Körfezde Devlerin Dansı Başladı

0
21

Son dakika haberleri ard arda geliyor önce Yemen’den Suudi Arabistan’a iki balistik füze atıldı ertesi gün onlarca Suud Prens ve işadamı gözaltına alındı derken akşamında üst düzey devlet görevlisi yine bir suud prensin olduğu helikopter düşürüldü…

Tablo o kadar karışık olaylar birbirinden o kadar alakasız gibi görünsede tamamı aynı projenin tepkimeleri aslında. Biraz baştan aylar öncesinden olayların aslında başladığı noktadan girelim konuya. Amerika Savunma Bakanı Mattis’in körfez ve ortadoğu ülkelerini ziyaretiyle bir süreç başladı sessiz sedasız ve Mattis gittiği her ülkede bazı direktifler bazı ukala tavırlarla emirler okudu hepsine ve tüm gerçekleştirdiği ziyaretlerin ortak noktası biz Amerikayız bizim dediklerimizi yapmak zorundasınız yapmazsanız sonucuna katlanırsınız mantığıydı. Daha sonra gelişen Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin referandum kararı bu ziyaretlerin ardından gelişti.

 

Dönelim körfeze; son yıllarda hızla bölgede küresel bir güç konumuna gelen Türkiye’nin karşı hamleleri bugüne kadar sinsice yürütülen projelerin bir bir su yüzüne çıkmasına sebep oldu ilk olarak Somali’de kurulan kapsamlı Türk Askeri Üssü Türkiye’nin körfez bölgesinde nüfuz peşinde olan Amerikan politikalarına tamamen darbe niteliğinde bir hamleydi. Bu adımın tek amacı körfezde artık bende varım’ın açık ilanıydı. Somali’de kurulan Türk Askeri Üssü hem İran’ın Yemen’deki faaliyetlerine hem Amerika’nın Suudi Arabistan politikalarına cevap verebilecek bir coğrafyada olması sebebiyle çok keskin çok net bir tavır olarak algılandı hamle büyüktü karşılığıda olacaktı elbet, bu gelişmeleri müteakip Somali’de yapılan onlarca kişinin ölümüne sebep olan terör saldırısı doğrudan Türkiye’ye bir gözdağıydı. Somali diyip geçmeyin orada yürütülen politikalar dünün bügünün olayları değil yıllar önce Nato konseptinde görev yapan bir birliğimizin değerli bir personelini orada şehit etmişlerdi ki yöntemler varolan olasılıklar değerlendirildiğinde  olayın bir terör saldırısı olduğunu söylemek güç

Bütün bunlar olurken Amerika Başkanı Trump’ın Suudi Arabistan gezisi ardından Amerka’ya yapılan Suudi Arabistan’ın 700 milyar dolarlık yatırımı askeri anlaşmalar ve en önemlisi birden bire körfez ülkelerinin birleşip Katar’a ambargo uygulaması birbirini takip etmeye başladı. Biraz mantık yürütecek olursak Amerika’nın nakit ihtiyacının son yıllarda telafi edilmesi zor şartlara gelmesi ülkeyi bir ekonomik kriz eşiğine getirmişti ve haliyle körfez çıkarması yapıp bazı ekonomik anlaşmalar yaparak olası finansal krizi bertaraf etme hırsıyla gözü dönmüş bir şekilde belirli ölçüde yumruk göstererek körfez ülkelerini kendisinden askeri silah ekipman helikopter ve savaş uçağı alamaya zorladı. Zaten dünya siyasetinde hiçbir zaman yer edinmek gibi hedefleri olmayan lüks hayatlarını sürdürmekten başka amaçları olmayan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkeler rahatlarının bozulmasından korkarak koşulsuz olarak evet demişlerdi. Bu ülkeleri Amerika’nın desteğiyle darbe yaparak yönetimi ele geçiren Mısır’ın darbeci başkanı Sisi takip etti. Ancak anlaşmaya razı olmayan tek körfez ülkesi Katar’a ekonomik yaptırım uygulandı. Bununla Katar’da post modern bir darbe planlandığı açıktı ancak B Planı da masadaydı gözden kaçmış gibi görünsede sürecin sonunda Amerika’nın Suudi Arabistan eliyle dolaylı bir askeri müdahale olma olasılığı çok yüksek bir ihtimaldi. Olaylar sıcaklığını koruduğu dönemde Suud ordusunun Katar’a yakın noktalarda savaş pozisyonuna geçmesi gözlerden kaçmamaktaydı. Ancak bölgede artık net tavırlar koyan aynı sertlikte karşı hamleler yapan bir Türkiye adeta yıldırım hızıyla samimi bir körfez diplomasisi yürüterek aynı zamanda tüm körfez ülkelerine eşit mesafede mesajlar vererek hakemlik rolünü üstlenirken bir taraftanda 1-2 gün gibi kısa sürede acil kararlar alıp uygulamaya koydu. Kısa sürede Katar’a askeri üs kurdu asker gönderdi. Katar’da ben varım ve olası bir müdahaleyi savaş sebebi sayarım mesajı vererek Türkiye ile savaşmayı aklından bile geçiremeyecek olan Suudi Arabistan’ın askeri faaliyetlerini başlamadan bitirdi. Yani Amerika’nın körfezdeki planı iki günde bozulmuştu.

Mantık yürütecek olursak yaşanan son hadiselere baktığımızda Amerika, Katar planının bozulmasının cezasını Suudi Arabistan’a kesmiş gibi görünüyor. İran-Arabistan arasındaki soğuk savaşın sıcak savaşa dönme ihtimali Suud’ları Amerika’ya yakınlaştırdı çünkü İran’ın olası balistik füze saldırısından korkan Suudi Arabistan önce Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri satın almak istedi bazen para her kapıyı açmayabiliyor Rusya tarafından reddedilmeleri şuan için oturdukları koltuğun garantisini verebilecek diğer küresel güç Amerika’nın kuklası yaptı onları. Haliyle Amerika ne derse o Suudi Arabistan’da şimdilik. Yemen’den atılan iki balistik füzenin İran üretimi füzeler olduğu anlaşılınca oluşan korku paranoyasını Amerika iyi kullanmış gibi görünüyor tahmin yürütecek olursak Trump karşıtı Suud Prens’lerinin gözaltı yoluyla tasfiyeleri ve yine dünya klasmanında servetleriyle yer edinmiş Suud İşadamlarının yolsuzluk bahanesiyle tutuklanıp servetlerine el koyulması bununla bağlantılı olabilir ilerde göreceğiz. El koyulan şirketler ve bankaların bundan sonraki hareketleri nasıl olur bilinmez ama bunların Amerika ekonomisine kaynak olma olasılığı en güçlü tahmin olur. Gelelim son gelişmeye; Yemen sınırında bir helikopter düştü açıklama bu şekilde içinde bir veliaht prens ve korumaları vardı. Bu kadar tansiyonun had safhada olduğu esnada hemde aynı gün olan bu helikopter kazasının ardında başka şeyler olabilirmi sorusu geliyor akıllara.

Daha bir gün önce Yemen’den iki balistik füze saldırısına tarafından maruz kalan ülkede bugün bir veliaht prensin içinde olduğu helikopterin Yemen sınırına yakın olan bir bölgede düşmesi tuhaf değilmi? Henüz net bir bilgi olmasada kesin olmamakla birlikte helikopterin düştüğü esnada havada yine bir balistik füzenin dolaştığı bilgisi var yerel kaynaklarda. Acaba bir saldırı sonucu düşürülmüş olabilirmi? Öyle ise bu saldırıyı yapan hangi taraf ve neyi amaçlamaktadır bunları şuan bilemiyoruz ama Suudi Arabistan’a Yemen’den gelen füze saldırılarında İran’ın rolü tartışılmaz. Bölgede tek aktif gücün Amerika olmadığı gün gibi ortada körfezde devlerin dansı başladı 2018 yılında dünyanın kalbi bu bölgede atacak gibi görünüyor. Bir tarafta Somali ve Katar’a üs kurup asker gönderen Türkiye diğer tarafta Arabistan önderliğindeki körfez ülkelerini avuçlarının içine almaya çalışan Amerika diğer tarafta Suud’lara sessiz sedasız saldırı planları yapan İran’ın Yemen üzerinden tehdidi ve şuan pek adı geçmesede bölgedeki etki gücünü Amerikaya kaptıran İngiltere…

 

Sonuç olarak körfezde dengeler eşit gibi görünüyor kimler kazanacak kimler kaybedecek önümüzdeki süreçte birlikte göreceğiz. Şuan için bölgede etkin politika yürüten güçlere baktığımızda Amerika’nın yalnız olduğunu söylemek yanlış olmaz çünkü Türkiye,İran ve İngiltere’nin körfezde birbiriyle çatışan politikaları görünmüyor bu eğer bir körfez ittifakına dönecek olursa dengeler Amerika aleyhine kısa ve uzun vadede değişebilir ve hatta körfezde Amerikan rüzgarı tamamen son bulabilir…

 

 

 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here