Kuvay-ı Milliye’nin Tarihçesi

0
58

Kuvay-ı Milliye’nin Oluşumu Öncesi Ülkenin Durumu

30 Ekim 1918 tarihinden itibaren Osmanlı İmparatorluğu  yenik ve parçalanmış bir ülkedir. Dört yıl süren 1. Cihan harbi  zaten türlü sorunlarla  uğraşan devletin sonunu getirmişti. Mondros’un imzalanmasından dört gün sonra devrin kuvvetli adamları olan Enver Paşa, Talat, Cemal Paşa ve Dr.Nazım sabah vakti R-01 adlı  bir Alman torpidosuyla Alman kontrolünde olan Kırım’a kaçtı.Bu  olaydan on gün sonra İstanbul’un  seması  İtilaf devletlerinin  birliklerinin  gürültüleriyle dolmuştu.Beş yüz küsür payitaht olan İstanbul şimdi İşgal güçlerinin  elinde esirdi. 8 Şubat 1919 tarihinde Fransız generali  D’Esperey  küstah bir zafer alayı düzenlemiş, bu küstahlık Türk halkının bağrında bir yara  olarak kalmıştı.

Kuvay-I Milliye’nin Oluşumu ve Silahlı Direniş

Payitaht ve hükümet bu haldeyken Anadolu Mondros’un 7. Maddesi  bahane edilerek İtilaf devletleri  tarafından işgal edilmeye başlanmıştı. Yazımızın konusu olan Kuvay-ı Milliye  bu işgallere tepki olarak doğmuştur. İşgalle karşı karşıya kalan Türk halkı kendini korumak için çeşitli örgütlenmelere girişmiş,bölgesel direnişlere başlamıştı. Bu direniş temel olarak ağırlıklı olarak sivil memur ve asker, aydınlarından oluşuyordu. Kuvay-ı Milliye’nin sivil süreci sayabileceğimiz bu dönemde kurulan dernekler yazılı basın ve çeşitli yollarla işgali protesto edip bir yandan da  ilerisi için  çeşitli  çıkış yolları bulmaya çalışıyordu. Asıl silahlı direniş İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesiydi. İzmir’in işgali  Türk halkına şok geçirmişti. Yıllarca reayası  olan hor gördüğü Yunanlılar öz vatanını işgal etmişti. Bunun yanı sıra Balkan Savaşı’nın anıları hala canlıydı. Bunlar ve diğer çeşitli sebeplerden ötürü Kuvay-Milliye dediğimiz silahlı örgütlenme tam anlamıyla başladı.

İşgalin gecesinde Balıkesir Alacamescid Camii’nde  vatansever, milletsever insanlar bir araya geldiler. Bir araya gelenler arasında eski  mutasarrıfı Hacim Muhittin, Karesi’nin önemli ailelerinden olan gazeteci Hasan Basri, daha sonrasının Milli Eğitim bakanı olacak Mehmet Vehbi gibi önemli insanlar vardı. Bu toplantıda alınan karar düşman işgaline karşı silahla karşı koymaktı.Bu toplantıdan sonra 28 Mayıs günü Ali Çetinkaya komutasındaki  birlikler Ayvalık’ta Yunan birliklerine karşı koyunca  Kuvay-ı Milliye’nin ilk cephesi açılmış oldu. Şunu da söylemek gerekir ki  Kuvay-ı Milliye’nin tam olarak ne zaman başladığını tarih olarak saptamak  mümkün değildir. Misal İzmir işgalinden önce Antep’te Fransız ve Ermenilere karşı  bir milli direniş hareketi vardır ancak  toplu bir örgütlenme ve direniş açısından 15 Mayıs’ı milat almak daha makuldür.

Kuvay-ı Milliye ve İttihat Terakki

Ali Çetinkaya komutasındaki birlikleri 28 Mayıs’ta bırakıp beş gün öncesine 23 Mayıs tarihindeki Bandırma’ya gidelim; Rauf Orbay, Bekir Sami, Çerkez Ethem  ve abileri, birçok kişi toplanıp Yunan işgaline karşı operasyonların  düzenlenip denetlenmesini kararlaştırmışlardı. Bu toplantının önemi  İttihatçı subayların milli mücadeleyi yönlendirdiğine bir delil olmasıdır. Cemiyetin kapatılmasından sonra İttihatçı subaylar Anadolu’da bir direnişin planlarını yapmaya başlamışlardı. Güney Marmara – Ege bölgesine geçen  ve buralardaki direnişlerini denetleyip düzenleyen subaylar savaşmak için bölgedeki çetelerle bağlantılar kurup Kuvay-ı Milliye saflarına kattılar. Zaten çoğu ile daha önce Teşkilat-ı Mahsusa altında çalışmış, görevler vermişlerdi. Bu bağlantı kurulanlardan biri İttihat Terakki ile yakın ilişkileri olan Çerkez Ethem’dir, ancak ondan biraz sonra bahsedeceğiz.

Kuvay-ı Milliye’nin Tek Elde Toplanması

16 Ağustos 1919 tarihinde Alaşehir’de kongre toplandığında Kuvay- ı Milliye bahar ayından daha kuvvetli haldeydi. Milli güçler dört cephede savaşıyorlardı. Bu cepheler; Ayvalık,Soma-Bergama,Aydın-Nazilli ve Salihlli cepheleriydi. Ayriyeten İzmir işgalinden dört gün sonra Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa 7 Ağustos Erzurum kongresi kararları ile birlikte Kuvay-ı Milliye’yi  yavaş yavaş tek çatı altında toplamaya başlamıştı. Çok geçmeden 4 Eylül 1919’da gerçekleşen Sivas kongresinde alınan kararla tüm  örgütler Anadolu Müdafi Hukuk Cemiyeti’nde birleşince milli direniş artık tek elden yürütülecekti. Aynı tarihler içinde Abdülhamit’in akrabası olan Ahmet Anzavur  İstanbul hükümetinin desteğiyle Manyas’ta Kuvay-i Milli’ye karşı ayaklandı. Bu ayaklanma tam iki ay sürüp Milli direnişe ağır zararlar verdi. Kasım ayında Çerkez Ethem’in milis güçlerinin desteğiyle bastırılan isyan Şubat 1920’de tekrar  patlak verdi. Bu isyan geniş çaplı oldu ve milli mücadelenin önünün kesilmesine neden oldu. Nisan ayında Ethem tarafından tekrar yenilince Haziran ayında tamamen zararsız hale gelmiştir.

23 Nisan 1920 sonrası Milli mücadele tek merkez ve tek elden yürütülüyordu. Bu elin sahibi olan Mustafa Kemal Paşa  mücadelenin tek elden  disiplinli bir şekilde yürütülmesini  istiyordu. Batı cephesi  Kuvay-ı Milliye komutanlığı’nın başında  Ali Fuat (Cebesoy) vardı ancak  22 Haziran’da başlayan Yunan taarruzu  karşısında başarısız olmasından ötürü görevinden azledilip Moskova’ya büyükelçi olarak  gönderildi. Yerine 9 Kasım 1920 tarihinde Albay İsmet(İnönü) bey getirildi. Albay İsmet bey ordunun düzenli hale gelme çalışmalarını hızlandırdı.

Kuvay-ı Milliye’nin Sonunun Gelmesi

Kuvay-ı Milliye güçleri  22 Haziran Yunan taaruzu karşısında güçsüz duruma düşmüştü. Artı olarak  Kuvay-ı Milliye’yi oluşturan milis güçler keyfi davranışlarla halkın elinden mallarını gasp etmek gibi başıbozuklar gösteriyordu. Ankara Hükümeti Batı Cephesine Albay İsmet Bey (İnönü)’i  Batı Cephesine atadıktan sonra düzenli ordu çalışmalarını hızlandırmıştı. Düzenli ordunun ana amacı savaşın tek cepheden daha düzen ve disiplinli halde sürdürmekti.

Düzenli ordu oluşturulmasından rahatsız olan Çerkez Ethem hükümet aleyhine işler çevirmeye başlamıştı. Mücadele’nin başından beri güçlü figürlerden biri olmuş, hükümete karşı yapılan isyanları bastırımıştı ancak Meclis hükümetine bağlı olmak ve düzenli orduda bulunmak ona zor  geliyordu. Çok zaman geçmeden hükümet karşıtı söylemlerini arttırmaya başladı ve  1921 yılının Ocak ayında Ankara hükümetine isyan etti. Bu isyan başarısız olunca abileriyle beraber Yunan tarafına geçti.

Ethem’in telkinleriyle düzenli orduya karşı çıkan Demirci Mehmet’in  de Ankara’ya teslim olmasıyla Milli Mücadele’de  Kuvay-ı Milliye dönemi bitmiştir. Kuvay-ı Milliye güçleri  vatansever insanlar, bölgesel milis güçler, subaylar tarafından  oluşturulmuş kendisine gerek kalmayınca da  düzenli orduyla birleşerek  mücadeleye devam etmiştir.

Nazmi Berat Şendil
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here