Kayıp Kuşağın Kayıp Çocukları: Grunge Akımı

Seattle’ın yağmurlu, kasvetli havasından dolayı belki akımı orada başladı. Seattle’dan esti o gözyaşı dolu kara bulutlar üzerimize. Kayıp kuşağın çocuklarını çok sevdik biz de. Acıları acımız oldu belki de. Ya da onlar bizim acılarımızı sahiplendi bilmiyorum.

Grunge kayıp kuşağın akımıydı ve kuşağı gibi o da kayboldu. Çünkü temsilcileri kendisi gibi kasvetli ve yağmur yüklülerdi. İstisnasız hepsi ya intihar etti ya da intiharın koynunda yaşadı. İşin ticaret boyutunu düşünen de vardı ama damarlarında asıl grunge kanına sahip olanlar canlarına kıydı.

Peki bu kadar mı kötü bir şey grunge? Tabiki hayır! Grunge rock müziğin dönüm noktasıdır. Bana kalırsa dünya müziklerinin dönüm noktasıdır.

Grunge 1980lerin ortasında oluşmuş bir tarz olsa da 1990larda ticari başarısını elde edebildi. Alice in Chains, , Pearl Jam, Soundgarden ve Stone Temple Pilots gibi Seattle çıkışlı gruplar bu akımın öncüleri oldular.

Grunge, hardcore punk ve heavy metali bünyesinde barındıran bir türüdür. Melodik ve sert gitar rifflerinden, buğulu ve hırıltılı çıkan bir vokalden oluşur. Şarkı sözleri ne kadar öfkeli gözükse de yaralı bir kurdun uluması gibidir aslında. Sözler depresiftir, sürekli özgürlükten, rol yapmak istemediklerinden, kırgınlıklarından, yalnızlıklarından bahsetmektedirler.

Alice in Chains’in Man in The Box şarkısının sözler belki de bu duruma en iyi örneklerden olabilir.

Ben kutunun içinde bir adamım. Kendi bokuma gömülü. Gelip beni kurtarmak ister misin? Kurtar beni..”

Rock’n Roll’un bilinen felsefedir ya “hızlı yaşa genç öl” sözü. İşte bu sözün grunge tarzında karşılığını görüyoruz. Alice in Chains’in We Die Young şarkısında dediği gibi.

Çok hızlı koştuk ve genç öldük.”

Grunge’ı etkileyen müzik gruplarından Black Sabbath, Led Zeppelin gibi grupları sayabiliriz. Punktan önce bu grupların etkilediği düşünülmekte. Özellikle Led Zeppelin, Soundgarden’ın müziğine çok etki etmiştir.

Müzik tarzı kadar kıyafet tarzıyla da ikon olmuştur bu akım. Öyle şimdikiler gibi janti giyinmezdi grunge’ın adamları. Baştan aşağıya yeni ve marka olmazdı kıyafetleri. Belki markadır bilmiyorum ama bu kadar göze batmazdı yani.

Genelde eski bir tişört, yırtık bir kot giyerler, uzun saçlarını savurarak şarkılar söylerlerdi. Çoğu zaman ise belden yukarısı çıplak olurdu hepsinin. Öyle kaslı bir vücut da beklemeyin. Cılız kollar, cılız bir göğüs ama ateş gibi yanan bir yürekle söylerlerdi şarkılarını. Kurt Cobain şöyle diyordu Come As You Are şarkısında.

Gel olduğun gibi, önceden olduğun gibi. Olmanı istediğim gibi. Arkadaş gibi, serseri gibi, eski bir düşman gibi.”

Hatta kıyafet tarzı konusunda Kurt Cobain’e öncülük vermek isterim. En ilgi çekici kostümleri o giyerdi. Bir keresinde kadın iç çamaşırıyla bile çıkan Kurt bazen de mavi çizgili pijamasıyla sahneye çıkmıştır. Ve sahnenin bir köşesinde istisnasız hepsinin bir birası bulunurdu. Özellikle efkarlandıkları solo anlarında bir iki yudum alırlardı.

Özellikle Alice in Chains’ten Layne Staley, Love Hate Love şarkısını söylerken bu dediğimi çok yapmıştır.

Hasta kafamın içinde kayboldum. Senin için yaşıyorum ama canlı değilim. Ben öldürmeden sen tut elimi. Seni hala seviyorum ama hala yanıyorum.”

Bu sözlere zaten kim efkarlanmaz! Ki Layne Staley için grunge müziğin Müslüm Babası diyebiliriz rahatlıkla.

Grunge bir anda patladığı gibi bir anda sönüverdi. 90ların başlarında popüler kültürün zirvesinde olan bu akım 2000leri göremeden kayboldu gitti. Layne Staley’nin dediği gibi.

Bu kayıp kuşağın çocukları birbirlerine hiçbir zaman yeterince göz kulak olamadılar doğrusu.”

Her ne kadar nefret dolu olsalar da sevgiyi aramış ama bulamamış yalnız çocuklardı onlar. Layne Staley, “Nutshell” şarkısında anlatıyor en saf acısını.

Savaştım, bu savaşta yapayalnızdım. Eğer kendim gibi olamazsam, ölmeyi tercih ederim.”

Şimdi ünlü grunge gruplarını inceleyelim.

Nirvana: En bilindiğinden başlamak istedim. Hepimiz öyle ya da böyle biliriz bu grubu. Dinlemesek bile adını duymuşuzdur ya da illa bir yerde, bir tişörtte görmüşüzdür. Bana kalırsa grunge gruplarından en hafif tarzı olan gruptur Nirvana.

Özellikle en önemli çıkışlarını Nevermind ile yaşamışlardır. Nirvana’nın Nevermind albümü grunge’ı popüler etti diyebiliriz. “Smells Like Teen Spirit” şarkısı o dönem Michael Jackson’ı yerle bir ederek bir numaraya ulaştı. Ama solistleri Kurt Cobain’in uyuşturucu ve psikolojik problemleri grubu hep bir adım öteye çekmiştir. Kurt’un sözleri acımasızdır. Tecavüze uğrayan kadınlar için yazdığı “Rape Me” şarkısının sözleri gibi.

Irzıma geç, ırzıma geç dostum. Nefret et benden, yeniden ve yeniden yap. Harca beni. Her zaman kokacak ve yanacaksın.”

Grup 1994’te Kurt Cobain’in intiharıyla dağıldı. Kurt her ne kadar Come As You Are şarkısında “yemin ederim silahım yok” dese de henüz yirmi sekiz yaşındayken kafasını tek bir kurşunla dağıtmıştır.

Alice in Chains: Benim en sevdiğim grunge grubudur. Layne Staley’den dolayı belki de. En büyük patlamayı şahane olan ikinci albümleri Dirt ile yapmışlardır.

Layne’nin şarkıları genelde uyuşturucu, yalnızlık, rol yapamama ve ölüm teması üzerineydi. Layne iflah olmaz bir eroin bağımlısıydı. Pek çok kere rehabilitasyona girse de “bu acı katlanabileceğimden çok fazla ve ben çok zayıfım” diyerek yarıda bırakmıştı.

Sevdiği kadını pis bir eroin şırıngasından kaptığı mikrop nedeniyle kaybetmiş, o dönemden sonra sahnelerden iyice çekilmişti. Sevdiğinin 3. ölüm yıl dönümünde, “kalbim atmayı bıraktı, sen öldüğünden beri” diye bir şarkı yazmıştı.

Şarkı söyleyerek var olan bir adam nasıl ondan uzaklaşarak yaşayabilir ki? Layne’de yapamadı. 2002 yılında henüz otuz dördündeyken aşırı dozdan ölmüştür. Layne öyle yalnızdı ki son dönemlerinde cesedini yirmi gün sonra evinde buldular ve ancak otopsiyle tanıdılar onu.

Ölümden korktuğunu söylüyordu Layne her seferinde. “Çünkü ölümün kendi ellerimden geleceğini biliyorum. Öldükten sonra iyi bir yere gitmeyeceğimi biliyorum.” diyordu.

Rain When I Die şarkısında, “yağmur yağar ben öldüğümde” sözleriyle dediği gibi umarım yağmur yağmıştır sen öldüğünde Layne.

Grup, 90ların sonlarında ara vermişti Layne’nin uyuşturucu problemlerinden dolayı. O ölünce tamamen dağıldı. 2009’da başka bir solist alarak yeniden aktif olsa da hiçbir zaman eski popülaritesini yakalayamadı.

Soundgarden: 1984’te kurulan bu grup Alice in Chains, Nirvana ve Pearl Jam’in gölgesi altında kalsa da solistleri her zaman ön plana çıkarıyordu grubu. Grup Badmotherfinger albümüyle patladı.

Fakat onlar da diğerleri gibi 2000lere yetişemedi. Tarz değiştirdiler ya da gruba uzun soluklu bir ara verdiler.

2010 yılında grup yine bir araya gelse de Chris’in 18 Mayıs 2017’de intihar etmesiyle tamamen dağılmıştır. Kurt ve Layne’nin en yakın dostu olan Chris 52 yaşında kendisini asmıştı.

Onun ölümüyle grunge da öldü.

Pearl Jam: 1990’da kurulan grup patlamasını Ten albümü ile yaptı. Merak etmeyin bu grupta intihar eden olmadı. Ama tarz değişikliğine gittiler. Dünya çapında 32 milyon satmış bir efsane olmuştur. Bu grubun da efsane üyesi solisti Eddie Wedder’dır. Umarım onun da bu yaştan sonra intihar haberini almayız.

Stone Temple Pilots: Önemli grunge gruplarındandır. 1992’de kurulan grup 1995 sonlarında vokalist Scott Weiland’ın uyuşturucu problemlerinden dolayı ara vermek zorunda kaldı. Bu ara pek uzun soluklu oldu.

Scott’un sonu nasıl oldu diye soruyorsanız, 2015 yılında 48 yaşında aşırı dozdan ölü bulundu.

Sanırım bir tek Eddie Vedder kalmış kayıp kuşaktan geriye. Dediğim gibi umarım onun da ölüm haberi ulaşmaz.

Grunge akımı bir daha gelir mi, hiç sanmıyorum açıkçası. Çünkü piyasa artık sadece ticaret odaklı çalışıyor. Müzik de diğer her şey gibi tüketiliyor sürekli. Grunge bu düzene ayak uyduramadığı için hızlı yaşadı ve genç öldü ya, temsilcileri gibi.

Anlaşılmadı, anlaşılmayacak da. Kimine göre ergenlik depresyonu ama grunge için bu cümleyi kuranlara katıksız angut diyebilirsiniz.

Dünyayı satan adamla yüz yüzesin.” diyen bir müzik akımı asla hakarete uğramamalı benim nazarımda.

Dedim ya kayıp kuşağın kayıp çocuklarıydı onlar. Gözümüzün önünde kayıp gittiler gökyüzünde kayan yıldızlar gibi. Biz ise iyi dilekte bulunmaktan başka bir şey yapamadık.

Her ne kadar soğuk bir mezar taşı gibi olsa da grunge, günümüzde hala daha etkisinde yaşayanlar var. Şahsen grunge benim bir parçam. Sanki çok daha önce dinlemişim bu şarkıları ve bu şarkılar eşliğinde intihar etmişim gibi bir his var içimde, asla anlatamam. 2000lerde ölmüş bir parçamın anısı sanki.

Grunge zaten anlatılmaz. Anlaşılmaya çalışılmaz. Anlayan anlar, anlatamaz. Anlatamayanların müziğidir bu. Sevgisiz bir dünyada sevgi arayan, içleri bıkkınlık ve öfke dolu yorgun insanların yorgun müziği.

Öyle bir şey işte. Yazıma Alice in Chains’in sevdiğim şarkılarından Down in a Hole’un sözleriyle veda ediyorum sizlere.

Uçmak isterdim ama kanatlarım öyle esirgenmiş ki.”

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

Büşra Turgut

Yazar-Mareşal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up