İnsan Acı Çekmekten Korkmalı Mı?

0
16

İnsan acı çekmekten korkmalı mı yoksa o acıyı sonuna kadar yaşamaya cesaret mi etmeli?

Ne büyük bir çıkmazdır bu soru. Sonuçta hangi insan acı çekmek ister değil mi? Hangi insan yüreğine tutuklu kalan o ağırlığı taşımak ister? Günlerce kafasında sorularla dolaşmak, ne tarafa dönse çıkmaz sokağa çıkmak… Ne büyük bir çaresizliktir bu!

Biz insanlar çok değişik karakterlere ve ruh hallerine bürünebiliyoruz. ”Yeter” diyoruz ama o acıyı bırakmaya çalışmıyoruz.  Acıyı sevmiyoruz, onu yaşamaktan korkuyoruz fakat bir kere gelen acıyı da sinemize gizleyerek yakasını bırakamıyoruz. Kısacası çelişkiler arasında kendimizi kaybediyoruz.

Bir acı yerleşiyor sinemize, paramparça oluyoruz. Sonra bir acı daha geliyor misafirliğe, davet beklemeden paldır küldür dalıyor yüreğimize. Böyle böyle derken henüz birinden kurtulamamışken yüzlerce ağırlığı yükleniyoruz. En sonunda ise ‘’vur, bir de sen vur’’ diyerek büyük bir boşvermişlik hissi içinde debelenip duruyoruz.  Fark etmeden tüm acıları ‘’bitsin artık’’ diyerek yüreğimize buyur ediyoruz.

Oysa ki yaşadığımız hayatın olağanlarından biri de acıdır. Tüm yüklerin altında ezilen bir insan iki saniyelik tattığı mutluluğu bile avucunun içinde sıkarak sahiplenmeye çalışır. O iki saniyelik mutluluğun kıymetini biz fark etmeden kalbimiz sessiz bir şekilde baş tacı eder, kıymetini bilir. Sonra ise dünyanın dertlerini öyle bir sinemize çekeriz ki bir bakmışız mutluluk, bir günlük ömrü olan kelebek misali uçup gökyüzüne karışmış. Bize kalan cümleler ise ‘’zaten mutluluk bizi bulmaz’’ olur. Biz insanlar bazen kafamıza taktığımız şeyler yüzünden o kadar şey kaçırmış oluruz ki… Bir köşeye geçerek hayatın yanımızdan geçip gitmesini bakan ama görmeyen gözlerle izlemeye başlarız.

Bilmiyoruz kıymetli dostlarım. Çoğu zaman yaşamayı beceremiyoruz. Sinemize gizlenen her gölgeden arkamıza bakmadan kaçmaya çalışırken içine daha fazla gömülüyoruz. Oysa bize sunulan duyguları dibine kadar yaşamak ne kadar zor olabilirdi ki?

Acı mı çekiyoruz? Sonuna kadar çekelim.

Mutlu mu oluyoruz? Sonuna kadar mutlu olalım.

Özlem duygusu içinde yanıp kavruluyor muyuz? Geriye küllerimiz bile kalmayacak şekilde yanalım.

Çünkü tüm bunlar bizi ‘’insan’’ yapan yegane şeylerdir. Tüm bu duyguların kıymetini bilmek gerekir. Biz acının kıymetini bilelim ki, arkasından gelecek mutluluğa hak ettiği değeri verebilelim. Biz özlem duygusunun içinde küllerimiz rüzgarda savrulana yakar yanalım ki, arkasından gelecek kavuşma anını başımıza taç edelim.

Acı kendisini kabullendirir, mutluluk geçip gider, vuslat bir gün son bulur. Ama sanmayın ki bu duygular gelip geçer. Kalbimiz kan pompalama devam ettikçe, soluk borumuzdan o nefes çıkmaya devam ettikçe, bunları aynı nakaratta bozulup kalmış bir plak gibi her gün tekrar tekrar yaşayacağız. Biz buna hayat diyoruz. Bu hayatın ta kendisi oluyor.

Yaşıyormuş gibi görünmeyi bir kenara bırakarak gerçekten yaşamaya cesaret etmeliyiz. Hani diyoruz ya ‘’keşke hep çocuk kalabilseydik’’ diye. Önce geçmişin keşkeleri ile yaşamayı bırakmalıyız. Başımıza gelecek her olayı  gözlerimizi kapatarak geçmesini beklemek yerine, kollarımızı açarak ‘’gel’’ demeyi öğrenmemiz lazım.

Sanmayın ki ben tüm bu sözlerimle acıyı benimse, onu sarıp sarmala diyorum. Hayır, tam aksine. Ben diyorum ki acıyı yaşayın fakat zamanı geldiğinde onu serbest bırakmayı bilin. İşte bizlerin yaptığı en büyük hata burada.  Sinenize gizlenen o acıyı yaşamaktan korkarak kilitli kapılar ardına gizliyorsunuz fakat her defasında onu ziyaret etmekten de geri kalmıyorsunuz. Şunu anlayın arkadaşlar, acı sizlere ona sahip çıkmanız için değil, onu misafir ederek zamanı geldiğinde veda etmeniz için verilir. Savaşacaksınız, pes etmeyeceksiniz. O acıyı yaşayacaksınız ve aldığınız dersler için ona teşekkür ederek veda edeceksiniz. Unutmayın ki ‘’her veda bir merhabaya gebedir.’’ Sizler sinenize gizlenen acıya veda etmeyi bilin ki onun arkasından gelecek olan mutluluğa merhaba diyebilin. Sonra o mutluluğa da veda etmeyi bilin ki onun arkasından gelen başka bir acı onu sizden koparıp almasın.

Çünkü her zaman olacak şey budur. Biri gider diğeri gelir. Siz yeter ki gelecek olana fırsat tanımadan elinizdekine veda etmeyi öğrenin. Siz yeter ki önce o acıyı dibine kadar yaşayacak, sonra da ona veda edebilecek kadar cesaretli olun.

Fatmanur Dereköylü
En Son 3 Yazısı Aşağıdadır . . . (Tüm Yazılarını Görüntüle)

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here