Kalbe Düşen Ağır Yara-Kudüs

0

Ya ebediyen özgür ya ebediyen esir olmanın belirleyicisi olacak muhtemel 3. Filistin İntifada’sına ramak kaldı. Belkide tüm İslam dünyasının varlık yada yokluk, özgürlük yada esaret, cesaret yada acziyetin tercihini yapacağı büyük bir sınavla karşı karşıyayız…

 

Amerika Başkanı Donald Trump’ın İsrail’deki konsolosluğunu Kudüs’e taşımak ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağını öngören bir karara imza atması yalnızca okunduğu kadar basit bir olay değil aksine dünya savaşları kadar dünya dengesine etki edebilecek mahiyette bir olaydır. Konunun özüne bakacak olursak zaten mevcut bulunan bir stratejinin uygulanmasının tezahürüdür bu karar. Asıl önemli olan mesele ise İsrail Devleti’nin kuruluşuyla başlayan sürecin nereye hangi dönemlerde hangi adımlarla ulaştırılacağı dır. Şüphesiz büyük İsrail projesinin uygulama sırası gelen hamlesi Amerika’nın konsolosluğunu Kudüs’e taşımasıdır bu planı yapanlar elbet bundan sonra olacakları ve olası problemlere karşı uygulayacakları politikaları da hesap etmişlerdir sonuçta 150 yıllık bir plandan bahsediyoruz.
Bu oyunu bozabilmek için onların beklediği muhtemel karşı politikalarında faydası olmayacaktır. Şunu iyi anlamak gerekir; bu tür siyasi oyunları bozmak için geçici değil kalıcı, radikal ve beklenenden farklı beklenmeyen daha şiddetli karşılıklar olmasının zarureti ortadadır. Yani sonucu ne olursa olsun doğru olanı uygulamak için ödenecek bedelleri göze alarak hareket etmek gerekmektedir. Bu sorumsuz karara karşı dünya kamuoyu net bir şekilde karşı açıklamalar yapmaktadır.
 Türkiye; Kudüs’ü kırmızı çizgimiz diyerek ve İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığı yetkilerini kullanarak elinden gelen siyasi diplomatik karşılıkları vermekle kalmayacağını nüfuz ettiği etki sağlayabildiği İslam ülkelerini de bu konuda hareketlendireceğini açıklarken bu meselenin tarihsel anlamda bir tarafı olan ve bölgedeki nüfuz gücünü Amerika’ya kaptıran İngiltere”de doğal olarak pozisyonunun değişmeyeceğini ilan etmiştir. Diğer tarafta Amerika’nın bir bakıma rakibi ve ezeli düşmanı Rusya ise aynı şekilde Filistin Devleti’nin tarafında olduğunu ilan etmiştir. Bir zamanlar Irak’ın işgalinde petrol konusunda özellikle Amerika ile bir nevi müttefik ve ortak olan Fransa’da fikrini Filistin tarafından yana kullanmıştır. Malum sorumsuz karara karşılık Amerika’nın yine rakibi konumunda olan Çin Devleti’ninde tarafı kesin ve net olarak Amerika’nın karşı tarafı olacaktır. Mısır ise şaşırtıcı şekilde Amerika’nın bu kararını tanımama kararı aldı burası bir tuhaf gelebilir ancak muhtemel olan bir gerçek Mısır’da İngiliz etkisinin neredeyse iki asırlık bir zaman dilimine dayanması , dolayısıyla İngiltere’nin tarafı neresiyse Mısır Devleti’nin de tarafının aynı olması biraz daha mantıklı gibi. Şimdi gelelim bu kararı tersine çevirmek için neler yapılabilir kısmına. Görüldüğü gibi bölgede güç sahibi Türkiye-Rusya-İran üçlüsünün kararı tanımaması şuan için en güçlü muhalefet olarak ortada, bununla birlikte 13 aralıkta yapılması öngörülen İslam İşbirliği Zirvesi ve zirvede alınacak kararların boyutları muhtemelen diplomatik açıdan Amerikan çıkarlarına darbe vuracaktır. Ortadoğu da nüfuz gücü ve etkisi küçümsenmeyecek olan İngiltere ise Amerika’nın Ortadoğuda ki eski ortağı olması sebebiyle belkide yapılan ve yapılacak olan sinsi planlara en vakıf ülke konumunda bulunmasından dolayı yine mevcut skandalın karşısında etkileyici bir güç olarak yerini almış durumdadır. Tüm veriler Amerika ve İsrail’in aleyhinde seyrederken sağlam bir diplomasi ile bu oyunu bozmak mümkün görünüyor ancak bunu kim nasıl yapacak şuan için elde var Türkiye ilave olarak ise Amerika ile çıkarları çatışan İngiltere-Rusya-Çin ekseninin alt devletleriyle birlikte uluslararası platformlarda mevcut hareketin meşrutiyetinin sorgulanması bununla birlikte gayrıresmiliği’nin oylanarak kabul edilmesi en azından siyasi açıdan Amerika’nın bu sorumsuz hareketine büyük darbe indirecektir. Olayın en alt noktasına doğrudan sahaya inecek olursak Filistin ve İsrail taraflarının da hazırlıkları planları mevcut. İsrail korkak ordusunu ambuka için harekete geçirmiş durumda Filistin tarafında ise 1. ve 2. intifadalardan şiddetli olacak 3. Kudüs intifadası için Hamas lideri Haniye tarafından çağrı yapılmış vaziyette. Geri adım atılmazsa ki atılmayacağı ortada mevcut koşullar bize şiddetli çatışmaların olacağını gösteriyor yalnız bu sefer olayın çıkış noktasına baktığımızda Amerika ve İsrail ile çıkarları ortak olmayan bloğun gücü siyasi anlamda Filistin direniş hareketini güçlendirecektir. Süreç,eğer geri adım atılmazsa kimsenin görmek istemeyeceği katliamlara sebep olacak ancak sonunda kazananın Amerika-İsrail ikilisinin olmayacağı da ortadadır. Bugüne kadar Ortadoğuyu kan gölüne çeviren bu sinsi siyonist hareket bu eylemleri yaparken uzun vadede büyük bir İsrail hayalini gerçekleştirmek için her şeyi yaptı kadın çocuk yaşlı fark etmez sivil katliamlarla bölgede acılarla,tecavüzlerle,hukuksuzluklarla dolu bir mazi yarattı. Bozulan ortadoğu planlarını bu sefer kestirme yoldan gerçekleştirmenin adıdır Kudüs’ü İsrail devletinin başkenti olarak tanımak.
 Yapılabilecek karşı hamleler olacaktır ama etkili hamleler lazım örneğin Amerika’ya muhalif ülkeler ve İslam devletleri konsolosluklarını Kudüs’e Filistin Devleti’nin başkenti kabul ederek taşıma kararı alsın veya BM ve Nato gibi güçlü platformlarda Amerika’ya olmazsa bile İsrail’e vetolarla sağlam bir blokaj uygulansın. Yetmeyecektir ama kısa ve orta vadede oyunu bozabilmek mümkün kesin çözüm ise strateji değişikliğiyle mümkün olabilir. Biraz açmak gerekirse herhangi bir ülkenin hamlesine karşı aynı mukavemetle emsal karşılıklar vererek oyunu askıya aldırırsınız erteletirsiniz ama diplomatik hamle beklemeden diplomatik hamleler yaparak daha etkili sonuçlar alabilirsiniz. Şuanda tüm dünya ülkeleri veya sadece küresel manada güçlü olanlar bizde dahil olmak üzere yalnızca Amerika’nın bize ters düşen ataklarına karşılık vererek mücadele yürütüyoruz. Konu üzerinden gidecek olursak neden Amerika’nın Kudüs hamlesi olmadan bu güçlü devletler tersini yapmayı denemedi. İşte tam olarak sorun burada Filistin sorunu on yıllardır var olan bir sorun ama gol yememeye oynayan bir takım gibi İslam dünyası, kimisi çoktan teslim olmuş kimisi parasını saymakla meşgul en güçlüsü Türkiye-İran desek bunlarda hep karşı politikalara savunma yaparak bazen savuşturarak mücadele veriyor yetmediği ortada. Kime sorsanız Ortadoğu’da ki barışın anahtarının Kudüs olduğunu bilir bu sorun çözülürse savaş biter her şey oraya sahip olabilmek adına yapılıyor her şey bu kadar resim bu kadar net durumdayken biz Müslümanların hali ise tam bir rezalet. Mısır’da seçimle başa gelen meşru başkan Mursi göreve gelir gelmez İsrail’e karşı adeta savaş ilan eder gibi siyasi ve ticari ilişkileri feshetti çok onurlu ve cesaret gerektiren bir davranışın nasıl olacağını tüm dünyaya gösterdi. Türkiye ile tam anlamıyla müttefik oldu hatta birleşti darbeyle indirildi ve hala hapiste. Verdiği onurlu mücadelenin bedelini ödüyor Allah mükafatını verecektir elbet bir Müslüman olarak şüphemiz yok. Suriye ne zaman İsrail ile çatışsa ambargolarla nefessiz kalmaya başlıyor ne zaman dost olsa rahata eriyordu. Irak eski başkanı bir diktatör dahi olsa son meşru devlet başkanıdır Saddam İsrail’e füze attı tehdit oluşturdu devirdiler yetmedi astılar. Libya’da benzer adımlar atan Kaddafi’nin sonu ise yine aynı oldu. Türkiye keza öyle ancak esaret prangalarından kurtuldu ve mücadele ediyor daha güçlü bir ses yok zaten. İran ise her zaman İsrail’e karşı yüksek sesle konuştu hiçbir bedel ödemedi çünkü İran perde gerisinde İsrail ile iyi ilişkiler içerisindeydi politika icabı kötülemekten başka bir şey yapmadılar bugün İsrail’de kanser yok çünkü dünyada nadir bulunan kırmızı civa ile tedavi yöntemleri uygulamaktalar bunu da İran’dan alıyorlar bununla alakalı basit bir detay; İsrail’deki önemli cerrahların çoğu İranlıdır. Suudi Arabistan’da durumlar baya karışık aman beni de asmasınlar aman paralarımı almasınlar dışında bir derdi olmayan kral ve ailesi ne bilir Filistin Davasını, onlar değil mi son bir iki aydır Amerika’ya metreslik yapan. İslam dünyasının hali değil mi bu siyonist barbarlara cesaret veren bakınız koltuğunun garantisini kim veriyorsa o ülkeye köpeklik eden Arap liderlerle dolu bir İslam dünyası daha mı olmasın katliamlar işgaller tecavüzler. Kudüs konusunda bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız bu yaşadığımız zamanı tarihe not düşelim çünkü İslam dünyasının ayrışmasına şahit olacağız gerçek Müslümanlarla münafık veya özde kafirleri ayıracağız son gelişmeler İslam dünyası için çok büyük bir sınavdır, sınavı geçeni ALLAH mükafatlandırır, korur kimsenin şüphesi olmasın.
50-60 yıldır KAHROLSUN İSRAİL demekten başka biR şey yapamayan İslam dünyası maalesef sınıfta kalmıştır ve İsrail’in kahrolması için hiç bir şey yapmamışlardır. Sıra geldi kaybettiğimiz sınavı kurtarmaya herkes aklını fikrini cesaretini canını bedenini hazırlasın kazanmak için başka bir şansımız daha olmayabilir.

Unutmayalım cesaret zaferle gelir mağlubiyetle gelen korkaklıktır. Bütün İslam dünyasının devlet başkanları bilmelidir ki; kendilerinden öncekilerin türlü kalleşlikler İle indirilmesi katledilmesi İslam dünyasının sessizliğinin tek sebebidir aynı kaderi paylaşmamak adına şeytanla işbirliği yapmak yalnızca bu dünyadaki rahat hayatı kurtarabilir fakat hesap günü kurtuluşu bulamazsınız. İşte bu yüzden geçmişte olanlardan korkmak yerine geçmişin intikamını almak üzere düşüncelerinizi değiştirin ki en azından adınız onurlu diye anılsın.
Amerika son verdiği karardan vazgeçse bile Filistin sorunu çözülmüş olmayacak.
İmanlı,idealist,onurlu ve cesur devlet adamlarına ihtiyacı olan İslam dünyasının bu hak tecavüzlerinden kurtuluş anahtarı bunlardır. Nasıl ki vaktiyle Selçuklu dünyaya yetmişse nasıl ki Osmanlı altı asır adeta bu kahpe sömürgeci zihniyeti esir almışsa şimdi neden olmasın. Allah zaten Kudüs’ü zalimden koruyacaktır bizler vereceğimiz sınavı düşünelim diye düşünüyorum bugün ne yaptık yaptık Müslümanlar olarak yoksa Allah muhafaza ne yapsak ahiretteki hesaptan kurtulamayacağız. Selametle Allah yardımcımız olsun..

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here