Kendimizden Alıp Başkalarına Verdiğimiz Mutluluklar

0

Çoğu zaman o kadar anlamsız kişilere o kadar gereksiz değer veriyoruz ki bunun uğrunda kendimizi mutsuz etmekten hiç çekinmiyoruz. Evet belki karşımızdaki insanın da bize değer verdiğini hissediyor olabiliriz fakat verdiği mutsuzluk hissettirdiği değerden fazla olduğunda o değerin ne kıymeti kalıyor ki?

İnsanı en çok sevdiği kırarmış fakat kırmak zorunda mı? Bir insan incitmeden sevmeyi öğrenemez mi?

Neden o insanların getirdiği üzüntülere katlanmak zorundayız ki? Neden incinerek sevilmek zorundayız! Karşımızdakinin sevgisi ne yazık ki kalbimizin kırgınlıklarına derman olamıyor. Sevgisi onun yanında kalmamıza neden olsa da o kırgınlıklar hiçbir zaman unutulmuyor.

İnsanın sevdiğinden aldığı darbeler ruhunda izi kalan dikişlere neden oluyor ve her bir kırılmada yenisi eklenen bu dikişlerin eskileri bile iliklerimize kadar sızlıyor!

O kadar fedakarlık nereye gidiyor? Tek bir hatanda senin kırılman kimsenin umrunda olmuyor değil mi? Oysa bizler kendimizden kısarak başkalarına verdiğimiz mutluluklardan hiç gocunmuyoruz, ders almıyoruz. Karşımızdaki insana verdiğimiz değer o kadar büyük oluyor ki sanki o kişi bizi hiç kırmayacakmış gibi hissediyoruz.

Ne diyor Cem Adrian… ”Hala acıyor kırılan yerleri, kalbimin…”

Bu acı ömrümüz boyunca bizi bir türlü terk etmeyen bir misafir gibi… Bazen gidiyor ve aylarca uğramıyor fakat ansızın tekrar kapımızı çaldığında hazırlıksız bir ev sahibi gibi darmaduman oluyoruz. Verdiğimiz her değer bize kat be kat fazla acılar olarak geri dönüyor…

Biz bunu hak etmedik… Ben bunu hak etmedim… Değer veren hiç kimse bu vefasızlığı hak etmedi!

İçten içe kurduğumuz cümleler bunlar olsa da gelse yine severiz değil mi? Gelse yine kapıyı sonuna kadar açarız. Çünkü bu hayatta değer verdiğimiz insanlardan kolay kolay vazgeçemeyiz. En azından artık kırılacak hiçbir yerimiz kalmayana dek o kapıyı açmaya devam ederiz. Kendimize çok gördüğümüz mutlulukları onlara sunarız…

Canım yandı ama olsun. Sonuçta biri mutlu oldu, sonuçta o mutlu oldu…

Bu hayatta herkese değer verirken en büyük değersizliği kendimize reva görmemiz ne garip. Kendimizi her zaman ikinci, üçüncü sıralara itmemiz ne acı. Fakat bundan daha acı olan şey vazgeçmememiz. Canımız yansa da kendimizi gerilere itmekten bir türlü vazgeçmiyoruz.

Oysa insanlara o sıfatları yükleyen bizlerden başka kimse değil. Bizi kırıp inciten kişilere içten içe sinirlensek de onlara ”vefasız” diyerek suç atsak da aslında hiçbirine hesap sormaya hakkımız yok. Çünkü ”O beni kırmaz” diyerek içten içe kendimizi kandırıyoruz. Karşımızdaki insanı içten içe olmasını istediğimiz kişi gibi hayal ediyoruz.

Evet biz onları seviyoruz. Evet biz kendimizden eksiltip başkalarına mutluluk veriyoruz fakat aynı şeyi karşımızdakinden beklemeye ne kadar hakkımız var?

Unutmayın ki kimse biz onları sevdik diye bizi sevmek zorunda değil!

Unutmayın ki kimse biz onları mutlu ettik diye bizi mutlu etmek zorunda değil!

Unutmayın ki kimse biz onlara değer verdik diye bize değer vermek zorunda değil!

Sevse, mutlu etse, değer verse, vefa gösterse güzel olurdu ama bunların hiçbirini yapmak zorunda değil!

Bunların hepsi sadece bizlerin beklentisi. Bir şey yapıyoruz ve karşımızdaki insandan aynı şeyi bize göstermesini bekliyoruz. Oysa insanlar ne yazık ki bizim isteklerimize göre hareket etmiyorlar. İşte tam da bu yüzden diyeceğim şu ki dostlar insanlara gereğinden fazla anlam yüklemeyi bırakın. Aslında insanlara bir anlam yüklemeyi bırakın. Karşınızdaki insanın size istediğiniz şekilde değil kendi istediği şekilde davranacağını kabullenerek ona göre hareket edin. Kendinizden kıstığınız mutluluğu başkalarına verirken tüm bu yazdıklarımı hatırlayın.

Eğer ki ”ben karşılık alamayacağımı kabulleniyorum yine de o mutlu olsun” diyorsanız ne ala… Emin olun bu kabullenişle gelen acı bile size daha önce tatmadığınız ferah bir acı verecektir. Çünkü bu sizin acı kabullenişiniz olacaktır, beklentinizden alamadığınız hayal kırıklığının acısı değil.

Kabullenin sevgili dostlar. İnsanların kendi isteklerinin çoğu zaman sizin ona gösterdiğiniz vefadan daha önemli olabileceğini kabullenin ve kendinizi mutsuz edecekseniz bu kabullenişiniz ile mutsuz edin.

Fatmanur Dereköylü

Fatmanur Dereköylü

Anlatamıyorsan için dışına çıkana kadar kus bütün duygularını yazılara. Mürekkebin ruhun, yazıların da ruhundan sızan umutlarının kırıntıları olsun.
Fatmanur Dereköylü

En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here