Kendinden Kaçanlar

0
7

Ne İçin Kendinden Kaçar İnsan ?

     Ne için kendinden kaçar insan? Neleri görmek istemez ölümlü bedeninde. Kusurları bir pranga gibi bağlı iken bileklerine, gözlerini kapatır insan bu çirkinliklere. Sonu gelmeyen bir döngüdür içinde yaşayıp yaşlandığımız hayat. Sonluluk ve sonsuzluk kavramını insanoğlunun aklının erişemeyeceği tozlu raflara kaldırmıştır Tanrı. Ölüm bir son ya da bir başlangıç değildir topraktan var olan çamur suretli bedenlerimize. Ölüm acı bir içkidir insanın tatmak zorunda olduğu. Hayat bir kadehse, gözlerimiz kapanana kadar bize içirdiklerinin haddi hesabı yoktur densizce. Arsızca her bir içkiyi sunar susamış damağımıza. Şöhreti, mutluluğu, aşkı, özlemi, acıyı… Sonsuz soyut eylemi bir kadehin içine sığdırmış Tanrı. Milyonlarca insan yeryüzünde o kadehten içeceği zamanı bekliyor. Fakat kimse bilmiyor kadehin o süslü kaplamasının içinde neler olduğunu. Bir acı olabilir kaçınılmaz sona kadar iliklerinde taşımakla yükümlü kılınacakları. Şöhret olabilir kadehin dibinde biraz. Şöhreti içip Tanrı’ya şükretmeyen aciz insan kibirle boğulabilir o kadehin içinde. Aşkın karanlığından ya da aydınlığından beslenebilir de insan. Aşk ortadan ikiye ayrılmış bir üzüm bağı gibidir. Kırmızı üzüm seni sarhoş eder tadı ile, aşkınla mutlu olursun. Yeşil olansa damağında bıraktığı buruk tat ile seni kendine getirir. Aşk senin için daimi kılınmamıştır.

     Aslında tüm bu hikayenin başı daha minik bir tohumken Tanrı’nın kadehten sana yaşam içirmesiyle başlıyor. Bedenine üflenen yaşam sonlu. Sana vaat edilen yaşamın kaderinde nelerin gizlendiğini bilmeden ölüme doğru ufak veya büyük adımlarla yürüyor ayakların. Körebe oynamak gibi biraz yaşamak. Gözün kapalı atılıyorsun ayağının bastığı zemine, oysa bir sonraki adım seni ölüme de sürükleyebilir aşka da. Bunu bilerek sonlu bir oyunun kuklaları olmayı kabulleniyoruz aslında. Kimimiz elimize bırakılandan hoşnut yürürken kendi yolumuzda. Bazılarımız var ki elimize verilenden daha fazlasını elde etmek için yanıp tutuşan. Kendi yollarını kendisi inşa etmeye çalışan. Edemiyorsa yürüdüğü yolu farklılaştıran. Bir ağaç ekmek yerine var olmayan diğer ağaçları arayan bir orman perisi misali, insanların kadehlerinin içine bakan. Uyumanın, okumanın, yazmanın daha ileriye taşınmış boyutlarını hayal eden. Sıradanlıktan kabusları gibi kaçan insanlar. Farklı olduklarını düşünen bu yüzden de elinde ki kadehi istemeyen, bunun yerine kendilerine yeni kadehler yapıp içini hayalleriyle dolduran insanlar. Gerçeklik dünyasından sıyrılıp; güneşin pembe, gecenin kırmızı olduğu o hayal dünyasında yaşayan insanlar. Tatminsizlik bedenlerinin her zerresini sarmış, bir zehir gibi kanına karışmış olanlar. Tanrının onlara verdiği kadeh için teşekkür etmek yerine neden onları diğerleriyle aynı kaderi paylaşmaya sürüklediği için Tanrıya sitem eden insanlar. Hayatın her rutin eylemine yüzlerini buruşturarak bakan, basit yaşamaya alışamayan inanlar. Bedenleri de zihinleri de her zaman daha fazlasını isteyenler. Önlerinde ki son duvarını aşıp sonsuzluğu keşfe çıkmak isteyen ölümlü bedenler. Kanın damarda gezinip hayat vermekten daha başka işlere yarayacağına inanıp kadehlerine kan akıtanlar. Topraktan oluşan katı bir cisim ile soyut bir varoluşa hayat veren kanın, ölümün sonluluğuna da çare olacağına inanlar. Fakat aslında tek hastalıkları tatminsizlik olanlar.

Bir Yazar.   

 

 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here