Kısa Ve Derin Bir Ömür – Sabahattin Ali

0

Başın öne eğilmesin,
Aldırma gönül aldırma.

Bazen bir şarkı bazen bir marş bazen de sitem olarak dilimizden düşmeyen bu güzel dizeleri bilmeyenimiz yoktur. Müze haline getirilen Sinop cezaevindeki odasında yazdığı bu şu anda odasının karşısındaki duvarda asılıdır.  Bir yazar düşünün onlarca şiiri bir dönem  özgün şarkılarda yaşam bulmuş ve yetmiş yıl önce yazdığı kitaplar en çok satanlar listesini mesken etsin. Biz bir kaç yıl önce tesadüfen bir televizyon programında ‘Kürk Mantolu Madonna’ kitabındaki Madonna’nın şarkıcı Madonna olduğunu sanan bir sunucunun bu hatası gündeme oturmuş ve ardından keşfe çıkmıştık Sabahattin Ali’yi. 1907 yılı Şubat ayının 25’inde Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan arasında defalarca el değiştirmiş olan Gümülcine’ye bağlı Eğridere ilçesinde Oflu bir ve Bandırmalı bir annenin oğlu dünyaya gelen Sabahattin Ali’nin çocukluk dönemi savaş yıllarının güç koşulları içinde geçer. Babası Selahattin Bey, Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla Çanakkale’de görevlendirilir. Önce yalnız gider, sonra ailesini de yanına aldırır. Sabahattin Ali, Üsküdar’ da başlayıp yarım bıraktığı ilkokul eğitimine Çanakkale’de devam eder. Ancak kısa süre sonra öğretmenlerin hepsinin seferberliğe gitmesiyle okul kapanır. Kalp hastası olduğunu öğrenen babası savaş sonunda askerlikten ayrılarak İzmir’e yerleşir, tiyatro ve gazino işleriyle uğraşır. İzmir’in işgaliyle Edremit’e kayınpederinin yanına taşınır ve burada pazarda sergi açıp mal satarak geçimlerini sağlamaya çalışırlar. Sabahattin Ali de bu dönemde işporta usulüyle babasına ve evlerinin geçimine yardım eder. Okuma yazmayı seven Sabahattin babasından da destek görür. Edremit’te ilkokulu bitirir. Edebiyata oldukça ilgili olan Sabahattin Ali Balıkesir Öğretmen Okuluna yazılır.Okulda çıkardıkları gazetede ve öyküler yazarak ilk denemelerini yapar.

Döndüm daldan düşen kuru yaprağa,
Seher yeli dağıt beni kır beni.
Götür tozlarımı buradan uzağa,
Yarin çıplak ayağına sür beni.

1927 yılında öğretmen okulunu bitirir ve Ankara’ya dayısının yanına gelir. Yozgat’a tayini çıkan dayısıyla birlikte Yozgat’a gelir ve burada dayısının yardımıyla Yozgat merkez Cumhuriyet Okuluna öğretmen olarak atanır. Yozgat’ın küçük bir şehir oluşu zamanla Sabahattin Ali’yi bunaltır ve bu durum kendini yazılarına kapatmasına vesile olur. Yabancı dil öğrenmek için sınava girer ve Almanya’ya gitmeye hak kazanır. 1928’de Postdam ve Berlin’de dil eğitimi alır. Orada batı edebiyatını tanır, özellikle Rus yazarlarını okur, şiirler ve öyküler yazar. Almanca öğrenir ama Almanya’yı sevemez dört yıllığına gittiği Almanya’dan iki yılı bitirmeden geri döner. Gazi Eğitim Enstitüsünden yeterlilik alarak Aydın Ortaokulu Almanca öğretmenliğine atanır ancak şiirlerinde ve öykülerinde komünizm propagandası yaptığı suçlaması ile yargılanır ve üç ay hapis cezası alır. 1931 yılında Konya orta okuluna atanır ve burada bir toplantıda okuduğu bir şiirde ’e hakaret ettiği iddiasıyla yine tutuklanır ve 14 ay hapis cezasına çarptırılır. 22 Aralık 1932’de tutuklanarak Konya hapishanesine atılır. 12 Mayıs 1933’te Sinop hapishanesine gönderilir ve 29 Ekim 1933’te cumhuriyetin onuncu yılı için ilan edilen aftan yararlanarak on ay yedi gün sonra serbest kalır ancak memurluktan men edilir. Memuriyet hakkını geri kazanmak için bir yıl kadar uğraştıktan sonra tekrar memurluğa döner.  15 Ocak 1934’te Varlık Dergisi’nde “Benim Aşkım” adlı şiirini yayınlayarak ’e olan bağlılığını gösterdi. Milli Talim ve Terbiye’de ikinci sınıf öğretmeni olarak geri döner. 1935 yılında Aliye hanımla evlenir. Sabahattin Ali aynı zamanda Almanca dersleri de vermekteydi bu da maddi olarak oldukça rahatlamıştı. 30 yaşına geldiğinde Eskişehir’de yedek subay olarak askerliğini yaptı. Askerliği boyunca karısını da yanından ayırmadı. Kızı Filiz bu süreçte 1937’de doğdu. Askerlikten sonra Ankara Eğitim Okuluna Türkçe öğretmeni olarak atandı. İlerleyen yıllarda ise Tercüme Bürosu ve Türk dil kurumunda da görev aldı.

Yemek yer gibi, su içer gibi okudu ve onu güldüren, ağlatan, kızdıran, sevindiren ne kadar duygu varsa, hepsini bir araya toplayıp yazdı.Toplumcu gerçekçi yazarlardan biri olarak kabul görmüş. Kürk Mantolu Madonna’yı, sonra İçimizdeki Şeytan’ı Kuyucaklı Yusuf’u yazdı ve hepsi Türk Edebiyatının önemli yapı taşlarından biri oldu. Özellikle Kuyucaklı Yusuf, 100 Temel Eser’den biridir. Ancak “İçimizdeki Şeytan” romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştı. Sağcı gruplar tarafından komünist olduğu suçlamasıyla devlette görev almasının yasaklanması istenir ve Sabahattin Ali’nin de kurucu ortağı olduğu Yeni Dünya gazetesinin matbaası tahrip edilir. Sorumlusu olduğu dergide çıkan yazılar yüzünden hakkında hakaret davaları açılır ve ikisinden ceza alır. 1945 yılında Markopaşa adlı bir mizah gazetesi çıkarmaya başladı. Bu gazetenin çıkarılması sırasında Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la birlikte çalışıyordu. Sabahattin Ali, Markopaşa dergisinde yazdığı yazılarında yabancı sermayelerin Türkiye’de ikinci kapitülasyonlar dönemini başlatacağını ve ülke bağımsızlığını etkileyeceğini; niteliksiz yöneticiler ve yarı aydınların kendi çıkarları için ülkeyi Amerikan ve İngiliz emperyalizmine peşkeş çekeceğini ve bunun tehlikeli sonuçlar doğuracağını söyleyerek millet idaresine dayalı nitelikli politikalar üretilmesi gerektiğinden bahsetmiştir. Malum Paşa, Öküz Paşa ve Merhum Paşa adlı siyasal mizah gazetelerini de 1946 ve 1947 yıllarında çıkardılar. Çalkantılar içerisinde süren matbaacılık ve yazarlık döneminin sonunda parasız duruma gelir.

Sabahattin Ali zengin bir kadın olan Melek hanımın yardımıyla kamyon alıp nakliyecilik yapar ve bu işten de zarar eder. Yurt dışına çıkmak ister ancak pasaport verilmez bu yüzden sınırı kaçak olarak geçmeye çalışır. Kendisini sınır dışına çıkaracak olan insan kaçakçısı ve yolsuzluktan Milli Emniyet’ten atılan Ali Ertekin ile birlikte yola çıkar. Kırklareli’nde sınırı geçecekleri gece Ali Ertekin başına odunla vurarak Sabahattin Ali’yi öldürür. Cesedini dört ay sonra bir çoban bulur ancak tanınmaz haldedir. Bulgaristan’a adam kaçırırken yakalanan Ali Ertekin 28 Aralık’ta verdiği ifadede cinayeti işlediğini ifade eder ve savunmasından alınan bir paragraf oldukça dikkat çekicidir: “Aynı yere şiddetle bir daha vurdum. Bu iki darbeden sonra Sabahattin Ali sol tarafına doğru yere yıkıldı, ağzından burnundan kanlar boşaldı. Dikkat ettim hafif hafif nefes alıyordu. Bu defa üçüncü darbeyi ensesine vurunca nefesi tamamen kesildi, ölmüştü. Ben bu cinayeti milli duygularla işledim. Mahkemeden beraatimi, kamuoyundan alkışlanmayı bekliyorum.”  Ali Ertekin mahkeme sonunda 4 yıl hapis cezası almış ancak birkaç hafta sonra ülkede ilan edilen aftan faydalanarak cezasını çekmemiştir.

Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigar gibi.

Öyküleri ve şiirlerinin anahtar sözcüğü “sevgi” olan Sabahattin Ali’nin mezarı halen belli değildir. Bulunması için bir çok Sivil Toplum Kuruluşu ve kişiler tarafından TBMM insan hakları komisyonuna dilekçeler verilir. Mezarının yeri ile ilgili yapılan çalışmalar sonunda ne yazık ki olumlu sonuçlanmaz.

Hayatımıza kattığın her güzel söz için sana teşekkür borçluyuz sevgili Sabahattin Ali. Doğum günün kutlu olsun.

Sabahattin Alinin Bazı Eserleri

Şiirleri

Dağlar ve Rüzgar
Değirmen Dağlar ve Rüzgâr
Kurbağanın Serenadı ve Öteki Şiirler’le birlikte

Öyküleri
Değirmen
Kağnı
Ses
Yeni Dünya
Sırça Köşk
Bir Orman Hikayesi

Romanları

Kuyucaklı Yusuf
İçimizdeki Şeytan
Kürk Mantolu Madonna

Bestelenen Bazı Şiirleri

“Eşkiya Dünyaya” ve “Leylim Ley” Zülfü Livaneli
“Hapishane Şarkısı V” şiiri Edip Akbayram tarafından “Aldırma Gönül” adı ile bestelenmiştir.
“Hapishane Şarkısı III” şiiri “Geçmiyor Günler” adıyla Ahmet Kaya
“Çocuklar Gibi” Sezen Aksu
“Göklerde Kartal Gibiyim” Volkan Konak

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here