Köprülü Mehmet Paşa (1575-1611)

0


1575 yılında Rudnik köyünde dünyaya gelmiştir.Henüz küçük yaşlarda iken İstanbul’a getirilmiştir. Sarayda eğitim görmüş uzun bir süre sarayda kalmıştır. 1623 yılında 38 yaşında iken, padişahın saray mutfağında (Matbah-ı Amire) hassa aşçıları neferlerinden biri olmuş o sıralarda Has-Oda’da görev yapan Hüsrev Paşa’nın maiyetine katılıp, Büyük-Odalılar zümresine dahil olmuştur. Bundan sonra Hazine-i amire hademeleri arasına girdi ise de burada tutunamamıştır. Geçimsizliği ve haşin yaratılışı dolayısıyla, kendisine sipahilik verilerek saraydan taşraya çıkartılmıştır. Bu nedenle Amasya yakınlarındaki Köprü kasabasına gelmiş bu sırada, Havza’nın Kayacık Köyü halkından olup Köprü voyvodası bulunan Yusuf Ağa’nın kızı ile evlenmiş bir süre burada kalmıştır. Köprülü lakabı buradan gelmektedir

Bir önceki sadrazam olan Boynueğri Mehmed Paşa, Köprülü Mehmed Paşa’nın yerine sadrazam olacağını anlayınca, onu Şam’a vali olarak tayin edip, İstanbul’dan uzaklaştırmak istediyse de başarılı olamamıştır. Öte yandan, sık sık meydana gelen sadaret değişiklikleri dolayısıyla, devlet yönetimi, oldukça istikrarsız bir durum göstermiştir. Kabiliyetli ve iş bilir bir sadrazamın bulunmaması, devlet işlerine, ocaklardan ve saraylardan sürekli müdahalelerin vuku bulması, bu makamı iyice güç duruma düşürmüştür. Devletin bu durumuna oldukça üzülen Mimar-başı Kasım Ağa, her fırsatta, Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlık makamına getirilmesi için çalışmıştır.  Sultan IV. Mehmed, sadece olağanüstü bir kişiliğin Osmanlı İmparatorluğu’nun fakirleşmesini, dağılmasını ve itibar kaybetmesini engelleyebileceği bir dönemde, devleti yönetebilecek zeki bir memura ihtiyaç duymuş.

Köprülü Mehmed Paşa, Valide Turhan Sultan ile yaptığı görüşmede tüm şartlarını açıkça ortaya koydu, buna göre:

Sultan, kararlarından hiçbirini geri çevirmeyecek, 

-Yaptığı tayinlerden başka tayin yapmayacak, 

 -Başka hiç kimseyi dinlemeyecek ve sadrazama atılan hiçbir iftiraya meydan vermeyecekti.

Köprülü Mehmed Paşa, devleti sıkı disiplinli bir merkezi otorite ile bozuk oligarşiden kurtarmaya muvaffak olarak padişaha ve devlete itibar edilmesini temin etmiştir. Aynı zamanda kendini de Osmanlı Devletinde mutlak bir iktidara sahip bir sadrazam olarak tanıtmıştır. Sadareti kabulden önce bildirdiği şartlar bu hususta kuvvetli bir delil olarak gösterebilirse de ‘’Siyavuş Hadisesi’’ bu delili katileştirecek mahiyettedir. Köprülü Mehmed Paşa merkezi otoriteyi sarsan dağınık kuvvetlerden biri olan Siyavuşun Mustafa’yı cezalandırmak istemiş ve padişaha şikayette bulununca, gereken cezayı vermesi ve bunların hakkından gelmesi konusunda onay almıştır.

Sadrazamlığa tayin edilmeden önce, 1645 yılında başlamış olan Osmanlı-Venedik savaşları, Girit Adası’nda ve Ege Denizi’nde aralıksız sürmekteydi. Kenan Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması Ege sularında faaliyet fırsatı bulamamıştır. 26 Haziran 1956’da meydana gelen savaşta yüze yakın gemiden sadece yirmi tanesi kurtarılabilmiştir. Köprülü Mehmed Paşa diğer taraftan ise isyan eden asilerin temizlenmesi için çalışmıştır. Hem sarayda hem de diğer devlet kurumları içerisinde geniş bir casusluk şebekesi kurmuş, ajanları ile gelişmeleri saati saatine haber almıştır. Adamları sipahilerin ayaklanmalarını ve onlara yardımcı olanları bildirdikleri zaman, gizlice Şeyhülislamdan müsaade almıştır. Eski ağalardan Kara Hasan-oğlu Hüseyin, yeniçeri ağası ve kethüdası ile gizlice görüşerek ayaklanmalar için önlem almıştır. İsyanlara katılanları bulup boyunlarını vurdurmaya başlamıştır. Şehir halk ve esnafından zorla mal ve eşya alanlar cezalandırılmıştır. Bunlardan yirmi kadarı halkın önünde idam edilmiştir. Böylece huzur ve güven sağlanmıştır. Önceleri, olaylara karışıp saraydaki ve devlet kademelerindeki adamları tarafından korunan asiler birer birer ortadan kalktığı için, padişah ile valide sultan da durumdan son derece memnun kalmışlardır.

Köprülü ‘de siyasi bir uzak görüşlülük bulunmaktadır. Osmanlı Devleti’nin sükun ve ilerlemesini sağlamak için çöküş nedenlerini, düştüğü duraklamanın iç ve dış sebeplerini derinden incelemiştir. Köprülü sadarete geldiği zaman ulemanın dini tahakkümleri, devlet büyüklerinin zulümleri, saray ricalinin nüfuzu, iç işlerinin kargaşa içinde oluşu, dış işlerinin bozukluğu devleti büyük bir zaaf içinde eritmiştir. Köprülü önce ulemanın gayri meşru, çöküşe neden olan nüfuzunu kırmış, zalimleri bir bir idam ettirmiş, sarayı ve özellikle Turhan Sultan taraftarlarını bütünüyle arzusuna tâbi kılmıştır. Yedi sekiz sene zarfında on- on beş sadrazam değiştiren, sadrazamlık süreleri bir tiyatro rolü kadar bile devam etmeyen sadrazamları ufak bir işaretiyle katlettiren IV. Mehmed, Köprülü’nün, her arzusunu, Köprülü’ye, başvurduğu zamanlar, verdiği sözü yerine getirmiştir. Köprülü yerini bu suretle sağlamlaştırdıktan sonra Boğaz’ı Venedik istilasından kurtarmış, doğuda Anadolu’yu, kuzeyde Erdel siyasetini yoluna koymaya çalışmıştır. Köprülü birçok meşguliyetiyle beraber, padişahın Edirne’den İstanbul’a, İstanbul’dan Edirne’ye yaptığı seyahatlerde hiçbir zaman refakatinden ayrılmamıştır.

Köprülü Mehmed Paşa, Edirne’de büyük bir divan tertip etmiştir. Padişahın huzurunda yapılan bu ayak divanında, uzun zamandan beri, Anadolu’da sürüp giden ve büyük ölçüde tahribat yapan isyanlar enine boyuna görüşülmüştür. İstanbul ve Edirne’deki ayaklanma hareketlerini çabucak bastıran sadrazam, Anadolu’daki asilerin üzerine yürümeyi kararlaştırmıştır. İbşir Mustafa Paşa’nın yetiştirmelerinden olan Abaza Hasan Paşa, devlet düşmanı olarak, padişaha bile kafa tutacak duruma gelmiştir. Ünlü ve güçlü bir asi olması nedeniyle, 1657 yılında vezirlik rütbesi ile Diyarbekir, arkasından da Halep valiliğine gönderilmiştir. Abaza Hasan Paşa, yanına katılanların çokluğundan cesaret alarak, Köprülü Mehmed Paşa’yı ortadan kaldırmak için Anadolu’daki bazı valilere mektuplar yazmaya başlamıştır. Toplanma yeri olarak ise Konya’yı seçmiştir. Onun bu davetine Şam Valisi Tayyar-zade Ahmed Paşa, Anadolu Beylerbeyi Can Mirza Paşa, Ankara Beyi Ali Mirza Paşa, Deli Ferhad Paşa, Mustafa Paşa ile 10-15 kadar o sırada görevde veya mazul olan vezir, beylerbeyi, sancakbeyi ve sairleri katılmışlardır. Bu isimler, Rumeli’ye geçtikleri takdirde, kendilerini ele vereceklerini varsayarak, Erdel seferine katılmamışlardır. Abaza Hasan Paşa ve yanındakiler padişaha gönderdikleri haberlerde kendilerini Anadolu’nun sahibi olarak göstermişlerdir. On beş gün mühlet verip sadrazam Köprülü Mehmed Paşa’nın idamını istedikleri halde bu kabul edilmeyince, giriştikleri düşmanlık hareketini artık kılıca sarılarak göstermeye başlamışlardır. Abaza Hasan Paşa yanındaki mahiyete tam hakim olamadığı için Bursa yönünde yapılan yağma hareketlerine engel olamamıştır. Köprülü’nün haddinden fazla şiddetli davranması, ordu içinde, İstanbul’da ve Anadolu’da sayısız düşmanın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Ordudakiler seslerini çıkaramamış, İstanbul’dakiler ise, özellikle padişahın sadrazam hususunda kesin taraf tutması karşısında bir harekette bulunamamışlardır. Ancak Köprülü’nün bir başarısızlığı veya padişahın ondan yüz çevirmesi, hemen sonu olacak duruma gelmiştir.

Köprülü, Serasker Murtaza Paşa, ve Dilbent ağalığından çıkma Erzurum paşası Mustafa Paşa’yı Abaza üzerine göndermiştir. Mustafa Paşa 130 bin askerle Konya civarında bir gölün önünde duraklayarak gerilemeye mecbur kalmıştır. Köprülü derhal Konakçı Ali Paşa’yı gönderse de bu durumu kan dökmeden çözmek istemiştir. Evvela Abaza taraftarlarına dağılarak devlete iltica ettikleri takdirde affolunacaklarını bildirmiş, ardından Abaza taraftarlarını padişaha itaate davet etmiştir. Ordusundan 4-5 bin civarında sarıca ve sekban hemen ayrılınca, Abaza hayrete düşmüştür. Köprülü, İsmail Paşa’yı tam bir selâhiyetle Anadolu müfettişi tayin ederek, köşede bucakta saklanan Abaza taraftarlarını da yok etmiştir.

Anadolu’da sükûnetin sağlanması üzerine Köprülü, padişah ile birlikte Bursa seyahatine çıkmıştır (Temmuz 1659). Rakozcy’nin tekrar Erdel Beyliğine tayini için Bursa’ya gelen Avusturya elçisinin istekleri kabul edilmemiştir. Zira Rakozcy Eflak Beyi Mihnea ile birlikte isyana devam etmekteydi. Silistre Valisi Can Arslan Paşa, Kırım kuvvetlerinin de katılmasıyla Mihnea’yı mağlup etmiştir. Rakozcy ise Budin Beylerbeyi Seydi Ahmed Paşa’ya yenilmiştir. Ardından Kaptan-ı Derya Köse Ali Paşa, Avusturya işgalinde bulunan Varat üzerine serdar tayin edildi ve bu kale kırk beş günlük muhasaradan sonra alınmıştır. Osmanlı’nın Erdel ve Eflak işleriyle uğraşmasını fırsat bilen Venedik, bazı Avrupa devletlerinden topladığı 120 gemilik bir donanma ile Hanya önlerinde asker çıkarmış ancak Katırcıoğlu Mehmed Paşa’nın sert mukavemetiyle karşılaşınca Venedikliler adayı terk etmek zorunda kalmıştır. Köprülü yaşının bir hayli ilerlemiş olmasından dolayı hasta ve yorgundu. Bu sebeple padişaha Halep beylerbeyliğine tayin edilen oğlu Fazıl Ahmed Paşa’yı telkin etmiş ve padişah bu telkini kabul edince Fazıl Ahmed Paşa çağrılarak sadaret kaymakamı yapılmıştır. Köprülü Mehmed Paşa, padişah ile birlikte bulunduğu sıralarda 31 Ekim 1661’de vefat etmiştir.

 

 

 İçeriğe ulaşılailecek kaynaklar;

 Vahid Çabuk, Köprülüler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları

Mücteba İlgürel, ‘’Köprülüzade Mehmed Paşa’’

Nicolae Jorga, Osmanlı İmp. Tarihi-4, Çev. Nilüfer Epçeli, Yeditepe Yayınevi

Ömer Köprülü, Osmanlı Dev. Köprülüler, Aydınlık Basımevi

Ahmet Refik Altınay, Köprülüler, Tarih Vakfı Yurt Yayınları

Yılmaz Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, Kültür ve Turizm Bak. Yayınları

Hazırlanırken (gazi.academia.edu/KemalKAYA)  “Osmanl Devleti’ndeki Köprülüler Dönemi” çalışmasından önemli ölçüde yararlanılmış bir nevi kısa özeti mahiyetindedir..

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here