İnsan Ne İçin Yaşar ?

Dünyada sekiz milyon yedi yüz bin canlı türü bulunmaktadır, henüz daha bir çoğunun adı bile konulmamış ve tehlike altındadır. Bu canlı türlerinden 7.442 milyarı insandır.

 

Anatomik olarak 200.000 yıl önce Afrika’da ortaya çıkmış ve modern davranışlarına 50.000 yıl önce kavuşmuştur. İnsanı diğer varlıklar ile karşılaştırdığımız da bir çok farklı özelliği olduğunu görüyoruz. İnsan akıllı, düşünen, bilen, irade  sahibi, özgür, sorumlu ve inanan bir varlıktır. Bütün bu özelliklerden dolayı insan diğer canlılardan farklı ve varlıklar arasında seçkin bir yere sahiptir.

 

 

“Bu dünyada bir dev var. Bu devin öyle kolları var ki, hiç güçlük çekmeden bir lokomotifi kaldırabilir. Bu devin öyle ayakları var ki, günde binlerce kilometre koşabilir. Bu devin öyle kanatları var ki, bulutlar üzerinde, kuşların çıkamadığı yüksekliklerde uçabilir. Bu devin öyle yüzgeçleri var ki, su altında balıklardan daha iyi yüzebilir. Bu devin öyle gözleri ve kulakları var ki, görülmeyenleri görür, başka bir kıtada konuşulanları işitir. Bu dev o kadar güçlüdür ki, dağları delip geçer ve doludizgin akıp giden suları durdurur. Bu dev, yeryüzünü istediği gibi değiştirir; ormanlar diker, denizleri birleştirir, çölleri sular. Kimdir bu dev? Bu dev insandır. “

 

Dünden bu güne insan hakkında binlerce araştırma yapılmış, Farklı bir çok tanıma ulaşılmıştır. İnsan,  kendisine bir mânâ vermeye çalışan tek mahlûktur.

İnsan;
• Tıpta : Fizyolojik bir yapı,
• Sosyolojide : Toplumun bir üyesi,
• Psikolojide : Farklı bir benlik sistemi ve yaratıcılığın unsuru,
• Ekonomide : Sistem içinde bir birim,
• Teolojide : Tanrının yarattığı en mükemmel canlı,
• Antropolojide : Kültürün işlediği bir varlık, olarak belirlenmektedir.

 

 

Ne zaman doğduğumuzu biliyoruz, annemizin ve babamızın ne zaman doğduğunu da. Cumhuriyetin ne zaman kurulduğunu da. Peki ya nasıl varolduğumuzu , insanı neyin insan yaptığını biliyor muyuz? Bu durumda insanın nasıl var olduğunu da sormak çok mantıklı oluyor.

Bilim adamlarının kendilerine sordukları 3 önemli soru var;

-Neden ayakta yürüyoruz?

-Neden diğer hayvanlar gibi kürkümüz yok?

-Beynimizi nasıl bu kadar geliştirebildik?

Bilim adamları bu soruları yanıtlamaya çalışarak,bu yapbozu birleştirmeye çalışıyorlar.

 

 

Homo-sapiens  diye bildiğimiz insana benzeyen hayvanlar 7 milyon yıl önce evrim geçirerek insana dönüştükleri söyleniyor. Bu geçen 7 milyon yılda 20 farklı insan türü vardır. Bu 20 türün hepsinin soyu tükendi, biz hariç. Atalarımız Afrika’ 3 veya 4 milyon yıl kalarak değişime uğradılar. Bu yıllar içinde iki ayak üzerinde yürümeyi öğrendiler.

Bizden bir önceki nesil olan neandertallar, bizden çok çok daha güçlülerdi bir homo-sapiens ile karşı karşıya geldiklerinde Homo-sapiens yenilirdi. Neandertallar’ın bir eksiği vardı, Homo-sapiens gibi birliği sağlayıp, beraber hareket edemiyorlardı. Binlerce Homo-sapiens bu şekilde son nesil olmayı başardı. Bu durumda insanın en belirgin özelliği birlik olmasıydı.

Ve insan aniden ortaya çıktı… Çok uzun olmayan bir süre önce bir gün bu garip , türdeşlerinin arasından sivriliverdi. Kendisini doğanın dışına çekip kontrolü altına alarak ona üstün geldi ve doğanın biçimini değiştirdi. İkili yaşamı, aileyi, toplumu keşfetti. Ve de iktidarı, aşkı, savaşları..

 

İNSANIN BENLİĞİ, SEVGİSİ VE ZAAFLARI

 

 

İnsan, biyolojik olarak evrimin son noktasıdır. Buna karşıt, en savunmasız ve kavraması güç bir varlıktır. Savunmasız dememin amacı insan duygularına güvenir,karşılarına duydukları güven bazen en savunmasız silahları olabilir. Hayvanlar iç güdüsel hareket eder, yapılarına bu kodlanmıştır. Genetiklerin de ne varsa, hayatta kalmalarını sağlayan neyse onu yaparlar. Keyiflerine göre hareket edemezler. İnsan için bu durum farklıdır, yaşamlarını sürdürmek için zamanla edindikleri tecrübeleri kullanırlar. Fakat elbette bu özellik yanıltıcı olabilir. Örneğin tanıştığınız insan usta bir oyunculuk yeteneğine sahip ise nasıl birisi olduğundan emin olamazsınız. Kendini nasıl tanıtırsa onu öyle tanırsınız.

Stefan Zweig “Bir Kadının 24 Saati” adlı eserinde aslında insanın zayıf yönlerine ne kadar da güzel değinmiş. Kitapta, kısaca, kumar bağımlısı bir insana yardım etmeye çalışan iyi niyetli bir hanımefendi ve onu feci şekilde yüz
üstü bırakan kumar bağımlısı anlatılıyor.

İnsanların kolay kandırılabileceklerini, çok ani duygu değişimleri yaşayabileceklerini, kolayca güvenebilip kolayca yüzüstü bırakılabileceklerini gözler önüne seriyor.

24 Saat içinde, yaptığı seçimler, güvendiği kişiler yüzünden bir kişinin hayatı ne kadar değişebilir?

Başta da değindiğim gibi, insan kandırılmaya müsait bir varlıktır. Bunun yanı sıra bağlanmaya da çok açıktır. Kandırılma durumu, çoğu zaman insanın bir diğer zayıflığı olan iyilik duygusundan faydalanılarak meydana gelir.

Yaşantımız da edindiğimiz tecrübeler zamanla amacımıza yön verir. Yanıldığımız olaylar,sevinçlerimiz ve hüzünlerimiz bizi biz yapan niteliklerdir.

İşte bu yüzden en zayıf benliğimiz, yaşanmışlıklarımızdır. Bazen içimizdeki iyilik duygusu ağır basar ve kendimizi ele veririz, bir şeyler yapmamız gerektiğini hissederiz. Burada iki seçeneğiniz vardır. Ya bir risk alıp karşıdakinin iyiliğinizi hak ettiğini düşünür ve yardım edersiniz ya da biraz daha garantici bir yaklaşımla iyilik yapmamayı seçersiniz. İkinci seçenek garanti olmasına karşın aklınızda hep seçmediğiniz ve seçseydiniz neler olacağını merak ettiğiniz bir yol olarak kalacaktır. İnsanı en çok yaralayan şeylerden biri belki de yaptıklarının karşılığını alamamak, boşa kürek çektiğini fark etmektir.

Tatlı bir dil bazen rasyonel düşünmenin rafa kalkmasına sebep oluyor ve ani fikir değişimleri gerçekleşiyor. İnsan bu tür  durumlarda eski düşüncelerini hemen çöpe atıyor ileride çok önem taşıyacak kararları aniden verebiliyor.

“Tutkuları ve zaafları olan bir insan olduğunuzu asla unutmayın, yoksa size acı bir şekilde hatırlatır…”

Bu Yazıyı Okuyanlar Bunları da Okudu . . .

Share
Web sitemizden yazı kopyalayıp, başka platformlarda yayınlamak telif suçu kapsamında cezalandırılacaktır. Web Sitemize Hoş Geldiniz.Twitter Takip Edilesi Hesaplar >> @tarihnedio , @SerhatOner24

İnsan Ne İçin Yaşar ?” için 3 yorum

  • 22 Ocak 2018 tarihinde, saat 11:06
    Permalink

    Eșslz , yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

    Yanıtla
  • 22 Ocak 2018 tarihinde, saat 17:36
    Permalink

    Teşekkür ederim 🙂

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll Up