İnsanın Yaratılış Gayesi

0

“İnsanlar: düşünmek, sevmek ve inanmak için dünyaya gelmiştir.” 

(J.J Rouseau)

Tüm insanların bu dünya’ya birer geliş amaçları vardır. Kimileri, yaşadıkları boyunca bu gayeleri çabucak fark ederken, kimileri ise soğuk toprağın altına girene dek bu gayelerini bulma umuduyla boşluk içerisinde sürünüp giderler. Ama hepimiz aynıyızdır aslında. Hepimizin aynı şeylere ihtiyacı vardır. Hepimizin, birbirimize ihtiyacı vardır. 

Kime sorarsak soralım herkesin dinlenmeye ihtiyacı vardır mesela. Biraz kendiyle ve sevdikleriyle ilgilenmeye ve onlara zaman ayırmaya ihtiyacı vardır. Ama kimsenin buna zamanı yoktur. Sadece herkesin ihtiyacı vardır işte. Kime sormaya kalksak kimse bir şeyleri yetiştiremiyor’dur. Kimseye yedi saat uyku yetmiyordur. Kimse çalışarak para kazanmak veya çalışarak bir şeyler elde etmek istemiyordur.

Biz insanlar doğası ve yaratılışı gereği düşünebilen ve üretebilen varlıklarız. Günlük hayatımızda bu gibi karşılaştığımız sorunların üstesinden; düşünebildiğimiz ve üretebildiğimiz için geliriz. Düşünmek, insanı üstün kıldığı gibi aynı zamanda sorumlu da kılar. İnsan, düşünebildiği için sorunların gerçekten de sorun olduğunun farkına varır. Bu yüzden de karşılaştığı sorunlara çözüm aramaya ve aradığı çözümlerin sorunun ne kadar üstesinden gelebileceğini saptamaya çalışır. İnsan dışındaki bütün canlılar sadece içgüdüleriyle hareket ettiğinden ve bunun bilincinde olmadıklarından dolayı karşılaştıkları sorunları bilmezler. Bu sorunlar onlar için bir şey ifade etmediği gibi düşünemediklerin’den de üretici değildirler. İnsanlar da işte bu yüzden buluş yapar. Çünkü karşılaştıkları sorunların üstesinden gelebilmek için bu buluşlara ihtiyaç duyarlar.

Ayrıca , tüm yaşantısı boyunca en çok da sevgiye ve sevmeye ihtiyaç duyar. Bu yüzden evlenir ve hayatına belirli bir yön vermeye çalışır. Birbirine ihtiyaç duyan insanların değer görmek için de birbirlerine ihtiyaçları vardır. Sevdiğin kişiden değer gördüğünü hissetmek ve bilmek, insanı mutlu yapar. Ve insanlar da mutlu oldukları şeyin peşinden giderler. Sevmek ve sevilmek, insanlar arasında kabul görülen ve insan olduğunuzu en çok hissettiren duygulardır. Bu nedenle de insanlar severler: sevilirler. Çünkü topluma ayak uydurmanın en kolay yoludur bu. İnanmak da öyledir. Diğer her şey gibi birer ihtiyaç ve birer istektir.

İnsanlar sevdiklerine inanır. Ailelerine inanır. Onu ve tüm bu evreni yaratan bir Tanrı’nın olduğuna da inanır. Söylenen her yalan söze dahi inanır. Çünkü bunu ister. Buna ihtiyaç duyar. Topluma ayak uydurmak ve sevdiklerine gerçekten de güvendiği için yapar bunu. Bazen de cevaplayamadığı veya korktuğu soruları, sorunları açıklayamadığı için inanır. Düşündüğü için inanır. Ve sevdiği için.

Buna ihtiyaç duyduğu için.

İnsanoğlu asırlar, yüzyıllar geçse bile bu istek ve ihtiyaçlarını bir sonraki nesle aktararak yaşamını sürdürüyor. Zaman değişiyor. Dünyamız ve her gün aynaya baktığımız o tanıdık sima değişiyor. Ama biz gerçekte yine aynıyız. Hepimizin aynı şeylere ihtiyacı var.

Hepimizin, birbirimize ihtiyacı var.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here