftalarda hatta cumhuriyetin ilanının yıl dönümünde de kurulmuştur

MAHYA ÖRNEKLERİ
* HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN
* HOŞ GELDİN EY ŞEHRİ RAMAZAN
* HOŞ GELDİN MÜBAREK RAMAZAN
* HOŞ GELDİN ON BİR AYIN SULTANI.
* HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ KUR’AN (RAMAZAN)
* MERHABA EY RAHMET AYI
* MERHABA YA ŞEHR-İ RAMAZAN
* RAMAZAN’! ŞERİFİNİZ MÜBAREK OLSUN
* ORUÇ ARINMAKTIR
* ORUÇ BEDENİN ZEKATIDIR
* ORUÇ KÖTÜLÜKLERE KARŞI BİR KALKANDIR
* ORUÇ SABRIN YARISIDIR
* ORUÇ SIHHAT VE BEREKETTİR
* ORUÇ TUT SIHHAT BUL
* ORUÇLUYUM MUTLUYUM HAMD OLSUN
* ORUÇ TUTUNUZ, SIHHAT BULUNUZ
* RAMAZAN BEREKETTİR VE BEREKETİ PAYLAŞMAKTIR.
* RAMAZAN BEREKETTİR.
* RAMAZAN KOMŞU İLE BİR BAŞKA GÜZEL
* RAMAZAN PAYLAŞMAKTIR.
* RAMAZAN RAHMET AYIDIR. RAMAZAN İNFAK AYIDIR.
* YA ŞEHR-İ RAMAZAN! SELAM GETİR İNSANLIĞA.
* EY ORUÇ TUT BİZİ.

EN İYİ 10 MAHYA

1.Sultanahmet Camii – İSTANBUL

2. Süleymaniye Camii – İSTANBUL

3. Eyüp Sultan Camii – İSTANBUL

4. Valide-i Cedide Camii – İSTANBUL

5. Çağlayan Camii – İSTANBUL

6. Gölbaşı TEK Camii – ANKARA

7. Beyazıt Camii – AMASYA

8. Ulu Cami – BURSA

9. Çarşı Camii – ESKİŞEHİR

10. İncirli Merkez Camii – ANKARA

 

23 yıldır yurt dışında yaşayan bir Türk olarak, hiç bir ramazan ayını ülkemde, mahyaların ışıkları altında geçirememiş olmanın verdiği buruklukla son olarak şöyle diyebilirim. Mahya sanatı bizim öz kültürümüzdür. Geçmişten bu yana nasıl yaşattıysak, bundan sonra da bu ve bunun gibi kültürlerimize sahip çıkıp yaşatmalıyız.

Türk-Müslüman olmanın bir simgesi gibi düşünerek, canlı ve diri hayatın varolduğu camilerimizdeki inci kolyeleri, gelecek nesillere de aktaralım efendim.

Özge Güneş
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)
Share

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here