Lütfi Kırdar Hayatı ve Faaliyetleri

0

Lütfi Kırdar Kimdir? (1887 – 1961)

Türk hekim, devlet adamı, asker, Manisa ile İstanbul valisi, milletvekili ve sağlık bakanı.

Lütfi Kırdar Hayatı

Tam adı Mehmet Lütfi Kırdar’dır ve 15 Mart 1887 yılında Irak- Kerkük’te, “Kırdarzâdeler” diye tanınan köklü bir ailede dünyaya gelmiştir. Kırdarzâdeler, Bayad Türkmenlerinden gelmektelerdir ve 4. Murad zamanında (17. asırda) Kerkük’e yerleştirilmişlerdir.

İlk ve orta okulunu Kerkük’te tahsis etmiş olup liseyi Bağdat’ta tamamlamıştır. Sonrasında İstanbul’a gelerek İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine başlamıştır. Daha sonra çıkan Balkan savaşlarıyla eğitimine ara vermiş ve savaşlara katılmıştır. Savaştan sonra tekrar Fakültesine dönen Kırdar, 1913 yılında fakülteden mezun olmuştur.

Mezun olduktan sonra Necef ve Musul’da doktorluk yapan Kırdar, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla orduya katılmıştır.

Savaştan sonra Aşiretler ve Muhacirler Genel Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü yapmıştır. İstiklal Savaşı sürerken Erzurum Kongresi’nin toplandığı günlerde, Kızılay Sağlık ve Sıhhi İmdat Ekibi Başkanı olarak, Atatürk’ün emrinde Erzurum’da görev almıştır. Millî Mücadele’nin her safhasında yer almış ve İstiklal Madalyası almıştır. Neredeyse on yılını sıcak savaş bölgelerinde geçirmiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın başarısı ve Cumhuriyetin ilanından sonra (1923) Viyana’da ve Münih’te göz hastalıkları ihtisası yapmıştır. 1924’te Türkiye’ye geri dönmüştür ve İzmir Sağlık Müdürü olmuştur.

Erdem (1925 doğumlu) ve Üner (1933 doğumlu) adlarında iki oğlu vardır.

Lütfi Kırdar Faailyetleri

1935’te Kütahya milletvekili olmuştur. 1936’da Manisa valiliğine, 1938’de İstanbul valiliğine ve belediye başkanlığına getirilmiştir. Bu görevi on iki yıl sürmüştür.

Kırdar bu süreçte ilk olarak İstanbul’un su ve elektrik işlerine el atmıştır. Temizlik işlerinin ödeneğini 460 bin liradan 2,5 milyon liraya yükseltmiştir. İmar işlerine de el atan Kırdar, yeni yollar yapmaya çalışmıştır.

Taksim Meydanı’nın düzenlenmesi de Kırdar döneminde yapılmıştır. Meydanın Şişli tarafında bulunan Taksim Kışlası’nı yıktırarak Halaskargazi Bulvarı’nı Taksim’e bağlamıştır. O dönemde stadyum olarak kullanılan ve İstanbul’un tarihi eserlerinden biri olan Taksim Kışlası’nın yıkılmasının hata olduğunu yıllar sonra kabul etmiştir. Buradaki stadyumu kaldırmış ardından da Dolmabahçe’deki İnönü Stadyumu’nu yaptırmıştır. Eminönü’ndeki Yeni Cami ve Mısır Çarşısı’nın çevresinin düzenlenmesini sağlamıştır. Yıldız Parkı’nı ve Emirgan Korusu’nu halka açmış ve içindeki köşkleri restore ettirmiştir. Bu arada Florya’nın turistik bir belde olması için gereken yatırımı yapmıştır.

Açtığı bu tesisler sayesinde belediyenin gelirleri kat kat artmıştır. Bu sayede belediye, şehrin en uzak beldelerinde yaşayan insanların kentle ulaşım bağlantısını sağlamıştır. Açık Hava Tiyatrosu’nu İstanbulluların hizmetine de sunan Lütfi Kırdar, modern kent insanının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak kalitede konut yapımına da önem vermiştir.

Levent’teki iki katlı, bahçe nizamlı, geniş sokaklı ve sağlam altyapılı konutlar onun döneminde inşa edilmiş ve halka taksitle satılmıştır.

Şişli’de Atatürk, Aşiyan’da Tevfik Fikret, Fatih’te de Belediye Müzesini kurmuştur. Şimdi isminin verildiği Harbiye’deki Spor Sergi Sarayı’nı ve Tepebaşı Açıkhava Tiyatrosu’na ilaveten yeni şehir tiyatroları yaptırmıştır.

Lütfi Kırdar’ın önemli bir özelliği: Zorunlu olmadığı halde açık olmasıymış. Her ay, basın mensuplarını belediye binasında toplayarak aylık icraatlarını anlatır, hesaplarını açıklar, yaptığı işlerin niteliği ve estetik kalitesi konusunda gazetecilerin görüş ve önerilerini alırmış.

1949’da görevinden ayrılarak Stockholm Büyükelçiliği’ne atanan Kırdar, aynı yılın aralık ayında yapılan ara seçimlerde CHP’den Manisa Milletvekili olarak Meclis’e girmiştir. (1949-1950).

Ancak 14 Mayıs 1950’deki milletvekili seçiminde kaybetmiştir. 1954’te bağımsız olmak üzere; 1954 ve 1957 seçimlerinde DP listesinden İstanbul Milletvekili olmuştur. Son Menderes hükümetinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı (1957-1960) olarak görev yaparken, 27 Mayıs 1960 askerî ihtilaline kadar bu görevde kalmıştır. İhtilalden sonra Yassıada’da idamla yargılanmış 27 Mayıs’ta tutuklanmıştır. Yargılandığı Yassıada’da 17 Şubat 1961’de geçirdiği bir kalp krizi sonucu vefat etmiştir. Zincirlikuyu mezarlığına gömülmüştür.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here