Kelimelerin Serdar’ı Süleyman Nazif

0
32
Kelimelerin Serdar'ı Süleyman Nazif
Kelimelerin Serdar'ı Süleyman Nazif

‘’Kelimelerin serdarı…’’

 Ahmet Haşim

 Ne güzel anlatmış Süleyman Nazif’i …

 

Edirnekapı Şehitliği’ni daimi ziyaret ediyoruz. Peki hiç dikkat ettiniz mi? Mehmet Akif Ersoy’un kabri yanıbaşındaki isimlere. Ahmed Naim B ve Süleyman Nazif, yol arkadaşlıklarını ebedileştirmiştir. Nazif sönmeyen bir yıldız olduğu aktarılması gereken kişisel özelliklere sahip.

 

 1869 Diyabakır’da gözlerini açan Nazif’in kaderi doğuşundan belliydi. Kendisine büyük babasının ismi verilmiş. Ve ağabeyi zaten Servet-i Fünun eşrafından biriydi. Soyu Akkoyunlulara kadar uzanır. Namık Kemal’i; yazılarında, fikirlerinde,siyasi ve toplumsal duruşunda rol model almışlığı,davasından vazgeçmeyişi, vatanperver intiba, sözcüklerinin iğneleyici üslubu eleştirilere sebebiyet vermiştir.

 

Eğitimini, Meşrutiyet Türkiyesi’nde özel imkanlarla tamamlamıştır. Ermeni rahipten Fransızca, Muş müftüsünden Arapça öğrenmesi gibi. Babasının işi gereği, önce Harput’a  oradan da Mardin’e geçmiştir. Daha sonraları valilik aracılığı ile görevlendirilişi esnasında küçük bir adım atarak gazetede yazmaya başlamıştır. Ayaklanmanın cereyan ettiği tansiyon dalgalanışında yöneticileri suçladı. Jön Türklere katılıp, Paris’te yayımlanan Meşveret’de makaleler kaleme aldı. İsyanlar durdurulduğunda ise İstanbul’a döndü.

Bursa’da memurluk ettiği dönemde diğer dedesine ait olan İbrahim Cehdi olarak Servet-i Fünun dergisinde sone tarzı manzumeler neşretmiştir. Aslında şiirler, makaleler, nesir yazıları onun birlik, millet hakkını savunan, uluslararası arenada Osmanlı topraklarını sahiplenen kocaman bir yürek taşıdığını gösterir. Konya’da bulunduğu esnada bizzat gazeteciliğe yönelmiştir. İttihat ve Terakki fikirleriyle anlaşmazlıktan ötürü, Musul-Bağdat-Trabzon-Kastamonu valiliklerine gönderilmiştir. İşgalciler tarafından gözetlenen Nazif katıldığı anma programındaki söylediklerinden Malta’ya sürülmüştür.

 

Yazıları çevresince Victor Hugo’ya benzetilmiştir. Nedeni üzerine düşersek, Sefiller romanındaki anlatılana karşılık Nazif’in bayrak tutkusu tebaadan yükselişi, kara mizah, vatan idealizmi adeta taklidden sakınmışlığı paralellik izlencesine yürümemizi sağlar. Tam manasıyla anlaşılamadığını dini tartışmalara da yorumda bulunuşu neticesinde polemikle yargılandığını görüyoruz. Valilik münasebetinden Lübnan Kasrının Sahibi ve Firak-ı Irak eserlerinde Orta Doğu olaylarına içeriden gözlem rastlanır.

Annesini erken yaşlarda kaybeden, vatanını ana kucağı biçiminde görüp, yazılarınca leke sürdürtmeyen Nazif’i 4 Ocak 1927’de yitirmişiz. Diyarbakır’den sevdalanan helal hakkı ilelebet yaşasın. İstanbul’da ismini taşıyan Süleyman Nazif Anadolu Lisesi başta olmak üzere tüm yurtta gençler tarafından bilinçle farkedilecektir.

 

Yıkıldı Endülüs… Eyvah unutmadık hala!…

-Bana gelir ki o bizden umar bugün imdad

Döver ufuklarını bin sedâ-yı vaveylâ

Geçen mezalimi eyler harabeler tadâd…

 

 

Tuğba Şahin
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here