Kadın Neden Güzel Olmak İster ?

0

“Bir kadın neden güzel olmak ister ?”

 

Bu sorunun cevabı bu haftaya kadar sabitti aslında benim için. Tek bir sebebi vardı aslında. Bekleyeni için, beklediği için. Sadece erkek için değil; bekleyen bir babası, annesi, abisi, arkadaşı veya beklediği bir düğün, bir iş görüşmesi, bir balo veya özel bir gün. Belki de kendi içindir bunca özen ve hazırlık. Fakat, belki hala hipotez* sayılabilecek bir tanıya denk geldim.

“Kadın, başka bir kadını kıskandırmak için güzelleşir; kendisine özen gösterir.“

İlk okuduğumda saçma bir tespit olduğunu düşünerek hızlıca geçtim. Daha sonra tekrar tekrar farklı ibareler ve resimlerle çıktı karşıma. Olayı farklı bir şekilde yorumlamayı düşündüm. Bunu ortaya atan kişi haklı olabilirdi.
Ve bence haklıydı.

Bir kadın düşünün; sıradan, herkes gibi ve istisna olmayan. Ve bu kadının yarın akşam bir yere davet edildiğini varsayalım. Buna ister eş, ister iş daveti diyelim, yahut bir düğün. Ve aynı durumda olan erkeği göz önünde bulunduralım.
“Bura da bahsetmek istediğim olay insanın kendine özenmesi olayı değil. Bunu abartması olayı.

Erkekten bahsedelim önce, muhtemelen fazla zamanımızı almayacaktır.
Erkek;
Ya davet edilmiş ya da davet etmiş taraftır. “Her iki taraf için de bu durum sabittir. Kadın da bu görüşmenin sahibi olabilir, erkek de. “

Erkekler olarak aslında basit canlılarız. Basit düşünür, basit hareket eder, sonuç odaklı çalışırız. Hedeflerimiz tahmin edilemeyecek kadar zor değildir mesela;
Kimine pahalı bir araba, kimine çok güzel bir kadın, kimine ultra zengin bir hayat ve kimine göre de gözlerden uzak, rahat bir yerlerde yaşam. (Normal ekonomi, sağlıklı bir aile ortamı.)
İstisnai durumlar haricinde bir erkeğin dolabı ve hayalleri, diğer emsalleri ile benzerlik gösterir.
Bu aslında hayallerimizin dolabımız kadar olduğunu gösterir belki de. “Bir arabam olsun, bir evim olsun, rahat bir işim, uyumlu bir eşim olsun.” bu kadar. Çünkü ekstrem olaylara girmez erkek. Çünkü gerek duymaz. Hayat erkekler için bunlardan ibarettir çoğu zaman.
Ve seçeneklere bakalım;

Bir iş görüşmesi için erkeğin davet olayı basittir.
Hazırlayan taraf; yani ev sahibi ise; zamanından en erken 1 saat önce buluşma noktasında olmak suretiyle; sabah kalkar, buluşma saatine göre duşunu alır (bu da bir istisna olabilir), muhtemelen iş görüşmesinde giyecek tek elbisesi takım elbisedir (tek farkı renktir ve iş görüşmesine gidilebilecek bir takım elbisenin renk seçimi karmaşası ne kadar olabilir ki?) ve onu giyer, son kez saçlarını kontrol ederek, parfümünden; omuzlarına ve boynuna ikişer kez sürmek suretiyle alır eline şişeyi. Takım elbisenin altına giyebileceği tek ayakkabı çeşiti vardır erkeğin ve muhtemelen bu takım elbise altına giyilmek sureti ile alınmış bir ayakkabıdır. Yalnızca bu elbisenin altına giyilir bu ayakkabı. Ve evden çıkar.
Anlatım uzunluğunu çıkarırsak eğer;
Duş: 10 dk.
Takım elbise: 10 dk.
Saç ve parfüm: 5 dk.
Ayakkabı giyinmek: 2 dk.

 

Şeklinde; “27 dakikalık bir “erkek hazırlanma süresi” hesaplaması yapabiliriz. Ve muhtemelen bu rekor bile olabilir (kendi düğününe gitmiyorsa tabi ?).
Tek düşüncesi; gelen kişi veya kişileri güzel karşılamak, onları etkilemek veya mahcup olmamak. Yani sebebi ne olursa olsun, bu davetin sonucunun olumlu olmasını sağlamak. Kısaca sonuç odaklı.
Bunu bir eş görüşmesi olarak ele alırsak eğer; değişecek tek şey elbise seçimi olacaktır. Bir erkek, önemli bir anlam ifade etmediği sürece, böyle bir buluşmaya takım elbiseyle gitmeyecektir zaten. (İstisnai durumların hariç olduğunu tekrar belirtmek isterim, sonuçta Dünya nüfusunun yüzde 50,4 ünden bahsediyoruz ki bunlar tahminen 3,791.065.722 kişi.)

 

 

Alternatifleri de basittir erkeklerin; kot pantolonun üzerine t-shirt veya gömlek giyecektir. Yada pantolon keten olacaktır. Bir erkeğin dolabında bulunan Pantolon, gömlek ve t-shirt sayısını az çok tahmin edebildiğimize göre bu seçim ve giyinme işi de maksimum 15 dakika sürecektir.
Muhtemelen var olan üç çeşit ayakkabısından en çok sevdiğini giyecektir. Çünkü onun en sevdiği, en güzel olandır. (Bu her durumda böyledir. “Gönül kimi sever ise, Dünya güzeli O’ dur” diye boşuna söylememiştir erkek.),

Buluşma yerine, eğer kadını alarak gidecekse, erkenden gitmesinin bir mantığı yoktur erkek için. Buluşma mesafesine göre yolda geçecek süreyi muazzam bir şekilde hesaplayarak çıkar yola. Fakat ora da buluşulacaksa eğer; buluşma saatinin 15 dk. Öncesinden orada olması yeterlidir.
Bu hesaplamaya göre ise ; maksimum 32 dakikaya çıkabilecek olan, erkeğin hazırlık süresinden bahsediyoruz.
Ve başka bir durum ise giyilecek ve yapılacak şeylerin kararının bir gün öncesinden verilmesi durumudur ki;
Böyle bir durum söz konusu ise hesaplanan süre daha da kısalabilir.

Tamamen mantığında ki sonuç odağına göre hareket eden erkek; mantığına uyan her şeyi yapabilir. Ne olması önemli değildir. Erkek sadece buluşma da kadını etkilemek amacı ile hazırlığını yapar. Erkeğin dünyası karşı cinstir çünkü; kimin beğenip beğenmediği umurunda değildir ve tek kişinin beğenmesi yeterlidir onun için.
Bu yüzden hiç bir yerde şahit olmayız; “Bir düğün sonrasında damadın elbisesini veya düğüne gelen bilmem kimin elbisesini çekiştiren erkek grubuna.”
Ya da “Şu çocuk ne yakışıklı olmuş, elbisesi ne yakışmış” tabirlerine denk gelmeyiz.
Erkeğin doğasında yoktur bu, eğer ki varsa (bu da benim için istisnadır) o doğa yok olmaya başlamıştır.

Ve Tanrı “kadını” yarattı.
Kadın; uzay geometrisi ve analitik konularının çözümlenmiş hali, maddenin uzaydaki 4. Hali ve bazen de kapsamlı bir ansiklopediyi okuyup, içerisinde ki temayı çıkarmaya çalışmak gibi.
Bir hayli kolay ?
“Doğası gereği” kelimeleri ile cümleye başlanamayan varlıktır kadın. Doğası hiç bilinmez çünkü.
Bir nevi mükemmel bir varlıktır kadın, her biri, bir diğerinden farklı bile olabilir. (Bazı fikirleri dışında tabi)
“Komşusunun evinde gördüğü halının aynısını alıp evine seren de kadındır, üzerinde ki elbiseyi, yaşamadığı bir şehirde başka bir kadının üzerinde gördükten sonra çıkarıp atan da.”

Böylesine çözülmesi güç varlıklar olan kadınlar; anlaşılmayı beklediği kadar, anlatmayı istemezler. Kabukları vardır. Özlerinde hep bir gizem yatar çünkü. Ne kadar iyi tanıdım derseniz deyin, hep bilmediğiniz bir noktası ve özü olacaktır. Yaşadıkça ve hakkıyla yaşattıkça çözebileceğiniz kadın, anında fikir değiştirebilme özelliği ile de kuşatılmıştır. Öyle ki dakikası dakikasını tutmaz. Buna kendisinin anlam verip vermediği bilinmese de; derinlerden gelen ve herhangi bir şeyin, böyle olması gerektirdiğini savunan düşüncesini onaylayarak yoluna devam eder.
Hala nereden anlatmaya başlayacağımı bilemediğim kadın canlısının, hazırlık süresini hesaplamaya çalışalım.
Bir önce ki örnek gibi; kadın bir eş veya iş buluşmasına dahil olsun ve hem davet sahibi hem misafiri olsun.

İş konusu kadınlar için; büyük veya küçük bir iş olması önem arz etmeyen, neticesini; kariyerlerine kattıkları bir detay olduğunu düşünen (ki haklılar) ve ayırt edilmeyen bir konudur.
Kadınlar ele aldıkları işi o kadar ciddiye alırlar ki; onlar için işin büyüğü ve küçüğü yoktur, iş iştir. Belki de bu mantığın erkekte de olması demek; mükemmel bir profil olmak demek; ama tahmin edebildiğiniz gibi, maalesef yok.

Erkek gibi basit düşünmeyen kadın, herhangi bir işin; ona sunacağı artısını ve eksisini en ince detayına kadar sorgular, hesaplar ve bununla kalmayarak yakın çevresinde ki hem cinsleri ile bir fikir alışverişine doğru yola çıkar. Bu düşünce ile yapmış oldukları işlerin sadece çok azı hayal kırıklığına uğramıştır. Orada da; ya bir işlem hatası ya da dışarıdan gelen bir etmen vardır.
Bu kadar detaylı düşünen kadın; o buluşma günü gelip çattığında bütün mantığından uzaklaşarak; buluşma anını hayal eder.
Acaba kimler gelecek, acaba kimler olacak. “Nasıl olmalıyım?” değil de “Nasıl görünmeliyim?” sorusunu sorar kendisine.

(Masa örtüsünün rengine kadar düşüneni duymuştum. )
Buluşma gününe bir kaç gün kala yapılan analizler ve yakın arkadaşları tarafından büyük bir özveri ile muazzam bir hazırlık aşaması başlar kadının dünyasında. Özellikle de bu buluşma anı “ilk buluşma” niteliğinde ise. Kadın için her buluşma ilk buluşma niteliğindedir de diyebiliriz aslında.

Bir gün önceden ne giyileceğinin seçilmesi; ve başarısız olunması olağan durumlardandır.
Sabah erken saatlerde alarmın verdiği bozucu ses ile uyanarak doğrudan mutfağa koşmak, altı yakılan suyun kaynama noktasına gelene kadar ki süreci, el ve yüz yıkama şeklinde değerlendirmek; kadının aslında ne kadar dakik olduğunun göstergesidir.
Fakat dakiklik sadece uyku sersemliği süresini kapsar. Bu süre geçtiği zaman; normal bir birey olmaya başlarlar. Buluşma gününün niteliğine göre randevusu önceden alınmış kuaföre gidilmeden önce, bir şeyler atıştırıp diş fırçalandıktan sonra rahat adımlarla kuaföre doğru gitmek üzere kapıdan çıkılır. Merdiven veya asansör kullanılarak inilir, dış kapıdan çıkılır ve bir dakika…
Altı açık olan su; olası yangına karşı kapatılmış mıdır? Kontrol amaçlı tekrar çıkılır yukarıya, daha telaşlı bir şekilde.
Dalgındır kadın, her zerresinde bir şey düşünür aslında. Alık bakanından; kem gözlüsüne, samimi gülüşlüden, en derinine.
Onlar için boyut önemli değildir. Her problem büyük ve çözülmesi gereklidir.
Kuaförde geçirilen zamanın, buluşmanın olacağı zamana göre hesaplanması yapılarak; daha hızlı adımlarla olması gereken eksikler tamamlanmaya başlanır.
Oraya giderken giyilecek olan elbisenin altına uygun bir ayakkabının olmaması ya da giyilecek ayakkabıya göre bir elbisenin olmaması bu eksiklerin başında gelir. Fakat bu eksik kimi zaman bir toka bile olabilir.
Saçlarında ki tokaya bile büyük bir anlam ve uyum yükleyen kadın, dışarı ile işi bittikten sonra evine doğru daha seri adımlarla dönmeye başlamıştır.

Eve gelir ve telaşlı bir şekilde (elinde poşet varsa ki eğer rastgele bir yere atılır. Daha sonra bu poşet aranacaktır tabi ki.) ne yapacağına karar vermeye çalışır. Bura da kadın hem fiziksel hem kimyasal çalışmalara başlamıştır aslında.
Bir şeyler yaparken, başka bir şeyleri düşünür yani.
Hemen kıyafetler tekrar tekrar ve tekrar denenmeye başlanır. Kıyafete uygun olan takılar seçilir ve tek tek denenir. Kıyafet henüz giyilmemiş sadece seçilmiştir. Çünkü o kıyafetin hala üç veya dört alternatifi vardır. Yapılacaksa eğer; son makyaj için malzemeler ortaya çıkartılır fakat yapılmaz. Çünkü hala zamanı vardır.
Ve eksik bir şey vardır. O da poşettedir. Ama poşet nerededir?
Kapıdan girdiği anı, evin içinde canlandırmaya başlayarak, dejavu olayını bilinçli bir şekilde yaşatır kendisine.
Poşet bulunur, içerisinden lazım olan alınır. Bu bir toka veya broş bile olabilir bazen.
Doğrudan elbiseye koşulur tekrardan. Bu arada saat kontrol edilmez. Telefon; akıl hocalarından gelen mesajlar ve çağrılarla çalmaya devam eder.
Bir yandan hazırlanmaya çalışmak, bir yandan da onu merak edenlere anlık bilgileri vermek suretiyle, tabiri caizse evin içinde dört dolanır.
Bir an durur, kafası karışmıştır çünkü. Telefonu kapatır, rahat bir nefes alarak elbisesini giymeye başlar. Artık kararını vermiştir. Hazırlanmaya başlayacaktır.
Elbise giyilir, yapılacaksa eğer hafif makyajı yapılır, toka, broş veya takı olanlardan seçilip takıldıktan sonra genelde her kadının evinde mevcut olan boy aynasının karşısına geçilir.
En ince detayına kadar kendisini süzdükten sonra; kendi kendisinin onayını alarak saatini kontrol eder.

 

Eğer ki bu iş görüşmesi ise henüz süre vardır. Fakat kişisel bir görüşme ise süre dolmuş ve geç kalınmaya başlanmıştır. Orada bekleyen birileri vardır ama kadın haklıdır; çünkü hala hazırlanmamıştır. (Dolabında giyebileceği bir şey kalmamış da olabilir.)

 

Ayakkabı seçimi için de kısa bir süre düşünülüp ayakkabı giyilmeden önce evin en son, kısa ve hızlı bir kontrolü yapılır. Bütün elektrikli makineler, tüm prizler, camlar ve perdeler, lambalar, televizyonun açık olup olmadığı (minimum iki kez)…
Bu kontrollerden sonra evden çıkan kadın merdivenlerde veya asansörde iken; iş görüşmesi ise kalan süresini, kişisel görüşme ise ne kadar daha geç kalabileceğini hesaplayarak; gidilecek vasıtayı seçmeye başlar. Eğer ki özel aracı varsa; sağına, soluna, önüne veya arkasına çok yakın ve gereksiz park etmiş başka bir araç vardır her defasında.
Taksi olarak seçilmişse gidilecek vasıta; önceden aranmıştır muhtemelen.(Dedik ya; kadın sistemli ve dakiktir.)
Minibüs veya otobüs ise eğer; en yakın durağa doğru gidilir.
Özel araç yoksa taksidir bu vasıta genelde; çünkü totemi* vardır kadının; kadın başka canlıları görmek istemez bu süre zarfında. Ve buluşma noktasına varılır.

Kadının hazırlık aşaması süresinin hesaplanmasında kelimelerin ve rakamların kifayetsiz kalacağını bildiğim için; hesaplama zahmetinde bulunmadım.
Sizlerin etmiş olduğu tahminler; üç aşağı beş yukarı aynıdır zannımca.

Kadın gittiği iş görüşmesinde; yanında bulunan diğer kadınlardan daha güzel görünmelidir ki; etkileyicilik katsayısı yüksek olsun. Bu davranış; işe alınma süreci, alınacak bir proje veya iş yerinde yapılacak yeni bir uygulama için doğru tercihin kendisi olduğunu gösteriş biçimi de olabilir.
Ve sıyrılmıştır diğer kadınlardan; iş onundur artık. Netice de kendisine bu kadar özen gösteren bir kadın; işi kim bilir nerelere kadar yükseltir. İşveren etkilenmiş, işi vermiş ve şüphe duymadan işin bittiği kanaatine varmıştır. Bundan sonrasını zaman gösterecektir.
Kadın ise hemcinslerini; duruşu, zarafeti ve onlara göre fikirleri ile ekarte* ederek kapmıştır işi.

Bu durum eş görüşmesinde ise; karşısındaki erkeğin, kendinden başka bir çıkar yolu olmayacağının ve kendinden daha güzel birini bulamayacağının tehdidini etrafına göstermektir. Erkek her haliyle beğenmiş ve gelmiştir çünkü onu. Zavallı erkek kendi için hazırlandığını düşünse de, yanılmıştır.

Ve bir düğün, bir balo veya toplu bir eğlence ise bu görüşme…
Eğlence bittikten sonra insanların aklında kalmak, kimse tarafından eleştirilmemek ve eğlence esnası ve sonrasında etraftakilerden gelecek olan (zaten kadının geleceğini tahmin ettiği) soruları cevaplamak, iltifatlara teşekkür etmek.
“Aa nereden aldın, ben de görmüştüm de almamıştım (“bana olmamıştı” cümlesinin nezaket kuralları içerisinde kullanılmış halidir.), çok güzel olmuşsun, vs…”
Kadın belli bir oranda da bu soruların kendisine gelmesi için hazırlanır. Ve en önemlisi; bu eğlence sonunda, kimsenin yanına gelip bir şey dememesidir. Durum böyle ise işler kötü ve kadın; arkasından yapılacak olan eleştirileri tahmin etmeye çalışır. Her ne kadar başarısız olsa da bu tahminlerde bunu engelleyemez hiç bir kadın. Eleştirilecek biri varsa “eleştirilir.”

Sözün özü; kadın aslında sadece “diğer kadınlardan daha güzel olmak” fikri ile kendisine özen gösterir…

Benim fikrime göre; bu zamana kadar birbirini yanlış anlayan, iki profil; “kadın” ve “erkek”, birbirlerini yanlış anlamaya devam etmektedir ve edecektir.
Yanlış anladığımız sizlerin; bizleri yanlış anlamamanız dileğimle…

*Hipotez: “Kesinliği kanıtlanmamış, varsayım.”

*Totem : “Bir durumun sonucunu, herhangi bir eylem yaparak etkilemeye çalışmak.”

*Ekarte: “Saf dışı bırakmak.”

Bu yazılanlar tamamen kişisel görüş olmakla birlikte, herhangi bir kötüleme ve aşağılayıcı bir durum söz konusu değildir.

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here