İsrail Nasıl Kuruldu ?

0

İslam dünyasının kanayan yarası,Filistin…17. Yüzyıl’dan somut adımlarla planlanan Filistin topraklarında devlet kurma çabası.Filistin,tüm dinler için kutsal sayılan bir şehir.Yahudiler için vadedilmiş toprak,Hristiyan için Hz.İsa’nın çarmıha gerildiği yer,Müslüman için ise ilk kıble…Uzun bir süre İslam toprakları olan Filistin’de İsrail devletinin nasıl kurulduğunu inceleyelim…

Dini bir ideoloji olan Siyonizm;ismini Kudüs’de bulunan “Sion” tepesinden almaktadır.Düşünce olarak Sion tepesine geri dönüşü ifade etmektedir.Filistin dışındaki tüm Yahudileri Arz-ı Mev’ud’da ( Vadedilmiş toprak ) bir araya getirmek,daha sonrasında ise Hz.Süleyman tapınağını Sion tepesine inşa ederek,Yahudileri tüm insanlığa üstün kılma ideali siyonizm olarak adlandırılmaktadır.

Yahudilerin Sion macerası M.S 70 yılında başlasa da, ilk somut adım 17. Yüzyılda atılmıştır.Yahudiler,Sir Henry Finch isimli bir avukata 1621 yılında yazdırdığı ” Calling of the Jews” ( Yahudilerin çağrısı ) isimli kitap,kamuoyu çalışmasının ilk adımı oldu.1695 yılında II.William’dan Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması için yardım talep edildi.18.Yüzyılın başlarında ise İngiltere’nin Yahudilere desteği artmıştır.İngilizlerin,Orta Doğu zenginliklerinden faydalanmak,İslam ülkelerini bölmek fikri cazip geliyordu.Bu fikir Avrupa,Amerika ve Rusya’da yaşayan bir çok Yahudi’nin ilgisini çekti.Yahudiler bir çok kitap yazarak bu fikri benimsedi ve dernekler kurarak bu akımı hızla genişletti.

Londra’da yaşayan Musos Haim Montefiore isminde bir yahudi 1824 yılında Yahudi devlet fikrine kapılarak Filistin’e göç etmiştir.O yıllarda Filistin’de 8000 yahudi yaşamaktadır.Bu kadar az kişiyle devlet kurulamayacağını anlayan Musos 1837 yılında Londra’ya geri dönmüştür.Londra’da bir kitap yazan Musos, Filistin topraklarının bereketli olduğunu anlatmıştır.Bu kitapla birlikte Yahudilerin Filistin’e göç etmesini teşvik etmiştir.

Yahudiler, genç nesillerine Sion davasını aşılarken, genç yahudi talebeler boş durmuyor ve dernekler kuruyorlardı.Bu faaliyetlerin yanı sıra koloni göçleriyle bir Yahudi devleti kurulacağına inanan Yahudi gruplar Filistin’e göç edilmesi için teşvik ediyorlardı.1884 yılında bir Rus Yahudisi olan “Leon Pinsker” başkanlığında Yahudi milli kongresi toplandı.Yahudilerin önde gelenlerinin bazıları Yahudi devletinin Arjantin v.b yerlerde kurulması gerektiğini savunuyordu.Diğer gruplar ise buna davaya ihanet olarak sayılacağını savunuyordu.Bu ayrışmaları davanın önünde engel gören Herzl,her iki taraf içinde büyük tavizler vererek bu grupları bir arada tutmayı başardı.1897 yılında Dünya Siyonist Teşkilatı kuruldu ve başına Herzl geçti.Hedefi gerçekleştirmek için gereken mali desteği karşılamak amacıyla ticari bir şirket kuruldu ve çok uluslu şirketlerin temelleri atılmış oldu.

Herzl,Der Judenstaat ( Yahudi Devleti ) adlı kitabı kaleme almış ve kitapta ” Eğer inanıyorsan o bir masal değildir” diyerek tek çözümün kurulacak bir Yahudi devletinin olduğunu anlatmıştır.Kısa sürede büyük yankı uyandıran bu kitaptan sonra Herzl, sadece yazmak ile olmayacağını anlamıştır.Diplomatik ilişkiler kurmaya başlamıştır.Siyonist Örgütü adı altında bir teşkilat kurulmuştur.Bu örgütün ilk icraatı ise I.Dünya Siyonist Kongresini yapmak olmuştur.Bütün ayrıcalıklı düşünceleri bir çatı altında toplamayı başaran Herzl,İsviçre’nin Basel şehrinde 200 delege ile bu toplantıyı gerçekleştirmiştir.Kongre’den sonra Herzl’in günlüğüne yazdığı durum ise şu şekildedir.

“Bugün Basel’de Yahudi Devleti’ni kurdum. Eğer bugün bunu açıklarsam herkes beni alaya alır. Oysaki beş, fakat hiç şüphesiz elli sene içerisinde herkes bu gerçeği görecektir.”

Herzl,Yahudi kongresinden diplomatik yetki aldıktan sonra II.Abdülhamid ile görüşmeye başlamıştır.Bu görüşmeler sonucu olumsuz sonuçlanınca Avrupaya gitmiş ve Avrupa’da bir kamuoyu oluşturmayı başarmıştır.Hatta öyle ki Yahudi kıyımlarının çok sık görüldüğü Rusya bile Yahudi devleti için tam destek verdiklerini açıklamıştır.Rusya bu kararıyla hem Yahudileri başından defetmeyi hem de Osmanlı’yı iyice karıştıracak olan Yahudi Devleti kurulmasını amaçlamıştır.İngilizler Herzl’e,Arjantin,Kıbrıs ve Uganda gibi yerlerde devlet kurulması teklifinde bulunmuştur.Bu fikir Herzl’in hoşuna gitse de dindar Yahudiler Kudüs olmadan devletin bir işe yaramayacağını söyleyip bu fikri benimsememiştir.Bu durum siyonistlerin bir devlet kurma çabasından daha çok Sion davasının peşinden gittiklerinin bir kanıtıdır.

II.Abdülhamid’den toprak isteyen Herzl’in yaşadığı hüsran herkesin tarih bilgisinde yer almıştır.

Herzl Anadolu’da sahne almak için kendini hazırlamış ve Osmanlı ile diplomasi adımını atmıştır. Tarih 1896’yı gösterdiğinde Herzl gayri resmi bir şekilde II. Abdülhamid’e, “Filistin karşılığında, 20 milyon sterlin ve dış borçların tamamen kapatılması” teklifini sunar. 19 Haziran 1896’da Newlinsk Yıldız Sarayı’ndan döner ve Herzl’a, Abdülhamid’in şu sözlerini aktarır;

“Newlinsky efendi! Eğer Mr. Herzl, senin benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşın ise, ona söyle, bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış toprak dahi satamam. Zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu devleti kanlarını dökerek kazanmış ve yine kanlarıyla sulayıp yeşertmişlerdir. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne’de şehit düşmüşler; bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. Türk devleti bana ait değildir. Ben onun hiçbir parçasını dahi veremem. Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar. Benim devletimin parçalandığı zaman taksim edebilirler. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yaptırmam.”

Bu sözler Herzl’ı yıpratır ve sarsar. Fakat içindeki Filistin aşkı daha da alevlenir. Birkaç girişim daha yapıldıysa da neticesiz kalınmıştır. Üstelik bu teklifler, her seferinde daha cazip kılınmaya çalışılmış ve yapılacak para yardımının yanı sıra, Avrupa medyasında süregelen ‘Ermeni sorunu’ baskısının, Osmanlı lehine çevrilmesi vaat edilmiştir.

Herzl, bu girişimlerin ardından hatıra defterine şöyle not düşmüştür;

“Sultanın bu sert ve doğru sözleri beni hayli sarstı. Bir dönem bütün ümitlerimi kırdı. Mamafih bu parçalanmaya giden karşı koymada, trajik bir güzellik var. Pasif mukavemet şeklinde de olsa mücadele edeceğiz.”

Sultan Abdülhamid’in, Siyonistlerin girişimi sırasında yaptığı en stratejik hamle, Filistin topraklarını sarayın dolayısı ile hanedanın malı yapması ve Filistin’e giden Yahudilere, hangi milletten olursa olsun kırmızı pasaport zorunluluğunu getirmesidir. Böylelikle Devletin dağılması söz konusu olsa bile, bu toprakların Yahudilerin eline geçmesi güçleşecektir.

16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır.1915 yılında Arabistan Yarımadası’nı ele geçiren İngiltere, Osmanlı’ya karşı ayaklanan Şerif Hüseyin’i destekleyerek Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendisine bağımlı bir Arap devleti kuracaktı. Mekke Şerifi Hüseyin ile Mısır’daki İngiliz Yüksek Komutanı McMahon arasında böyle bir antlaşma gizli olarak imzalanmıştır. Fransa böyle bir plana karşı çıkıp İngiltere’ye baskı yaparak yeni bir antlaşma yapılmasını istemiştir. Rusya’nın onayıyla anlaşma imzalanmıştır. Fakat 1917 devriminden sonra Rusya antlaşmadan vazgeçmiş, Lenin gizli olan bu anlaşmayı dünya kamuoyuna açıklamıştır. Bu gizli anlaşmanın açığa çıkması ve geçerliliğini yitirmesinin ardından, İsrail’in kurulacağını, (İngilizlerin düşüncesine göre kurulması gerektiğini) açıkça beyan eden bir deklarasyon yayınlanır.

Lord Arthur Balfour, 2 Kasım 1917 tarihinde uluslararası Siyonist hereketin liderlerinden olan Lord Rothschild’e bir mektup göndererek, Filistin topraklarında bir Musevi devleti kurulması konusunda İngiliz hükümetinin destek vereceğini bildirmiştir. Bu mektup ve bunun ardından gelişecek olan olaylar, dünya Siyonist kesimin desteğinin İtilaf devletleri yönüne çekilmesinde önemli rol oynamıştır. Ayrıca ABD tarafından da desteklenmiştir. Amerika, Orta Doğu ‘da bir Musevi devletinin bulunmasının, Orta Doğu politikaları için sağlam bir dayanak oluşturacağını kavramıştır. Söz konusu deklarasyon, Orta Doğu’da bir İsrail Devletinin kurulmasına giden sürecin, önemli bir kilometre taşıdır.Yahudiler,Balfour deklerasyonundan sonra Filistin’e büyük kitleler halinde göç etmeye başlamışlardır.

Osmanlı sınırları içerisinde bulunan Filistin’de bir devlet kurulmak istenmesi,elbetteki Osmanlı devletinin diplomasi trafiğinin içinde olmasının gerektiği biliniyordu.Osmanlı Devletinin toprak vermemesi diplomasi trafiğini durdurmuştu.Yahudi Derneklerinin bir araya gelerek aldığı karar ise Sultan’ın değil,Devletin değişmesi kararı olacaktı.Bütün başarılı diploması hareketi Osmanlı Devletin’de takıldıktan sonra;Herzl’in günlüğüne yazdığı not şöyledir:

“Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı’nın dağılmasını beklemeliyiz.”

Yahudiler 2.Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında da Filistin’de bir devlet kurma isteğine devam etti.2.Dünya Savaşının sonrasında da Filistin’deki Yahudiler girişime başladı.Bu arada Filistin’de bağımsız Arap devleti kurulması çabası içindeydi.Arap devletleri de bu durumu destekliyordu.Bu durumdan dolayı 20 Ekim 1945’de Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan, Filistin topraklarında devlet kurmak isteyen Yahudilere karşı Arap Cemiyeti’ni kurdu.İngiltere’nin Yahudileri desteklemesine karşı Almanya ve İtalya’da Arapları desteklemekteydi.İngiltere,ABD’ninde desteğini alarak bu konuyu BM’e ( Birleşmiş Milletler ) taşıdı.BM çıkan karar sonucunda;Filistin’in Arap ve Yahudi arasında paylaşılmasına Kudüs’e tarafsız bir statü verilmesine karar verildi.14 Mayıs 1948’de İngilizlerin manda himayesini tek taraflı kaldırdığını açıkladıktan sonra aynı gün İsrail devletinin kurulduğu açıklaması yapılmıştır.

 

Siyonist akımını hızlandıran sebepler arasında Rusya’daki ve II.Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası’nın yaptığı Yahudi kırımlardır.Siyonist hareketlerin artması ve Yahudilerin ârz-ı mev’ud’a kavuşma hırslarının alevlenmesi sırasında, Milliyetçilik akımının Fransız İhtilali ile ortaya çıkarak, Siyonist emellerin ekmeğine yağ sürmesinin tesadüf olmadığına inananlardanım.Bu olaylar silsilesini kronolojik olarak incelediğimizde,Siyonizm düşüncesinin hep işine yaradığı görülmektedir.Siyonistler dünyanın neresinde olursa olsun,Sion davası uğruna ellerinden geleni artlarına koymamışlardır.

Hayal ettiği İsrail devleti, Herzl’in ölümünden 44 yıl sonra  14 Mayıs 1948’de kurulmuştur. Ama sonraki yıllarda yaşananlar onun sadece İsrail devletinin değil, aynı zamanda günümüze kadar devam edecek şiddet ortamının da mimarı olduğunu gösterir.Devlet kurma hayalindeki bir topluluğun günümüzde müslüman topluluğa yaptığı zulüm aşikardır.Nihayetinde bu devlet kurulmuş fakat Orta Doğu’da kan ve gözyaşı hakim olmuştur.Bir halkın geleceği için kurduğu hayaller şu anda başka bir halkın umutsuzluğu ve hüsranıdır.

 

 

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here