İyi ki Bu Dünya’dan Geçtin Mevlana

0
17

30 Eylül 1207

Büyük Türk düşünürü, şair, Mevlevi tarikatının öncüsü

Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin doğduğu gündür.

Sözlerini severek ve büyük bir ilgiyle okuyup paylaştığımız Mevlana, 1207 yılında bugün Horasan’da doğmuştur.

Peki Mevlana Kimdir? Hakkında Ne Biliyoruz?

Babası Bahaddin Veled büyük alimdir. Horasan’da ‘Alimlerin Sultanı’ anlamına gelen Sultânü’I-Ulemâ

ünvanıyla anılırdı. Sultânü’I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Bağdat’a kadar gelip sonra da hac görevini yerine getiren Bahaeddin Veled, dönüş yolunda  Karaman’a kadar geldiler. Karaman’da Subaşı Emir Mûsâ’nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman’a gelen Sultânü’/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlana 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlendi. Bu evlilikten Mevlana’nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlana bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlana’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.

Konya’ya Gelişi

Bu yıllarda Anadolu’nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altındaydı. Konya’da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkârlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu. Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd, Mevlana’nın babasını Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve 1228’de ailesi ve dostlarıyla Konya’ya geldiler. Muhteşem bir törenle karşıladı ve İplikçi Medresesi’ni ikametlerine tahsis etti. Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat edince talebeleri ve müridleri Mevlana’nın etrafında toplandılar. Böylece Mevlana babasının yerine geçmiş oldu. İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu.

Mevlana’nın Şems ile Dostluğu ve Şairliği

Mevlana, şairliğe 1244’de ünlü gezgin Şems-i Tebrizi ile tanıştıktan sonra başlamıştır. Şems’in Konya’ya gelmesiyle tanışıp aralarında bir dostluk ve tarif edilmez bir bağ oluşmuştu. Mevlana ve Şems’in haklarında kitaplar yazılmış, dostlukları temsil gösterilmişti. Mevlana ve Şems o kadar yakınlardı ve öyle çok görüşüyorlardı ki, Mevlana’nın eşi ve çocukları, onların bu muhabbetlerini kıskanır olmuştu.

Mevlana Şems’de Allah’ın nurlarını görmüştü. Şems’in aniden ölümü Mevlana’yı çok etkilemiş, onun ardından uzun yıllar inzivaya çekilmişti. Şems’in etkisinde kalışı, bu da onu Büyük bir şair yapmıştı.

Mevlana ve Sema

Mevlana, kimseyi ayırmadan sevgiyle davranır herkesçe çok sevilirdi. Baktğı her şeyde hakkı görürdü. Söylediği her söz Allah’a olan aşkını ve iyiliği, doğruluğu temsil ederdi.

Sema da, Allah’a olan aşkla harekete geçişi ve insanın doğruya yönelmesini temsil ederdi. Bu sebeple Sema Mevlana ile özdeşleşmişti.

Mevlana’nın Asıl Adı:

Mevlana, yazdığı Mesnevî adlı eserinde kendi adını Muhammed bin Muhammed bin Hüseyin el-Belhî şeklinde vermiştir. Burada yer alan Muhammed isimleri baba ve dedesinin ismi, Belhî ise doğduğu şehir olan Belh’e nispettir. Lakabı Celâleddin’dir. “Efendimiz” anlamındaki “Mevlana” unvanı onu yüceltmek maksadıyla söylenmiştir.

MESNEVİ VE YAZILIŞI

İslâm tasavvufunun en önemli ve en büyük yapıtı kabul edilen Mesnevî-i Manevî (Mesnevî) Hüsamettin Çelebi aracılığıyla yazılmıştır. Bir gün birlikte sohbet ederlerken Çelebi bir konudan yakındı ve “müritler”, dedi, “tasavvuf yolunda bir şeyler öğrenmek için ya Hâkim Senaî’nin Hadika adlı kitabını okuyorlar ya Attâr’ın “İlâhînâme” ‘sini, ve “Mantık-ut-Tayr” ‘ını (Kuş Dili) okuyorlar. Oysa bizim de eğitici bir kitabımız olsaydı herkes bunu okuyacak ve ilâhi gerçekleri ilk elden öğrenecekti.” Hüsamettin Çelebi sözünü bitirirken, Mevlânâ sarığının katları arasından bükülmüş bir kâğıt uzattı genç dostuna; Mesnevî ‘nin ünlü ilk 18 beyti yazılmıştı ve hoca, müridine şöyle diyordu: “Ben başladım, gerisini sen yazarsan ben söylerim.”

Bu çalışma yıllar boyu sürdü. Yapıt, 25.700 beyitten oluşan 6 ciltlik bir bütündü. Tasavvuf öğretisini çeşitli öyküler aracılığıyla anlatıyor, olayları yorumlarken tasavvuf ilkelerini açıklıyordu. Mesnevî bittiği zaman artık epeyce yaşlanmış olan Mevlânâ yorgun düşmüş, ayrıca sağlığı da bozulmuştu.

Mevlana’nın Ölümü

Mevlana ,17 Aralık 1273 Pazar günü vefat etti. O, ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlana ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ağlamamalarını tembihliyordu.

Mevlana’nın Vasiyeti;

Mevlana’nın vasiyeti,

“Size, gizlide ve açıkta Allah’tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.” Sözleridir.

Eserleri

Mesnevî

Büyük Divan “Divan-ı Kebir”

Fihi Ma-Fih “Ne varsa İçindedir”

Mecalis-i Seb’a “Mevlana‘nın 7 vaazı”

Mektubat “Mektuplar”


You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here