İslam Kaynakları Açısından Ay’ın Yarılması Mucizesi

0
Tirmizî ve ibn Hanbel'de yer alan Cübeyr b. Mut'im'in rivâyeti şu şekildedir: "Müşrikler bu mucizeyi gördükten sonra Muhammed bizi büyüledi, fakat herkesi ....

Daha önce Ay’ın yarılması mucizesinin bazı yönleri ve yöneltilen eleştiriler konusunda bir yazı yazmıştık, inşaAllah şimdi ise mucizenin dini yönünü aktaracağım.

 

Kainatın her zerresi Hz. Peygamber’in nübüvetini tasdik eden birer delildir. Yer ve gök, ay ve güneş, her şey onun risaletini teyid eder.
Kıyametin alâmetlerinden biri ayın ikiye bölünmesidir. Bu alâmet Hz. Peygamber tarafindan gösterilmiştir. Kur’ân: Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.” buyurur. (el-Kamer, 54/1-2)
Bazı Müslüman bilginler, bu mucizenin Peygamberimiz zamanında gerçekleşmediğini, kıyametin kopmasıyla ilgili bir alâmet olduğunu söylerler. Bunu kabul etmek için “Kıyamet yaklaştı ve ayyarıldı.” âyetindeki geçmiş zaman fiillerinin gelecek zamanı ifade ettiğini söylemek gerekir ki, bu doğru değildir. İkincisi, ayın yarılmasının kıyamet alâmetlerinden biri olduğunu söyleyecek ve bunun gelecekte meydana geleceğini kabul edecek olursak, kıyametin Yaklaştığı ve ayın yarıldığı söylendikten sonra müşriklerin her mucize gördüklerinde ona “büyü” dediklerini ifade eden âyeti nasıl yorumlayacağız? Kıyamet gününde ayın ikiye bölünmesini inkâr etmek pek manasız olur. Ona o zaman artık “Bu bir büyüdür.” denmez. Zaten bu mucizenin gerçekleştiğini gösteren o kadar güçlü rivâyetler vardır ki bunlar dikkate alındığında bu olayı inkâra imkan kalmaz.

Ay’ın yarılması (şakk-ı kamer) hadisesi Buhârî, Müslim, Tirmizî; İbn Hanbel, Hâkim, Tayâlisî, Beyhakî, Ebû Nuaym gibi muhaddisler tarafından kaydedilmiştir. Bu hadisenin ravileri ashabtan Abdullah b. Mesud, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Enes b. Mâlik, Cübeyr b. Mut’im, Ali b. Ebû Talib, Huzeyfe b. el-Yemân’dır.2 Abdullah b. Mesud bu hadiseyi bizzat görmüş ve onu nakletmiştir. Buhârî ile Müslim onun rivâyetini aktarırlar. Abdullah b. Mesud diyor ki: “Biz Peygamber’le birlikte Mina’dayken ay yarıldı. Hz. Peygamber bize Şahit olunuz!’, dedi. Bir grup da dağa doğru gitti.”  Buhârî ve Müslim’in diğer bir rivâyetine göre “Ay, Resûlullah zamanında iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın bir tarafında, diğer parçası dağın diğer tarafındaydl. Resûlullah da bize Şahit olunuz!’ dedi.”  Enes b. Mâlik’e göre: “Mekke halkı, Hz. Peygamber’in kendilerine bir mucize göstermesini istediler. Peygamber onlara ayın yarılmasını gösterdi. Ay iki parçaya ayrılmış, Hira Dağı ayın iki parçası arasından görünmüştü.”  Müslim’de şu rivâyet vardır: “Mekke halkı, Peygamber’in kendilerine bir mucize getirmesini istedi. Peygamber de onlara ayı iki parça gösterdi.” Tirmizî’deki rivâyet şu şekildedir: “Mekke halkı Peygamber’den bir mucize istediler. Ay Mekke’de iki parçaya ayrıldı. Bunun üzerine “Kıyamet yaklaştı, ay yarıldı.” âyeti nazil oldu.

Tirmizî ve ibn Hanbel’de yer alan Cübeyr b. Mut’im’in rivâyeti şu şekildedir: “Müşrikler bu mucizeyi gördükten sonra Muhammed bizi büyüledi, fakat herkesi büyüleyemez’, dediler.”

Ebû Dâvud, Tayâlisî ve Beyhakî’nii anlattığına göre müşrikler şunları söylemişlerdir: “Muhammed bütün dünyayı büyüleyemez, dışardan gelecek yolcuların bu olay hakında ne diyeceklerini dinleyelim. Bunun üzerine en uzak yerlerden gelen yolculara ne gördüklerini sormuşlar; onlar da Mekkeliler’in gördüklerini görmüşlerdi.”

Bu olayın aklen mümkün olup olmadığı meselesi önemli tartışmalara neden olmuştur. Filozoflara göre, gök cisimlerinin bölünmesi, sonra yeniden birleşmesi mümkün değildir. Dolayısıyla bu mucizesinin gerçekleşmesi imkansızdır. Kelamcılar ise bunun aksini iddia etmişlerdir. Doğa bilimciler yer ve gök hakkındaki bütün eski bilgileri değiştirdiklerinden bu eski tartışmaların hepsi de sonuçsuz kalmıştır. Artık her gün gökte meydana gelen çarpışmalardan, bazı cisimlerin parçalanmasından bahsedilmekte ve bu gibi olayların sürekli gerçekleştiği hatta dünyanın, güneşin, ay ve yıldızların daha büyük bir parçadan koparak meydana geldiği anlatılmaktadır

Bu mucizenin gerçekleşmediğini iddia eden misyonerler buna kanıt olarak ayın yarılmasının dünyanın değişik yerlerinde görülmediğini ileri sürerler. Onlara göre eğer böyle bir hadise olsaydı tarihler bundan bahsederdi, Bu iddialara karşı şunlar söylenebilir:

Bu olayın bam memleketlerde görülmemiş olduğu iddiasını kabul etmiyoruz. Görülmüş olmasına rağmen başka memleketler tarafından kaydedilmemiş olmasına gelince bu da önemli bir şey değildir. Çünkü başka memleket tarihçileri tarafından kaydedilmeyen her şeyi kabul etmeyecek olursak diğer tarihçilerin kaydetmediği Hindu savaşlarını, ya da Hz. İsa’nın mucizelerini de kabul etmememiz gerekir. Halbuki Suriye ve Mısır’dan Mekke’ye gelen yolcuların ayın ikiye yarılması mucizesini gördükleri tarih kitaplarında yazılıdır.

O dönem gözlemcilerinin ayın yarılması olayını kaydetmedikleri meselesine gelince buna da şu cevap veriliyor:

Bu olay insanların istirahate çekildikleri gece vakti gerçekleşmiştir. Fakat uyanık olanlar ve göğe bakanlar bunu herhalde görmüşlerdir. İhtimal ki bunların çoğu ümmi oldukları için bu olayı kaydetmemişler, içlerinde bunu kaydetmiş olanlar bulunduysa da onların kayıtları kaybolmuştur. Zaten göklerde meydana gelen bütün hadiselerin tam olarak kaydedildiği söylenebilir mi? Sonra bunların kaydedilmemiş olması bu olayların gerçekleşmediği anlamına gelebilir mi? Hristiyanların kitabı, Hz. İsa’nın zamanında bir yıldız doğduğunu, ölümünde de ortalığın üç saat kapkaranlık kaldığını söylüyor. Acaba bu hadiseler, herhangi bir astronomi ya da tarih kitabında kayıtlı mıdır? Astronomiyle ilgili bir nokta da dünya ile gök cisimleri arasındaki doğuş ve batış mesafeleridir. Bu mesafeler özellikle ayda belirgindir. Ay bir yerde batarken başka bir yerde doğar. Ay tutulması bir yerde görülürken bir yerde görülmez. Dolayısıyla ayın yarılması olayının her yerde görülmemesi onun meydana gelmediğine delil olamaz. Gök cisimleriyle ilgili bazı gözlemleri, başka milletlerin kitaplarında görmüyoruz. Onların bir yerde kayıtlı olup bir yerde olmaması bunların doğruluğuna şüphe getirmez.
Bazı kelamcılar, örneğin Şah Veliyyullah ayın iki parçaya ayrılmadığını, fakat öyle görüldüğünü söyler. İmam Gazzâli’de bu düşünceyi kabul etmiş gibidir. Çünkü Enes’in hadisinde şöyle söyleniyor:

“Mekke halkı Peygamber’in kendilerine bir mucize getirmesini istediler. O da onlara ayı iki parça halinde gösterdi.”

Bütün bu noktaları aktardıktan sonra daha basit bir noktaya da açıklık getirip bu konuyu kapatacağız:
Ayın yarılması Mekkeliler’in talebi üzerine gösterilen bir mucizeydi. Sahih hadislerin ifadesine göre Mekkeliler, ayı iki parçaya bölünmüş gördüler. Ancak ayın gerçekten ikiye mi bölündüğü yoksa Mekkeliler’in mi onu öyle gördüğü meselesi bizim için o kadar önemli değildir. Mekkeliler’e ayı iki parça gösteren ilâhî güç isterse ikiye de böler. Bu mucizeden maksat, Mekkeliler’e Peygamber’in nübüvvetini göstermek olduğu için başkalarının bu olayı görüp görmemeleri önemli değildir. Başkalarının bu olayı görmemesi onun gerçekleşmediğini göstermez. Bu olayın başka yerlerde görülmemesi, ilâhî bir hikmetin gereğidir. Çünkü bu Olay başka yerlerde görülmüş olsaydı, sıradan bir şeymiş gibi kabul edilirdi. Nitekim coğrafya ile doğa tarihi kitaplarında buna benzer birçok olay vardır. Oysa bu mucize Mekkeliler’e gösterilmiş ve Onların şehir içinde bulunanlarıyla Yolculuk yapanları tarafından görülmüştür.

 

Diğer yazımıza aşağıdan ulaşabilirsiniz:

Bilimsel ve Dini Yönleriyle Ay’ın Yarılması/Şakk-ı Kamer Mucizesi

 

 

 

Kaynak: Hz. Muhammed’in Mucizeleri/İmam Şibli/ Timaş Yayınları

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here