Kifayetsiz Kalmış Duygular

0
18

 

Gün içinde aklımızdan ve kalbimizden geçen o kadar çok duygu oluyor ki bazen kafamız patlayacak gibi hissediyoruz. Ne kadar düşünürsek düşünelim bir türlü sonu gelmeyen bu duygular, düşünceler her zaman kifayetsiz kalmaya mahkum oluyor.

Başkaları kırılmasın diye suskunluğu tercih ettiğimiz her an duygularımızın bir dili olmayacak.

Söyleyemediğimiz o kadar duygu birikti ki içimizde hepimiz bağıra bağıra susmayı öğrendik. O kadar çok susmaya alıştık ki artık tek kelime edemez olduk, etmeye gerek bile duymayan insanlar haline geldik. Oysa bu hayatta konuşmak, anlatmak kadar insanı rahatlatan başka bir şey var mıydı ki?

Suskunluğu önümüze siper ettik bir kalkan edasıyla,

Sonra anlamsız oldu kelimeler, kifayetsiz kaldı duygular…

Oysa ki konuşmak ne kadar zor olabilirdi ki? Duygularımızı belli etmekten ne zarar gelebilirdi ki?

Haykıra haykıra ağlasak kime zararımız dokunurdu?

Mutlu olduğumuz için kahkahalar atsak kimin neden zoruna giderdi yahu!

Sesimiz kötü olsa da sevdiğimiz şarkıyı çekinmeden söylesek neden ”sus artık!” derlerdi?

Sessizlik yerine kelimelerimizi kalkanımız bellesek bu dünyada daha mutlu olmaz mıydık?

 

Ama olmuyor değil mi? Hiçbirimiz istediğimiz gibi hareket edemiyoruz, istediğimiz gibi duygularımızı belli edemiyoruz.

 

Haykıra haykıra ağlasak acırlar.

Kahkaha atsan ayıplarlar.

Şarkı söylesek sesimiz kötü diye dalga geçerler.

Duygularımızı belli etsek bizi vurmak için kullanırlar.

 

Ben şu kısacık ömrüme öğrendim ki duygularımız kifayetsiz kalmıyor, insanlar bizim kelimelerimizi çalıyor. Biz de sessiz bir şekilde bunu yapmalarına izin vererek bir köşeden hayatımıza yön vermelerini izliyoruz. 

 

Bir meskene ihtiyacım var, sinesine gizleneceğim.

Adını ”Kaybedenler Klubü” koyalım, olsun geleceğim.

Büyük taştan bir yapıt olsun, her katta tek bir daire,

Zaten insanlardan sıkılmışız, gerek yok gereksizlere.

Tüm kaybedenler toplansın, dertleşsin yalnızlığı ile.

Fark etsin herkes! 

Yalnızlık dediğiniz kendinizle dertleşmek işte!

 

Susuyoruz, insanlar konuşsun diye biz susuyoruz. Sonra ne mi oluyor? Sonra kifayetsiz kalmış duygularımız ile bir köşede sürekli konuşan insanları izlemeye başlıyoruz. Onlar konuştukça biz susuyor ve biz sustukça daha da yalnızlaşıyoruz. Bu öyle bir raddeye geliyor ki kendimizle bile konuşmaktan çekinir hale geliyoruz. Yalnızlığı kimsesizlik sanıyoruz.

Duygularımızı kendimiz bile anlamaya korkar hale gelerek onlardan kaçmaya başlıyoruz.

Önce insanlardan sonra duygularımızdan en son da kendimizden korkar hale geliyoruz. O kadar doluyoruz ki, sessizlik içinde yine kendimize patlayarak paramparça oluyoruz. Peki bunu kim duyuyor, kim biliyor?

Hiç kimse sustuğumuzu göremiyor, hiç kimse kırıldığımızı görmek istemiyor!

Biz insanları kendimizden çok önemsiyoruz da onlar dönüp bize bakmaya tenezzül bile etmiyor. Bir hiç uğruna yitip gidiyoruz bu dünyadan! Bir hiç uğruna duygularımızı gizlemeye çalışıyoruz insanlardan!

Gerçekten böyle olmaktan yorulmadınız mı? Başkalarının doğruları ile yaşamaya çalışmaktan bıkmadınız mı! İnsanlar her zaman konuşur sevgili dostlarım, elalem her zaman yargılayacak bir konu bulur. Önemli olan sizin onların ”el” olduğunu idrak etmeniz. 

Bir düşünün, onların konuşması siz umursamadığınız sürece ne kadar zarar verebilir ki? Ya da onlar kırılmasın diye sizin kendinizi kırdığınız konular karşımızdaki insana ne kadar değer? Siz onlar için duygularınızı gizliyorsunuz da onlar sizin için neler yapıyorlar?

Değmeyen insanlar için kendi kelimelerinizi kifayetsiz bırakmanıza değdi mi?

Değmez, hiçbir zaman hiçbir koşulda değmez!

İşte tam da bu yüzden kelimelerinizi, duygularınızı kifayetsiz bırakmayın. Sizden çalınan sesinizi söke söke geri alın! Siz sustukça hiçbir şey yoluna girmeyecek, siz kaçtıkça onlar daha da üstünüze gelecek! Bu yüzden susmayın ve başkalarının da susmasına izin vermeyin.

Kelimeler sizin kelimeleriniz, duygular sizin duygularınız. Kimsenin ne sizin kelimelerinizi çalmasına ne de sizin duygularınızı kullanmasına izin vermeyin!

Fatmanur Dereköylü
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here