Konuşma Şiiri Üzerine

0

KONUŞMA

Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci.
Hem de gece inmiş, ses gelmiyor kümesten,
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci,
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.

Ülkü Tamer

 

Bu şiiri yapı bakımından inceleyecek olduğumuzda şiiri iki anlam birimine ayırırız. İlk birimde bir zencinin kendini asmaya çalıştığını, bu zencinin şişman olduğunu fakat ilk dörtlüğün son iki dizesinde gördüğümüz “Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?” cümlesi kendini asma eylemini gerçekleştiremediğini söylüyor. Peki neden bu kişi zenci? Neden şişman? Biliyoruz ki dünyada siyah ve beyaz ayrımı var. Beyaz insanlar refah içerisinde , mutlu bir şekilde geçirirken siyahi olan insanlarımız bir köle gibi kullanılmaktadır. Bu bile bir insanı bunalıma sevk etmeye yetecek bir nedenken şiirdeki kişi bir de şişman. İkinci anlam birimine geçtiğimizde zenci arkadaşımızın eşinden de boşandığını görüyoruz. Diğer sebeplere bir de boşanmayı eklediğimizde bu kendini asması için yeterli değil mi ?

 “Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.” dizesinde kuş sembolünün kullanıldığını görüyoruz. Biliyoruz ki kuş dünyada barışın ve özgürlüğün sembolüdür. Sizce de şair burada zencinin kuşlar gibi özgür olmak istediğinden bahsediyor olabilir mi ? Bir de şiirin başında cüsseli bir zenciden bahsediyorken sonunda kuş imgesini kullanıyor. Bunu yapmasının amacı karşıtlıkları ifade etmek olabilir. İyi kötü, varlık yokluk, yaşam ve ölüm gibi. Başka bir açıdan baktığımızda zencinin şu an değil de küçükken yani çocukluğunda bu hayattan zevk aldığını bu yüzden çocukluğuna gidip kuş vurmak istediğini ifade edebiliriz.
“Bu şiirin konusu nedir?” sorunun cevabı kendini asmaya çalışan yüz kiloluk bir zencinin bu eyleminde başarılı olamamasıdır. Teması ise, korkunç bir can sıkıntısı, bunalım halidir.
Bu şiirin 1950li yıllarda İkinci Yenicilere mensup Ülkü Tamer tarafında yazıldığını biliyoruz. O grubun yapısını düşündüğümüzde şairler şiirlerini yazarken anlama kapalı ama çağrışıma açık, soyut ifadeli ve imgeli şiirler yazıyorlardı. Bir de 1950 li yıllarda boşanmak bir toplumsal statü problemiydi. Bunu dönemin zihniyeti açısından yorumlayabiliriz.
Kelimeler:
Eylem: Bir durumu, hareketi bildirme.
Mensup: Bir grubun içinde olma.
Çağrışım: Anlatmak istediği kelimeyi başka kelimeler ile anlatma.
İmge: Şairin şiirdeki sözcüklere gerçek anlamı dışında anlamlar yüklemesi.
Statü: Bir kimsenin bir toplumda ya da topluluk içerisindeki durumu, yeri, kazandığı saygınlık.
Sembol: Simge.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here