İngiliz futbol liginde ilk maç oynandı.

0
50

İlk futbol ligi kuruluyor

İngiliz futbol liginde ilk maç 8 Eylül 1888’de oynandı. Oyunculara para ödenmesi, o dönemde sayıları limitli olan iyi oyuncuları kulüplerin kadrolarına almak için ciddi bir rekabet oluşturuyor ve Kulüplerin giderlerini önemli oranda yükselten bu ani maliyet artışı, maçların kalabalık bir seyirci kitlesi önünde her hafta sonu organize bir şekilde oynanmasını bir zorunluluk haline getiriyordu.
Aston Villa, Derby County, Notts County, Stoke, West Bromwich Albion, Wolverhampton Wanderers, Accrington, Blackburn Rovers, Bolton Wanderers, Burnley, Everton ile Preston North End, gelirlerini artırmanın yollarını tespit etmek üzere Nisan 1888’de biraraya geliyorlar ve farklı alternatiflerin masaya yatırıldığı toplantılar neticesinde bu birliktelikden Eylül 1888’de, Dünyanın ilk futbol liginin kurulması kararı çıkıyordu. Bundan sonra, Futbol Ligini oluşturan 12 takımdan her birinin, biri kendi, diğeri ise rakip sahada yapacağı maçlar devreli bir lig içerisinde haftasonları oynanacaktı.


İlk lig şampiyonluğunu namağlup kazanan Preston North End (1888-89 sezonu)

Preston’un taktiğini çözen ve daha yüksek bütçelere sahip olan Derby County, Everton, Sunderland ve Aston Villa gibi futbol kulüpleri Preston’un kadrosundaki futbolcuları takip eden yıllarda transfer edecekler ve Preston bundan sonra lig şampiyonluğunu bir daha kazanamayacaktı.

1891-92 sezonunda İngiliz Futbol Ligi, 14 takıma çıkıyor, artık oyunun sahadaki tek hâkimi haline gelen hakemlere yardımcı olmak üzere yan hakemler oyuna dahil oluyor ve ceza sahasında yapılan kusurlu hareketlere ceza olarak penaltı kavramı doğuyordu. Bununla birlikte hakemleri kandırmaya yönelik hileler de ilk defa yeşil sahalardaki yerini alıyordu.

1892-93 sezonunda lig sayısı 2’ye çıkıyor, orijinal lig Division 1 (1. Lig) olarak adlandırılarak takım sayısı 16’ya çıkarken klasman olarak altında kurulan lig Division 2 (2. Lig) adıyla 12 takımla oynanmaya başlanıyordu. 1893-94 sezonunda 2. Lig 15 takıma çıkarılıyor ve takip eden yıllarda dünyada kitleleri peşlerinden sürükleyecek Arsenal, Liverpool ve Newcastle United gibi kulüpler ilk defa liglerde yer almaya başlıyorlardı. 1898-99 sezonunda ise her iki lig de 18’er takıma çıkıyor ve 2 lig arasında küme düşme ve çıkma karara bağlanarak, 2. ligin ilk 2 takımı, bir sonraki sezon 1. ligin son 2 takımının yerini alıyorlardı. İngiliz Futbol Ligi’nin kurulduğu 1888 yılından 1899’a kadar geçen süre içerisinde, 5 kere şampiyon olan Aston Villa, ligin ilk yıllarının en başarılı takımı olarak dikkat çekiyor, 1900-1901 sezonunu ise Division 1’in sona ererek yerini Premier Lig’e bırakacağı 1991-92 sezonuna kadar bu unvana toplam 18 kere sahip olarak rekor kıracak Liverpool futbol takımı ilk defa şampiyon olarak bitiriyordu.


Futbol dünyaya yayılıyor

İlk Futbol Ligi’nin etkisi, o dönemde İngiliz İmparatorluğu’nun dünyaya egemen olan gücünün de kapsama alanıyla İngiltere’den diğer bölgelere dalga dalga yayılıyor, 1889 yılında İngiltere dışında ilk futbol ligi Danimarka’da oynanmaya başlanıyor, bunu 1892’de Arjantin ligi takip ediyordu. 1893’te İtalya’nın ilk futbol kulübü Cenova, 1898’de ise İspanya’nın ilk futbol kulübü Athletico Bilbao kurulacak ve bu oluşumu Avrupa’nın önde gelen ülkeleri olan Fransa, Almanya, İspanya, Hollanda ve Belçika’da art arda kurulan onlarca kulüp büyük bir heyecanla takip edecekti.

Futbol takımlarının kuruluşu, ülkelerin futbol federasyonlarının da kurulmasına ön ayak olacak, 1889 yılında kurulan Hollanda ve Danimarka federasyonlarını, sırasıyla 1891’de Yeni Zelanda, 1893’te Arjantin, 1895’te Şili, İsviçre ve Belçika, 1898’de İtalya, 1900’de Almanya ve Uruguay ve 1901’de Macaristan izleyeceklerdi.

Futbolun ülkelere hızla yayılmasıyla birlikte, futbol takımlarının kurulmasıyla uluslararası maçlar da oynanmaya başlıyor, “milli takımlar” ortaya çıkıyordu. Birleşik Krallık’ı oluşturan ülkeler İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler arasında 1884’te dünyanın ilk uluslararası futbol turnuvası “Home Championship” (Vatan Şampiyonluğu) adı altında düzenlenecek ve bu turnuva 1984’e kadar tam 100 yıl varlığını sürdürecekti.

Avrupa’da olduğu gibi futbol dünyada da hızla gelişmeye başlıyor ve Avrupa dışında kayıtlara geçen ilk futbol maçı 1867’de ülkedeki demiryollarını inşa eden İngiliz işçilerinin katılımıyla Arjantin’de oynanıyordu. Günümüzde ön plana çıkan birçok futbol kulübünün geçmişine bakıldığında, İngiliz vatandaşlarının kuruluşlarındaki etkileri görülmektedir. Bunun en güzel örneği ise Brezilya’daki Corinthians FC’dir. Kökeni Londralı amatör bir futbol takımı olan Corintians’ın oyuncuları, İngiliz Futbol Ligi ve FA Kupası’na dahil olmaktansa, Amatör Futbol Federasyonu’na üye olmayı tercih etmişler ve dünyayı dolaşmaya karar vererek, Brezilya’nın Sao Paulo kentindeki bir grubu etkilemeyi başarmışlardı. Bu güzel oyuna hemen âşık olan küçük ama tutkulu grup, 1910’da kendilerine “Corinthians Paulista Spor Kulübü” adını verecekler ve yıllar içerisinde Güney Amerika’nın ve dünyanın en önemli kulüplerinden biri haline geleceklerdi.

FIFA kuruluyor

21 Mayıs 1904’te Fransız Futbol Federasyonu’nun Paris’teki merkezinde “International Federation of Association Football-Uluslararası Futbol Federasyonu” (FIFA) kuruluyor ve Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç ve İsviçre, 7 kurucu ülke olarak bu ilk uluslararası futbol organizasyonunda yerlerini alıyorlardı. Almanya hemen FIFA’ya katılırken, futbolun mucidi İngilizler başta bu yeni oluşumun dışında kaldıklarından, FIFA’ya soğuk yaklaşıyorlarsa da bu uluslararası organizasyona 1905’te dahil oluyorlardı. 1912’ye gelindiğinde FIFA’ya üye ülke sayısı 25’e çıkıyor, futbola ara verilmek zorunda kalınan 1. Dünya Savaşı sonrasında, 1925’te FIFA’nın üye sayısı 36’ya çıkıyordu.

 

Endüstrinin ilk emareleri…

Futbolun kitlelere yayılarak yoğun ilgiyle takip edilmesi neticesinde, güzel oyun yavaş yavaş kendi endüstrisini de yaratıyor, transfer edilen profesyonel futbolcular, parayla seyredilen futbol maçları gibi ekonomik güç muhteva eden yapılanmalardan sonra, İngilizler 1920’de lig maçlarını tahmin ederek bahse girmek üzerine kurulmuş ilk spor toto uygulamasını Birmingham’da başlatacaklardı.

28 Mayıs 1928’de Amsterdam’da toplanan FIFA Kongresi’nde dönemin FIFA Başkanı Jules Rimet’in rüyası gerçekleşiyor ve ilk Dünya Kupası’nın düzenlenmesine karar veriliyordu. Futbolu dünyaya armağan eden İngilizler, FIFA’ya karşı uyguladıkları boykot nedeniyle FIFA tarafından ilk dünya kupasına davet edilmiyorlar ve bu durumunda etkisiyle ilk dünya kupası 1930’da Uruguay’da düzenleniyordu. 1930’da üye sayısı 41 olan FIFA’nın düzenlediği ilk dünya kupasına, 4’ü Avrupa (Fransa, Belçika, Romanya, Yugoslavya) ve 9’u Amerika (Brezilya, Arjantin, Peru, Uruguay, Şili, Bolivya, ABD, Meksika ve Uruguay) kıtasından olmak üzere toplam 13 milli takım katılıyor, finalde Arjantin’i 4-2 yenen Uruguay ilk dünya kupasını 93 bin seyirci önünde kaldırıyordu.

 

İlk dünya şampiyonluğunu Uruguay milli takımı kazandı (1930)


Mitropa Cup

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı sonrasında dağılmasıyla birlikte, Orta Avrupa’nın birçok ülkesinde profesyonel futbol ligleri kuruluyor ve uluslararası bir kulüp turnuvasının yeni kurulan profesyonel takımları finansal açıdan destekleyeceği fikrinden yola çıkılarak, “Mitropa Kupası” ilk defa 1927’de oynanmaya başlanıyordu. İlk yıl turnuvaya Avusturya, Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya’dan 2 futbol takımı katılıyor ve kupayı AC Sparta Prag kazanıyordu. 1929’da Yugoslav takımlarının yerini İtalyanlar alıyor, 1934’te ise turnuvaya katılım her ülkeden 4 takıma çıkarılıyordu. Sonraları Mitropa Kupası’na İsviçre ve Romanya da katılıyor ve 2. Dünya Savaşı nedeniyle 1940-50 arası turnuvaya ara veriliyordu. 1951’den itibaren “Zentropa Kupası” adı altında tekrar oynanmaya başlayan tunuva, Avrupa futbol kulüpleri arasında yeni turnuvaların düzenlenmesiyle birlikte statüsünü kaybederek katılımcı sayısı azalsa da 1992 yılına kadar varlığını sürdürüyordu.

2. Dünya Savaşı sonrasında, Mitropa Kupası’na katılımın azalması yeni bir turnuvanın düzenlenmesine ön ayak oluyor ve Fransa, İtalya, İspanya ve Portekiz’in futbol takımları “Copa Latina” (Latin Kupası) adı altında maçlar yapmaya başlıyorlardı. Katılımcı ülkelerin kendi liglerinin sona ermesinden sonra, her ülkenin şampiyon futbol takımları arasında mini bir turnuva şeklinde oynanan bu kupanın da ömrü fazla uzun olmayacak, 1949 yılında başlayan turnuva 1957’de Avrupa Kupası’nın ortaya çıkışıyla birlikte sona erecekti. 8 yıl süren turnuvada, kupayı ilk şampiyon FC Barcelona 2, son şampiyon Real Madrid 2, AC Milan 2, Benfica 1, Fransız Stade de Reims ise 1 kere kaldıracaklardı.

 

UEFA kuruluyor

2. Dünya Savaşı sonrası milli takımların kozlarını paylaştığı dünya kupaları, 4 yılda bir uluslararası heyecan yaratırken Avrupalılar bu heyecanı her yıl kıtalarında organize bir şekilde düzenlenen turnuvalar vasıtasıyla futbol kulüpleri arasında yaşamak amacıyla, 15 Haziran 1954’te İsviçre’nin Basel şehrinde 25 ülkenin futbol federasyonlarının katılımıyla Union of European Football Associations’ı (UEFA, Avrupa Futbol Federasyonları Birliği), FIFA’nın 6 kıta organizasyonundan biri olarak kuracaklar ve günümüzde 53 ülke federasyonun üye olduğu bu dev organizasyon, Avrupa’da tüm kulüp takımları ve milli takımların aralarındaki maçları, Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası, Avrupa Şampiyonası, Süper Kupa, Avrupa-Güney Amerika Kupası, Intertoto Kupası ve UEFA Kadınlar Kupası gibi uluslararası turnuvalar nezdinde düzenlemekten sorumlu olarak büyük bir maddi güce kavuşacaktı.

Artık, futbol endüstrisinin yavaş fakat emin bir şekilde ortaya çıkması için gerekli zemin oluşmuştu.

 

İlk futbol kuralları

Modern futbolda da geçerliliğini halen koruyan resmi kurallar, 1898’de, 17 başlıkta toplandı. Bunlar sırasıyla:
1. Oyun Sahası 2. Top 3. Oyuncu Sayısı 4. Oyuncu Ekipmanları 5. Hakemler 6. Yan Hakemler 7. Oyun Süresi 8. Oyunun Başlaması 9. Topun Oyun İçi ve Dışında Olması 10. Gol Vuruşu 11. Ofsayt 12. Fauller 13. Frikik 14. Penaltı 15. Taç 16. Kale Vuruşu ve 17. Korner olmak üzere 17 ana başlık altında toparlanıyordu.

 

Televizyon gelirleri göz kamaştırınca Şampiyonlar Ligi‘nin ömrü uzadı

Modern futbolun geldiği noktayı analiz edebilmek için futbolun tarihsel gelişimini anlatmaya başladığımız son 2 yazıda, Antik Yunan’daki köklerinden, beşiği olan İngiltere’de 20. yüzyılda şekillenen evrelerinden bahsetmiştik. Bugün ise UEFA’nın kuruluşundan günümüzdeki endüstriyel futbolun oluşumuna kadar yaşanan sürecin ana kilometre taşlarını irdeleyeceğiz.

2. Dünya Savaşı sonrası milli takımların kozlarını paylaştığı dünya kupaları, 4 yılda bir uluslararası heyecan yaratırken Avrupalılar bu heyecanı her yıl kıtalarında organize bir şekilde düzenlenen turnuvalar vasıtasıyla futbol kulüpleri arasında yaşamak amacıyla 15 Haziran 1954’te İsviçre’nin Basel şehrinde 25 ülkenin futbol federasyonlarının katılımıyla Union of European Football Associations-Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’ni (UEFA), FIFA’nın 6 kıta organizasyonundan biri olarak kuracaklar ve günümüzde 53 ülke federasyonunun üye olduğu bu dev organizasyon, Avrupa’da tüm kulüp takımları ve milli takımların aralarındaki maçları, Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası, Avrupa Şampiyonası, Süper Kupa, Avrupa-Güney Amerika Kupası, Intertoto Kupası ve UEFA Kadınlar Kupası gibi uluslararası turnuvalar nezdinde düzenlemekten sorumlu olarak büyük bir maddi güce kavuşacaktı.

 

İlk gece maçı 1953’te

1953 yazında İngiliz Wolverhampton Wanderers (Wolves) futbol takımının stadına oyunun tarihinde ilk defa projektörler kuruluyor ve seyircilerin maça olan ilgileri ile futbolcuların ışıklar altında performanslarını test etmek üzere bu statta üst üste İngiliz olmayan futbol takımlarıyla maçlar oynanıyor, bunlardan Macarların Honved takımıyla oynanan ve Wolves’in 3-2 galibiyetiyle sonuçlanan maç futbol tarihinde ilk defa BBC tarafından “canlı” olarak televizyondan yayımlanıyordu. O tarihlerde “efsane” olarak tanınan Macar milli takımına üst üste yenilen İngiliz milli takımının verdiği acının da etkisiyle İngiliz gazeteleri bu galibiyeti nedeniyle Wolves’u dünyanın en iyi futbol takımı olarak lanse etmeye başlıyorlar ve bu abartılı görüş başta Fransızlar olmak üzere Avrupa’nın diğer gazeteleri tarafından yüksek sesle eleştiriliyordu.

 

Şampiyon Kulüpler Kupası

UEFA, kuruluşuyla birlikte Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin mücadele edeceği prestijli bir kupa organize etmek üzere çalışmalarına başlayacak ve UEFA’nın 2 Mart 1955’te Viyana’da düzenlenen ilk kongresinin hemen akabinde, işin garip tarafı kendi girişiminin dışında gelişen bir uluslararası turnuva fikrini kısa bir sürede hayata geçirme başarısını gösterecekti.

Fransız spor gazetesi L’Equipe, “Avrupa’nın en iyi futbol takımını belirlemenin zamanı geldi” sloganıyla bir turnuvanın detaylı bir projesini hazırlıyordu.
2 Mart 1955’teki ilk UEFA kongresini fırsat bilen L’Equipe gazetesinin temsilcileri, Avrupa’da futbolun düzenleyicisi konumuna gelmiş bu yeni organizasyona, kendi dizayn ettiği Avrupa Kupası fikrini benimsetmeye çabalıyorlardı.

L’Equipe gazetesi tarafından geliştirilen “Avrupa Kupası” projesinde, turnuvaya katılan takımların ülkelerinin şampiyonları olması öngörülmüyor ve izleyicilerin ilgisini en üst düzeyde çekecek reputasyon’a sahip futbol takımlarının turnuvaya davet edilmesi düşünülerek o dönem Avrupa’nın önde gelen 18 futbol takımının temsilcileri turnuvanın kurallarını tespit etmek üzere 2-3 Nisan 1955’te Paris’e davet ediliyorlardı. Bu Kulüpler: Rot-Weiss Essen (Almanya), Chelsea FC (İngiltere), SK Rapid (Avusturya), RSC Anderlecht (Belçika), KB Kopenhag (Danimarka), Hibernian FC (İskoçya), Real Madrid CF (İspanya), Stade de Reims (Fransa), Flamengo (Hollanda), Honvéd SE (Macaristan), AC Milan (İtalya), Sporting CP (Portekiz), 1. FC Saarbrücken (Almanya), Malmö FF (İsveç), Servette FC (İsviçre), TJ Sparta Prag (Çekoslovakya), FK Dinamo Moskova (SSCB), FK Partizan (Yugoslavya).

Paris’teki toplantı büyük bir başarı elde ediyor ve modern futbol endüstrisinin ilk ayak sesleri eşliğinde Avrupa Kupası turnuvasının ilk gelirlerinin paylaşım modeli ortaya çıkıyordu.

 

Gelir nasıl paylaşıldı

Fransızların teklifine göre, her maçın gelirinden lokal vergiler, statların kirası (o tarihlerde bazı ülkelerde statların sahibi kulüpler değil belediyelerdi, Türkiye’de durum halen bu şekilde devam etmekte!), organizasyon ile hakem masrafları ve misafir takım için 1.000 ABD Doları düşülecek ve geri kalan gelirin; 1) Yüzde 5’i ev sahibi takımın Futbol Federasyonu’na; 2) Yüzde 60’ı ev sahibi takıma; 3) Yüzde 30’u oynadıkları maç sayısına bağlı olarak tüm katılımcı takımlar arasında paylaşılmak üzere bir havuza; 4) Yüzde 5’i ise organizasyonun masraflarına ayrılacaktı.

Sonuç olarak, o tarihlerde Avrupa’nın en büyük statlarından birine sahip olan Real Madrid FC’nin Başkanı Santiago Bernabeu’nun, kendi stadının seyirci kapasitesinin maksimize edeceği gelirleri kulübüne yontmak yerine rekabeti güçlendirmek adına ortaya attığı fikri kabul görecek ve her maçın gelirinin her 2 takım arasında eşit olarak paylaşılmasına karar verilecekti.

Avrupa’nın önde gelen kulüp temsilcilerinin kararlarına uymayı ilk önce reddederek, L’Equipe gazetesi tarafından dizayn edilen “Avrupa Kupası”nı oyunun kurallarını kendi koymadığı için organize etmeyi istemeyen UEFA, alternatif bir turnuva hazırlığına girişecek ve her yıl uluslararası fuar düzenleyen Avrupa şehirlerinin belediyelerinin önerisiyle bu şehirlerin futbol takımlarının katılacağı ve tüm masrafları belediyeler tarafından ödenecek bir turnuva düzenlemek amacıyla 10 Nisan 1955’te Basel’de, UEFA temsilcileri ve belediye meclislerinin katıldığı bir toplantıda “Inter-Cities Fairs Cup-Fuar Şehirleri Kupası” adı altında yeni bir Avrupa turnuvası oluşturacağını açıklayacak ve bu turnuvaya Barselona, Basel, Birmingham, Brüksel, Budapeşte, Stockholm, Frankfurt, Lozan, Leipzig, Londra, Milan, Moskova, Paris, Viyana ve Zagreb şehirlerinin muhtelif futbol takımlarının katılacağını duyuracaktı.

 

FIFA devrede

Avrupa’da işlerin iyice karıştığını anlayan FIFA, dünya futbolundaki en yüksek karar verici organ olan “direktörler komitesi”ni 7 Mayıs 1955’te Londra’da acil olarak toplayacak ve Avrupa futbolundaki kaotik durumu şekle sokmaya çalışacaktı. Bu acil toplantıdan, 3 farklı “Avrupa turnuvası”nın başlangıcının resmi olarak kabul edilmesi kararı çıkacak ve bu 3 turnuva; L’Equipe gazetesinin turnuvası, Fuar Şehirleri Kupası ve daha önceki yazımızda anlattığımız Mitropa Kupası olacaktı. L’Equipe gazetesinin turnuvasının organize edilebilmesi için ise FIFA; 1) katılan takımların kendi ülkelerinin futbol federasyonları tarafından onaylanmaları; 2) turnuvanın UEFA tarafından organize edilerek denetlenmesi; 3) “Avrupa Kupası” orijinal unvanının gelecekte Avrupa ülkelerinin milli takımları nezdinde oynanması muhtemel olan turnuvalar için rezerve edilmesi ve bu nedenle L’Equipe gazetesi turnuvasının “Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası” adı altında organize edilmesi şartlarını getirecekti.

 

Endüstrinin ilk galipleri

17 Mayıs 1955’te Madrid’de toplanan, yeni kurulan “Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Yönetim Komitesi”, FIFA’nın turnuva için ortaya koyduğu şartları kabul ediyor ve UEFA Başkanı Danimarkalı Ebbe Schwartz’ı kendilerine katılmak üzere davet ederek turnuvaya katılacak takımları ve maç tarihlerini kesin olarak belirliyorlardı. 21 Mayıs’ta UEFA temsilcileri ve yönetim komitesi Paris’te bir araya geliyorlar ve UEFA, bu yeni doğan ve daha sonra “Şampiyonlar Ligi” haline gelecek bu önemli organizasyonu alınan kararları uygulayacak şekilde organize etme görevini üstleniyordu.

Kısa bir sürece sığdırılan bütün bu gelişmeler neticesinde, “Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası”, dünyanın en prestijli turnuvası olarak yeşil sahalarla ilk kez 4 Eylül 1955’te buluşuyor ve Lizbon’da Sporting CP ve FK Partizan arasında oynanan ilk maç 3-3 sona eriyordu.

Kurmuş olduğu kendine has başarılı modeliyle ayrı bir yazı konusu olacak olan Real Madrid CF, gösterdiği üstün performansla sadece ilk Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonu olarak kalmayacak; 5 sene üst üste, Avrupa’daki tüm kulüplerin hayallerini süsleyen bu prestijli kupayı kaldıracak ve 1955 yılından, bugüne kadar toplam 9 kere bu onuru yaşayacaktı. Her biri modelleri açısından ayrı yazı konularımızı oluşturacak olan FC Bayern Münih, AFC Ajax, FC Barcelona, Liverpool FC ve AC Milan ise bu turnuvanın tarihinde önemli başarılara imza atacak diğer büyük takımlar olacaklardı.

 

Şampiyonlar Ligi

Yıllar içerisinde yüksek izleyici sayısıyla özellikle televizyonların Avrupalı evlerde yaygınlaşmasına ön ayak olan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası, naklen yayın gelirlerinin inanılmaz boyuttaki artışıyla futbolun büyük bir endüstri haline gelmesine de zemin oluşturmuştu. İlk dönemlerinde turnuvanın doruğa çıktığı an, 1960 yılında Glasgow’da oynanan finalde, Real Madrid’in Eintracht Frankfurt’u 7-3’lük skorla hezimete uğrattığı maç oluyor ve maçı BBC naklen yayımlarken Avrupa’da bir futbol final karşılaşmasını statta izleyen seyirci sayısı 135.000 kişiyle günümüzde bile halen geçerliliğini koruyan rekor olarak tarihteki yerini alıyordu.

Gezegenin bu en önemli ve prestijli turnuvasındaki ana değişim noktası 1992/93 sezonunda yaşanacak ve bu tarihe kadar eleme usulüyle oynanan kupanın ismi “Şampiyonlar Ligi” olarak değiştirilerek eleme maçlarından önce takımların 4’erli gruplarda biri kendi, diğeri rakip sahada olmak üzere toplam 6 maç yapacağı adeta bir mini lig halini alacaktı. Ayrıca turnuvada toplam 8 grup oluştuğundan, Şampiyonlar Ligi birkaç yıl içerisinde 8 takımdan 32 takıma çıkacak ve gerçek bir Avrupa Ligi haline gelerek hem salı hem de çarşamba akşamları oynanmaya başlanarak izleyici sayısını artıracaktı.

 

UEFA Kupası oluyor

FIFA’nın almış olduğu kararla Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası‘ndan bir yıl sonra 1956’da düzenlenmeye başlayan Fuar Şehirleri Kupası’nın ömrü kısa sürüyor ve FC Barcelona ilk şampiyon olarak tarihe adını yazdırıyordu. 1971’de UEFA, Fuar Şehirleri Kupası’nın organizasyonunu kendi üzerine alıyor ve “UEFA Kupası” adı altında turnuvanın formatını yeniden düzenliyordu. Ülkelerin puanlarını dikkate alarak her yıl yapılan sıralama hesaplamalarına göre ülke şampiyonlarının ve kendi liglerini ülke sıralaması izin verdiği takdirde 2., 3. ve 4. bitiren takımların direkt veya ön eleme turlarında başarılı olduktan sonra katılma hakkını elde ettiği Şampiyonlar Ligi’nden sonra, Avrupa’nın 2. önemli futbol turnuvası haline gelen UEFA Kupası’na kendi liglerini ön sıralarda bitiren takımlar katılıyordu.

Varlığı sona eren Fuar Şehirleri Kupası’nı kalıcı olarak müzesine götürecek takımı belirlemek için turnuvanın ilk şampiyonu FC Barcelona ve son şampiyonu Leeds United arasında play-off maçları yapılacak ve FC Barcelona UEFA Kupası’nın babası olan Fuar Şehirleri Kupa’nın daimi sahibi olacaktı. 1971-72 sezonundaki ilk UEFA Kupası, Tottenham Hotspur’a gidecek, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası galibi ve UEFA Kupası galibinin kozlarını tek maçta paylaşacağı ilk “Süper Kupa”yı ise AFC Ajax kazanacaktı.

ligler haricinde oynanan ülke kupalarını kazanan takımlardan oluşan ve adına “Kupa Galipleri Kupası” denilen yeni bir organizasyona UEFA tarafından imza atılacak ve ilk sezonda bu kupayı AC Fiorentina kaldıracaktı. Kupa Galipleri Kupası, 1999-00 sezonundan itibaren UEFA Kupası’na dahil olacak, ülkelerin kupalarının galipleri artık UEFA Kupası’nda mücadele etmeye başlayacaklardı.

 

Sıra Avrupa Kupası’nda

FIFA tarafından 1930 yılından beri organize edilen Dünya Kupası’nın geniş kitleleri peşinden sürükleyen heyecanını artık Avrupa sınırları içine de taşımayı arzu eden UEFA, kurucuları arasında yer alan Fransız Henry Delaunay’ın 1927’de ortaya attığı fikri sonunda realiteye dönüştürüyor ve milli takımların mücadele edeceği bir uluslararası turnuva düzenlemeye başlıyordu. 1958’de 17 milli takım arasında oynanmaya başlayan ve 2 yıl süren eleme maçları sonucunda, 1960’ta Fransa’da düzenlenen ilk Avrupa Kupası turnuvasının finaline sadece 4 takım katılıyor ve Paris’teki finalde Yugoslavya’yı 2-1 yenen SSCB milli takımı ilk Avrupa Şampiyonu unvanını kazanıyordu. 1964’te İspanya’da düzenlenen turnuvayı ev sahibi ülke kazanıyor, 1968’de İtalya’nın ev sahibi ve aynı zamanda şampiyon olduğu turnuva ise ilk defa “UEFA Avrupa Şampiyonası” adı altında oynanıyor ve eleme usulü maçlar yerini günümüzde de geçerliliğini koruyan grup maçlarına bırakıyordu.

Başlangıçta sadece 4 takımla oynanan finaller, 1980’de 8 takıma, 1996’da ise 16 takıma çıkarılıyor ve finallere ulaşabilmek için 48 milli takım 2 sene boyunca grup maçlarında kozlarını paylaşıyorlardı. Avrupa Kupası’nı en fazla kazanan milli takım 1972, 1980 ve 1996 yıllarında Almanya oluyor, onu 2 kere ile Fransa, 1 kere ile ise İtalya, İspanya, Hollanda, Danimarka, Çekoslovakya, SSCB ve son şampiyon Yunanistan izliyordu.

Modern futbolun kodlarını belirlemek için ortaya çıkan İngiltere Futbol Federasyonu’nun kuruluş tarihi olan 1863 yılını, modern futbolun miladı olarak kabul edersek, bu güzel oyun yaklaşık 100 yıllık bir süreçte son 3 yazımızda özetlemeye çalıştığımız şekilde tarihsel gelişmini tamamlamış ve bundan sonraki yazılarımızda kapsamlı olarak inceleyeceğimiz “Futbol Endüstrisi”nin ortaya çıkması için gerekli zemin artık oluşmuştu.


 

You may also like

Share

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here