Kumanova Harbi ve Balkanlara Veda

1

23 ekim 1912 de başlayan Kumanova Harbi 1. Balkan Savaşlarının en önemli meydan muharebesidir. Kumanova bugünkü Makedonya topraklarında bulunur ve zaten amaç Makedonya topraklarıdır.

Avrupa ülkelerinin balkanlardaki milletleri ayaklandırmasıyla Osmanlı Devleti yorulmuş ve Karlofça Antlaşmasının ardından sürekli toprak kayıpları devam etmiş moral motivasyon kalmamış ve ordu adeta savaşsız geçirilen daha doğrusu zafersiz geçirilen yıllar neticesinde tecrübe kaybı yaşamıştır. Şüphesiz Kumanova Harbi’nin bizim açımızdan bir mağlubiyetle sonuçlanmasının sebeplerinden birisi budur. Ancak öncesinde Sırbistan-Yunanistan arasında kurulan ittifak daha sonra Yunanistan-Bulgaristan ittifakı balkanlarda bir birliğin sağlanmasını sağlamış o güne kadar kendi aralarında anlaşamayan bu devletlerin artık müttefik olmasıyla birlikte ortaya Osmanlı Devleti’ne karşı yapılacak bir saldırı kaçınılmaz hal almıştır.

Balkanlarda oluşan bu hareket avrupa ülkelerinin telkinleriyle gerçekleşmiş ve bununlada kalmamıştır. O döneme kadar tarih sahnesinde adı bile geçmeyen Rus Çarlığı Sırp-Yunan-Bulgar ittifakına büyük destek vererek tarih sahnesine yeni yeni çıkmaya başlamıştır. Balkanlarda bu hareketlilikler gerçekleştiği sırada Osmanlı Devlet’i başka gündemlerle kendi içinde oyalanmakta ve haberi dahi olmamaktadır ki tedbir almakta çok geç kalmışlardır. O döneme kadar Rumeli de ve Balkanlarda kimsenin savaş beklememesi Osmanlı Devletini zaafa uğratmıştır. Balkanlardaki hareketliliği duyan bazı paşaların ise Kendimden ne kadar eminsem Balkanlardan da o kadar eminim… diyerek savaş ihtimalini uzak görmesi Osmanlı Devleti’ne Selanik-Çorlu-Edirne vilayetlerinin elden çıkmasına sebep olmuştur.

Savaş öncesi ve sonrasında yapılan stratejik hatalar ise adeta Osmanlı Devleti’nin balkanlardaki direncinin kaybolmasına neden olmuştur. Örneğin Sırplar Fransadan aldığı silahları Avusturya üzerinden geçirememesi üzerine Osmanlı’dan Selanik limanı için izin almışlardır silahlar Selanik’ten girmiş Belgrad’a ulaşmıştır. Kimsenin o dakikaya kadar şüphe etmediği Sırplar o silahları Kumanova Harbinde Osmanlı Devleti’ne doğruttuğunda ise artık yapacak birşey kalmamıştı.

Osmanlı Devleti’nin o bölgede iki büyük ordusu vardı ancak koordinasyon eksikliği o dönem için harbin içinde de belli başlı stratejik hatalara sebep olmuş ve 2 gün gibi kısa bir sürede ordu adeta dağılmıştır kalabalık olan bir bölümü ise firar etmiştir. Kumanova Harbi kaybedilmiş ve ordu geri çekilmiştir aynı zamanda müthiş bir insan gücü kaybolmuş ve Balkanlardaki iki büyük ordumuzdan eser kalmamıştır.

Etkileri bakımından incelersek Kumanova Harbi Avrupa’nın Osmanlıyı yıkma provası daha sonra gerçekleşecek olan Cihan Harbi’nin ilham aldığı bir harp olması sebebiyle Osmanlı için nerdeyse o yıllardaki en olumsuz vakasıdır. Bu konuda Bulgarların Edirneye gözünü dikmesiyle Şükrü Paşa ve emrindeki Kazım Karabekir paşa “Edirne düştükten sonra ölürsem kendimi şehit saymam “ diyerek bu harbin ne denli büyük bir tehdit olduğunu ima etmişlerdir.

Sonuç olarak Selanik ,Tekirdağ , Çorlu ve Edirne toprakları kaybedilmiş Osmanlı Rumeli bölgesine kadar sıkışmıştır. Yalnız olayı iyi anlayabilmek adına bir detay vermek gerekirse bu kaybedilen topraklar devletin imparatorluğa geçiş yaptığı topraklardır Selanik,Üsküp,İşkodra ve Yalta gibi yerleşim yerleri 550 yıllık Osmanlı toprağıdır hatta daha iyi anlamak adına bir Selanik Maraş vilayetinden 130 yıl önce Osmanlı toprağı olmuş bir vilayettir. Böyle değerlendirmekte fayda var. Bir ülke savaşmadan uzun yıllar geçirdiğinde çöküşe geçer savaş yanlısı olmadığımızı belirterek konuyu biraz daha açalım. Karlofça’dan sonra sürekli kaybettik ve  ilk girdiğimiz harpte ise firar eden dağılan 100 bin askerimiz vardı. Daha önce yaşanmamış bir olaydı bu. Karlofça dan sonra sözde barış dönemini balkan devletleri kendisini toparlayarak saldırı planları yaparak geçirirken Osmanlı Devleti savaşa ihtimal vermeyerek ve şüphe duymayarak yaptığı hatanın bedelini maalesef ağır ödemiştir.

Günümüz dünyası da pek farklı değil mesela Amerika süper güç olduğunu iddia ediyor ama bunun bir gereği vardır bunu da uygulamaktadır nedir bu; süper güç olan ülkeler bunu korumak adına her 10 yılda bir kez mutlaka bir yerleri işgal ederler. Bu işgaller bir güç gösterisidir aynı zamanda. Ülkemiz ise daha düne kadar kendi gücümüz konusunda karamsar bir halk kitlesine sahipti ancak ardı ardına gelen dış operasyonlar insanımıza özgüven getirdi mesela Cerablusa yapılan müdahale artık gücümüzün farkına vardığımızın resmidir. Düşünün ki 400-450 profesyonel asker mevcudumuzla El Bab’a kadar olan bölümde kontrol sağladık bu sayıyla bunları başaran bir ülke büyük bir ordu harekatıyla neler yapabilir tahmin ettiniz mi..

Sözün kısası biz hep kabuğumuza çekildiğimizde kaybetmişizdir herşeyi…

 

Share

1 YORUM

  1. Güzel tespitler olmuş ancak bunları çoğu kişi maalesef bilmiyor yanlış öğretilen tarih hep bizi yanıltıyor uyutuyor yıllardır

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here