İyi ki Doğdun Aşık Veysel

0
14

25 Ekim,

Aşık Veysel diye bildiğimiz büyük ozan, Veysel Şatıroğlu’nun doğum günü.

İyi ki doğdun yüreği güzel adam. İyi ki, şiire türküye gönül verdin…

 

Kim bilir, belki de sırf gözleri görmediği için ozan olmuştur;

Çiçeklerin gözlerini dağladığı, bağlamasıyla yürekleri dağlayan büyük halk ozanımız.

Uzun ince bir yoldayım, kara toprak, Dostlar bizi hatırlasın, Güzelliğin On Par’Etmez ve daha niceleriyle, en şiir bilmezlerin, türkü bilmezlerin bile dilinde olan, onca sanatçıya ilham olmuş koca üstadın sesinden ve türkülerinden mahrum kalmayışımızı, üstadın gözlerini kaybetmiş olmasına borçlu olduğumuz ihtimalini biliyor muydunuz?

 

Onunki, belki de şerrin içinde saklı olan bir hayrın hikayesidir;

1894 yılının 25 Ekim’inde Sivas’ın Sivrialan köyünde dünyaya gelmiş olan Aşık Veysel Şatıroğlu’nun iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığından ölmüştür. Şimdinin Aşık Veysel’i o zamanın sıradan yedi yaşındaki çocuk Veysel’i de çiçek hastalığından dolayı iki gözünü de kaybetmiştir. Bu durumu kendi dilinden şöyle anlatır ünlü ozan;

“Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kaydı ve düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım… Çiçek zorlu geldi. Sol gözümde çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan.”

Gözleri görmeyen oğlu Veysel’e oyalansın diye saz alan, kendisi de şiire meraklı olan babası, sadece oğlunun değil, koca bir ülkenin sanat tarihine, kültürüne böyle bir katkısı olacağını nereden bilebilirdi…

Yıllarca saz çalıp kulaktan duyma türküleri söyleyen, kendince şiirler yazan ozan, yaşı geldiğinde, arkadaşları gibi askere gidemeyişine de çok içerlemiştir. Pek çok arkadaşı bu uğurda şehit düşmüş olsa da, Veysel’in aklı hep asker olamayışında takılıp kalmıştır.

Sürekli şehit verilen, gidenin dönmediği askerliğe gidemeyişi, belki de Veysel’in bir kültürü taşıma görevindendi, Hayatta kalışını, bir yerde yine gözlerini kaybetmesine borçlu olan ozan, askerlik ve askere gidemeyişi üzerine de şiirler yazmıştır..

 

Aşık Veysel’in Tanınması

1933’de Ahmet Kutsi Tecer, Cumhuriyet’in onuncu yıldönümünde bütün halk ozanlarından, Cumhuriyet ve Gazi Mustafa Kemal üzerine şiirler istemiştir. Bu şiir yazanlar arasında Aşık Veysel de vardır. Veysel “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası”… dizesiyle başlayan şiiriyle ön plana çıkar.

O zaman Sivrialan’ın bağlı olduğu Ağacakışla nahiyesi müdürü Ali Rıza Bey, Veysel’in bu destanını çok beğenir ve ozanı Ankara’ya göndermek ister. Veysel de “Ata’ya ben giderim” diye vefalı arkadaşı İbrahim ile yürüyerek yola koyulur. Karakışta üç ay yürüyerek Ankara’ya gelirler. Veysel Ankara’da tanıdıklarının evlerinde kırk beş gün misafir kalır. Ama destanını Atatürk’e okumak, bir türlü kısmet olmaz. Eşi bu durumu “Ata’ya gidemediğine ve askere gidemediğine yanar dururdu…” diye anlatır. Destan Ata’ya ulaşmaz ama Hakimiyet-i Milliye (Ulus) basımevinde destanı gazeteye verilir ve gazetede üç gün boyunca yayınlanır. Böylece tanınan Aşık Veysel, o zamandan sonra tüm yurdu dolaşmaya, dolaştığı yerlerde sazını çalıp, şiirlerini türkülerini söylemeye başlar. Tüm halk tarafından sevilir, saygı görür.

 

 

Saz Öğretmenliği ve Hizmet Ödülü

Âşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Aşık Veysel, Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte, yine Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz öğretmenliği yapmıştır. Bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışma olanağı bulmuş, şiirini iyice geliştirmiştir.

1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Âşık Veysel’e, “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü” 500 lira aylık bağlamıştır.

 

 

Ölümü ve Aşık Veysel Müzesi

Büyük halk ozanı, 21 Mart 1973 günü, doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde hayatını kaybetmiştir.

Âşık Veysel Şatıroğlu’nun evi Kültür Bakanlığı tarafından 1979 yılında kamulaştırılmış ve 1982 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.

Müzede Âşık Veysel’in kişisel eşyaları, fotoğrafları, şiirleri ve onunla ilgili yayınlanan eserler sergilenmektedir. Âşık Veysel’in anısını yaşatmak için her yıl 9-11 Temmuz tarihleri arasında Sivas’ta ve Şarkışla-Sivrialan Köyü’nde anma törenlerinin yanı sıra, “Âşık Veysel Âşıklar Bayramı” adı altında festival düzenlenmektedir.

 

Kitap Haline Getirilen Eserleri;

Deyişler (1944)
Sazımdan Sesler (1950)
Dostlar Beni Hatırlasın (1970)
Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984)


You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here