Josephine Baker Aslında Kim ?

0
26


20.yüzyılın ünlü dansçılarındandı Josephine. Gerek cesur şovlarıyla gerekse çıplaklığıyla hep olay olmuştu. Özellikle siyahi olması, o zamanın Amerikası’nda yaşadığı ırkçı yaklaşımlardan yıldırmıştı bu cesur kadını. Bu yüzdendir ki hayatı boyunca ırkçılık ile savaşmıştı.

Josephine, 3 Haziran 1906’da hiç sevmediği Amerika’da dünyaya geldi. Daha çok küçüktü ırkçılık ile tanıştığında. Yıllarca da kendisine maymun diyen insanlarla uğraşacaktı.

13 yaşında ilk evliliğini yapmıştı. Bu evliliği kocasının kafasında bir şişe kırmasıyla son bulmuştu. Kanlar içindeki kocası onu terk etmiş ve bir daha gelmemişti. Josephine o zamanlar hamileydi. Bir arka sokak kürtajı olmak zorunda kalmıştı.

15 yaşında yaptığı ikinci evliliği de hüsranla bitmişti. 17’sinde bulabildiği en açık pudra ile makyaj yapıp çok küçük bir rol ile ilk sahnesine çıktı. Gösteri dünyasındaki lakabı renginden dolayı maymun idi. Bir gün Parisli bir yapımcının teklifi ile hiç sevmediği Amerika’yı arkasına dönüp bakmadan terk etti ve Paris’i memleketi olarak benimsedi.

Paris’te kimse onun ten rengiyle ilgilenmiyordu. Dansı ile ön plana çıkıyordu. Paris’te ünlendi. Çıplaklığın ve cinselliğin yüzü oldu. En ünlü dansı sadece muzlardan yapılmış bir etek giyerek yaptığı ve adına Banana Show dediği dansıydı.

O zamanlar Josephine elbette çok tepki gördü. Viyana’da gösterisini beyaz ırka hakaret olarak algıladılar. Roma’da kiliseler Josephine’yi ahlaksız şeytan olarak betimledi. Budapeşte’de Afrika’ya geri dön denildi. Josephine fark etti ki, ırkçılık her yerdeydi.

 

 

 

Irkçılık ile Savaş

Irkçılığa son vermek için, ırkçı mekanlarda asla dans etmedi. Sahneye çıkacağı zaman, siyahi konukların da şovuna katılmasında, beyazlarla bir ara oturmalarında ısrar etti. Her defasında ırkçılığın yanlış bir şey olduğunu dile getirdi. Hatta her milletten, her dilden tam on iki çocuk evlat edindi. Ailesine de Gökkuşağı Kabilesi adını vermişti.

Josephine sadece siyahilere yapılan ırkçılığı değil, Müslümanlara, Yahudilere de yapılan ırkçı yaklaşımlara karşıydı.

Yine de ne kadar çabalasa da çabalasın, insanlar değişmiyor, sürekli bir olay çıkarıyorlardı.

Siyah Venüs İstanbul’da

Paris’de artık Siyah Venüs diye anılmaya başlamış, kadınlar ona benzemek için yüzlerine boya sürmeye başlamışlardı. En çok kazanan siyahisi ve ilk ünlü siyahi kadın olma özelliğini kazanmıştı. Picasso önünde diz çökmüş, resmini çizmişti.

Gösterilerinde pek çok hayvan kullanıyordu. Şempaze, keçi, papağan, süs balığı, üç kedi ve yedi köpek, bir leopar ve parfümle yıkadığı bir domuz ile seyahat ederdi.

1929 tarihinde Türkiye, onu İstanbul’a çağırmıştı ama Josephine’in ağır isteklerini ve dolgun ücretini karşılayamayacakları için şov iptal edildi.

 

 

Tam beş sene sonra 17 Ocak 1934 yılında İstanbul’a lütfetti. Artık eskisine nazaran ışığı fazla parlamadığından istekleri de aşırı değildi haliyle.

Türkiye’de Film Mecmuası dergisinde, göğüsleri açık olarak müstehcen fotoğrafı paylaşılan ilk kadın olmuştur.

Hatta konserlerinin olduğu sırada İstanbul’da bir vilayette belirlenemeyen bir nedenle infilak eden dinamitlerden dolayı pek çok bina yıkılmış, ölü ve yaralı sayısı artmıştı. Josephine kaza mağdurlarına 1000 tl bağışta bulunmak istemiş, hükümet yapacağı bağışı Kızılay üzerinden yapmasını tavsiye etmişti.

II. Dünya Savaşı

Artık bir Fransız vatandaşı olan Josephine, savaşta Hür Fransa ordusunu destekledi. Ajanlık yaparak rütbe aldı, teğmenliğe kadar yükseldi.

Résistance rozeti ve Légion d’Honneur nişanıyla ile ödüllendirildi.

Büyük İflas

1968 yılında iflas etti. Evinden ve arazisinden yaka paça atıldı. Ona zor günlerinde Monaco Prensi Rainier ve Grace Kelly yardımcı oldu. Ailesi için küçük ama düzenli bir ev tesis edildi.

12 Nisan 1975’de hayatını kaybetti. Sahneye son kez çıktığında izleyicilerine bildiği her dilden veda etmişti.

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here