Küresel Ekonomik Kumpaslar ve Türkiye

0
22
TARİH 02 ARALIK 2003  YARGITAY 11. AĞIR CEZA MAHKEMESİ ENTERASAN BİR ŞEKİLDE KAPATILAN REFAH PARTİSİ'NİN GENEL BAŞKANI NECMETTİN ERBAKAN'A ''ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK'' SUÇUNDAN 2 YIL 4 AY HAPİS CEZASINI ONAYLAR...
TARİH 02 ARALIK 2003  YARGITAY 11. AĞIR CEZA MAHKEMESİ ENTERASAN BİR ŞEKİLDE KAPATILAN REFAH PARTİSİ'NİN GENEL BAŞKANI NECMETTİN ERBAKAN'A ''ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK'' SUÇUNDAN 2 YIL 4 AY HAPİS CEZASINI ONAYLAR...

TARİH 02 ARALIK 2003  YARGITAY 11. AĞIR CEZA MAHKEMESİ ENTERASAN BİR ŞEKİLDE KAPATILAN REFAH PARTİSİ’NİN GENEL BAŞKANI NECMETTİN ERBAKAN’A ”ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK” SUÇUNDAN 2 YIL 4 AY HAPİS CEZASINI ONAYLAR…

Bahse konu mesele ”Kayıp Trilyon Davası” olarakta bilinir. Gelelim olayın aslına seçimler olmuş Refah Partisi seçimi lider tamamlamış ve hükümetide kurmuştur. O dönemi yaşayanlar iyi bilirler asgari ücret, emekli maaşları ve memur maaşlarına %100 zam yapılır. Bununla kalınmaz, ülke tarihinde cari açık vermeden ilk defa denk bir bütçe yapılmıştır. İktidarın ilk yılı gerçekleşen bu müthiş tablo dış politikada da aşağı kalmaz. Türkiye’nin öncülüğünde D-8 kurulur bu hamle dünyada yeni bir küresel güç oluşturmak adına sekiz müslüman ülkenin başlattığı ancak dünyada dengeleri belirleyen güçlerin bir anda dikkatini çeken onlar için tehlike arz eden bir harekettir. Durum böyle olunca batının görünmeyen sömürgeci yüzünün baronları tarafından mevcut iktidarı devirmek güçlenmesine imkan vermeden tamamen bertaraf etmek öncelik arzeden bir durum olarak kararlaştırılmıştır. Sonrası malum; post modern bir darbe ve sonrasında zoraki indirilmiş bir başbakan 28 Şubat süreci tarihteki yerini bir kara leke olarak almıştır. Sonra yeni parti kurulur. Bunada hiçbir şekilde taviz verilmeden oda kapatılır işi garantiye almak adına o dönemin tabiriyle Kayıp Trilyon Davası ama gerçeklere bakınca kumpas veya komplosu demek daha doğru olacaktır. Bu siyasi hareketin lideri siyasetten men edilmekle kalmaz birde mahkumiyet hükmüyle tamamen batılı derin sömürgeci güç odaklarının içimizden satın aldıkları gafillerle bertaraf edilmiş olur.

TARİH 02 ARALIK 2003  YARGITAY 11. AĞIR CEZA MAHKEMESİ ENTERASAN BİR ŞEKİLDE KAPATILAN REFAH PARTİSİ'NİN GENEL BAŞKANI NECMETTİN ERBAKAN'A ''ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK'' SUÇUNDAN 2 YIL 4 AY HAPİS CEZASINI ONAYLAR...

Esasına bakıldığında ise tam bir hukuksuzluklar, silsilesidir, isnat edilen suçlama anayasal bir suç iken, ağır cezada yargılama başlar. Dava ve  anayasa mahkemesi başkanının insiyatifinde yürümesi gerekirken daha sonra 2002 yılında DSP’ de siyaset yapmaya başlayan tamamen şahsi ve önyargılı davranma potansiyeline sahip dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş tarafından yürütülür ve yönlendirilir. Bakmayın adının kayıp trilyon davası olduğuna ortada trilyon falan yok mahkemeye sunulan belgelerin delillerin kabul edilmeyişi bile bu hukuksuzluğun arkasındaki art niyeti görmeye yeterli olur diye düşünüyorum. Olayın aslını özetle anlatmak gerekirse devletin partilere seçim dönemlerinde verdiği ödenekler vardır bilirsiniz, seçim kampanyaları için kullanılır. İşte tam olarak o para bu para işte. Ancak trilyon değil seçim için harcanan para eski birimle 863 milyar lira aynı yıl Anap’ın harcadığı 1 trilyon 308 milyar DYP’nin ise harcadığı para 1 trilyon 568 milyon lira…. Şimdi burada bir çifte standart varmıdır yokmudur? yorum size ait. Olayın bu noktaya devşirilmesi ise bu para hazineden alındı ancak harcandı gösterildi, harcanmadı bu para nerede? Bu soruların cevaplarını dikkate almayan delilleri makbuzları ve bizzat maliyenin onayladığı teyit ettiği belgeleri kabul etmeyen bir mahkeme sözde tarafsız bir yargı sanırım başka bişey söylemeye de gerek yok diye düşünüyorum bu konuda….
İlk değildir bu kumpas davası daha eskilere gittiğimizde 27 Mayıs Darbesi ve sonucunda idam edilen bir başbakan Adnan Menderes… Hatırlayın yine bir ekonomik kumpas yine iftira yine bahse konu kayıp paralar altınlar… Uyanın artık millet bu tezgaha kaç kere daha düşeceğiz. Ülke olarak o idam edilen Adnan Menderes 1991 yılında iade-i itibar davası çerçevesinde gıyaben tekrar yargılanmadı mı ? Masum olduğu ve türlü kirli iftiralarla asıldığı ispatlanmadı mı?  Bizler ülke insanı olarak en çok hangi kulvarda kandırılıyorsak küresel güçlerde bizi hep ordan vurmaktadır. Geçmişte oldu sonra yine oldu. Yaşadığımız şu günlerde yine oluyor biz böyle saf olduktan sonra aynı tezgahı önümüze koyup koyup ülkemize zararlar verip bizlerle alay ediyorlar daha uyumaya devam mı? Bu uyku masum bir uyku değildir. Gaflet uykusudur ne zaman anlayacağız.

Gelelim biraz daha yakınlara hatırlayınız ne yaşadı bu devlet 17-25 Aralık 2015 kumpas davası yine tezgah maksat açısından aynıydı ancak bu sefer daha profesyonelce hazırlanmıştı bu resimleri iyi okumak için önce doğru açıyı yakalamak gerekir ve uyanık olmak düşünmek gerekir. Neler olmuştu o süreçte 4 bakan hakkında rüşvet iddaları ayakkabı kutularındaki paralar falan değil mi? Hadi o zaman bu 4 bakan dokunulmazlık zırhıyla kurtuldular dedik peki ya sonra. Hiç düşünmeyiz değil mi bugün dokunulmazlıkları olmadığını o dönem mecliste önerge üstüne önerge verenler hani nerdeler ? Şikayet edebilirler ama, haklarında ne şikayet var ne soruşturma. Neden mi? Çünkü belge yok belge diye çarşaf çarşaf yayınladıkları çoğu şey sahtede ondan. Uyuyacakmıyız hala yoksa silkinmenin zamanı geldi mi?

Biz millet olarak bu tezgahlara karşı sınavı çoğu kez kaybettik maalesef hala öyleyiz. Gelelim son tezgaha en büyük küresel tezgahtan bahsediyoruz. Bugün Amerika’da yargılaması süren Reza Zarrab olayından bahsedelim isterseniz Amerikaya gitti gözaltına alındı tutuklandı yargılandı tanık olarak devam ediyor.
Suçlama Amerika’nın İran’a uyguladığı ambargoyu delmek. Sorarım size öncelikle suçlama üzerinden gidecek olursak bu adam amerikan vatandaşı değil ambargo uygulayanda Türkiye değil. Bizim ticaretimiz bizi ilgilendirir değil mi? İran’a uygulanan ambargoyu tanımayan onlarca ülke var. Örneğin Rusya veya şöyle bir örnek daha verelim. Amerika Kuzey Kore’ye ambargo uygulamakta ama Çin bu ülkeyle ticaretine devam ediyor. Vaktiyle Vietnam’a uyguladı. kimse uymadı yani kısacası Amerika’nın başka bir ülkeye uyguladığı ambargo onları bağlar bizi değil, bizim için bağlayıcılığı olması için Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri’nin eyaleti falan olması gerekir. Durum böyle değilken bu kadarda emsal teşkil eden başka ülke iş adamları varken sen kalkıpta sadece Türk vatandaşı olan bir işadamını tutuklarsan buna kumpas denir. Aksine inanmak en masum ifadeyle ahmaklıktır. Burada yine aynı tezgah var ülkemizin ekonomisi saldırı altındadır. Bu tezgaha alet olmak bu ülkeye ihanet değilde nedir? Malum tutuklu şahıslardan Reza Zarrab’ın vaktiyle Türkiye’de özel bir Feto bağlantılı kolejde ortaöğretimini tamamladığını neden sorgulamayız. Kendisini bilerek isteyerek veya bir plan dahilinde tutuklatmış olma ihtimalinide aklımızın bir köşesine yazalım. Zamanla ortaya çıkacaktır elbet. Diğer sanık eski Halk Bankası görevlisi Hakan Atilla’ya gelecek olursak onunda vakti zamanında ekibiyle Bank Asya’dan Halk Bankası’na transfer olduğu gerçeğini de unutmayalım. Suçlamıyoruz kimseyi ancak ortada büyük bir küresel kumpas var. Herkes masum olabilir. Herkes suçlu olabilir. Burada sorgulanması gereken Amerika’nın ikiyüzlü emperyalist politikalarıdır. Hiçbir konuda bu milletin güvenini kazanamamış hep düşmanımız olan örgütlere yardım yapmış, ülkemizdeki darbelerin altından hep o ülkenin parmağı çıkmış, ama bizler hala Reza Zarrab konuşacakta Cumhurbaşkanı köşeye sıkışacakta gibi vizyonsuz ve şuursuz fikirlerimizle zehirlenmeye devam ediyoruz. Amerika’da süren davanın bahanesi İran’a ambargoyu delmekse neden mahkemede sorulan sorular hep bizim iç politikamızla alakalı şeyler, bu onları ilgilendirmez. Sözün kısası şudur; şeytanın ekmeğine peynir taşıyan şeytanın ortağı olur. Bu ülke bizim ülkemiz ve biz ABD’nin eyaleti falan değiliz kendimize gelme zamanımız geldi geçiyor. Emperyalist batı küresel ekonomik kumpaslar yoluyla bizim aklımızla dalga geçiyor bunu gururumuz ne kadar daha kaldıracak artık uyanık olma vaktidir madem düşman bizi alkışlamaz o halde doğru yoldayız demektir. Farkımıza varalım ama önce bu tip tezgahlara gelmeyelim. Geçmişte de defalarca gördük yaşadık, düşmanın yöntemlerini öğrenmeden düşmana karşı tedbir alamazsınız ve galip gelemezsiniz. Bu ülkede şuan büyük bir imtihan vermekteyiz, devletinin safında olan tarihe vatansever düşmanın hamlelerine el ovuşturanlar hain diye geçecektir. Bu böyle biline….

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here