İslamda Çok Eşlilik Üzerine Bir Değerlendirme

0
50
Ayetler genel manada kadınların haklarını müdafaa etmekte erkeğe birtakım sorumluluklar yüklemektedir bunlardan bazıları şunlardır..

İslam Aile prensipleri içerisinde en fazla eleştiri alanı çok evliliktir. Kimi zaman kadını küçük düşürme olarak yorumlanmış. Bazı kimseler tarafından İslam karalanmak için kullanılmış olan bu hüküm aslında İman ile aşılması gereken bir mevzudur. Esası teslimiyettir, Allah buyurmuşsa kabul edilmiştir hikmeti ve uygulanışı ise ikinci plandadır.

Bu mevzuyu İslam haricindeki grupların dile getirerek olumsuz bir yargıya varmalarını yadırgamak dahi mümkünken, İslam dairesindeki kimi çevrelerin çok evliliği kadını aşağılama olarak nitelendirmesi ise vahim bir hata ve üzücü bir gerçektir. Hazreti Muhammed (ﷺ ) başta olmak üzere Hazreti Ömer, Hazreti Ebubekir, Hazreti Ali, Hazreti Hasan ve daha nice sahabenin yaptığı çok evlilik dahi bunun kötü olmadığının bir göstergesidir fakat kadınları sadece evlilik merkezli değerlendirmek yanlıştır. Allah izin vermiş ise kimin bir söz söylemeye hakkı vardır ki?..

 

Peki Allah çokca evliliği emretmiş midir? 

Bu sorunun cevabı Nisa Suresi 3. ayetten açıkça anlaşılmaktadır.

 

“Yetim kızlar hakkında adâleti sağlamaktan korkarsanız uygun gördüğünüz diğer kadınlardan iki, üç ve dörder olmak üzere nikah ediniz. Bunlar arasında adaleti sağlayamayacak olursanız o zaman bir kadın veyahut sahip olduğunuz bir cariye ile iktifa ediniz. Bu şekilde adaletten sapmamağa daha yakın olursunuz.”

Ayette ki ifade yön belirlemedir. Yapılacak çok evliliğin düzenlenmesine yöneliktir ve aynı zamanda bir sınırlamadır, yani anlaşılması gereken şudur; çok evliliği arzulayan ve eşleri buna müsade eden bir kişinin evlilikleri 4’ü geçmemelidir.

Nisa Suresi 129 Ayette;

“Ne kadar gayret ederseniz edin kadınlar arasında adalete güç yetiremezsiniz. Binaenaleyh, birine büsbütün meyledip diğerini askıya alınmış gibi bırakmayınız. Eğer nefsinizi ıslah eder, Allah’tan korkup haksızlıktan sakınırsanız; hiç şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”

ifadeleride Ayetin düzenlemeye yönelik olduğunun delilidir.

Rahman ve Rahim olan Rabbimiz’in Nisa Suresi 3. ve 129. ayette vurguladığı “adalet” kavramı üzerinde de düşünüldüğü zaman bu evlilik sayısının bir emir değil aksine düzenleme olduğu anlaşılacaktır.

Ayetler genel manada kadınların haklarını müdafaa etmekte erkeğe birtakım sorumluluklar yüklemektedir bunlardan bazıları şunlardır:

Ayet erkeğe;  Birden fazla (dörde kadar) evlenen erkeklere de eşleri arasında “adaleti temin etme” vazifesi yüklenmiştir.

Savaş ve benzeri, erkeklerin toplu bir şekilde yok edildiği hallerde kadınların erkeklerin gözetiminde olmalarını nikah ile helal dairede muhafaza etmesi ise bir başka hikmet olarak görülebilir. Bunun tarihteki en güzel misali, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’da yaşanmıştır.

Bir başka hikmeti ise şuan günümüzde çok fazla görülen yasak ilişkilere karşı koruyucu tedbir olmasıdır. Malumdur ki kimi kadınlar eşlerinin gayrimeşru ilişkilerini görmezden gelerek onları kaybetmeme gayretindedirler. Bu tür durumlarda gayrimeşruluk zemininden ziyade meşru olarak evlilik bir alternatif oluştursun diye çok evliliğe kısmi bir izin verilmiştir. Bu ve bunun gibi birçok farklı hikmeti var olan bu ayetlerin emir değil ruhsat olduğu unutulmamalıdır. Zaten İslam kadını kuma alan yada kuma olan bir cinsel meta olarak görmemektedir kendisine karşı nikah zorunluluğu, miras vb hakları tanıması bunun en güzel örneğidir. Kadının, Erkeğin birden fazla evlenme hakkını kullanması, kadının nikâh esnasında ileri süreceği şartla kısıtlanabilir veyahut Hazreti Fatıma’nın Hazreti Ali’nin ikinci evliliğine karşı gelmesi ve Hazreti Fatıma’nın tavrının üzerine Hazreti Muhammed (ﷺ )’inde Hazreti Fatıma’nın rızasının olmamasına binaen Hazreti Ali’ye, kızı Fatıma’yı boşadıktan sonra evlenmesi veyahut evlenmemesini söylemesi’de  kadının rızasının önemli olduğunun delilidir.  Fakat çokca yapılan bir hatadır ki bu bahsi geçen olay delil gösterilerek çok evlilik küçümsenmekte Hazreti Muhammed (ﷺ )’inde karşı çıkıp hoş görmediği gibi sonuçlara varılmakta ve hatta Allah’ın da  hoş görmediği bir durum olarak nitelenmektedir; ama bu yorum yanlıştır delili ayettir, Hazreti Muhammed (ﷺ )’in yaşantısıdır ve bu olay gerçekleştikten sonrada Hazreti Ali’nin Hazreti Fatıma’nın vefatından sonra çok evlilik yapmış olmasıdır. Bu durumun kadının kabul etmeme hakkının olduğunun bir göstergesi ve kendi içinde özel hikmetlerinin bulunduğunu kabul etmek en doğru olanıdır.  Kadının evliliğe razı olması durumunda ise kimseye söz söylemek düşmemektedir.

Bütün bu şartlar göz önünde bulundurulduğunda, İslâm’ın hayatın her safhasını ve her türlü durumu düşünerek böyle bir şeye izin vermesi anlaşılabilir. O sadece sağlıklı olanların değil, yaşlı ve güçsüzlerin de dinidir. O sadece rahatlık anlarının değil, zor zamanların da dinidir. O sadece erkeğin değil, gözetilmesi gereken bütün haklarını koruduğu kadının da dinidir. Âilenin sebepsiz yere yıkılmasına, çoluk çocuğun sefâlet ve felâkete düşmesine göz yumamayacak kadar ferdi ve toplumu düşünen, insanlığın iffetini ve haysiyetini koruyan yegâne dindir.

 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here