“İnsanı Yaşat Ki Devlet Yaşasın!” Polis Teşkilatının 173. Yıl Dönümü

0

, şehit haberleri, kan, bomba, yitirilen onca can, yetim kalan çocuklar, ardında bırakılan sağ cenazeler… Ne uğruna peki, hangi aşk için bu kadar büyük bir bedel ödenir? Cevabı yine bu coğrafyanın topraklarında değil mi? Vatan, millet, bayrak, namus, toplumun güvenliği, toplumun menfaati, toplumun huzuru… Evet cevabı sadece toplum, özelinde ise her birey. Bu coğrafyada nefes alan, bu ülkenin vatandaşı olsun olmasın, Türkiye’de bulunan her ferdin güvenliğinin teminatını canı pahasına üzerine alan ulu insanlar. Duyar gibiyim cevapları… Polis! Her harfinde milyonların canı var, görünümden ibaret değil varlığı. Senin bayrak altındaki gölgen var o kelimede, çocuğunun geleceği, milletinin istikbali var o kelimede. Daha da derine inecek olursak her harfinde senin ecdadının kanı var! Yüzeysel olarak kalmasın tabi, gelin birlikte detaylıca inceleyelim.

1) Polis Teşkilatının Kuruluşu

Dünyadaki gelişmelere paralel olarak Osmanlı İmparatorluğu’da gerek artan suç oranlarını kontrol altına almak gerekse ulusal güvenliği modernite ile harmanlamak amacıyla mevcut zabıta teşkilatı üzerinde köklü değişikliğe gitti.
10 Nisan 1845 tarihinde yayınlanan ve elçilik görevlilerine gönderilen 17 maddelik “Polis Nizamnamesi” ile ilk defa “polis” adıyla dünya devletlerindeki benzeri polis teşkilatı kuruldu. Teftiş Memurluğu adıyla kurulan bu birim Tophane Müşirliğine bağlandı. Polis Nizamnamesinin yayımını ve polis adı verilen zabıta örgütünün kuruluşunu izleyerek, zabıta hizmetlerindeki karışık yönetimi önleme ve birleştirme amacı ile 1846 yılında “Zabtiye Müşirliği” kuruldu. Elbette gelişen zaman içerisinde mesleki zorunluluklar, katılım şartları olgunlaştı. Ve bugün ki “Polis” olgusunun ilk temelleri atıldı.

Zaman içerisinde farklı kurumların himayesi altında görev icra eden polisliğin günümüzdeki temeli “Cumhuriyet” ile atıldı. TBMM’nin kuruluşundan iki sonra bu günkü Emniyet Genel Müdürlüğünün temelleri atıldı. Böylelikle, iki yıl müddetle biri İstanbul’da, biri de Ankara’da olmak üzere iki ayrı ama aslında aynı görevi üstlenen iki başlı teşkilat, tek bir teşkilat olarak görev yapmaya başladı. Sonuç olarak, savaş döneminde görev alanı İstanbul ile sınırlı kalan Emniyet Umumiye Müdüriyeti, 1922 tarihinde savaşın kazanılması sonucu Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara’da kurulan Emniyet Genel Müdürlüğü ile birleşti.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Osmanlı devlet yönetimi tüm kurumlarıyla sahnesinden çekildi. Bu bağlamda, İstanbul’da bulunan Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti de işlevini tamamladığından onun yerini Ankara’da kurulan Emniyet Genel Müdürlüğü aldı. Bu yeni kuruluşun kadrosu zamanın şartları doğrultusunda yetersizdi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Ankara’da kurulan Emniyet Genel Müdürlüğü süratle kuruluşunu ikmal ederek, ülkenin asayiş ve güvenliğini sağlamada başarı gösterdi. Ve bu başarıların getirilerine binaen her geçen gün toplumdaki yerini daha da sağlam temelleri üzerine icra etti. Ta ki bu zamana kadar; Bugün Polislik Teşkilatının kuruluşunun 173. yıl dönümü.. Evet uzun bir zaman dilimi. Hatta ince düşünecek olursak, binlerce ay yıldızlının vatan toprağı için her türden problemle karşılaşacağı uzun bir zaman dilimi. Ülke içi asayişin ne kadar önem arz ettiğini çok yakın tarihlerde milletçe gördük yaşadık. En ufak bir dikkatsizliğin hangi türden bedellere sebebiyet verdiğine hepimiz şahit olduk. O yüzdendir ki önce ülke içi asayişe önem vermeliyiz. Çünkü senin memleketin yangınken sen başka milletlere su olamazsın. Bunun bilincinde olarak ifade ediyorum bunları.

2) Türk Polis Teşkilatı Arması ve Yıldızının Anlamı

Türk Polisinin kimlik kartında, üniformasının sol göğsünde (kalbinin tam üzerinde), şapkasında, hizmet binasında ve görev aracında bulunan armasının üzerinde ay-yıldız, 54 şualı ve 8 köşeli yıldız, defne dalı, çift başlı kartal şeklindeki figürler bulunmakta ve her biri ayrı bir anlam ifade etmektedir.

Her bir ahlaki(etik) değer, bir şua ile simgelenmiştir. Toplam 54 ilke ya da ahlaki değer, 8 ana kural altında toplanmıştır. Ay yıldız, defne dalı ve çift başlı kartal figürlerinden oluşan Türk Polis Teşkilatı’nın arması; hürriyet, bağımsızlık, güç, kudret, başarı, ün, şan, şöhret ve kahramanlık gibi anlamların tamamını ifade etmektedir. Bu figürlerin her biri ayrı değerleri simgelemekte ve tarihi bilgi içermektedir.

Defne Dalı: Yıldızın etrafını sarmaktadır. Başarı, ün, şan, şöhret, kahramanlık, erdem ve görkemi temsil eder.

Çift Başlı Kartal: Amblemin alt bölümündedir. Kartal, ululuk ve yükseklik timsalidir. Selçuklu ’nin (1040-1157) simgesi olup, kartalın başlarından biri doğuya, diğeri batıya bakmaktadır. Türklüğün ülküsünü, doğu-batı hakimiyetini, ve geçmişten geleceğe ebedi varoluşunu ifade eder. Ayrıca, bin yıldır bu topraklara hükmetme, güç, kudret ve bağımsızlık anlamlarına da gelmektedir.

Ay-Yıldız: Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bayrağını, vatanı savunmayı, uğrunda şehit olmayı, Türklüğü ve bu sonsuza dek sürecek anlamlarını ifade etmektedir. Türk Polisi, bayrağını başının ve kalbinin üzerinde taşır.

54 Şualı ve 8 Köşeli Yıldız: Türk Polis Teşkilatı armasındaki “Sekiz Köşeli Yıldız”, Aydınlık ve güneşi, güneşte devletin büyüklüğünü ifade etmektedir. İlk defa Sultan Abdülaziz (1861-1876) tarafından “Nişan-ı Osmani Şemsesi” adıyla, devlet hizmetinde üstün başarıları görülen kişilere iftihar ve imtiyaz olarak verilen bir madalyadan esinlenerek alınmıştır. Bu “Sekiz Köşeli Yıldız” daha sonra Türk polisinin amblemi olmuştur. Bu şekilde her Polis görevlisinin temsil ettiği meslek mensubu olarak, devlet hizmetinde üstün muvaffakiyet gösterecek fertler oldukları ifade edilmiştir.

54 İlke ya da Ahlaki(etik) Değer: Türk milletinin milli karakterini ifade eden değerlerdir.

8 Ana kural: 1-Atatürkçülük, 2-Yurt sevgisi, 3-Tarafsız, 4-Bilgili, 5-Cumhuriyetçi, 6-Bayrağa saygılı, 7-Millet sevgisi, 8-Üniformaya saygı.

Kalbinin üzerinde böyle şerefli anlamlar taşıyan insanların korumasındayız biz, aksi mümkün mü? Türk olmak, Türkiye olmak bu değil midir zaten? Oğlunun/kızının naaşı karşında iken bir babanın içi kan ağlıyorken bile dimdik durarak “Vatan Sağ Olsun!” diyebilmesi değil midir Türk olmak? Dünyada bu kadar şerefli bir toplum daha var mı, bizim milletimizden başka? Buna ufak bir örnek için bir şey paylaşacağım sizlerle. Şehit düşen polis memuru Ahmet Alp Taşdemir’in babasının sözlerine kulak verelim birlikte:

Baba Taşdemir: “Bu ezan ve bayrak, necip milletin omuzunda yücelmeye devam edecek. Benim oğlum peygamberlerin yanında olan şehadet makamına ulaştı. Doğduğunda Rabbim bizi şereflendirmişti, şehit olarak ölümüyle de yine şereflendirdi. Bunun için ben Rabbimin hükmüne boyun eğdim. Hiç şikayetim yok. Rabbimizden gelen başım gözüm üstüne. Bizim ümmetimiz, milletimiz, vatanımız sağ olsun. Allah bu millete zeval vermesin. Siyonistlerle, kafirlerle, haçlılarla cihat ederken benim oğlum şehit oldu, bundan şeref duyuyorum. Elhamdülillah Rabbim bize böyle bir makamı lütfetti. Şeref duyuyorum.”

İşte biz bu ecdadı bu ezanı böyle insanların omzunda yükselttik semaya. Metaneti ile göz dolduran şehit babalarının, annelerinin, eşlerinin bu aşkı ile.. O yüzden Kutlu olsun 173. Yıl dönümü, kutlu olsun şeref icra eden milletin torunları..

3) Polis’in Toplumsal Önemi

Her gün hızlı kentleşme, artan nüfus, gelişen ve çeşitlenen teknoloji, suç sayılan eylem ve davranışları çoğaltmakta, daha karmaşık hale getirmektedir. Ülkemizin geçirdiği bu toplumsal değişime ek olarak ekonomik krizler, küresel terör grupları, kamu güvenliğimize yönelik tehditleri giderek artmaktadır. Ve bu tehditlere karşı en önemli güvencemizin Türk polisleri olduğunu bilmeliyiz.

Gittikçe kalabalıklaşan şehirlerimizde yaşamanın en önemlisi güvenli yaşayabilmektir. Sokak korkusu olmadan aileler eşleriyle, çocuklarıyla, arkadaş ve dostlarıyla gezebilmeli, komşularına gidip-gelebilmeli. Bu güvenli yaşamın polis teşkilatımıza bağlı olduğunu unutmayalım.

Toplumda polisimizin yeri;

Var oluşlarının tek gayesini asayiş olarak düşünmek, düşebileceğimiz en büyük yanılgı olur. Polislerimiz aynı zamanda eğitimcilerdir. Nasıl ki öğretmenler öğrencilerin eğitiminden sorumludurlar Bu vatana kaliteli insan yetiştirmek için çalışırlarsa, polislerde toplum içinde ki suçluları yakalamak, adalete teslim etmek, gerekirse eğitmek, yönlendirmek, yetiştirmek, topluma onları kazandırmak için görev yaparlar. Ayrıca çocuklara sahip çıkma, kötü arkadaş ve çevreden uzak tutmak, onları eğitmek, iyi yetişmelerini takip etmek görevini de üstlenmişlerdir. Yani polis hayattır. Hayatı mümkün kılandır. O yüzdendir ki toplum olarak bu bilinci hep taze tutmak, ve onların yanında olmak zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti’nde nefes alan her ferd için onlara saygı duymak zorunda. Süregelen mücadeleleri kolay bir uğraş değil, bunu görmemiz gerekiyor. Onlarca cinayet, kaçak imalat, tecavüz, istismar.. hepsinin savaşçısı onlar çünkü. Sözlerimi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Polis teşkilatı için söylemiş olduğu sözü ile bitiriyorum.

“Herkes iyi biliyor ki ve bilmelidir ki ;Polis, jandarma kuvvetleri vatandaşlara huzur ve sükun temin eden, Cumhuriyetin kanunlarına ve medeniyet düşmanlarına karşı kullandığı bir kalkandır. Binaenaleyh, Cumhuriyet kanunlarına, memleketin huzur ve asayişine karşı gelebilecek ve vatandaşların hürriyetlerine tecavüz edecek her şerrin kafası behemehal bu kalkana çarpmalı ve parçalanmalıdır” Bu kalkan Emniyet teşkilatımızdır.

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here