Kadın

0
9

Bir kadın düşün azizim.

    Saçlarına dünyanın yükünü yükleyen cesur bir kadın. İçi özlemle kavrulan ama gözleri her daim buz gibi bakan kadın. Mert bir kaya kadar sert ama aslında tek bir dokunuşla parçalarına ayrılabilecek kadar narin kadın. Herkes gibi çamurdan yaratılan, ama bedeninin her köşesinde ayrı bir acıya ev sahipliği yapan kadın. Gözlerinde bir evren barındırabilen kadın. Kendi dünyasının mimarı, kendi tiyatrosunun oyuncusu. Kırmızı perdelerin arasından dünyaya bakan iri gözlerini, minik burnunu ve dişlerinin arasında neredeyse kanatacağı kadar ısırdığı dudağının oluşturduğu yuvarlak yüzünü gizleyemeyen kadın. Birazdan sanki hiç bakmamış gibi kocaman bir gülümseme bahşedecek hayatında ki insanlara. Yorgunluğunu acısına katık edip saklayacak içinde bir yerlere. Yoksa acır ona insanlar.

     Hayatı da bir tiyatro oyunu gibidir aslında. Perdenin önü insanların gördükleri o neşeli, umursamaz, ruhu genç kadına ev sahipliği yapar. Arkası ise kimsesizliğin pençesinde can çekişen, ruhunda ki derin kesikleri elleriyle kapatmaya çalışan o yitik kadına aittir. Perde bile olsa en az bir duvar kadar sağlamdır o geçit. İki ayrı dünya yaratmıştır kadın kendine. Geceleri sararken kanlı elleriyle insanların açtığı yaraları, gündüzleri o ellerle yemekler yapıp, evrakları düzenler. Kadın dünya üzerinde ki en iyi oyuncudur aslında. Bir sihirbaz gibidir kadın, bir illüzyonist. Acısını mutluluk diye gösterir sana. Ayrılıkları yeni aşklar olarak tanıtır. O hastadır, ama acısına âşık olduğu için asla iyileşemez. Kendi dünyasında küçüldükçe küçülür kadın. Kendi için neler yapabileceğini düşünmez hiçbir zaman. Hep başkalarını düşünür. Önce ailesini, sonra arkadaşlarını. Kendine sıra gelmez bu karmaşanın arasında. Başkalarının acısını dindirir, yüzlerini güldürür. Gülümsemelerine en güzel gülücüklerini bahşeder ama bu sırada içten içe ölüyordur kadın. Ruhundan sızan kan elbiselerini değil belki ama acısını, aşkını kirletir kadının. O ise yine de bırakmaz gülümsemeyi. Eğreti bir resim gibi yapışmıştır güzel yüzüne sahte bir gülümseme. Hayatta bir resimdir onun için aslında. Tanrı bir ressam ise onun hayatı en karanlık tuval olmalı ya da Tanrı’nın boyaları bitmiş olmalı. Yoksa bu acılar bir sanrı mı? Öyleyse bu girdiği en zor imtihan olmalı kadının.  Ya bu sınavdan kalırsa oyun bitecek mi onun için, yoksa sanrı olan acılar gerçek olup ruhunu bir kez daha hatta belki defalarca kez olduğu gibi yeniden kızgın demirler gibi dağlayacaklar?

    Ruhunu şeytana satsa kadın biter mi bu acılar.

Bir Yazar         

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here