Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir?

0
Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir?
Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir?

KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUĞU NEDİR?

Kaygı Nedir?

Kaygı; sıkıntı, huzursuzluk, kötü bir şey olacak mı endişesi ve fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği yoğun korku hali olarak tanımlanmaktadır.

 

 

ANKSİYETE (KAYGI)

Kaygı her zaman kötü bir şey değildir. Stres altında dikkatinizi odaklamanıza ve motive olmanıza yardımcı olur. Ama ne zaman ki telaş ve korku yaşamınıza engel olmaya başlarsa, işte o zaman probleminiz var demektir. İyi haber ise aslında çözümün düşündüğünüz kadar çok uzakta olmamasıdır. Kaygınızı kontrol altında tutabilmek ve hayatınızın kontrolünü yeniden elinize alabilmek için yapabileceğiniz bir çok şey vardır.

 

 

Anksiyete (kaygı), tehlikeyi haber veren, doğal ve gerekli bir sinyaldir ve vücutla zihnin bir meydan okumaya ya da tehdide, en kısa zamanda hazır olmasını sağlar. Kalp daha hızlı atmaya başlar, soluk alıp verişiniz hızlanır, bu da kaslara daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Böylece bir mücadele durumunda daha iyi dövüşebilir, kaçmanız gerekirse, daha hızlı koşmaya başlarsınız.

 

 

Kişi, tehlikelerin daha çabuk farkına varsın diye tetikte olma hali
pekişir. Bu durum genellikle gergin olma gibi hissedilir. Anksiyete’nin doğal olanı, sınavda en iyi performansı göstermenize, ya da çok konsantre olup bir kaza anında direksiyonu başka bir yöne kırarak kazayı önlemenize yarar. Belki de gündelik yaşamda sürekli kaygı ve endişe duygusuyla yaşayanlardan birisiniz. Kaygılar, alttan alta sizi rahatsız eder ama siz bunu ciddi bir biçimde dert etmez, normal yaşantınızı sürdürürsünüz. Bu tür anksiyete, yaşamınızda iyi gitmeyen bir şeyler olduğunun ya da büyük bir baskı altında olduğunuzun işaretidir. O halde yaşamınız hakkında bir şeyler yapmanızın zamanı gelmiş demektir, ya kendi kendinize ya da başkalarından yardım alarak. Anksiyete duygusu çok güçlüyse, uzun süre devam ederse, veya bir tehlike yokken birdenbire ortaya çıkıyorsa, tedaviye gerek vardır. Bu tür anksiyete sizi aşırı derecede rahatsız eder ya da günlük hayattaki işlevlerinizi yerine getirmenizi engeller.

 

Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Nedir?

Anksiyete (kaygı) bozukluğu yaşayan kişiler panik seviyelerinin yükseldiği kriz durumlarında sanki çok kötü bir şey olacakmış duygusuna kapılarak içinde bulundukları durumu olduğundan daha kötü, tehlikeli görme eğilimindedirler. Anksiyete (kaygı) bozukluğu yaşayan kişilerde bu his o kadar kuvvetlidir ki sanki hiç geçmeyecekmiş gibi gelir ancak anksiyete (kaygı) bozuklukları çoğunlukla bilişsel davranışçı terapi uygulamalarıyla rahatlıkla tedavi edilebilir. Anksiyete (kaygı) bozukluğu yaşayan kişilerde kaygı seviyesinin yükseldiği durumlarda yoğun bir panik duygusunun yanında ellerde aşırı terleme, kalp atışlarında hızlanma, nefes almakta zorluk çekme, şiddetli baş ağrıları, mide krampları, sık idrara çıkma gibi fiziksel belirtiler de görülebilir.

Araştırmalar, genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan anksiyete (kaygı) bozukluklarında hem genetik hem de çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını ortaya koyuyor. Araştırmacılar özellikle erken yaşta yaşanan travmatik olayların bireylerin korku işleme mekanizmalarında hassasiyete yol açarak stres tetikleyicilerine karşı aşırı duyarlı hale gelmelerine yol açtığını da belirtiyor.

 

Kaygı; insanın hayatını tehdit eden olaylar karşısında doğal olarak hissedilen ve tehlikelerden korunmak için önlem alınmasını sağlayan, insanın hayatta kalması için oldukça önemli, doğal bir duygu durumudur. Rahatsızlık verici olmakla birlikte kaygı bedenimizde bulunan alarm sisteminin aktive olmasına bağlıdır. Bu durum kişinin kendini korumasında oldukça değerlidir. Günlük yaşantı içinde her insan zaman zaman kendini kaygılı hissedebilir. Kısıtlı zamanda yetiştirilmesi gereken acil işlerin olması, yetişilmesi gereken önemli bir randevuya giderken trafikte sıkışıp kalmak, sessiz bir ortamda otururken aniden yüksek bir ses duyulması ya da ilişki problemleri yaşandığı zamanlar günlük hayatta yaşanabilecek kaygı yaratan durumlara örnek olabilir. Böyle durumlarda kaygı hissedilmesi doğaldır ve kişinin dış çevreye uyumunu sağlayıcı, tehlikelere karşı uyarıcı ve harekete geçirici bir işlevi vardır. Her insanın olayları algılayışı farklıdır. Bu nedenle kaygı çok hafif dereceden, panik derecesine kadar varan yoğunlukta olabilir. Kaygının denetim dışına çıkarak çok yoğun ve kişinin işlevselliğini bozan bir düzeye varması durumunda kaygı bozukluklarından söz edilebilir.

 

Peki Kaygılanmak Normal midir? 

Kaygı yaşamın normal bir parçasıdır. Herkes günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygı duyabilir. Yetişmesi gereken bir iş, sınav, sağlık, para, çocuklar ve aileyle ilgili sorunlar birçok insanı kaygılandırabilir. Aslında kaygı, bir ölçüde bizim günlük sorunlarla baş edebilmemiz için hazırlıklı olmamızı, bir tehlike durumunda da hızlı karar verip kurtulmamızı sağlar. Normalde bu tür kaygı hafiftir ve baş edilebilir düzeydedir. 

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB) olan kişilerde ise “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” söz konusudur. Aşırı endişe, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkiler ve hatta olağan yaşam etkinliklerini sürdürmesini engeller. Bu kişiler her durumda olası en kötü sonucu düşünürler, her şey kendi denetimlerinin dışındadır, iyi bir olasılık ya da geriye dönüş mümkün değildir. YAB’da aşırı endişe ve kaygı genellikle sağlık, aile, para ya da iş gibi konularla ilgilidir. Denetlenemez nitelikte olan endişe hali en az altı ay boyunca hemen her gün vardır ve gün boyunca sürer.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nun yaşam boyu görülme sıklığı %5-6’dır. Başka bir deyişle, her 100 kişiden 5-6’sı yaşamlarının herhangi bir zamanın bu rahatsızlığı yaşayabilir. Yaşla birlikte kaygı duyarlılığı artar. YAB yaşlılıkta en sık görülen anksiyete bozukluğudur.

 

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nasıl Oluşur? 

Stresler YAB’ın gelişiminde önemli rol oynar. Çocukluk dönemi ve genç erişkinlik çağları arasında başlayan YAB, yavaş ve sinsi bir gelişim gösterir. Hastalığın belirtileri dönem dönem iyileşmeler ve alevlenmeler gösterir. Stresli yaşam olayları olduğunda belirtiler çoğunlukla kötüleşir. Hastalığın oluşmasında “kalıtsal etkenler, beyin nöro kimyasındaki değişiklikler, kişilik özellikleri ve stres verici yaşam olayları” etkilidir. Hastalar yorgunluk, gerginlik, kas ağrısı ve baş ağrısı gibi bedensel belirtiler nedeniyle çoğu zaman psikiyatri dışı branş hekimlerine başvururlar ve doğru tanının konması ve uygun biçimde tedavi edilmesi gecikebilir.

 

 

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir? 

Gerçek bir neden yokken ya da nedeni olsa bile durumla uygunsuz olan, aşırı olan denetlenemeyen nitelikteki endişe hastalığın temel belirtisidir. Çoğu zaman kişi endişelerinin aşırı olduğunun farkındadır, ancak endişelenmelerini denetleyemezler ve bir türlü sakinleşemezler. Çevrelerinde “aşırı evhamlı” olarak tanınırlar. Yorgunluk, dikkat bozukluğu ve konsantrasyon güçlüğü, en ufak sesle kolayca irkilme, uykuya dalamama ve gece sık sık uyanma diğer önemli belirtilerdir.

YAB’a sıklıkla sanki fiziksel bir hastalık varmışçasına kendini gösteren bazı bedensel belirtiler eşlik eder. Bu belirtiler: nedensiz yorgunluk, baş ağrısı ve kas ağrıları, yutma güçlüğü, titreme ve seyirmeler, terleme, tahammülsüzlük, bulantı, sersemlik hissi, sıcak basması gibi fiziksel yakınmalardır.

Kişide bir anksiyete bozukluğu olabileceğini gösteren genel belirtiler;

  • Sinirli, gergin, huzursuz hissetme
  • Kötü bir şey olacakmış gibi hissetme, panik duygusu
  • Kalp atışlarında hızlanma
  • Nefes alışın hızlanması
  • Terleme
  • Ellerde titreme
  • Kendini zayıf, güçsüz hissetme
  • Odaklanmakta güçlük, dikkati kaygı yaratan düşünceden uzaklaştırmakta zorlanma
  • Uykuya dalmakta güçlük
  • Mide problemleri, hazımsızlık
  • Kaygıyı kontrol etmede güçlük
  • Anksiyete’ye neden olduğu düşünülen durumlardan kaçınma hissi

Anksiyete Bozukluğunun Duygusal Belirtileri:

Temel belirtiler olan aşırı ve rahatsız edici  korku ve kaygının yanı sıra kaygının diğer duygusal belirtileri:

 

  • Tedirginlik ve endişe duyguları
  • Felakete odaklanma
  • Gergin ve her an tetikte hissetme
  • En kötü olasılığı düşünme
  • Asabiyet (Sinirlilik)
  • Huzursuzluk
  • Tehlike işaretlerini gözleme

 

Anksiyete Bozukluğunun Fiziksel Belirtileri:

Kaygı bir histen daha fazla birşeydir. Bedenin savaş ya da kaç tepkisine bağlı olarak anksiyete bir çok fiziksel belirtiyi içerir. Bu fiziksel belirtiler nedeniyle bir çok kişi anksiyete hastaları bu durumun medikal bir hastalık olduğunu düşünürler. Anksiyete hastalığı teşhisi koyulana kadar bir çok doktora gider ve bir çok hastaneyi ziyaret ederler.

  • Kalp çarpıntısı
  • Terleme
  • Sersemlik
  • Sık idrar yapma ya da ishal
  • Nefes almada güçlük
  • Titreme ya da seğirme
  • Kaslarda gerginlik
  • Baş ağrısı
  • Halsizlik
  • Uykusuzluk

 

Anksiyete ve Depresyon Arasındaki Bağlantı:

Bir çok anksiyete hastası aynı zamanda depresyon da yaşayabilmektedir. Depresyon, anksiyeteyi kötüleştirdiğinden (ve anksiyete depresyonu kötüleştirdiğinden) her ikisi için de tedavi arayışına girilmesi önerilir.

 

 

Anksiyete (kaygı) bozukluğu türleri nelerdir?

Toplumda en sık rastlanan anksiyete (kaygı) bozuklukları; obsesif – kompulsif bozukluklar, panik ataklar, travmatik stres bozukluğu, genel anksiyete bozukluları, sosyal fobi ve belirli bir obje ya da durumakarşı geliştirilen fobiler olarak sıralanabilir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Yaygın anksiyete bozukluğu, kişinin günlük aktivitelerini sürdürmesine engel olacak şiddette yoğun ve süreğen bir kaygı durumu yaşamasıyla kendisini gösterir.Bu şiddetli ve yoğun kaygı duygusuna, huzursuzluk, sürekli yorgunluk hissi, konsantre olmakta güçlük, kaslarda kasılma ve uykuya dalmakta güçlük gibi semptomlar da eşlik edebilir. Yoğun kaygı oluşturan durumlar çoğunlukla günlük ev işleri, rutin toplantılar, işle ilgili olağan durumlarda da kendisini gösterir.

  • Panik Atak:

Panik atak yaşayan kişiler ortada hiçbir neden ya da uyaran yokken birden ortaya çıkan yoğun bir korku ve panik hissine kapılırlar. Panik atak yaşayan kişilerde ayrıca ellerde terleme, göğüs ağrısı, fazla hızlı ya da düzensiz kalp atışları, nefes alamama gibi fiziksel belirtiler de görülebilir. Panik atak yaşayan kişiler çoğunlukla bu durumu “kalp krizi geçiriyorlarmış” ya da “boğuluyorlarmış” gibi ifade edebilirler.

  • Sosyal Kaygı Bozukluğu:

Sosyal fobi olarak ta adlandırılan sosyal kaygı bozukluğunda bireyler sosyal hayata karşı aşağılanacakları, reddedilecekleri ya da üstünlük taslanacakları gibi endişelerle yoğun bir kaygı duygusuna kapılırlar. Bu nedenle sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişiler insanlarla bir araya gelmekten kaçınabilirler. Sosyal kaygı bozukluğu’nun en belirgin örnekleri toplum önünde konuşmaktan aşırı korkma, yeni insanlarla tanışmaktan çekinme ya da toplum içinde yemek & içmekten kaçınma şeklinde kendisini gösterir.

  • Fobiler

Fobiler, kişide belirli bir obje ye da durumlara karşı gösterilen aşırı korku olarak ifade edilir. En sık rastlanan fobiler uçak fobisi, yükseklik fobisi, kedi- köpek fobisi, kapalı yerde kalma fobisi (klostrofobi), açık alanlara çıkma fobisi (agorafobi) olarak sıralanabilir. Fobiye neden olan objeye karşı duyulan korku bazen o kadar şiddetli olabilir ki kişiler günlük aktivitelerin de zorlanmaya başlayabilir.

  • Agorafobi

Agorafobi, kişinin panik atağa neden olacağını düşündüğü yerlerden ve durumlardan uzak durmasına neden olan bir anksiyete bozukluğudur. Agorafobisi olan kişiler kendilerini savunmasız hissettikleri için açık alanlarda olmaktan kaçınırlar.

  • Bir sağlık sorununa bağlı anksiyete bozukluğu:

Fiziksel bir sağlık sorunun neden olduğu, şiddetli panik ve anksiyete semptomlarını içeren anksiyete bozukluğudur.

  • Seçici Konuşmazlık Bozukluğu

Çocuklarda görülen bir anksiyete bozukluğudur. Seçici konuşmazlık bozukluğu olan çocuklar konuşma yetilerinde fiziksel bir problem olmamasına rağmen bazı durumlarda konuşmazlar. Seçici konuşmazlık bozukluğu olan bir çocuk okulda hiç konuşmazken, evde ailesiyle rahatlıkla iletişim kurabilir. Bu durum çocuğun okuldaki başarısını ve sosyal uyumunu etkileyebilir.

  • Ayrılma Kaygısı Bozukluğu:

Ayrılma kaygısı bozukluğu çocukluk çağında görülen, çocuğun ebeveynlerinden ayrılmaya karşı gösterdiği şiddetli kaygıyı ifade eden bir kaygı bozukluğu türüdür.

 

Anksiyete bozukluğunun nedenleri nelerdir?

Anksiyete bozukluklarının neden kaynaklandığı tam olarak bilinememekle birlikte travmatik yaşam olaylarının ve genetik yatkınlığın anksiyete bozukluklarına neden olduğu düşünülmektedir.

Tıbbi Nedenler: Bazı kişilerde anksiyete altta yatan tıbbi bir sağlık sorunundan kaynaklanıyor olabilir. Bazı durumlarda ise anksiyete belirtileri tıbbi bir rahatsızlığın ön işaretçileri olabilir. Anksiyete belirtilerine neden olabilecek bazı tıbbi durumlar şu şekilde sıralanabilir;

  • Kalp hastalıkları
  • Diyabet
  • Tiroid problemleri, hipertiroid
  • Solunum yolu problemleri, astım
  • Madde bağımlılığı ya da yoksunluk
  • Kronik ağrılar ve huzursuz bağırsak sendromu
  • Savaş/Kaç mekanizmasını etkileyebilecek nadir tümörler

Anksiyete (kaygı) Bozuklukları Risk Faktörleri Nelerdir?

Bu alanda yapılan araştırmalar anksiyete (kaygı) bozukluklarında genetik ve çevresel faktörlerin bir arada etkili olduğunu gösteriyor. Anksiyete bozukluklarına yol açan başlıca faktörler;

  • Çocukluk çağında başlayan utangaçlık, davranışlarda tutukluk
  • Kadın olmak
  • Sınırlı ekonomik kaynaklara sahip olmak
  • Boşanmış ya da dul olmak
  • Çocukluk çağından itibaren stresli yaşam olaylarına maruz kalmak
  • Kan bağı olan yakın akrabalarda anksiyete bozukluğu teşhisi konması
  • Aile öyküsünde psikolojik problemler olması
  • Öğleden sonra tükürükte kortisol seviyesinin artması (Özellikle sosyal kaygı bozukluğu risk faktörleri arasındadır)

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tedavi Edilebilir mi? 

YAB tedavi edilebilir bir hastalıktır.

İlk yapılması gereken bir psikiyatri uzmanına başvurmaktır. İlk başvuruda kapsamlı bir psikiyatrik değerlendirmenin yanı sıra, bu belirtilerin herhangi bir fiziksel hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için bazı incelemeler yapılacaktır.

Tedavi gören YAB’lı hastaların çoğunluğu tedaviden yarar görür. Psikoterapi ya da ilaç tedavileri uygulanabilir. Bu yöntemlerden birinin ya da birlikte uygulanmasının etkin olduğu gösterilmiştir. Hangi tür tedavinin size uygun olabileceğine doktorunuzla birlikte karar vermek yerinde olacaktır. Bir kişi için uygun olan bir tedavi, diğeri için uygun olmayabilir.

YAB tedavisinde antidepresan ve anksiyolitik ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar depresyonun ve başka anksiyete bozukluklarının tedavisinde de kullanılır. YAB’da etkin oldukları iyi bilinmektedir. Tedavinin amacı kaygı ve gerginliğin hızla tedavi edilmesidir. Tedavide kullanılan ilaçların ciddi yan etkileri ve bağımlılık riskleri yoktur. YAB’da kaygı gidermeye yönelik kullanılan benzodiyazepin grubu ilaçlar yeşil reçeteyle verilmektedir. Bu grup ilaçlar da ancak “doktorunuzun önerdiği dozlarda ve sürede” kullanıldığında etkili ve güvenli kullanılabilir.

İlaç tedavisinin etkisi birkaç haftadan önce başlamayacaktır. İlaç tedavisi belirtiler tamamen düzelene kadar sürmelidir. Tam düzelme sağlandıktan sonrada tedaviye en az 1 yıl daha devam edilmelidir

Anksiyete bozukluğunda ne zaman bir doktora görünmeliyim?

Kendine yardım stratejileri anksiyeteyle baş etmede etkili olsa da eğer kaygı ve stresiniz size çok fazla sorun yaratacak boyuta geldiyse ve günlük hayatınızı etkiliyorsa profesyonel yardım almanızda fayda vardır. Bazı ilaçlar ve bunlara ek maddeler kaygıya yol açtığından doktorunuz reçetesiz ilaçlar, bitkisel ilaçlar ve keyif veren maddeler  kullanıp kullanmadığınızı soracaktır. Eğer tıbbi bir sebep bulunmazsa, bir sonraki adım anksiyeteyi ve anksiyete ataklarını tedavi edebilen bir terapiste danışmak olacaktır, Terapist kaygının sebebini, türünü bulmak ve bir tedavi planı oluşturmak için sizinle çalışacaktır.

  • Fazla kaygılı olduğunuzu düşünüyorsanız ve bu durum iş, aile ve özel yaşamınızı etkilemeye başladıysa
  • Yaşadığınız korku, kaygı ve anksiyete’nin kontrolünüzden çıktığını hissetmeye başladıysanız
  • Kendinizi depresyonda hissetmeye başladıysanız, alkol ya da uyuşturucu kullanımı başladıysa
  • Yaşadığınız kaygıların fiziksel bir sağlık sorunu nedeniyle olabileceğini düşünüyorsanız
  • İntihar ya da ölüm ile ilgili düşünceleriniz başladıysa

 

Anksiyete bozukluklarının yol açabileceği komplikasyonlar:

 

Anksiyete bozuklukları kişilerde kaygı düzeylerindeki artışın yanı sıra uygun tedavi yöntemleri uygulanmadığı taktirde aşağıdaki komplikasyonlara da neden olabilir;

 

  • Depresyon ve diğer mental sağlık sorunları
  • Madde kullanımı
  • Uyku problemleri
  • Hazım ve bağırsak problemleri
  • Baş ağrıları ve kronik ağrılar
  • Sosyal izolasyon
  • İş yerinde ya da okulda performans düşüklüğü
  • Yaşam kalitesinde düşüş
  • İntihar

 

Bu belirtiler size tanıdık geliyor mu?

Beklemediğiniz anda atak geliyor ve bu bedensel bir
rahatsızlık yaratıyor mu?

  • Kalp çarpıntısı, nabızda hızlanma veya göğsünüzde sıkışma hissediyor musunuz?
  • Titremeye veya terlemeye başlıyor musunuz?
  • Bir anda başınız dönüyor, dengenizi yitiriyor musunuz?
  • Duyduğunuz duygu o kadar kuvvetli ki ölmekten ya da kontrolü kaybetmekten korkuyor musunuz?

Kitle ulaşım araçlarıyla yolculuk etmekten, kalabalık dükkanlara
girmekten veya bir sıranın ortasında oturmaktan
kaçıyor musunuz?

  • Kolayca kaçıp uzaklaşamayacağınız yerlerde bir kaygı atağı gelmesinden korkuyor musunuz?
  • Yardım görmenin zor olduğu durumlarda, örneğin evden uzakta tek başınızayken, sosyal bir ortamdayken, kuyrukta beklerken veya otobüs, tren ya da metroyla yolculuk ederken anksiyete atağı gelmesinden korkuyor musunuz?

İnsanlarla sosyal ilişkilere girmede zorlanıyor musunuz?

  • Başkaları ile konuşmanın zor olduğunu düşünüyor musunuz?
  • Başkalarıyla yemek yemek veya bir şeyler içmekten kaçınıyor musunuz?
  • Bir topluluk içinde söz almaktan korkuyor musunuz?

Hiç bitmeyen anksiyete ve kaygılar sizi rahatsız ediyor mu?

  • Korku ve kaygılarınızı kontrol altına almanın zor olduğunu düşünüyor musunuz?
  • Başkaları size çok endişeli olduğunuzu söyledi mi?
  • Kendinizi sürekli gergin hissediyor, kendinizi kasıyor musunuz ?
  • Çabuk yoruluyor ya da dikkatinizi toplamakta zorluk çekiyor musunuz?
  • Kendinizi tedirgin hissediyor, uykusuzluk çekiyor musunuz?
  •  Korku ve endişeler sizde rahatsızlıklara neden oluyor ya da işlevlerinizi yapmanıza engel oluyor mu?

Yardım görmek mümkün.

Belki doktora gitmeyi düşündünüz, ama bu rahatsızlığınızdan utandığınız, ya da yardım görmek için yeterli şikayetinizin olmadığını düşündüğünüz için gitmediniz. Bazı hastalar için, fiziksel rahatsızlarının nedeninin anksiyete bozukluğu olduğunu kabul etmek de zordur. Kaygı/anksiyete bozuklukları konusunda yardım görmek mümkündür. Burada önemli olan, sizi engelleyen düşüncelerin üstesinden gelmek ve aile doktorunuz ile konuşmanızdır. Bir çok kişi doktora, ağrılarından veya vücudundaki diğer rahatsızlıklardan bahseder, ancak bu rahatsızlıkların gerisinde anksiyete rahatsızlığı yatmaktadır. Bu, doktorun anksiyete sorunlarına tanı koymasını zorlaştırır. Doktorun, şikayetlerin endişeden kaynaklanmadığına emin olması için bir sağlık incelemesi ve kan testleri yapması da zorunludur.

Maruz bırakma terapisi 

Anksiyete ve saplantı rahatsızlıklarında uygulanan, en iyi belgelenmiş olan tedavi şeklidir. Uzman bir doktorun ya da psikoloğun yardımı ve önerileriyle
endişeye sebep olan durumlara yavaş yavaş yaklaşmayı öğrenecek ve endişelerinizin giderek azaldığını fark edeceksiniz. Bu, kişiyi biraz zorlayan ancak karşılığında çok iyi sonuçlar veren bir tedavi biçimidir.

Konuşma terapisi

Anksiyete rahatsızlıklarında uygulanan en yaygın tedavi türlerinden biridir. Konuşma terapisinin bir türü olan bilişsel terapiyle, istem dışı ortaya çıkan düşünceleri, fantazileri veya davranışları tanımayı ve değiştirmeyi öğrenir ve böylece anksiyete rahatsızlıklarını önleyebilirsiniz. Bireysel
terapideki konuşmalar sırasında başka destek ve tavsiyeler de alabilirsiniz.

Grup terapisi

Hızla yaygınlaşmakta olan bir tedavi şeklidir. Burada kendi durumunuzu başkalarıyla karşılaştırma
olanağına sahip olur, diğerlerinin yaptıklarını neden yapmakta olduklarını gözlemleme fırsatı bulur, böylece, bu durumdan sadece sizin rahatsız olmadığınızı görürsünüz. Kendi duygu ve
düşünceleriniz, davranışlarınız ve tepkilerinizi de tanıma imkanı bulursunuz. Grup terapisi bunun ötesinde başka bir terapi için motive edici bir faktör olabilir. Grupla yapılan bilişsel davranış
terapisinin yararlı olduğu belgelenmiştir.

Anksiyete ataklarına karşı ne yapabilirim?

  • Hangi tür bir anksiyete bozukluğu yaşadığınızı, belirtilerini ve özelliklerini öğrenin.
  • Mutlaka bir psikoterapist ile görüşmeye başlayın.
  • Anksiyetenin sağlığınızı hem psikolojik hem fiziksel olarak etkileyen bütünsel bir rahatsızlık olduğunu unutmayın.
  • Anksiyete atağı yaşadığınızı anladığınız anda sizi destekleyen kişilerle iletişime geçin.
  • Vücudunuzu düzenli olarak hareket ettirin, oturma sürenizi bir saatten uzun tutmayın.
  • Vücudunuzun ihtiyacı olan uykuyu aldığından emin olun, gece uykunuzun bölünmemesine dikkat edin.
  • Rahatlama tekniklerini öğrenin
Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here